Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 5124
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| There is a spell for making the suit, | Takım yaptırmasını söyleyen bir büyü var içerisinde. | Asylum-1 | 1972 | |
| The book too must be burned, | Kitapta yakılmak zorunda. | Asylum-1 | 1972 | |
| Don't you see? | Görmüyor musun? | Asylum-1 | 1972 | |
| If you have the book you can show it to the police, | Eger kitap elinde olursa, polise gösterebilirsin. | Asylum-1 | 1972 | |
| tell them what happened, | Onlara ne olduğunu anlat. | Asylum-1 | 1972 | |
| Then they will believe you speak the truth, | Sonra doğruyu söylediğine inanacaklardır. | Asylum-1 | 1972 | |
| What do you know from the police? | Polisler hakkında ne biliyorsun? | Asylum-1 | 1972 | |
| Bruno please, for my sake, | Bruno lütfen, benim hatrım için, | Asylum-1 | 1972 | |
| Then I tell them, | O zaman onlara ben anlatırım. | Asylum-1 | 1972 | |
| We cannot live with murder on our souls, | Bu cinayetle birlikte yaşayamayız. | Asylum-1 | 1972 | |
| Anna, no, no, | Anna, hayır, hayır. | Asylum-1 | 1972 | |
| Oh, help, help, | oh, yardım edin, yardım edin. | Asylum-1 | 1972 | |
| Anna no, | Anna, lütfen. | Asylum-1 | 1972 | |
| Let go of me Bruno! | Bırak beni Bruno! | Asylum-1 | 1972 | |
| No Anna, | Hayır Anna, | Asylum-1 | 1972 | |
| Otto, ahh! | Otto, ahh! | Asylum-1 | 1972 | |
| You must find him, | Onu bulmak zorundasın. | Asylum-1 | 1972 | |
| Somewhere in the city, | Şehirde bir yerde. | Asylum-1 | 1972 | |
| he is alive, | O hayatta. | Asylum-1 | 1972 | |
| I tell you he is alive, | Sana hayatta olduğunu söylüyorum. | Asylum-1 | 1972 | |
| How did it happen? | Nasıl oldu bu? | Asylum-1 | 1972 | |
| You know I can't tell you, not yet, | Sana söyleyemem biliyorsun, henüz değil. | Asylum-1 | 1972 | |
| Not until I've made my choice, | Kararımı vermeden önce söyleyemem. | Asylum-1 | 1972 | |
| Doctor Rutherford's orders, | Doktor Rutherford un emirleri. | Asylum-1 | 1972 | |
| All right, who's next? | Tamam, sıradaki kim? | Asylum-1 | 1972 | |
| A strange case, | Garip hasta, | Asylum-1 | 1972 | |
| a very strange case, | çok garip hasta. | Asylum-1 | 1972 | |
| her name is Barbara, | Adı Barbara. | Asylum-1 | 1972 | |
| How good of you to come, | Gelmen ne güzel. | Asylum-1 | 1972 | |
| You're the lawyer, aren't you? | Avukatsın, değil mi? | Asylum-1 | 1972 | |
| No, I'm sorry, I'm afraid not, | Hayır, üzgünüm, korkarım ki hayır. | Asylum-1 | 1972 | |
| I asked to see a lawyer, | Avukat görmek istediğimi söylemiştim. | Asylum-1 | 1972 | |
| I told you to send for one, | Bir tane göndermelerini söyledim. | Asylum-1 | 1972 | |
| This is Dr. Martin, | Bu Mr. Martin. | Asylum-1 | 1972 | |
| Another doctor, | Başka bir doktor. | Asylum-1 | 1972 | |
| but I'm not ill, you can see that, | Fakat ben hasta değilim, bunu görebilirsin. | Asylum-1 | 1972 | |
| A good lawyer would know that it wasn't my fault, | İyi bir avukat bunun benim hatam olmadığını anlayabilir. | Asylum-1 | 1972 | |
| I haven't accused you of anything, | Seni hiç bişey için suçlamadım. | Asylum-1 | 1972 | |
| All doctors are alike, | Bütün doktorlar aynı. | Asylum-1 | 1972 | |
| How can you be so sure about that? | Bu konuda nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? | Asylum-1 | 1972 | |
| I happen to know a great deal | Sağlık işleri konusunda | Asylum-1 | 1972 | |
| about the medical profession, | çok fazla bilgim var. | Asylum-1 | 1972 | |
| That's interesting, | Bu çok ilginç. | Asylum-1 | 1972 | |
| did you study medicine yourself? | Sağlık sektöründe çalıştın mı? | Asylum-1 | 1972 | |
| Oh, you ask too many questions, | Çok fazla soru soruyorsun. | Asylum-1 | 1972 | |
| That's only because I want to help you, | Çünkü sana yardım etmek istiyorum. | Asylum-1 | 1972 | |
| Then get me out of here, | O zaman çıkar beni buradan. | Asylum-1 | 1972 | |
| It wasn't my fault, | Benim hatam değildi. | Asylum-1 | 1972 | |
| you've got to understand that, | Bunun hakkında yapacak bişeyimin | Asylum-1 | 1972 | |
| I had nothing to do with it, | olmadığını anlamalısın. | Asylum-1 | 1972 | |
| It was, it was Lucy, | o... o Lucy'di. | Asylum-1 | 1972 | |
| Tell me about it, | Bana ondan bahset. | Asylum-1 | 1972 | |
| All right, | Peki, | Asylum-1 | 1972 | |
| How do you feel Barbara? | Nasıl hissediyorsun Barbara? | Asylum-1 | 1972 | |
| You look marvelous, | Harika görünüyorsun. | Asylum-1 | 1972 | |
| Oh I feel fine, | Oh, kendimi iyi hissediyorum. | Asylum-1 | 1972 | |
| George if you only knew how wonderful it is | George tekrar eve dönmek ne kadar | Asylum-1 | 1972 | |
| to be coming home again, | güzel bir bilsen. | Asylum-1 | 1972 | |
| Listen, I hope you're going to be very very happy, | Dinle, umarım çok çok mutlu olursun. | Asylum-1 | 1972 | |
| Of course I will, | Tabi ki, olacağım. | Asylum-1 | 1972 | |
| don't worry, | Endişelenme, | Asylum-1 | 1972 | |
| it's not going to be like the last time, | Önceki zamanlar gibi olmayacak. | Asylum-1 | 1972 | |
| That's all over with now, | Şuan da hepsi bitti. | Asylum-1 | 1972 | |
| I'm sure of it, | Bundan eminim. | Asylum-1 | 1972 | |
| Good, | Güzel. | Asylum-1 | 1972 | |
| We're nearly there now, | Neredeyse vardık. | Asylum-1 | 1972 | |
| What's the matter? | Problem ne? | Asylum-1 | 1972 | |
| I could swear I saw someone looking out of the window, | Camdan bakan birini gördüğüme yemin edebilirim. | Asylum-1 | 1972 | |
| I thought for a moment it might be Lucy, | Bi an Lucy nin olabileceğini düşündüm. | Asylum-1 | 1972 | |
| Now remember what you promised in the hospital, | Şimdi hastanede ne söz verdiğini hatırla. | Asylum-1 | 1972 | |
| You're not to mention her name again, | Onun adını bir daha anmayacaktın. | Asylum-1 | 1972 | |
| Yes I know, I'm sorry, | Evet biliyorum, üzgünüm. | Asylum-1 | 1972 | |
| but there is someone inside, isn't there? | Fakat içeride biri var, değil mi? | Asylum-1 | 1972 | |
| You’ll soon see, | Yakında göreceksin. | Asylum-1 | 1972 | |
| Ah, nurse Higgins, | Ah, hemşire Higgins, | Asylum-1 | 1972 | |
| this is my sister, Barbara, | bu benim kardeşim, Barbara. | Asylum-1 | 1972 | |
| Hello, I've heard so much about you, | Meraba, senin hakkında çok şey duydum. | Asylum-1 | 1972 | |
| Nurse, I don't need a nurse, | Hemşire, benim hemşireye ihtiyacım yok. | Asylum-1 | 1972 | |
| Now it's only temporary | Sen yerleşene kadar | Asylum-1 | 1972 | |
| until you get settled in again, | geçici bir süreliğine. | Asylum-1 | 1972 | |
| The doctor suggested it, | Bunu doktor önerdi. | Asylum-1 | 1972 | |
| Here, I’LL take that sir, | buyrun, onu ben alayım edendim, | Asylum-1 | 1972 | |
| Shall we go upstairs now? | Şimdi yukarı çıkalım mı? | Asylum-1 | 1972 | |
| Upstairs? | Yukarıya mı? | Asylum-1 | 1972 | |
| You can pop right into bed, | Yatağa gitme zamanı geldi. | Asylum-1 | 1972 | |
| Bed? | Yatağa mı? | Asylum-1 | 1972 | |
| In the middle of the afternoon? | Günün ortasında? | Asylum-1 | 1972 | |
| Well you've had quite a long trip, | Uzun yorucu bi yolculuk oldu, | Asylum-1 | 1972 | |
| you must rest, | dinlenmen gerekiyor. | Asylum-1 | 1972 | |
| But I'm not in the least bit tired, | Fakat kendimi yorgun hissetmiyorum. | Asylum-1 | 1972 | |
| Now Barbara you promised me, remember? | Bana söz verdin, Barbara, hatırlıyormusun? | Asylum-1 | 1972 | |
| You're to follow the doctor's instructions, | Doktorun talimatlarını uygulayacaksın. | Asylum-1 | 1972 | |
| This is my home, | Bu benim evim. | Asylum-1 | 1972 | |
| Our home, | Bizim evimiz. | Asylum-1 | 1972 | |
| and I hope that we’ll be together here always, | ve umarım herzaman burda birlikte olacağız. | Asylum-1 | 1972 | |
| You don't want to go back into hospital do you? | Hastaneye geri gitmek istemiyorsun değil mi? | Asylum-1 | 1972 | |
| No, you wouldn't, | Hayır, yapamazsın, | Asylum-1 | 1972 | |
| Well I sincerely hope it won't be necessary, | Umut ediyorum ki buna gerek kalmaz. | Asylum-1 | 1972 | |
| Come along dear, | Gel hayatım, | Asylum-1 | 1972 | |
| Well aren't you going to come up? | Sen gelmiyormusun? | Asylum-1 | 1972 |