Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3202
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Okay. | Tamam. Han Solo, sonra yine dışarı çıktın. | All Relative-1 | 2014 | |
| Nailed a new chick after getting rejected. | Reddedildikten hemen sonra başka hatunu götürdün. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's different, and I wasn't rejected. | Olay farklı, hem ben reddedilmedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| We... you know, we... we parted amicably. | Dostça ayrıldık işte. | All Relative-1 | 2014 | |
| You at least make out? No. | Öpüştünüz mü bari? Hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| But... we're supposed to go out to dinner. | Ama... | All Relative-1 | 2014 | |
| Mm Hmm. Yeah. | Evet. O ilişki ölmüştür. | All Relative-1 | 2014 | |
| You think so? Why do you think it's dead? | Öyle mi dersin? Neden ölmüş dedin? | All Relative-1 | 2014 | |
| Have you ever successfully dated a girl | Hiç çıktığın bir kızdan gecenin sonunda... | All Relative-1 | 2014 | |
| I got her number. | Numarasını aldım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Meaningless without a make out. | Öpüşmediysen manası yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| But you know what? Tell me about the second one. | Neyse, sen ikincisini anlat. | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't know. | Bilemiyorum. İkincisi sanki bir gecelik bir şeydi, önemsizdi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Was she hot? Yeah. | Hatun güzel miydi? Evet. Daha yaşlıydı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah. Older. Okay. | Evet. Yaşlı ha, tamam. | All Relative-1 | 2014 | |
| Now you can reapproach the first girl | Åimdi o özgüvenle ilk hatuna yeniden yazabilirsin. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm confused. | Kafam karıştı. Hani ilk ilişki öldü diyordun. | All Relative-1 | 2014 | |
| You can text her something naughty. | Ona edepsiz şeyler yaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Like, what is she, uh... | Mesela...İç çamaşırın ne renk falan gibisinden. | All Relative-1 | 2014 | |
| Like, oh, is she loud... | Veya inlemeyi sever mi... Çıktığı biri var, tamam mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Scratch her off the list. | O zaman çiz üstünü gitsin. Öteki ablaya edepsiz şeyler yaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| She's totally your strong hand. | Eldeki kuşa yönel. Kimseye mesaj atmıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| You have a golden opportunity | Üzülme ihtimalin olmadan eğlenebileceğin altın fırsatın var. | All Relative-1 | 2014 | |
| Shh. Shh, shh. Hello? Zero chance. | Alo? Üzülmeden. | All Relative-1 | 2014 | |
| All right, yeah. Bye. | Tamam, oldu. Görüşürüz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Who was that? It was the second one. | Kimdi? İkinci. | All Relative-1 | 2014 | |
| She wanted to hang out later, so we might, you know... | Yine takılalım mı diyor, belki biz, anlarsın ya... | All Relative-1 | 2014 | |
| Jared, stop that. | Jared, kes şunu. Bana öyle bakma. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm just maybe grabbing a coffee with her. | Belki bir kahve falan içeriz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Look at me. That's it. | Bana bak. Hepsi bu. | All Relative-1 | 2014 | |
| Your secret's gonna come out. | Sırrın ortaya çıktı sonunda. | All Relative-1 | 2014 | |
| When all the other girls find out how good you are, | Diğer kızlar ne kadar iyi olduğunu anladıklarında... | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm gonna have to beat them off you with a stick. | ...onları sopayla dövmem gerekecek. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm just messing with you. | Dalga geçiyorum yahu. | All Relative-1 | 2014 | |
| I wouldn't want this to be anything more than what it is. | Bunu olduğundan daha öteye götürmek istemiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Tell me about the girl from yesterday. | Bana dünkü kızı anlatsana. | All Relative-1 | 2014 | |
| What girl from yesterday? | Hangi dünkü kız? | All Relative-1 | 2014 | |
| You know. | Biliyorsun işte. Hangi kız? | All Relative-1 | 2014 | |
| The one that got you all bent out of shape at the bar. | Bardayken bahsettiğin, tepeni attıran hani. | All Relative-1 | 2014 | |
| Is she cute? | Güzel mi bari? | All Relative-1 | 2014 | |
| I thought we had a connection, | Elektrik aldık sandım. | All Relative-1 | 2014 | |
| And then she told me that she was seeing another guy, | Sonra bana görüştüğü biri olduğunu söyledi. | All Relative-1 | 2014 | |
| And she had, uh, she had promised this guy a third date, | Sonra herife üçüncü kez çıkma sözü vermiş falan. | All Relative-1 | 2014 | |
| So... anyway, that was it, you know? | Yani... | All Relative-1 | 2014 | |
| No, it's not over! | Hayır, bitmedi. | All Relative-1 | 2014 | |
| It is very much over. No! | Gayet de bitti. Hayır! | All Relative-1 | 2014 | |
| Text her. | Ona mesaj at. | All Relative-1 | 2014 | |
| Right now? | Åimdi mi? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| She just wants to be friends. | Arkadaş olalım dedi ya. Zor kızı oynuyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're unbelievable. | Sana inanamıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I can't believe you're encouraging this. | Beni buna teşvik etmene inanamıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know what? I'll text her. | Ben mesaj atacağım. Hayır, atmayacaksın. | All Relative-1 | 2014 | |
| You will not text anyone, young lady. | Kimseye mesaj atmayacaksın küçük hanım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I will text her. | Ben atarım. | All Relative-1 | 2014 | |
| When I get home. | Eve gittiğimde. Ona hemen mesaj at. | All Relative-1 | 2014 | |
| If she answers right back, | Eğer hemen geri dönerse senden hoşlanıyor demektir. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'll see if she wants to grab dinner tonight. | Bakalım bu akşam yemeğe çıkmak istiyor mu? | All Relative-1 | 2014 | |
| It's too last minute. | Fazla "son anda" olur. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's as if you weren't really thinking about her. | Sanki onu düşünmüyormuşsun gibi bir şey olsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Ask her to something more casual, | Daha sıradan bir şey iste, kahve veya öğle yemeği falan. | All Relative-1 | 2014 | |
| How about I invite her to brunch? | Brança davet etsem nasıl olur? | All Relative-1 | 2014 | |
| "Hey. | Selam. | All Relative-1 | 2014 | |
| You... want to grab... brunch sometime?" | "Bir ara branç yapalım mı?" | All Relative-1 | 2014 | |
| "Brunch tomorrow" question mark. | "Yarına branç" Soru işareti. | All Relative-1 | 2014 | |
| Send. | Gönder. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know what I love about New York city? | New York şehrinin en çok neyini severim biliyor musun? | All Relative-1 | 2014 | |
| Um, the rats? Nope. | Farelerini? Hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| Pollution? Nope. | Hava kirliliği? Hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| Construction? Yes! | İnşaatlar? Evet! | All Relative-1 | 2014 | |
| Construction. I was... | İnşaatlar. | All Relative-1 | 2014 | |
| they're always building stuff. | Her daim bir inşaat var. Ne inşa ediyorlar ki ya? | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't know. It's New York. | Bilmem, New York işte. | All Relative-1 | 2014 | |
| You don't do construction, do you? | İnşaat yapmıyorsun, değil mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| No, I work in I.T. Sales. | Hayır, bilgi teknolojileri satıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Really? I.T. Mm Hmm. | Gerçekten mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| I thought you were gonna say something sexier, | Daha seksi bir şey dersin diye bekliyordum... | All Relative-1 | 2014 | |
| Like... actuarial science. | Mesela...istatistikçi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, what do you do? | Sen ne iş yapıyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| Uh, I don't do anything. | Bir iş yapmıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't do nothing. I'm... I'm in school. | Bir işim yok. Öğrenciyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm finishing up a two Year grad program at Columbia. | Columbia üniversitesinde iki yıllık bir bölümdeyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Studying architecture. | Mimarlık okuyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, no way. My dad's an architect. | Yok artık. Babam da mimar. Hadi canım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, he's a partner at Kenner and Boyd. | Kenner & Boyd'un ortaklarından. | All Relative-1 | 2014 | |
| K&B? Wow. | K&B ha? Vay be. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm supposed to interview with them next week. | Önümüzdeki hafta onlara mülakata gideceğim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, well, I'll make sure he keeps an eye out for you. | Seni gözden kaçırmamasını sağlayacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I need... I need your male advice for something. | Bir konuda erkek görüşüne ihtiyacım var. | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay. Shoot. | Tabi, sor bakalım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I went on the third date with that guy last night. | Åu adamla geçen akşam üçüncü kez çıktık. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I don't know. We just had an okay time. | Ve emin değilim, fena vakit geçirmedik. | All Relative-1 | 2014 | |
| Was it... was it good okay? Was it... was it bad okay? | Fena değildi derken iyi miydi? Yoksa kötü müydü? | All Relative-1 | 2014 | |
| First of all, he doesn't make any plan for dinner. | Öncelikle akşam yemeği için bir planı yoktu. | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay? | Tamam mı? Sonra dedi ki: | All Relative-1 | 2014 | |
| "Oh, we'll just go wherever you want to go." | "Senin canın nereye gitmek istiyorsa oraya gidelim." | All Relative-1 | 2014 | |
| So we end up just, like, spending an hour | Sonra bir saatimizi rezervasyonumuz olmadığı için... | All Relative-1 | 2014 | |
| You don't have your date walk the streets in heels | Bir uygulama kullansaymış da çıktığı kızı topuklu ayakkabılarla... | All Relative-1 | 2014 | |
| When you can just use an app. | ...sokaklarda yürütmeseymiş bari. | All Relative-1 | 2014 | |
| You mean the app for his... flip phone? | Uygulama derken... Kapaklı telefonda mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Are you serious? Ugh. Grace, Grace. No. | Ciddi misin? Grace! | All Relative-1 | 2014 |