Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3296
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Terry, the choice is simple. | Terry, seçim senin elinde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Replace my girl or suffer the super nurple! | Ya kızı bana verirsin, ya da süper nurple'a maruz kalırsın! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. No way. You can't. | Hayır. Olmaz. Yapamazsın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's what honor demands. | Hakkıma saygı göstereceksin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Damn it! You're right. | Lanet olsun! Haklısın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Fine. You can go out with her. | Tamam. Onunla çıkabilirsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Excellent. Oh, and Terry... | Mükemmel. Bu arada Terry... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The date must go perfectly... | Dua et de randevu iyi geçsin... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Or super nurple! | Yoksa süper nurple! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What the hell is a super nurple? | Süper nurple'da ne? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's from when we were kids. | Çocukluğumuzdan kalma bir şey. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You know how you come up with punishments | Birbirimize karşı uyguladığımız bir ceza yöntemi, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| like nunchuck ball. | mesela mınçıkayla. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Or pillowcase burn. | Ve can yakan bir şekilde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, the super nurple... | Süper nurple... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Was the worst punishment we ever dreamt up. | Hayal edemeyeceğimiz kadar kötü bir ceza oldu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We never even tried it. | Bir daha hiç yapmamıştık bu cezayı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It was too horrible. | Korkunç bir şeydi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Could you stop that? | Şunu kesebilir misin? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Sorry. Looking for a rabbit's foot. | Üzgünüm. Bir tavşan ayağını arıyorum da. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yes! Read 'em and suck it! | Evet! Gör ve boku ye! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Welcome to Sportapolooza. | Spor Plazaya hoş geldin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We've got all the balls you can handle. | Avuçlayabileceğin tüm toplar bizde mevcut. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I've come for what's rightfully mine. | Benim olan bir şeyi almaya geldim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I knew this day would come: | Bu günün geleceğini biliyordum... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Tired of hanging out with tweedledee | Bir kaç işe yaramazla ve... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| decided you're ready for a real man. | ve gerçek bir erkek için hazır olduğuna karar verdin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| All right, I'm in. | Pekala, ben varım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Gross. I'm out. | Öyle mi. Ben yok’um. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You sure? I know a bowling alley nearby | Emin misin? Yakınlarda kızarmış kanat... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| that has cheap wings, light beer, | hafif bira ve yalnızca yerel müziklerin çaldığı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That sounds awful. | Kulağa berbat geliyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, you know "awfuls"? Yeah, it's a great bar. | Berbat'ı biliyor musun? Haklısın,harika bir bar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You stole my rabbit's foot; I want it back. | Tavşan ayağımı çaldın; Geri istiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow. Put a woman in a pantsuit, | Vay anasını. Takım elbiseli kadın, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| she thinks she's a lawyer. | avukat olduğunu sanıyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's my lucky rabbit's foot. | O benim şanslı tavşan ayağım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No, that's clearly mine. | Hayır, benim olduğu çok açık. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You have no idea how much I need it. | Ne kadar çok ihtiyacım olduğu hakkında en ufak fikrin yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. I need it. | Hayır. Benim ihtiyacım var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm 6 players away | 7 saattir oynadığım poker turnuvasında, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| that I've been playing for the last 7 hours. | kazanmaya tam 6 kişi uzaklıktayım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Fine. Why don't I just give you the money | Pekala. O halde pokerde kazanacağın parayı veriyorum sana. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What is it, like twenty bucks? | Ne kadar, mesela 20 dolar mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Winner gets $10,000. | Kazanan 10,000 dolar alıyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Fine. Thirty. | Güzel. 30 olsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow, a romantic afternoon date! | Vay be, romantik bir öğle randevusu! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's like high tea! | Bu kaliteli çay içmeye benziyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't say that. | Söyleme şunu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, which shirt do you think is gonna be better for a date? | Randevu için hangi gömlek daha uygun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, definitely go with neither. | Kesinlikle bu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now, here's how it's gonna work. | Şimdi, bu işin iyi gitmesi için... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You're gonna stay in here with this headset, | Sen bu kulaklıkla birlikte burada duracaksın, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie and I will be out there on this phone. | Bernie ve ben de bu telefonla birlikte dışarıda olacağız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| If you do what I tell you to do, | Eğer sana söylediğimi yaparsan, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you say what I tell you to say, | sana söylediğimi söylersen, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| it'll be just like Cyrano de Bergerac. | Cyrano de Bergerac'deki gibi olacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wait! No, no, I don't think that worked out | Bekle! Hayır, hayır, kitapta bana uygun... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| or the movie, or any subsequent remake. | ya da filminde, ya da benzeri bir şeyinde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Which is exactly why it's due to work now. | Tam olarak bu yüzden işe yarayacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This is never gonna work. | Bu kesinlikle işe yaramayacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's got as good a chance as any plan | Bir kardeşin kulaklık üzerinden... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| where one brother coaches another brother | diğer bir kardeşi yönlendirmesi planı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| through a headset. | iyi bir şans. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| My mojo is gone! | Tılsımım gitti! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I can't even get a girl for me; | Kendim için bile bir kız ayarlayamıyorum; | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| How am I gonna get a girl for him? | Onun için nasıl ayarlayacağım? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It'll be the blind leading the... | Bu bir körün... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Slightly less handsome blind. | Daha az yakışıklı bir körü yönlendirmesi gibi olacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Um... you know I can hear you, right? | Seni duyabildiğimin farkındasın değil mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wait. She's here. | Bekle. Kız geldi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, this is so unfair! | Bu hiç adil değil! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look at her. She's hot. | Şuna bak. Çok ateşli. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's my type. | Tam benim tipim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What? What do I say? | Ne? Ne diyeceğim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What do I say? | Ne diyeceğim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay, breathe. Breathe. | Tamam, nefes al. Nefes al. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay, what does she look like? | Pekala, nasıl görünüyor? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Does she have a large neck? | Geniş bir boynu mu var? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I've got good lines for large necks. | Geniş boyunlular üzerinde etkili yöntemlerim var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's getting worse. | İşler iyice kötüleşiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now I can't even talk to a girl. | Şimdi de kızla ne konuşacağımı bilmiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| My, my, my, you have very sensual elbow skin. | Ben biliyorum... Çok şehvetli bir cildiniz var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Peter, don't worry. | Peter, endişelenme. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I think I know exactly what a woman wants to hear. | Sanırım bir kadının tam olarak ne duymak istediğini biliyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So good to meet you. Yes. | Tanıştığımıza memnun oldum. Evet. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Um, and you're so normal! | Ve, oldukça normal birisin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I was worried that anybody I met online | İnternette tanıştığım kişinin bir ucube olmasından endişe ediyordum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yes, I am normal. Super normal. | Evet, ben normalim. Süper normalim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I should be on the FBI's most normal list. | FBI'ın en normaller listesindeyimdir muhtemelen. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't have an axe. | Dua et baltam yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie! What? Sorry. | Bernie! Ne? Üzgünüm. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I mean, why don't you sit back and relax. | Yani, neden arkana yaslanıp rahatlamıyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Perhaps you could show me pictures of your cats. | Belki bana kedilerinin resimlerini göstermek istersin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I hope you have more than one. | Ve birden fazla olmalarını umuyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ha ha! Kidding! Clearly kidding. | Ha ha! Şakaydı! Şüphesiz ki şakaydı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ignore Bernie! | Bernie'i önemseme! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Repeat everything I say and you'll be fine. | Söylediğim her şeyi tekrar et ve durumu düzelt. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look, I got you flowers. | Bak, senin için çiçek aldım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| They pale in comparison to you. | Senin yanında oldukça soluk kaldılar. | Almost Heroes-1 | 2011 |