Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3300
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I have way more experience than you do. | Senin sahip olduğundan çok daha fazla deneyime sahibim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| True, but I went to Harvard Business School. | Doğru, ama ben Harvard İşletme Fakültesine gittim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Uh, you failed out of Harvard Business School! | Sen Harvard İşletme Fakültesinden başarısızlıktan atıldın! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah? What's the best school you ever failed out of? | Ee? Senin atıldığın en iyi okul hangisi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The school of life! | Hayat okulu! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You failed out of the school of life? | Hayat okulundan başarısızlıktan dolayı atıldın mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, you failed out of little dick college! | Tamam, sen de o küçük, çük kolejinden başarısızlıktan atıldın! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Why? Because I have a big dick? | Neden? Büyük bir çüküm olduğu için mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We're gonna have to discuss | Bu küçük taşkınlığını, bir sonraki performans değerlendirmende... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| at your next performance review. | ...gözden geçirmemiz gerekecek. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Fine. I'll do your little performance review | Pekala. Ben Senin şu küçük performans değerlendirmeni... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and we'll see who's manager after that. | ...yaptıktan sonra kimin yönetici olduğunu göreceğiz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So, tell me... | Şimdi, söyle bakalım... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What would you say your greatest weakness is? | En büyük zaafın sence nedir? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm not great at dealing with people | İnsanlarla ilişki kurmakta pek de iyi değilim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| or handling money. | ...ve parayı kullanmakta da. Parayı kullanmak... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm not so good with "sales," | "Satış" konusunda hiç iyi değilim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| or not lighting things on "fire." | ...ve de "ateş" gibi aydınlatmaya yarayan şeylerde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So I guess my greatest weakness would have to be | Yani galiba, en büyük zaafım, zaaflarımın... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| my inability to rank my weaknesses. | ...en tepesinde yetersizliğimin geliyor olmasıdır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This is ridiculous! | Bu çok saçma! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You can't just come back here after all these years of me in charge of everything. | Bunca yıl sonra öylece geri gelip de, her şeyin sorumlusu yapamazsın beni. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well... to be fair, | Pekala... İçini rahatlatacaksa, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I wrote "has potential" on your review. | ...değerlendirme sonucuna, "Potansiyel var." yazdım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You make more money, you get to be manager, | Daha fazla kazanıyorsun, yöneticiliğe sen geçiyorsun,... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you have better hair, you're a way better dancer. | ...daha iyi saçların var, daha iyi bir dansçısın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Where are you going with this? | Bununla nereye varmaya çalışıyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well... I mean... | Şey... Demek istediğim... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You make all the decisions without even asking me! | Tüm kararları bana sormadan alıyorsun! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, to be fair, | Pekala... İçini rahatlatacaksa, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| if we're just going to do things my way, | ...bu işleri benim yöntemimle yaparsak eğer, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| what's the point of asking you? | ...sana sormam gereken konu nedir? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The point is I know way more about this place than you do. | Konu, bu yerle ilgili senin bildiğinden daha fazla yöntem biliyor olmam. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay, I do a lot of things around here | Tamam mı? Burada senin bile bilmediğin... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you don't even know about! | ...bir çok şey yaptım! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| All I want is a little respect! | Tüm istediğim birazcık saygı! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And one of my special cupcakes. | Ve özel çöreklerimden bir tanesi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I've got a date tonight, | Bu gece bir randevum var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| so I'm gonna need you to cover for me. | Bu yüzden, dükkanı benim yerime kapatman gerekiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Here? Or on your date? | Burayı mı? Yoksa randevuya çıktığın yeri mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Because I have to meet this fella | Çünkü bir şeyi yapmaya karar vermeden önce, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Where's Bernie? | Bernie nerede? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, she left a couple of hours ago. | Bir iki saat önce ayrıldı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| She can't do that. | Bunu yapamaz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| There are clothes to be folded... | Katlaması gereken elbiseler var... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Which you're folding. | Yani senin yaptıklarını. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, she hired me to do her job. | Kendi işini yapmam için beni işe aldı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie wanted me to mention something... | Bernie, benden sana bir şeyi söylememi istedi... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I missed my court date. | Mahkeme tarihimi kaçırdım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That can't be right. | Bu doğru olamaz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh... she's paying me eleven dollars an hour. | Bana saatte 11 dolar ödüyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do you realize I'm now making | Şimdi senden daha fazla kazandığımı fark ettin mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Jealous? | Kıskandın mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You can tell Bernie | Bernie'ye, kamyonda yaşayan acınası birine karşı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll be sure to pass it on. | Bunu aynen ilettiğimden emin olacağım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Really earning my money today. | Bugün gerçekten iyi kazanıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, look who's feeling better. | Şuna bakın, birisi artık daha iyi hissediyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Although you're always less cranky after a lie down. | Biraz uzandıktan sonra, daha az huysuzlanıyor olsan bile. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Uh, Terry, I'm not a little kid. | Terry, ben küçük bir çocuk değilim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Juice box? Mmm! Grape! | Meyve suyu ister misin? Üzümlü hem de! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You know, it's not so bad. | Aslına bakarsan, o kadar da kötü değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I mean, you are better at business than I am, | Yani, iş konusunda benden daha iyisin, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and all I really care about's the comic book shop | ...ve tüm umursadığım çizgi roman dükkanı,... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and I'm still master of that domain. | ...ve buraların efendisi hâlâ benim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What the hell happened to "Pete's picks"? | "Pete'den seçmeler"e ne oldu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pete's picks? | Pete'den seçmeler mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah! Pete's picks. | Evet! Pete'den seçmeler. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The shelf dedicated for all my best comics. | Benim en iyi çizgi romanlarımı barındırmaya kendini adayan raf. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I took it down. | Söküp attım onu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I didn't think it was a big deal. | Bu kadar bir uğraş olduğunu düşünmemiştim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It was taking up valuable wall space, | Duvarın önemli bir bölümünü kaplıyordu,... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and they never sold. | ...ve hiç satılmıyorlardı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, of course they never sold. | Evet, tabii ki satılmıyorlardı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Because Pete's picks aren't for sale, Terry! | Çünkü, Pete'den seçmeler satılık değildi, Terry! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pete's picks are there to show everyone | Pete'den seçmeler herkesin,... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, now they can be jealous of our amazing travel mugs. | Pekala, şimdi de şahane hatıra kupalarımızı kıskanırlar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And better yet... These are for sale. | Ve bu daha iyi olur... Çünkü bunlar satılık. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pete's picks is the lifeblood of this place | Pete'den seçmeler bu yerin can damarıdır, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and you're just turning it into a caffeinated whorehouse! | ...ve sen burayı kafeinli bir geneleve çeviriyorsun! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pete, I think you're overreacting. | Pete, bence aşırı tepki veriyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, oh... I'll show you overreacting, | Aşırı tepki nasıl oluyormuş göstereceğim sana, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| okay, Mr. "Manager." | ...tamam mı, Bay "Yönetici!" | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| From now on, you're on you're own | Şu andan itibaren, kendi başınasın... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| 'cause I'm on strike! Oh yeah. | ...çünkü greve çıkıyorum! Evet çıkıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Great comics, bad manager! | Harika çizgi romanlar, kötü yönetici! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, he won't give me a raise so he can keep prices so low! | Bana zam vermiyor, böylece maliyetleri de oldukça düşük tutuyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, great comics. | Harika çizgi romanlar varmış. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No! Don't go in there! It's terrible! | Hayır! Girmeyin oraya! Bu çok kötü! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It used to just be comics, | Burası çizgi roman dükkanıydı, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| now it's got coffee and delicious treats! | ...ama artık kahve ve lezzetli ikramları da var! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ooh! Delicious treats! | Lezzetli ikramları varmış! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No! The treats, they're not good! | Hayır! İkramlar hiç güzel değil! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He puts snails in the food. Yuck! | Yemeklere salyangoz koyuyor. İğrenç! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, les baguette! Escargot! Oh... | Spesiyalle! Salyangozze! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Son of a bitch! | Piç kurusu! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, uh... Nice strike there, Peter. | Güzel grevmiş, Peter. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Haven't had this many customers in weeks. | Haftalardır bu kadar çok müşteri yakalayamamıştık. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I should have thought of this a long time ago. | Bunu uzun zaman önce düşünmeliydim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, you know what would really teach me a lesson? | Derslerde bana öğrettikleri gerçekte neydi biliyor musun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Why don't you stand closer to the road | "Neden yola yaklaşıp, kendinizi daha fazla belli etmiyorsunuz?" idi. | Almost Heroes-1 | 2011 |