Search
English Turkish Sentence Translations Page 178473
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
Thanks for the advice. | Tavsiyen icin tesekkur ederim. Tavsiyen için teşekkür ederim. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Closer. | Yaklas. Yaklaş. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Uh...a little left. | Biraz sola. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
No, I mean, why would she want a fake photo in front of the St Louis airport? | Hayir yani, neden St. Louis havaalaninin onunde olmasini istiyor? Hayır yani, neden St. Louis havaalanının önünde olmasını istiyor? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
is the first of its kind, it's a precursor of everything from JFK to de Gaulle. | ...turunun ilk ornegi, JFK'dan de Gaulle'ye kadar bir cok havaalaninin oncusu. ...türünün ilk örneği, JFK'dan de Gaulle'ye kadar bir çok havaalanının öncüsü. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I'm sure she'll be crushed for having missed this airport. | Eminim, bu havaalanini kacirdigi icin kahrolacaktir. Eminim, bu havaalanını kaçırdığı için kahrolacaktır. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Look, before Lindbergh could cross the Atlantic, he took off from one of those runways. | Lindbergh, Altantik'i asmadan evvel bu pistlerden birinden kalkis yapti. Lindbergh, Altantik'i aşmadan evvel bu pistlerden birinden kalkış yaptı. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You ever wonder why they called it the Spirit of St Louis? | Buraya neden St. Louis'in Ruhu dediklerini hic merak ettin mi? Buraya neden St. Louis'in Ruhu dediklerini hiç merak ettin mi? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
So they don't ever actually do it? No. No. It's just talk. | Yani, gercekten yapmazlar mi? Hayir. Hayir. Sadece lafta kalir. Yani, gerçekten yapmazlar mı? Hayır. Hayır. Sadece lafta kalır. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
How do you know? Do you follow up? I mean, no, nothing good's gonna come of that, but.. | Nereden biliyorsun? Takip mi ediyorsun? Yok, ondan pek iyi bir sey cikmaz ama... Nereden biliyorsun? Takip mi ediyorsun? Yok, ondan pek iyi bir şey çıkmaz ama... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
This is what we do, Natalie. We take people at their most fragile and we set em adrift. | Yaptigimiz sey bu, Natalie. Yaptığımız şey bu, Natalie. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Ready to go back in? | Tekrar iceri girmeye hazir misin? Tekrar içeri girmeye hazır mısın? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I'll be back soon. I'm not really sure how long this exercise is supposed to last. | Yakinda donerim. Bu egitimin ne kadar surmesi gerektiginden pek emin degilim. Yakında dönerim. Bu eğitimin ne kadar sürmesi gerektiğinden pek emin değilim. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I don't know what to do when I wake up tomorrow. | Yarin sabah kalktigimda ne yaparim bilmiyorum. Yarın sabah kalktığımda ne yaparım bilmiyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
And then you move into the people that you trust with your most intimate secrets | Ve sonra, en mahrem sirlarinizi paylastiginiz kisilere gecin... Ve sonra, en mahrem sırlarınızı paylaştığınız kişilere geçin... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
And don't worry. I'm not gonna ask you to light it on fire. | Ve endiselenmeyin. Sizden onu yakmanizi istemeyecegim. Ve endişelenmeyin. Sizden onu yakmanızı istemeyeceğim. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Starting when I was 12, we moved each one of my grandparents into a nursing facility. | 12 yasimdan itibaren, her iki buyukanne ve buyukbabami da... 12 yaşımdan itibaren, her iki büyükanne ve büyükbabamı da... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
He broke up with you with a text message? | Senden bir mesajla mi ayrildi? Senden bir mesajla mı ayrıldı? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
What a weaselly prick. Yeah, but what does that make me? | Vay sinsi lavuk. Evet, ama bu beni ne yapar? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Pricks are spontaneous, they're unpredictable and they're fun. | Lavuklar dogaldir, tahmin edilemezler, eglencelidirler. Lavuklar doğaldır, tahmin edilemezler, eğlencelidirler. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
No offense. | uzerinize alinmayin tabii. Üzerinize alınmayın tabii. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I don't want to say anything that's anti feminist. | Feminist karsiti bir seyler soylemek istemiyorum. Feminist karşıtı bir şeyler söylemek istemiyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I really appreciate evrything that your generation did for me. | Sizin neslinizin benim icin yaptigi her sey icin minnettarim. Sizin neslinizin benim için yaptığı her şey için minnettarım. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You know, honestly, by the time you're 34, all the physical requirements just go out the window. | Aslina bakarsan, 34 yasina geldiginde tum fiziksel kosullar ortadan kalkar. Aslına bakarsan, 34 yaşına geldiğinde tüm fiziksel koşullar ortadan kalkar. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You don't think about that when you're younger. | Gencken boyle seyleri dusunmezsin. Gençken böyle şeyleri düşünmezsin. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I don't know... someone who wants kids. | Bilmiyorum... cocuk isteyen. Bilmiyorum... Çocuk isteyen. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Yeah, but by the time someone is right for you, it won't feel like settling. | Evet, ama senin icin uygun biri oldugu zaman, yerlesmek gibi gelmeyecek. Evet, ama senin için uygun biri olduğu zaman, yerleşmek gibi gelmeyecek. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I didn't know you could just attend those. I thought you had to be registered. | Onlara oylece gidilebildigini bilmiyordum. Kayit yaptirmak gerek saniyordum. Onlara öylece gidilebildiğini bilmiyordum. Kayıt yaptırmak gerek sanıyordum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Stop by. You're gonna crash it? | Sen de bir ugra. Habersiz mi gireceksiniz? Sen de bir uğra. Habersiz mi gireceksiniz? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Wel, they throw a pretty nice party, have a good time, usually. No, no, I get it. I'm in. | İyi parti veriyorlar, guzel vakit geciriyorsun genelde falan... İyi parti veriyorlar, güzel vakit geçiriyorsun genelde falan... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I got a busted computer at home. Can somebody fix it for me? | Evde dagilmis bir bilgisayarim var. Tamir edebilecek biri var mi? Evde dağılmış bir bilgisayarım var. Tamir edebilecek biri var mı? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Is the bag empty because you hate people or because you hate the baggage that they come along with? | Çantan, insanlardan mı yoksa birlikte getirdikleri eşyalardan mı... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Hey. You're up. | Kalkmışsın. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Last night uh... | Dün gece... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
It was kind of out of hand. I said things um... | Biraz kontrolden çıkmıştım. Bazı şeyler söyledim ve... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Did you wake him up or slip out? | Onu uyandırdın mı yoksa sıvıştın mı? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
That's too bad. Where does she live? Chicago. | Bu çok kötü. Nerede yaşıyor? Chicago. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
What um... kind of relationship do you have? | Ne tarz bir ilişkiniz var? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Do you think there's a future there? | Onda bir gelecek var mı sence? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
How does it not cross your mind that you might want a future with someone? | Biriyle bir gelecek istemek, nasıl olur da aklından geçmez? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
No. I'm just dicking around. Come on. Give me a hand. Don't you think it's worth giving her a chance? | Hayır. Sadece gevezelik yapıyordum. Hadi yardım et. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Can you stop condescending for one second or is thta one of the principles of your bullshit philosophy? | Küçümseyici tavrını bir anlığına bırakabilir misin? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Screw you. Ahh, screw you, too. | Canın cehenneme. Senin de canın cehenneme. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You have set up a way of life that basically makes it impossible for you to have any human connection. | Öyle bir yaşam kurmuşsun ki, herhangi bir insan ilişkisi imkansız hale gelmiş. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
And now this woman comes along andsomehow runs the gauntlet of your ridiculous life choice, | Bu kadın gelip senin saçma hayat tercihini düelloya davet ediyor ve diğer yandan... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Now listen, these Detroit guys can be tough. They've been getting hammered. | Dinle bak, bu Detroit'teki adamlar kovuldukları için magandalık yapabilir. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
So you don't get distracted. Stick with the simple stuff. | Yani, telaşlanma. Basit şeylerle devam et. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Get these packets in their hands and get them out the door, OK? | Paketleri ellerine tutuştur ve onları kapının önüne koy, tamam mı? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I've been looking at those great numbers over the last few days. I thought we should nut up and give this a try. | Son birkaç gündür, bu muazzam rakamlara bakıyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Well, you gotta leave the nest at some point, huh? | Eninde sonunda, yuvadan uçman gerekir değil mi? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I know. It's a good thing we brought our best. Okay, let's stop screwing around. | Biliyorum. En iyilerimizi getirdiğimiz için şanslıyız. Tamam, dalgayı keselim. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You know, she created it and everything, right? Natalie, are you not up for it? | Tüm bunları ortaya çıkaran o, değil mi? Natalie, buna hazır değil misin? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Just remember, don't apologize, don't tell them how hard this is for you. | Unutma, özür dilemeyeceksin ve bunun... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Today's one of the worst days they're ever gonna have in their life. How we feel doesn't even compare. | Bugün, onların hayatlarındaki en kötü günlerden biri. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Got it. Just keep it professional. You'll be fine. | Anladım. Profesyonelliğini koru, bir şey olmaz. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
However, your position here at Wertheimer's is no longer available. | Ancak, Wertheimer'de çalıştığınız pozisyona artık ihtiyaç kalmadı. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
However, the sooner you can tell yourself that greater opportunities... | Ancak kendinize, daha iyi fırsatlardan ne kadar erken... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I need you to go back to your office now and put together your personal things. | Şimdi ofisinize gidip, kişisel eşyalarınızı toplamanızı istiyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Look, we just got here. That's one place. I think we need to try a few more. | Buraya daha yeni geldik. Burası daha başlangıç. Biraz daha denemeliyiz bence. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Maybe it doesn't make a difference, but it's comforting to know we're in the next room. | Belki fark yaratmaz, ama yan odada olduğumuzu bilmek rahatlatıcı bir durum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I know you don't give a shit about my ... | Biliyorum, benim ne düşündüğüm umurunda bile... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Really? For good? Yeah. | Cidden mi? Temelli mi? Evet. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I'm sorry what I said about Alex. That was out of line. | Alex hakkında söylediklerim için özür dilerim. Biraz aşırıya kaçtım. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
It's better than you think. | Düşündüğünden daha iyidir. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Something I've got to take care of. I'll see you back at ... home. | Halletmem gereken bir şey var. Seninle... evde görüşürüz. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
OK, just walk it in a little. | Tamam, biraz ileri doğru gel. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I like it if you're there. I know a killer burger in Milwaukee. | Sen orada olursan gider. Milwaukee'de manyak bir burger biliyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I want a dance partner, I want a "plus one." | Dans partneri istiyorum, bir "artı bir" istiyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
This line's for members of our Matterhorn Program. | Bu kısım Matterhorn Programımızın üyelerine özel. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Not exactly. Well, hey, don't worry about it. | Tam olarak değil. Boşver, takma kafana. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Yeah, OK, uh...Frank and I are trying out a trial separation. | Evet, şey... Frank ve ben bir süre görüşmemeye çalışıyoruz. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I'm sorry. So you're not staying at the house? No, there was a room on hold here, | Üzüldüm. Evde kalmıyorsun yani? Hayır, burada bir oda tutulmuştu... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
So the rehearsal dinner? Oh yeah, tonight. I'll see you there. | Şu prova yemeği vardı? Evet, bu gece. Orada görüşürüz. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You got so many of them up there, I almost didn't have room. | Ne kadar da çok varmış, neredeyse asacak yer kalmamış. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
A honeymoon just kinda at this state in the game doesn't really seem affordable. | Bu eyalette balayına pek de güç yetecek gibi değil. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
we'll change your light bulbs. Furniture you can bring your own or else you can pick one of our beautiful packages. | ...lambalarını değiştiririz. Mobilya konusu da... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You uh...you still renting that one bedroom? No. I gave it up. | Hâlâ şu tek yatak odalı evde mi kiracısın? Hayır, vazgeçtim. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
That would do the trick. OK. See you tomorrow. | Bu işimi görür. Peki. Yarın görüşürüz. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You know, Julie, I was thinking, you know, with Dad not being here, um... | Julie, düşünüyordum da... Babamın burada olmaması... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
This is where we used to go to make out. Oh, yes. Yep. This is very romantic. | Kırıştırdığımız yer de burası. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
What kind of fucked up message is that? It's a philosophy. It's stupid. | O ne boktan bir mesaj öyle? Bir dünya görüşü. Aptalca ama. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Uh...Kara mentioned that you were having some thoughts. | Kara, senin kafanı bazı şeylerin meşgul ettiğinden bahsetti. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
I don't think I'm going to be able to uh... to do this. | Böyle bir şey yapabileceğimi pek... sanmıyorum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Well, last night I was just kinda laying in bed and I couldn't get to sleep. | Dün gece yatakta öyle uzanıyordum ve gözüme uyku girmedi. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
They're getting jobs, they're getting married. And, you know, I'm a grandparent. | ...iş bulmalarını, evlenmelerini derken, işte bilirsin birden dede olmuşum. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
It's one of the most beautiful things on earth. It's what people aspire to. | Dünyanın en güzel şeylerinden biri. İnsanların can attığı bir şey. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
And you're kinda right. This all is just stuff that leads to your eventual demise. | Aslında haklısın. Bu şeylerin hepsi, seni zamanla son yolculuğuna götürür. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
your favorite memories, the most important moments in your life. | ...en güzel anılarında, hayatının en önemli dakikalarında... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
last night, the night before your wedding when all this shit is swirling around in your head, | ...dün gece, düğünden bir gece önce, kafanda bu zırvaların dolandığı anlar yani. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
So uh... what's the mood like out there? It's not good. | Dışarıdaki durumlar nasıl peki? İyi değil. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
She's pretty pissed? Just upset. | Julie epey kızgın mı? Üzgün diyelim. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Right. Call me when you get lonely. | Tamam. Yalnızlık çekersen beni ara. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
They follow a workflow that takes them through anything from a standard dismissal to a violent aggressor. | Standart bir işten çıkarmayı, saldırganlık barındıran bir olaya çevirebilecek... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
What are they doing now, practicing? | Şu an ne yapıyorlar, alıştırma mı? | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
You need to give them time to acknowledge each statement. Okay? It's a legal thing. | Onlara, her ifadeyi tasdik etmelerine yetecek ölçüde zaman vermelisin. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
What the fuck are you ... | Ne bok yiyorsun sen... | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Relax. We'll have your next guest out in one sec. | Sakin olun. Sıradaki misafirimizi hemen alıyoruz. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
So I was in the neighborhood. | Komşuya geleyim demiştim de. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Hey, honey, who's at the door? It was just somebody who was lost. | Tatlım, kapıdaki kim? Yolunu kaybetmiş biri. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |
Sorry I ruined your evening but you could have seriously screwed things up for me. | Geceni mahvettim kusura bakma, ama benim açımdan işleri cidden bok edebilirdin. | Up in the Air-2 | 2009 | ![]() |