Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3290
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Bernie, you're funny. | Bernie, çok komiksin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yes... funny... | Evet... komik... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Because no one would actually do that. | Çünkü aslında kimse böyle bir şey yapmaz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| How would the bees even stay alive? | Arılar nasıl canlı kalacak ki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You'd put holes in the lid. | Kapağa delikler açıyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Er, I'd guess. | Sanırım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, kid. | Çocuk. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Looks like those losers want that comic book pretty bad. | Şu acizler, bu çizgi romanı oldukça fazla istiyormuş gibi görünüyordu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Any idea why? | Bir fikrin var mı, neden? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Because they're losers? | Çünkü onlar, aciz mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Nice one. I like you kid. | Çok iyiydi. Senden hoşlandım çocuk. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Great. You tell all the kids in the parking lot | Otoparktaki bütün çocuklara, onlardan ne kadar hoşlandığını mı söylüyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| All right, easy. | Pekala, kolay yoldan halledelim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I was just going to offer you 20 bucks for it. | Bunun için sana 20 dolar teklif ediyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, you just offer them money; | Parayı onlara teklif et sen, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's way less creepy. | bu daha az ürpertici olur. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay, look, kid. | Pekala, dinle, çocuk. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This can go down the easy way or the hard way. | Bunu kolay yoldan halledebiliriz ya da zor olan yoldan, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But either way, that's comic's mine. | ama her halükarda, bu çizgi roman benimdir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now, just let me do the talking, all right? | Şimdi, konuşmayı benim yapmama izin ver, tamam mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Where is this kid? | Nerede bu çocuk? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Francis doesn't have the comic. | Çizgi roman Francis'de değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, if he didn't have the comic, Yeah. | Eğer çizgi roman onda değilse, Evet. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And we don't have the comic... Uh huh. | Ve çizgi roman bizde de değilse... Eee. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And he doesn't have the comic, Okay. | Çizgi roman onda değil, Tamam. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Then we don't have the comic? You've got nothin'. | O zaman çizgi roman bizde de mi değil? Hiç bir şey bilmiyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Looking for this, fairy boys? | Bunu mu arıyorsunuz, nonoşlar? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, I don't think so. | Hiç sanmıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That is not good. | Bu hiç iyi olmadı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, some people would call that hate speech. | Evet, kim olsa bu söylediğini yedirirdi ona. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No, he has the comic. | Hayır, çizgi roman onda. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't care what he called us. | Bize ne dediği umurumda değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Then you are part of the problem. | O zaman sende bir parça sorun var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I wanna return this. | Bunu iade etmek istiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The neck's all stretched out, | Boyun kısmı tamamen esnedi, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and it's just not my colour. | ve de bu benim rengim değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Are these bullet holes? | Bunlar kurşun deliği mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, yeah. And there's bullet holes. | Evet. Bir de kurşun delikleri vardı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You're in a good mood. | Keyfin yerinde anlaşılan. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Drunk? | Sarhoş musun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. This is real happiness. | Hayır. Bu gerçek mutluluk. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Not 2 A.M. sad happiness. | Gece yaşanan türden değil tabi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, have you noticed how great Rayna is? | Hey, Rayna'nın ne kadar mükemmel olduğunu fark ettin mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Sure. The attitude, the clothes. | Tabii ki. Duruşu, elbiseleri. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The way she says cool things like, | havalı cümleleri söyleme şekli, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| "You can't park that van here." | "Bu kamyoneti buraya park edemezsin." gibi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, she has got it all. | Her şeye sahip. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I know! And I think we're becoming friends! | Biliyorum! Ve sanırım arkadaş oluyoruz! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Like real friends. Not 2 A.M. sad friends. | Gerçek arkadaşlar gibi. Gece yaşanan türden değil tabi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look, I know you really like her, | Bak, biliyorum ondan gerçekten hoşlanıyorsun, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but take it easy. | ama yavaştan al. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You don't want to come on too strong. | Güçlüklerle karşılaşmak istemezsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't worry. I'll play it cool. | Merak etme. Havalıyı oynayacağım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, Ray! | Hey, Ray! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hi... wow! Look at... Me. | Selam... vay! Bir bakın... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, my gosh! We're wearing the same thing! | Aman tanrım! Aynı şeyleri giyiyoruz! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What a fun coincidence! | Ne güzel tesadüf! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I just threw this on this morning. | Bu sabah üstüme bunları geçirdim işte. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I saw you an hour ago. | Seni bir saat önce gördüm. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Right. So, where do you want to get lunch tomorrow? | Doğru. Yarın öğle yemeği için nereye gitmek istersin? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I made reservations at like twelve places | Her ihtimale karşı 20 yere... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| just in case. | rezervasyon yaptırdım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The dutch/italian fusion sounds good, | Hollandalı/italyan birleşimi, kulağa hoş geliyor, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but, you know, confusing. | Ama bilirsin, kafa karıştırıcı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah. I'd love to get lunch, | Evet. Yemeğe çıkmak isterdim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but I'm actually meeting some other friends. | ama, başka arkadaşlarla buluşacağız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You have other friends? | Başka arkadaşlarında mı var? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't you? | Senin yok mu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Of course! | Tabii ki var! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll just take one of them | Bende onlardan birini götüreyim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| to "The Windmills of Sicily." | mesela Sicilya Yeldeğirmeni'ne. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay. Sounds good. | Pekala. Kulağa hoş geliyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Unless lunch was some kind of a big deal? | Yemeğe çıkamıyor olmamız anlaşmazlığa yol açmaz değil mil? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Big deal? It's forgotten. | Anlaşmazlık mı? Unuttum bile. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What're we even talking about? | Neden bahsediyoruz ki biz? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Who are the flowers for? | Çiçekler kimin için? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No one. | Kimse. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I just like to buy myself flowers sometimes. | Bazen kendime çiçek alırım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Whoa! Where are you going? | Hayda! Nereye gidiyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm out. | Kaybettim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You spent all our money on a comic | Bütün paramızı bir çizgi romana harcadın, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and then gave it away. | ve sonra bedavadan gitti. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Technically, you gave the comic away, | Teknik olarak, çizgi romanı sen bedavadan verdin, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| so I'm the one who should be leaving. | yani ayrılması gereken benim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'd like to say it's been fun, | Bu iyi olurdu, demek isterdim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but I can't. Where are my keys? | ama yapamam. Anahtarlarım nerede? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| How am I gonna pay rent? | Kirayı nasıl ödeyeceğim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You can't. | Ödeyemeyeceksin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What's going to happen to the store? | Dükkana ne olacak? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Will be in flames within minutes. | Dakikalar içinde alev olacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What do I tell Wendell? | Wendell'e ne diyeceğim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I have no idea who that is. | Kim olduğu hakkında hiç bir fikrim yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He's the guy I promised the comic to. | Çizgi roman için söz verdiğim adam. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He sounds like a serious collector. | Kulağa ciddi bir koleksiyoncu gibi geliyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He's gonna be pretty mad. | Oldukça üzülecek. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| His name's Wendell and he likes comic books; | Adı Wendell ve çizgi romanlardan hoşlanıyor; | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Just throw his inhaler on the roof. | Nefes alma cihazını çatıya fırlat gitsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm here about a comic. | Bir çizgi roman için buradayım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Peter? | Peter? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't suppose you have an inhaler? | Nefes alma cihazı kullandığını sanmıyorum? | Almost Heroes-1 | 2011 |