Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3287
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Ha! Ya! Oh, scheisse! | Ha! Ya! Lanet olsun! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Two millennium falcoccinos. Who had the falcocinos? | 2 milenyum mandalı. Kimindi bunlar? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Those are for us. | Onlar bizim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wait. You're buying coffee for her? | Dur bir dakika. Ona kahve mi alıyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| She doesn't remember anything! | Hiçbir şeyi hatırlamıyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Doctors say it's the worst concussion they've seen. | Doktorlar, gördükleri en kötü beyin sarsıntısı olduğunu söylüyorlar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But I still have my job! | Ve hala bir işim var! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Here you go. | İşte buyurun | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm a pony. | Ben bir midilliyim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| ie: Of course you are. | Elbette öylesin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Come on, girl. | Hadi bakalım, yavru. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Coffee shop in a comic book store. | Çizgi roman dükkanında, bir kahve dükkanı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's kind of beautiful. | Hoş bir şey oldu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| A place where people can come together | İnsanların bir araya gelip, kendilerine eş değerdeki... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Excuse me, is this seat taken? | Afedersiniz, bu yer dolu mu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You know, in some alien cultures, | Biliyor musun, bazı yabancı kültürlerde, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| that would be considered a proposal of marriage. | bu bir evlilik teklifi olarak düşünülebiliyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| God, no coffee's worth this. | Tanrım, kahvenin karşılığı bu olmamalı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| sixty, eighty, two thousand. | Altmış, seksen, 2 bin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Great. You're only six thousand short. | Harika. Sadece 6 bin eksiğiniz kaldı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I was hoping you were bad at math. | Matematikte kötü olmanı umuyordum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| My whole job is math. | Benim bütün işlerim matematik. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I was hoping you were bad at your whole job. | Senin bütün işlerinde kötü olmanı umuyordum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But we turned this place around in two days. | Ama biz bu dükkanı değiştireli iki gün oldu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I know. That has to count for something, right? | Biliyorum. Bu da önemli bir şey değil mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Not a thing. | Bir şey değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Terry, it's time to use the force. | Terry, güç kullanma zamanı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You have seen the movies, right? | Filmleri hatırlıyorsun, değil mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Nobody does that. | Kimse bunu yapmaz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| They do the force their way, I do it mine. | Kendi yöntemleriyle güç kullanıyorlar, ben de benim yöntemimle. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Come on, Terry. You used to believe. | Yapma, Terry. İnanmalısın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ah, what the hell. I'll give it a try. | Ah, salla gitsin. Bir deneyeceğim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm sorry, man. | Üzgünüm. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Old man: I'll give you six thousand dollars | Eski dostlarım, size bu imza için... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You know, it's not really William Shatner. | Gerçekten de William Shatner'ın olmadığını biliyorsun değil mi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Who's William Shatner? | William Shatner da kim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll pretend you didn't say that. | Bunu söylemediğini varsayıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That is Johannn Kluffman, | Bu Johan Kluffman'ın, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| the elusive French horn player from Denmark. | yakalaması gerçekten zor, Danimarkalı klaksoncu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He never signs anything. It's priceless. | Hiçbir şeyi imzalamaz. Bu paha biçilemez. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I have cash. | Nakit para. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, that is convenient. We'll take it. | Pekala, bu oldukça uygun. Kabul ediyoruz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow. Maybe you guys really do have the force. | Belki de gerçekten güç kullandınız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You will go out with me. | Benimle çıkacaksın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Or not. | Ya da kullanmadınız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah. Right. | Evet. Doğru. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It all worked out, and you were worried. | Her şey halloldu, ve çok kaygılandın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We'll see about that! | Bunu göreceğiz! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ahhhhhhh! Dan! | Ah! Dan! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You know, your luck's gonna run out | Şansınızın bir gün tükeneceğini biliyorsunuz çocuklar, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and when it does, | ve bu olduğunda, Lacrosse Palooza bekliyor olacak! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That is a terrible name. | Be ne berbat bir isim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hmph! We'll see. | Görüşeceğiz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, now what? | Pekala, şimdi ne olacak? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I guess you'll be leaving. | Sanırım ayrılıyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, I guess I can stick around | Sanırım dükkan kendi ayakları üstünde durana kadar ortalıkta olabilirim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Whoo hoo! Roommates forever! | Hey, ebedi oda arkadaşları! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This is only temporary. | Bu sadece geçici bir şey. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Woo hoo! Roommates for temporary! | Hey, geçici oda arkadaşları! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, I got an idea for a promotion. | Aklımda bir promosyon fikri var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Free sword lessons for kids. | Çocuklar için ücretsiz kılıç dersleri. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. How about free swords? | Hayır. Kılıç dersinin neyi varmış? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay, but I think the force will change your mind. | Tamam, sanırım güç kullanarak fikrini değiştirebilirim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I instantly regret this. | Buna şimdiden pişman oldum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Terry, say nothing. Act casual. | Terry, hiçbir şey söyleme. Doğal davran. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't like where this is going. | Bu konuşmanın gidişatından hiç hoşlanmadım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Criminals have broken into the store | Biz uyurken dükkanı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| while we slept. Hand me my axe. | suçlular basmış. Baltamı getir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| They're customers. | Onlar müşteri. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Not for long, they're not. Hand me my axe. | Fazla zamanımız yok, değiller. Baltamı getir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Peter! Yes. | Peter! Evet. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I've explained this many times. 1 | Bunu sana bir çok defa açıkladım. 1 | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We open early now; That's what coffee shops do. | Artık daha erken açıyoruz; Kafeteryalar böyle yapar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Dad never believed in opening before noon. | Babam öğleden önce açmayı doğru bulmazdı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And dad, God love him, never made a dime. | Ve babam, Tanrı onu korusun, tek kuruş bile kazanamadı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We have to start taking this business seriously. | Bu işi ciddiye alarak başlamak zorundayız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I take the business seriously. | Ben işimi ciddiye alırım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We're open all day, | Tüm gün açık olacağız, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| we don't wear pj's to work, | iş yerinde pijama giymeyeceğiz, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and we're always polite to our customers. | ve müşterilerimize karşı daima kibar olacağız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I am always polite to our customers. | Ben müşterilerimize karşı her zaman kibarımdır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Even Francis. | Francis’e bile. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Francis! | Francis! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Take it back, Francis! | Buradan uzak dur, Francis! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No way! "Doctor who" is gay. | Boşuna uğraşma! "Doctor who" gey. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll show you gay. No, wait! | Şimdi göstereceğim sana gey'i. Hayır, bekle! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That came out wrong! That came out wrong! | Öyle demek istemedim! Öyle demek istemedim! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, no more stealing food from the coffee shop. | Kafeteryadan yiyecek araklamaya son ver. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We have to pay for it. | Bunun için ödeme yapmamız gerekiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Uh, no we don't, the coffee shop does. | Hayır, bizim değil, kafeteryanın yapması gerekiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We are the coffee shop. | Kafeterya biziz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You see, this is why we make such a great team. | Görüyorsun ya, büyük bir takım olmanın sonucu bu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| On my own, I am powerful, | Seni uyarıyorum, güçlerim var, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but unfocused like a laser. | ama odak sorunu var, tıpkı bir lazer gibi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Lasers are focused. | Lazerlerin odak sorunu olmaz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's their whole thing, being focused. | Onların her şeyi odaklanmış oluyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But you came along | Ama senin gelmenle birlikte... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and now fate can see 20/20! | ve şimdi kader 20/20 görebiliyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That is total gibberish. | Duyduğum en saçma şey. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The point is, together we can do anything. | Yani diyorum ki, birlikteyken her şeyi yapabiliriz. | Almost Heroes-1 | 2011 |