Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3366
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| it crashes. | ...her şey parçalanır. | Alphas-1 | 2011 | |
| All Alpha skills come with a downside, Cameron. | Her Alfa yeteneğin bir de dezavantajı vardır, Cameron. | Alphas-1 | 2011 | |
| I'm sorry, okay? | Üzgünüm, tamam mı? | Alphas-1 | 2011 | |
| This whole thing is just... It's hard to believe. | Tüm bunlara İnanılması zor. | Alphas-1 | 2011 | |
| Yeah, a little bit. | Evet, biraz öyle. | Alphas-1 | 2011 | |
| Would you do me a favor | Bana bir iyilik yapıp... | Alphas-1 | 2011 | |
| and buy me a soda? | ...soda alabilir misin? | Alphas-1 | 2011 | |
| Seriously? | Ciddi mi diyorsun? | Alphas-1 | 2011 | |
| Yes, here. | Evet, alın bakalım. | Alphas-1 | 2011 | |
| But, uh, do it, uh... | Ama bunu... | Alphas-1 | 2011 | |
| Do it from here, hmm? | ...bunu buradan yapın, olur mu? | Alphas-1 | 2011 | |
| Look, I'm a good shot, but that's impossible. | Bak, iyi bir atıcı olabilirim, ama benden istediğin şey imkânsız. | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, try. | Deneyin madem. | Alphas-1 | 2011 | |
| Okay? | Oldu mu? | Alphas-1 | 2011 | |
| Again. | Bir daha deneyin. | Alphas-1 | 2011 | |
| Look, this is stupid. | Bak, bu çok aptalca. | Alphas-1 | 2011 | |
| Our minds are capable of so much more than you think. | Akıllarımız, sizin düşündüğünüzden çok daha fazla şey yapabilecek niteliktedir. | Alphas-1 | 2011 | |
| You focus on the moments | Siz, yeteneğinizin sizi yarı yolda bıraktığı... | Alphas-1 | 2011 | |
| when your remarkable skill fails you, | ...anlara odaklanıyorsunuz... | Alphas-1 | 2011 | |
| but the potential is there clearly. | ...lakin potansiyel tam bu anda. | Alphas-1 | 2011 | |
| You didn't send your team out to hunt me down | Sırf bana bu terapi seansını verebilmek için... | Alphas-1 | 2011 | |
| just to, uh, give me this little therapy session. | ...takımınızı peşimden göndermedin herhâlde? | Alphas-1 | 2011 | |
| You have barely scratched the surface | Neler yapabileceğini... | Alphas-1 | 2011 | |
| of what you are capable of. | ...daha bilmiyorsun bile. | Alphas-1 | 2011 | |
| Okay. So, if this "Ghost" is actually involved, | Tamam. Bu Hayalet cidden olaya dahilse... | Alphas-1 | 2011 | |
| how do you track him? | ...onu nasıl bulacağız? | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, all his former proxies are dead. | Kullandığı herkes öldü. | Alphas-1 | 2011 | |
| Mr. Hicks would not be alive if his work were complete, | Bay Hicks, eğer işini tamamlasaydı, hayatta olmazdı... | Alphas-1 | 2011 | |
| if this ghost was not planning on using him again. | ...tabii Hayalet onu ikinci defa kullanmayı düşünmüyorsa. | Alphas-1 | 2011 | |
| So I answer the phone, then what? | Telefona cevap verdikten sonra ne olacak? | Alphas-1 | 2011 | |
| Oh, you just go out there and kill someone else. | Dışarı çıkıp birini daha öldüreceksin. | Alphas-1 | 2011 | |
| Bill, please. | Bill, lütfen. | Alphas-1 | 2011 | |
| Sounds like a really good plan to me. | Bana iyi bir plân gibi geldi. | Alphas-1 | 2011 | |
| To answer your question, Mr. Hicks, | Cevabınıza gelince, Bay Hicks... | Alphas-1 | 2011 | |
| Gary is our transducer, | ...Gary bizim çevirgeçimizdir... | Alphas-1 | 2011 | |
| which means that he can read a wide range of frequencies, | ...ki bu da geniş aralıkta frekansları okuyabileceği anlamına geliyor... | Alphas-1 | 2011 | |
| including television, Wi Fi, and cell phone transmissions... | ...buna televizyon, Wi Fi, ve cep telefonlarının iletimleri dahil. | Alphas-1 | 2011 | |
| Except for Nokia. | Nokia hariç. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's a different protocol. | Onun çok farklı bir protokolü var. | Alphas-1 | 2011 | |
| So when the call comes in, | Arama size ulaştığında... | Alphas-1 | 2011 | |
| Gary will trace the signal back to its source. | ...Gary o aramayı kaynağına kadar takip edecek. | Alphas-1 | 2011 | |
| By scanning local antenna towers, | Yerel antenleri tarayarak... Bunu düşün sadece. | Alphas-1 | 2011 | |
| I can create a splash grid. | ...bir hava ağı yaratabilirim. | Alphas-1 | 2011 | |
| Oh. I'm the Cold Charlie. | Demek ben Soğuk Charlie'yim. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's a way of flushing out snipers. | Keskin nişancıları saklandıkları yerden çıkarma yöntemidir bu. | Alphas-1 | 2011 | |
| You put your helmet on the end of your rifle, | Kaskını, tüfeğinin sonuna koyarsın... | Alphas-1 | 2011 | |
| stick it out there. | ...oraya öylece yapıştırırsın. | Alphas-1 | 2011 | |
| Sniper takes a shot. | Keskin nişancı onu sen sanarak o kaskete ateş eder. | Alphas-1 | 2011 | |
| You clock his position, you nail him. | Sen de onun yerini bulur, onu indirirsin. | Alphas-1 | 2011 | |
| The helmet on the end of the rifle, | Tüfeğin sonuna yerleştirdiğin kasket... | Alphas-1 | 2011 | |
| that's the Cold Charlie, | ...o Soğuk Charlie'dir... | Alphas-1 | 2011 | |
| and that's me, right? | ...bu da ben oluyorum, değil mi? | Alphas-1 | 2011 | |
| He catches on quick. | Çabuk anladı. | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, I don't see that we have much choice. | Başka şansımız yok. | Alphas-1 | 2011 | |
| You are aware, Mr. Hicks, | Hayalet dışarıda olduğu sürece... | Alphas-1 | 2011 | |
| that if the Gost is still out there, | ...tehlikede olduğunuzun... | Alphas-1 | 2011 | |
| you are very much at risk. | ...farkındasınız, Bay Hicks. | Alphas-1 | 2011 | |
| Gary, you got a lock on his cell? | Gary, telefonuna kilitledin mi? | Alphas-1 | 2011 | |
| Yes, I do. | Evet, kilitlendim. | Alphas-1 | 2011 | |
| I'm not gonna argue this point. | Şu anda tartışacak değilim. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's a process issue, Lee. Okay? | Sadece yöntemi sorun ediyorum, Lee. Tamam mı? | Alphas-1 | 2011 | |
| We're moving into a whole new line of work here. | Tamamen farklı bir iş alanına kaymış durumdayız. | Alphas-1 | 2011 | |
| You can't hire amateurs for this type of deal. | Bu tarz şeyler için amatörleri ayarlayamzsın. | Alphas-1 | 2011 | |
| I understand your frustration, Bill. | Endişeni anlıyorum, Bill. | Alphas-1 | 2011 | |
| They can't carry firearms, the equipment is | Ateşli silah taşıyamıyorlar, araç gereçleri ise | Alphas-1 | 2011 | |
| Needs improvement, yes. | Gelişmeye ihtiyacı var, biliyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| I'm actually jotting this down as we speak. | Şu anda konuşurken bile bunları not yazıyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's, uh... | Bu... | Alphas-1 | 2011 | |
| You know, it's very constructive. | Bu çok yapıcı bir eleştiri. | Alphas-1 | 2011 | |
| "Constructive"? | Yapıcı mı? | Alphas-1 | 2011 | |
| Yes, I hear your concerns, | Evet, endişeni anlıyorum... | Alphas-1 | 2011 | |
| and I will address them. | ...ve halledeceğim bir şekilde. | Alphas-1 | 2011 | |
| You know what? You're using that shrink voice again. | Biliyor musun? Şu ruh doktoru sesini kullanıyorsun yine. | Alphas-1 | 2011 | |
| What voice is that? | Nasıl bir sesmiş o? | Alphas-1 | 2011 | |
| If you keep doing that, I'm gonna hang up on you. | Eğer o tonla konuşmaya devam edersen, yüzüne kapatacağım. | Alphas-1 | 2011 | |
| Are you anxious about is operation, | Bu operasyon yüzünden mi huzursuzsun... | Alphas-1 | 2011 | |
| or is it something else... | ...yoksa başka bir şey mi vardı | Alphas-1 | 2011 | |
| Water okay? | Su olur mu? | Alphas-1 | 2011 | |
| Sorry. It's, uh, the strongest thing I got. | Kusura bakma. Bulduğum en sert içecek bu sanırım. | Alphas-1 | 2011 | |
| That's a cute kid. | Tatlı oğlun varmış. | Alphas-1 | 2011 | |
| Is that the ex? | Bu da eski karın mı? | Alphas-1 | 2011 | |
| Yeah. It's Patti, | Evet. Adı Patti... | Alphas-1 | 2011 | |
| back when she used to put up with my crap. | ...benim aptallıklarıma dayandığı zamanlar. | Alphas-1 | 2011 | |
| Comes with the territory. | Yeteneğin olunca olur böyle. | Alphas-1 | 2011 | |
| Yeah, Rosen gave me that speech. | Evet, Rosen'de bana aynı konuşmayı yaptı. | Alphas-1 | 2011 | |
| Of course, the whole "downside" speech. | Doğru, şu dezavantaj konuşması. | Alphas-1 | 2011 | |
| You spent more than five minutes with him, | Onunla beş dakikadan fazla zaman geçirdin... | Alphas-1 | 2011 | |
| so why wouldn't he? | ...neden konuşmasın ki? | Alphas-1 | 2011 | |
| So, uh, what's yours? | Ee, seninki nedir? | Alphas-1 | 2011 | |
| What's my what? | Benimki derken? | Alphas-1 | 2011 | |
| What, no, uh... no downside for you? | Sende dezavantaj yok mu? | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, I don't count toothpicks or cut myself, | Kürdan saymıyor ya da kendimi kesmiyorum... | Alphas-1 | 2011 | |
| if that's what you're getting at. | ...eğer sormak istediğin buysa tabii. | Alphas-1 | 2011 | |
| No, but, um... | Hayır, ama | Alphas-1 | 2011 | |
| I live rent free in a penthouse in Soho. | Soho'daki bir çatı katında bedavaya yaşıyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| I do what I want, take what I need, | İstediklerimi yapıyor, ne istersem onu alıyorum... | Alphas-1 | 2011 | |
| don't answer to anyone. | ...ve kimseye hesap vermiyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| Except Rosen. | Rosen'i saymazsak tabii. | Alphas-1 | 2011 | |
| Yeah, I work for Rosen. | Evet, Rosen için çalışıyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| Yeah, so you answer to him. | Evet, ona hesap veriyorsun yani. | Alphas-1 | 2011 |