Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3360
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| She's 24? | 24 yaşında mı? | Alphas-1 | 2011 | |
| Breaking her mother's heart. | Anasının kalbini kırıyor. | Alphas-1 | 2011 | |
| I don't even think she's looking for a husband. | Koca aradığını bile sanmıyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| Not that she'd get one | Gerçi bu sorunla... | Alphas-1 | 2011 | |
| with her condition. | ...bulacağını da sanmam ya. | Alphas-1 | 2011 | |
| You almost ready, Gary? | Hazır mısın, Gary? | Alphas-1 | 2011 | |
| Gary? | Gary? | Alphas-1 | 2011 | |
| You want your cereal, the other one? | Kendi mısır gevreğini mi alırsın, yoksa diğerini mi? | Alphas-1 | 2011 | |
| Here, you like this one. | Al, bunu seveceksin. | Alphas-1 | 2011 | |
| Omega three. | Omega üç. | Alphas-1 | 2011 | |
| Omega. | Omega. | Alphas-1 | 2011 | |
| Two fluid ounces. | Tam 60 CC. | Alphas-1 | 2011 | |
| Gary, stop watching the TV... | Gary, televizyon izlemeyi kes... | Alphas-1 | 2011 | |
| Or whatever. | ...ya da her ne izliyorsan. | Alphas-1 | 2011 | |
| Poof. It disappeared. | Yok oldu bile. | Alphas-1 | 2011 | |
| They're almost here. | Neredeyse geldiler. | Alphas-1 | 2011 | |
| Hey. Good morning. | Selam. Günaydın. | Alphas-1 | 2011 | |
| Hey, Gary. Hey. | Selam, Gary. Selam. | Alphas-1 | 2011 | |
| Hey, cool jacket. | Ceketin harikaymış. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's new. Yeah. | Hem de yeni. | Alphas-1 | 2011 | |
| Touch it. | Dokun bak. | Alphas-1 | 2011 | |
| This is good for him, Sandra. | Bu ona iyi gelecek, Sandra. | Alphas-1 | 2011 | |
| Human interaction and normal activity. | İnsanlar etkileşimi ve normal aktiviteler falan. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's all good. | Hepsi çok iyi gelecek. | Alphas-1 | 2011 | |
| Now you're just trying to make me feel better. | Kendimi iyi hissettirmeye çalışıyorsun sadece. | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, you should feel better. | Kendini iyi hissetmelisin de. Bunu hak ediyorsun. | Alphas-1 | 2011 | |
| You deserve to. | Bunu hak ediyorsun. | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, at least I can get to the salon now. | En azından artık kuaföre gidebilirim. | Alphas-1 | 2011 | |
| Really hates that place. | Oradan cidden nefret ediyor da. | Alphas-1 | 2011 | |
| I can drive. No, he can't. | Arabayı ben sürebilirim. Hayır, süremez. | Alphas-1 | 2011 | |
| He can't drive. | Araba süremez. | Alphas-1 | 2011 | |
| You know, I think your hair looks lovely | Biliyor musun, bence saçların şu anki... | Alphas-1 | 2011 | |
| just the way it is. | ...haliyle bile çok güzel. | Alphas-1 | 2011 | |
| Have a good day. | İyi günler dilerim. | Alphas-1 | 2011 | |
| Bye. Bye. | Hoşçakal. Hoşçakal. Hoşçakal. | Alphas-1 | 2011 | |
| Thanks, Gary. | Sağol, Gary. | Alphas-1 | 2011 | |
| You should have made this coffee stronger. | Bu kahveyi daha güçlü yapmalısın. | Alphas-1 | 2011 | |
| Well, you could make it yourself next time. | Bir dahaki sefer kendin yaparsın. | Alphas-1 | 2011 | |
| I'm putting my lunch in the refrigerator. | Yemeğimi buzdolabına koyuyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| Hi, Gary. Okay. | Selam, Gary. Tamam. | Alphas-1 | 2011 | |
| My mother doesn't want me to eat fast food, | Annem hazır yiyecekleri yememi istemiyor... | Alphas-1 | 2011 | |
| so I have to eat what she makes me. | ...bu yüzden de onun bana hazırladıklarını yemek zorundayım. | Alphas-1 | 2011 | |
| You got it. | Anladım. | Alphas-1 | 2011 | |
| And that's why my name is on it. | Bu yüzdende üstünde ismim yazılı. | Alphas-1 | 2011 | |
| Don't eat what's inside my bag. | İçindekileri yeme. | Alphas-1 | 2011 | |
| So what you're saying is I can eat your sandwich, right? | Yani sandviçini yiyebileceğimi söylüyorsun, değil mi? | Alphas-1 | 2011 | |
| No, don't! That's why my name is on it. | Hayır, öyle demedim! Bu yüzden üstünde ismim yazıyor. | Alphas-1 | 2011 | |
| I changed my name to Gary, too. | Ben de ismimi Gary diye değiştirdim. | Alphas-1 | 2011 | |
| Bill. I'm joking. | Bill. Şaka yaptım yahu. | Alphas-1 | 2011 | |
| It's a joke. | Bildiğin şaka işte. | Alphas-1 | 2011 | |
| Conference room, two minutes, you guys. | İki dakika içinde, konferans odasında olmanız gerekiyor, çocuklar. | Alphas-1 | 2011 | |
| You're not funny. You don't get it. | Komik değilsin. Bunu anlamıyorsun bile. | Alphas-1 | 2011 | |
| You don't get it. | Anlamıyorsun resmen. | Alphas-1 | 2011 | |
| I don't get it? | Anlamıyorum demek? | Alphas-1 | 2011 | |
| If nobody laughs, it's not funny. | Eğer kimse gülmüyorsa, komik değildir demektir. | Alphas-1 | 2011 | |
| Good morning, Nina, Bill. | Günaydın, Nina, Bill. | Alphas-1 | 2011 | |
| Good morning, sir. | Günaydın, efendim. | Alphas-1 | 2011 | |
| Uh, my apologies for, uh, | Güne bu kadar ani başladığınız için... | Alphas-1 | 2011 | |
| starting the morning so abruptly, | ...özür diliyorum... | Alphas-1 | 2011 | |
| but, uh, we have an urgent matter. | ...ama çok acil bir durum söz konusu. | Alphas-1 | 2011 | |
| Rachel, over here, please. | Rachel, buraya geçer misin lütfen. | Alphas-1 | 2011 | |
| Now, what we're going to see is, uh, | Birazdan göreceğiniz şey... | Alphas-1 | 2011 | |
| security footage from a camera in interrogation room three | ...Manhattan Emniyet müdürlüğüne ait... | Alphas-1 | 2011 | |
| at police headquarters in Manhattan. | ...üçüncü sorgu odasının güvenlik kameraları görüntüsüdür. | Alphas-1 | 2011 | |
| This information you acquired, | Elde ettiğin bu bilgiler... | Alphas-1 | 2011 | |
| the encryptions were considered unbreakable. | ...yani bu şifrelemeler, kırılamaz sanılıyordu. | Alphas-1 | 2011 | |
| Maybe it just came to me, like the notes of a song. | Belki de öylece aklıma gelmiştir, aynen müzik notaları gibi. | Alphas-1 | 2011 | |
| Now, watch this. | Şunu iyi izleyin. | Alphas-1 | 2011 | |
| This is where it gets interesting. | İşlerin ilginçleştiği yer. | Alphas-1 | 2011 | |
| That's very funny. | Çok komikti. | Alphas-1 | 2011 | |
| Uh, Mr. Keeler, tell us more... | Bay Keeler, bize biraz daha | Alphas-1 | 2011 | |
| Oh, I'm sorry. | Özür diliyorum. | Alphas-1 | 2011 | |
| Oh, one moment. | Bir saniye. | Alphas-1 | 2011 | |
| It must be this, uh... | Sorun şurada olmalı | Alphas-1 | 2011 | |
| It's not the laptop. | Sorun laptopta değil. | Alphas-1 | 2011 | |
| If I fix it, I can get to drive the car. | Eğer tamir edersem, arabayı kullanacağım. | Alphas-1 | 2011 | |
| Uh, we'll see. | Bakarız. | Alphas-1 | 2011 | |
| how about you just explain it to us then? | Bize durumu açıklayın o hâlde. | Alphas-1 | 2011 | |
| Of course. Um... | Elbette. | Alphas-1 | 2011 | |
| NYPD brought in, uh, a suspect | New York polisi, şantajla... | Alphas-1 | 2011 | |
| involved in blackmail, | ...gaspla ve bizim cömert potronumuz... | Alphas-1 | 2011 | |
| extortion, certain activities that, uh, caught the attention | ...olan Don Wilson'un ilgisini çekmeyi başaran... | Alphas-1 | 2011 | |
| of our generous patron, Don Wilson. | ...bir sürü olaya karışan bir şüpheli getirdi. | Alphas-1 | 2011 | |
| It just comes to me, like the notes of a song. | Belki de öylece aklıma gelmiştir, aynen müzik notaları gibi. | Alphas-1 | 2011 | |
| That's funny. | Çok komikti. | Alphas-1 | 2011 | |
| Mr. Keeler, could you, uh, | Bay Keeler, bize tarif etmiş... | Alphas-1 | 2011 | |
| tell us more about the method you describe? | ...olduğunuz metodu biraz daha anlatır mısınız? | Alphas-1 | 2011 | |
| I've already told you enough. | Size zaten yeteri kadar şey söyledim. | Alphas-1 | 2011 | |
| The prisoner was killed instantly. | Mahkûm derhâl öldü. | Alphas-1 | 2011 | |
| I don't see a gun. | Silahı göremedim. | Alphas-1 | 2011 | |
| Oh, you fixed it, wonderful. | Tamir etmişsin, muhteşem. | Alphas-1 | 2011 | |
| It was the VGA display port. | Sorun VGA görüntü portundaydı. | Alphas-1 | 2011 | |
| Ah, thank you, Gary. | Teşekkür ederim, Gary. | Alphas-1 | 2011 | |
| So Wilson was in the room, right? | Wilson'da odadaydı, değil mi? | Alphas-1 | 2011 | |
| What's his take? | Onun olayı nedir? Onun da kafası allak bullak. | Alphas-1 | 2011 | |
| He stumped. | Onun da kafası allak bullak. Özür dilerim. Pek iyi bir fikir değildi. Berbat ötesi bir fikirdi. | Alphas-1 | 2011 | |
| Uh, the room was sealed, | Oda tamamen kapalıydı... | Alphas-1 | 2011 | |
| a sing door and no windows, | ...bir tane kapısı var, ve hiç pencere yok... | Alphas-1 | 2011 | |
| and no gun was found. | ...üstelik silah bulunamadı. | Alphas-1 | 2011 | |
| So maybe someone manipulated the footage. | Belki de birisi görüntüyle oynamıştır. | Alphas-1 | 2011 |