Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3355
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| He used to wear glasses. | Gözlük kullanıyormuş. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I couldn't find them. | Gözlüğünü bulamadım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| But you have to. | Ama bulmalısınız. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'm going to look over again. | Tekrar bakarım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| We can't replace them with others. It wouldn't be plausible. | Yerine başka gözlük kullanamayız. Uygun olmaz. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'm going to look over again. | Tekrar bakacağım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Zachos. | Zachos. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Any relation with the chop house in Varkiza? | Varkiza'daki et lokantasıyla bir alakanız var mı? | Alpeis-1 | 2011 | |
| No, no. It's just a coincidence. | Hayır, yok. Sadece tesadüf. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Did you know each other for years? | Uzun süredir tanışıyor muydunuz? | Alpeis-1 | 2011 | |
| We were friends for about 20 years. From higher school. | 20 yıllık arkadaşımdı. Liseden beri. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Cause of death? | Ölüm sebebi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| Heart failure. | Kalp yetmezliği. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Favorite food? | En sevdiği yemek? | Alpeis-1 | 2011 | |
| Not something special. | Özel bir yemeği yoktu. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Maybe he liked spaghetti a bit more. | Makarnayı biraz daha severdi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Plain spaghetti? | Sade makarna mı? | Alpeis-1 | 2011 | |
| With tomato sauce. Alla Napoletana. | Domates soslu. Napoliten. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Yes, alla Napoletana | Evet, Napoliten. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Don't get upset. | Üzülmeyin. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He was using very frequently the word "yet", before any sentence. | "Gerçi" kelimesini çok kullanırdı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| That is, he was saying "yet, today it's very windy". | "Gerçi bugün hava çok rüzgarlı" derdi mesela. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Or "yet, see you later." | Ya da "Sonra görüşürüz gerçi." | Alpeis-1 | 2011 | |
| Or "yet, today it's too cold." | Veya "Bugün de hava çok soğuk gerçi." | Alpeis-1 | 2011 | |
| Favorite foreign actor? | En sevdiği yabancı aktör? | Alpeis-1 | 2011 | |
| It was Morgan Freeman. | Morgan Freeman'dı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He liked going to the movies alone. | Sinemaya yalnız gitmekten hoşlanırdı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He went to see all his movies. | Hep yalnız giderdi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He was usually going alone. | Çoğunlukla yanız seyrederdi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Is it too small? | Çok mu küçük? | Alpeis-1 | 2011 | |
| Yes. I think so, too. | Evet. Öyle gibi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| We'll have it remade. | Tadilat yaptırabiliriz. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Is it that your hair is too thick? | Saçın kabarık olduğundan mı? | Alpeis-1 | 2011 | |
| No, it's not that. | Hayır, o yüzden değil. | Alpeis-1 | 2011 | |
| My friend had no hair. | Arkadaşım keldi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Does this bother you? No. | Sizin için sorun olur m? Olmaz. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I don't think so. No. | Olmaz herhalde. | Alpeis-1 | 2011 | |
| If he wore glasses, he would be completely different. | Gözlükleri olsa biraz daha benzeyebilirdi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'll look again. I'll find them. | Tekrar arayıp bulacağım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You have to. I'll do it. | Bulmalısınız. Bulurum. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Hello! | Selam. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Darling, Anna came. | Canım, Anna geldi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| My beloved friend. | Sevgili arkadaşım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Come on. Take a seat. | Gelsene, otur şuraya. | Alpeis-1 | 2011 | |
| What a pleasant surprise! I wasn't expecting you. | Bu ne hoş sürpriz. Seni beklemiyordum. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I missed you. I missed you, too. | Çok özledim. Ben de seni özledim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Anything you want? Some tea? | Çay ister misin? | Alpeis-1 | 2011 | |
| Tea. Good. | Çay. Peki. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Come on. Thank you. | Al. Teşekkürler. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'm fine. I'm glad to hear it. | İyiyim. Sevindim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Hello there. | Merhaba. | Alpeis-1 | 2011 | |
| How are you, Anna? It is so long. | Nasılsın, Anna? Görüşmeyeli uzun zaman oldu. | Alpeis-1 | 2011 | |
| We've admittedly missed you. | İkimiz de seni özledik. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'm all right. | Ben iyiyim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Isn't it a fine day, today? Indeed. | Hava da çok güzel, değil mi? Aynen. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I go to the office. I've some important business. | Ben işe gidiyorum. Yapmam gerekenler var. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Will you be late? Yes, I'll be back very late at night. | Gecikecek misin? Evet, gece çok geç dönerim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Good! I'll make your favorite food. | Peki, en sevdiğin yemeği yaparım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Schnitzel with mashed potatoes? | Patates püresi ve şnitzel mi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| I don't know what I could do without him. | Onsuz ne yapardım bilmiyorum. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You're very lucky. | Çok şanslısın. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Do you want me to read for you? Yes. I'd like it. | Bir şeyler okumamı ister misin? Evet, iyi olur. | Alpeis-1 | 2011 | |
| A book or a magazine? | Kitap mı yoksa dergi mi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| A magazine. | Dergi olsun. | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Fashion trends of the Summer" | "Bu yazın moda elbiseleri" | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Gianfranco Ferre: The King Is Naked." | "Gianfranco Ferre: Kral çıplak." | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Tell me how do you start your day?" | "Gününüze nasıl başladığınızı anlatır mısınız?" | Alpeis-1 | 2011 | |
| "If I'm not working, I get up around ten o' clock... | "Eğer çalışmayacaksam, saat 10 gibi kalkar... | Alpeis-1 | 2011 | |
| and prepare a cup of tea. | "...bir fincan çay hazırlarım kendime. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Then, I sit down and read NY Times. | "Sonra oturup New York Times<i/>'ımı okurum. | Alpeis-1 | 2011 | |
| For the rest of the morning I make my phone calls... | "Kahvaltıdan sonra telefon görüşmelerimi yapar... | Alpeis-1 | 2011 | |
| and arrange several tasks. When I am in Los Angeles... | ...randevularımı düzenlerim. Los Angeles'ta olduğum zamanlar... | Alpeis-1 | 2011 | |
| some times, I take a long walk around my house... | ...hava almak ya da akşamları rahatlamak için... | Alpeis-1 | 2011 | |
| either to refresh myself or in the evening to relax." | ...evimin etrafında turlarım." | Alpeis-1 | 2011 | |
| I've got a surprise for you. | Sana bir sürprizim var. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Do you like it? | Hoşuna gitti mi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| Isn't it awesome? | Harika değil mi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| It's amazing we've become friends. | Arkadaş olmamız çok güzel. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Would you like me to sit next to you to talk just for a while? | Yanına oturayım mı, biraz laflarız? | Alpeis-1 | 2011 | |
| I want you to know that whatever you have to say to me, | Bilmeni isterim ki bana her ne söylersen söyle... | Alpeis-1 | 2011 | |
| I won't say a word to your parents. It's going to stay between us. | ...ailene anlatmayacağım. Aramızda kalacak. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Are you possibly pregnant? | Hamile olma ihtimalin var mı? | Alpeis-1 | 2011 | |
| Don't get upset! | Sakın üzülme. | Alpeis-1 | 2011 | |
| After all, you are too young to have a child. | Zaten çocuk sahibi olmak için çok gençsin. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You got a lot of time ahead of you. | Önünde çok uzun yıllar var. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Now, you must focus in your homework and tennis. | Şu anda ödevlerine ve tenis antrenmanlarına odaklanmalısın. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I also want you to know that if you were pregnant | Ayrıca, hamileysen saçını da boyamaman gerektiğini... | Alpeis-1 | 2011 | |
| you shouldn't dye your hair. It's too dangerous. | ...hatırlatmalıyım. Çok tehlikeli. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Besides, your natural color is very nice. | Zaten saçının doğal rengi çok güzel. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It's dark brown, isn't it? | Açık kahverengi, değil mi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| I couldn't say something I had to. | Söylemem gereken bir şeyi söyleyemedim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| What was that you couldn't say it? | Neymiş o söyleyemediğin şey? | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Grandpa look here a nice cup for your coffee or your tea." | "Bak dede, çay ya da kahveni içersin diye kupa aldım sana." | Alpeis-1 | 2011 | |
| And Grandpa, what did he do? | Peki, dede ne yaptı? | Alpeis-1 | 2011 | |
| He got upset. | Üzüldü. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Me? Nothing. | Ben mi? Bir şey hissetmedim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I left. | Çıktım evden. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Don't speak to Mont Blanc about it. | Mont Blanc'a bundan bahsetme. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He won't give me the girl with the car accident, if you speak to him about. | Eğer anlatırsan, kaza geçiren kızı bana vermez. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You're the King of the coaches. | Koçların kralısın. | Alpeis-1 | 2011 |