• en flag English
    • tr flag Turkish

Search

English Turkish Sentence Translations Page 180533

English Turkish Film Name Film Year Details
Same message "Get me out." aynı mesaj "beni burdan çıkarın." Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
If it works. Good night. olursa.. iyi geceler. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'I've got nothing to say about it. 'söyleecek hiç bir şeyim yok. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'Where my house is. I'd like to go back there.' 'benim evim nerde. oraya gitmek istiyorum.' Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It's a promise. Söz. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It's lovely. Yeah, it's nice. ne güzel. evet, çok hoş. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It'll be back. geri gelecek. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Besides, I could never relate to the Exodus. ayrıyetten, ben Exodus'u hiç anlatamazdım. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Is that such a good idea? bu iyi bir fikir mi? Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I will defy death in the name of Art. ölümü sanatın gözüyle tanımlayacağım. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
But I'm not going to do it yet, ama bunu henüz yapmayacağım, Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I'm waiting until we're number one. bir numara olmamıza kadar bekleyeceğim. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
If they evacuate, we're helping the Serbs. ve eğer boşaltırlarsa, biz Sırpalara yardım etmiş gibi oluruz. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Is that hot? I want a fresh cup. o sıcak mı? ben yeni kupa istiyorum. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
No. I just get lucky wearing them. hayır. onları giymekle sadece şanlı olacağım. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It was... a real party. gerçekten.... bir partiydi. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
If any language could do it justice, it's Bosnian. ama eğer bil dil için bu mümkünse, oda boşnakça. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Um, "do you have an avocado?" Um, " avokado var mı sende?" Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
"I'm desperate for a toilet." "tuvalet için umutsuzum." Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
"'We didn't know what was happening." "'Böyle bir şey olduğundan haberimiz yoktu." derlerdi Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
But... what about basketball? Just a vest. ama peki... basketbola ne demeli? sadece atlet. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Yeah. Can I...? evet. ben ala...? Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I'm pitching our story to your network. benim hikayemi sizin ekibinize aktarıyorum. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
She says, "You promised me." "bana söz verdin.", diyor. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
If she was coming to London to visit me...? ya Londra'ya beni ziyerete gelirse diyorum...? Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'that lie between them and the safety of Italy. 'mayınlar ve havanlar önlerindeki tehlikelerden sadece bazıları.. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Tree... top. ağaç... tepe. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
In... In... londra... londra... Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I have the rest of the documents. belgelerin kalan ksımıda bende. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'Hello? ' Hello. It's me. 'merhaba? ' merhaba. Benim. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'Michael! Hi! Where are you? ' 'Michael! merhaba! neredesin? ' Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
In Split. I'll be home tomorrow. Split'teyim. Yarın evde olacağım. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'Oh, brilliant! Is everything all right? ' 'Oh, nefis! her şey yolunda mı? ' Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Yeah. I'm talking quietly 'cause, uh... evet. sessiz konuşuyorum. 'çünkü, uh... Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'Lt's not Gregg, is it? ' 'Gregg değil, dimi? ' Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
No... no, not Gregg. hayır... hayır, Gregg değil. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'How old is she? ' She's nine. 'kaç yaşında? ' 9. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'lt's good, I guess. It's... it's good.' 'güzel, bence. bence... güzel.' Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'Just come home, OK? ' OK. 'eve gel yeter, tamam? ' tamam. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I've... l've got a reason I've... l've got a reason Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I'm selling calls on the side, making a fortune. para karşılığı görüşme yaptırırıyorum, kendi geleceğimi hazırlıyorum. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
'How's the kid? ' 'çocuk nasıl? ' Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
The thing is... that, um... sana diyeceğim... şu ki, um... Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It's just... Maybe she won't have to go. belkide... belkide gitmek zorunda kalmaz. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
... and over again, my friend ... and over again, my friend Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
If we ever get out of here, eğer buradan çıkarsak, Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Fantastic. I started to get cravings. inanılmaz. özlem krizlerine başlamıştım. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It's like being pregnant, you know? hamile olmak gibi, bilirsin? Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
but... I want some floss now. ama... ama şimdi o dişipini istiyorum." Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
The siege IS Sarajevo. savaş Sarajevo'dur. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Why? I don't know him. neden? onu tanımıyorum. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It's OK. Hey, Michael... bir şey olmaz. Hey, Michael... Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Could you tell them? I know. anlatabilir misin onlara? biliyorum. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
All right, I promise. doğru, söz! Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I got a packet of Marlboro bendede bir Marlboro paketi olacak Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I will buy her, dang, dang, dang, ve bunlarla onu alacağım, dang, dang, dang, Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
and die really, really happy. Inela! ve gerçekten öleceğim, gerçekten mutlu. Inela! Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Have you seen her, this Inela? sen hiç gördün mü onu, bu Inela'yı? Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I'm told you need help. I can help you. ihtiyacınız olduğunu duydum. size yardım edebilirim. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It is a game for you It is a game for you Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
maybe you and I could... Please! belki sen ve ben... lütfen! Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Sorry. I'm only joking. özür dilerim. şaka yapıyordum. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
I know. Less trouble at the checkpoints. biliyorum. ipuçlarında daha az sıkıntı. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
In the back, Flynn. arkaya, Flynn. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
She knows what I've come for, then. neden geldiğimide biliyor, o halde. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Yes, I said that, but... things have changed since then. evet, söyledim, öyle dedim, ama... o zamandan bu zamana işler değişti. Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
It's all about... It's all about... Welcome to Sarajevo-3 1997 info-icon
Hey, Riley? Will play or not? Riley, oynuyor musun oynamıyor musun? Riley, var mısın yok musun? Riley, oynuyor musun oynamiyor musun? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
What is this joke about the mincer? Ne "turşu dilimleyici" fıkrası? Hangi "Turşu doğrayıcı" fıkrası? Ne "tursu dilimleyici" fikrasi? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
For where he worked in sausage factory, Turşu fabrikasında çalışan bir adam... Hani şu adamın turşu fabrikasında çalıştığı... Tursu fabrikasinda çalisan bir adam... Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
and came home one day and said his wife that he had been fired, ...eve gidip karısına, penisi turşu dilimleyicisinde... ...eve gidip karısına, siki turşu doğrayıcısına... ...eve gidip karisina, penisi tursu dilimleyicisinde... Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
because he is thrusting his penis in mincer. ...yakalandığı için kovulduğunu söylemiş. O fıkra işte. ...sıkışıp kaldığı için işten atıldığını söylediği fıkra. ...yakalandigi için kovuldugunu söylemis. O fikra iste. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
And she said: "O God, insert your his penis in a meat grinder? " Karısı da, "Aman tanrım, sikin turşu doğrayıcısına mı sıkıştı?" Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
"Everything okay?" "Sen iyi misin peki?" "Sen iyi misin?" demiş. "Sen iyi misin peki?" Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
And he says something where I can not think what was Sonra adam da birşey demiş ama hatırlamıyorum. Komik kısmı. Ve adam ona komik bir şey söylüyor. İşte burayı hatırlayamıyorum. Sonra adam da birsey demis ama hatirlamiyorum. Komik kismi. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Yes, she asks whether he is good and he said: Karısı iyi olup olmadığını sormuş, adam da... Karısı ona "İyi misin?" diye soruyor, adam da... Karisi iyi olup olmadigini sormus, adam da... Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
"Not so bad It also made her fired. " ..."O kadar kötü değil, onu da işten attılar" demiş. ..."o kadar kötü değil, onu da kovdular" diyor. ..."O kadar kötü degil, onu da isten attilar" demis. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Yes, it ended the joke! İşte o fıkraydı. İşte bu. iste o fikraydi. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
This is very stupid joke. Salakça bir fıkra. Fıkra bok gibiymiş. Salakça bir fikra. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
How did it go tonight? Bu gece nasıI gitti? Gecen nasıldı? Bu gece nasiI gitti? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
I draw. Ne kâr ne zarar... İdare eder. Ne kâr ne zarar... Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Plus minus grand. Bin dolar gitti geldi işte. Bin papel civarı. Bin dolar gitti geldi iste. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Again, you lost, huh? Yine kaybettin, değil mi? Gene kaybettin, değil mi? Yine kaybettin, degil mi? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Who says I've lost? "Drawn am" means that you lost. Kaybettiğimi nerden çıkardın? "Ne kâr ne zarar" eşittir kaybettin. Kaybettiğimi kim söylemiş? "İdare eder" kaybettim demek. Kaybettigimi nerden çikardin? "Ne kâr ne zarar" esittir kaybettin. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
"Well I made it means that you won. Who says? "İyi gitti" eşittir kazandın. Onu kim demiş? "iyiydim" ise kazandın demek. Kim demiş? "iyi gitti" esittir kazandin. Onu kim demis? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
I know you well. Seni çözdüm. Zayıf noktalarını biliyorum. Seni çözdüm. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Remind me never not to play poker with you. Unutturma da asla seninle poker oynamayayım. Hatırlat da seninle asla poker oynamayayım. Unutturma da asla seninle poker oynamayayim. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Waste of money if you ask me. Bana göre parayı savurmaktan başka bir şey değil. Bana sorarsan bu sadece para kaybı. Bana göre parayi savurmaktan baska bir sey degil. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
I never asked, but this they stopped me say it Ben sana asla sormadım. Ama bu sana her perşembe gecesi... Sana hiç fikrini sormadım ama bu seni bilmem... Ben sana asla sormadim. Ama bu sana her persembe gecesi... Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
every Thursday evening in the past... ...bana aynı şeyleri söylemene mani olmuyor, son... Ne? ...kaç yıldır her perşembe akşamı aynı şeyi söylemekten alı koymadı. ...bana ayni seyleri söylemene mani olmuyor, son... Ne? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Hey, Vivian! Vivian! Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
... Four years. Son dört yıIdır. 4 yıldır. Son dört yiIdir. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Welcome. Thanks. Afiyet olsun. Buyurun. Teşekkürler. Afiyet olsun. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Four years? Dört yıIdır? 4 yıl mı? Dört yiIdir? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Am I boring you already? Artık benden sıkıIıyor musun? Seni sıkıyor muyum? Artik benden sikiIiyor musun? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
No, ma'am. And I know I'm boring you? Hayır bayan. Siz benden sıkıIıyor musunuz? Hayır, hanımefendi. Ben seni sıkıyor muyum? Hayir bayan. Siz benden sikiIiyor musunuz? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Not yet. Daha değil. Daha degil. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Lyubitelyu of waffles. 'Waffle' Adam. Waffle canavarı. 'Waffle' Adam. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
You should go to a conference New Orleans at the end of the month. Bu ayın sonunda New Orleans'a gitmemi gerektiren bir toplantım var. Bu ay sonunda anlaşma yapmak için New Orleans'a gidiyorum. Bu ayin sonunda New Orleans'a gitmemi gerektiren bir toplantim var. Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
Why do not you come with me? Sen de gelsen nasıI olur? Neden sen de gelmiyorsun? Sen de gelsen nasiI olur? Welcome to the Rileys-1 2010 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 180528
  • 180529
  • 180530
  • 180531
  • 180532
  • 180533
  • 180534
  • 180535
  • 180536
  • 180537
  • …
  • »
  • »»
Restricted Mode:   
  • Contribute
  • About Us
  • Disclaimer
  • Contact