Search
English Turkish Sentence Translations Page 3329
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Got it. l'll help. | Tamamdır. Yardım edeyim sana. | Aloha-1 | 2015 | |
| Can I get two Kamehameha lemonades and a Jack and Coke, please? | İki Kamehameha limonatası ve bir bardak kolalı Jack lütfen. | Aloha-1 | 2015 | |
| Can I have a beer, please? | Bir bira alabilir miyim lütfen? | Aloha-1 | 2015 | |
| Did you feel that? What's that? | Sen de hissettin mi? Neyi? | Aloha-1 | 2015 | |
| They say the menehune come in with wind... | Menahune'lerin geceleri rüzgarla gelip, subay gazinosunda takıldıklarını söylerler. | Aloha-1 | 2015 | |
| And they mess with the photos of the old airmen. | Eski havacıların fotoğraflarıyla oynarlarmış. | Aloha-1 | 2015 | |
| Captain, come on. Not every noe lani is a puka lani. | Yapma ama Yüzbaşı. Her söylenilen doğru değildir. | Aloha-1 | 2015 | |
| Not every gentle mist is a gate to heaven. | Yavaşça etrafa yayılan sis, cennetin kapılarından gelmiyordur. Bak sen. | Aloha-1 | 2015 | |
| What is the future? | Gelecek nedir? | Aloha-1 | 2015 | |
| The future isn't just something that happens. | Gelecek, öylece gerçekleşen bir şey değildir sadece. | Aloha-1 | 2015 | |
| It's a brutal force with a great sense of humor... | Müthiş bir mizah anlayışı olan acımasız bir güçtür. | Aloha-1 | 2015 | |
| ...that'll steamroll you if you're not watching. | İzlemezse eğer bir anda insanı ezip geçen bir şeydir. | Aloha-1 | 2015 | |
| But we're all gonna take a girls' trip in her minivan. | Ama hepimiz onun minibüsüyle kızlar gezisine çıkacağız. | Aloha-1 | 2015 | |
| Great. Love it. | Güzelmiş. Kesinlikle. | Aloha-1 | 2015 | |
| How is it that a high ranking professional is alone on the holidays? | Senin gibi yüksek rütbeli profesyonel biri nasıl olur da tatilde tek başına olur? | Aloha-1 | 2015 | |
| Well, I don't hook up, I get deployed. | İlişki kurmam ben. Sürekli başka bir yere sevk edilirim. | Aloha-1 | 2015 | |
| I mean, two years is too long to keep anything going, and I'd rather be alone. | 2 yıl, bir şeylere bağlanmak için fazla kısa. Bu yüzden yalnız kalmayı tercih ediyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| It's been guys who are like me. I call them "Alone Togethers." | Buradaki çoğu kişi benim gibi tıpkı. Onlara "Yalnız Birliktelikler" diyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| Maybe you should go civilian next time. Heh, heh, are you kidding me? | Bir dahaki sefere sivillerin arasına gitmelisin. | Aloha-1 | 2015 | |
| Can you think of a way to make "I'm a fighter pilot" sexy? | Sence "Savaş uçağı pilotuyum ben." kulağa seksi geliyor mu? | Aloha-1 | 2015 | |
| Well, you just have to work on your delivery, Ng. | Kendini sunma üzerinde biraz daha çalışmalısın Ng. | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm a fighter pilot. | "Savaş uçağı pilotuyum ben." | Aloha-1 | 2015 | |
| Try going a little lower. | Biraz daha yavaş söyle. | Aloha-1 | 2015 | |
| See, that's just strong stuff. I think that just works. | Bak nasıl oldu gördün mü? İşe yarayabilir bence bu. | Aloha-1 | 2015 | |
| Out here. Out here. Thank you for the camaraderie. | Görüşürüz. Görüşürüz. Muhabbet için teşekkür ederim. | Aloha-1 | 2015 | |
| "Everybody Wants to Rule the World." Coming right up, sir. | "Herkes Dünyayı Yönetmek İster" Hemen çalıyorum efendim. | Aloha-1 | 2015 | |
| Don't stand up, Gilcrest. | Kalkma kalkma Gilcrest. | Aloha-1 | 2015 | |
| On second thought, do stand up. lt's good to see you, general. | Düşündüm de, kalk hadi. Sizi gördüğüme sevindim General. | Aloha-1 | 2015 | |
| Is it true you cut a deal with Bumpy for the blessing? | Bumpy ile kutsama konusunda anlaşmaya vardığın doğru mu? | Aloha-1 | 2015 | |
| Carson Welch is very impressed with you. | Carson Welch senden çok etkilenmiş. | Aloha-1 | 2015 | |
| He's important to us, so don't screw this up. | Bizim için önemli birisi o. Sakın işi mahvedeyim deme. | Aloha-1 | 2015 | |
| Yes. Two mountains, cell phone service. Half a mountain, no cell phone service. | Tamam. İki dağ, bir telefon şebekesi. Yarım dağ, sıfır telefon şebekesi. | Aloha-1 | 2015 | |
| General Dixon, sir. | Ama General Dixon, efendim. | Aloha-1 | 2015 | |
| Gilcrest, don't give me any more reason to dislike you. | Gilcrest, seni sevmemek için daha fazla neden verme bana. | Aloha-1 | 2015 | |
| I didn't know you disliked me. | Beni sevmediğinizi bilmiyordum. | Aloha-1 | 2015 | |
| Happy holidays, bottom feeder. | İyi tatiller fırsatçı herif. | Aloha-1 | 2015 | |
| Happy holidays, general. | Size de iyi tatiller General. | Aloha-1 | 2015 | |
| What did you say to Dixon? I let him insult me. | Dixon'a ne dedin öyle? Hakaret etmesine göz yumdum. | Aloha-1 | 2015 | |
| He loves you. You are bringing a very studly game to Brave Angel. | Seni çok seviyor. Cesur Melek'e çok şaşalı bir oyun getirdin. | Aloha-1 | 2015 | |
| I want you to have this. From Carson Welch's people. | Bunu almanı istiyorum. Carson Welch'ın adamlarından geldi. | Aloha-1 | 2015 | |
| It's a gift to give Brave Angel. | Cesur Melek'e vermen için bir hediye. | Aloha-1 | 2015 | |
| Oh, what is it? New codes. That's all I know. | O ne be? Yeni bir kod. Tek bildiğim bu. | Aloha-1 | 2015 | |
| Welcome to your expanded job description. | Genişletilmiş iş sahana hoş geldin. | Aloha-1 | 2015 | |
| What, now? | Şimdi mi? | Aloha-1 | 2015 | |
| Nice work, Gilcrest. | İyi işti Gilcrest. | Aloha-1 | 2015 | |
| You're back in the bird's nest. | Yuvaya tekrar döndün böylelikle. | Aloha-1 | 2015 | |
| What are we putting up there, Carson? We're doing things... | Oraya ne kuracağız Carson? Hükümetin 20 kademesinin bize ayak bağı olup... | Aloha-1 | 2015 | |
| We are taking command personally. | Komutayı bizzat elimize alıyoruz. | Aloha-1 | 2015 | |
| Yes, I was angry with you about Kabul. | Kâbil'de olanlar için kızgındım sana, evet. | Aloha-1 | 2015 | |
| I knew what was going on, about the skimming. | Olanlardan haberim vardı, kaymağı götürdüğünü biliyordum. | Aloha-1 | 2015 | |
| I never thought twice about it. | Bu konuyu hiç dile getirmemiştim. | Aloha-1 | 2015 | |
| But that money you pocketed from the Afghanis, that was different. | Ama Afganistan'dan kaldırdığın parada işler değişti. | Aloha-1 | 2015 | |
| You destroyed yourself for 100 lousy K. | 100 bin dolar yeşil için hayatını mahvetmiştin. | Aloha-1 | 2015 | |
| You thought I never knew. I always knew. | Hiç öğrenmeyeceğimi sanmıştın. Hep biliyordum aslında. | Aloha-1 | 2015 | |
| Carson So you're back in the game. | Carson... Tekrar oyuna döndün işte. | Aloha-1 | 2015 | |
| Now, if you can stay on track, you'll find a way to get this done... | Doğru yoldan sapmazsan, yarım yamalak ama... | Aloha-1 | 2015 | |
| And this crazy little Mayberry base... | Bu küçük Mayberry üssü ise yepyeni bir operasyonun merkezi olacaktır. | Aloha-1 | 2015 | |
| TNO, Gilcrest. Tell no one. | KS, Gilcrest. Kimseye Söyleme. | Aloha-1 | 2015 | |
| Captain Ng, this is Carson Welch. | Yüzbaşı Ng, bu Carson Welch. Yüzbaşı Ng. | Aloha-1 | 2015 | |
| Your reputation as a dancer precedes you. | Dansçı olan namınız sizden önde gidiyor. | Aloha-1 | 2015 | |
| One, two, three, two. One, two, three, two. | Bir, iki, üç. Bir, iki, üç. | Aloha-1 | 2015 | |
| One, two, three, two. | Bir, iki, üç. Bir, iki, üç. | Aloha-1 | 2015 | |
| Happy New Year, Carson. There you go. | Mutlu yıllar Carson. Al bakalım. | Aloha-1 | 2015 | |
| Excuse me. Excuse me. | Affedersin. Affedersin. | Aloha-1 | 2015 | |
| Bless you. | Çok yaşa. | Aloha-1 | 2015 | |
| Thank you. | Sen de gör. Ne yapıyorsun? | Aloha-1 | 2015 | |
| E mails, uh, trying to bail my brother out online, parking tickets. | E postayla uğraşıyorum. Kardeşimin park cezalarını yatırmaya çalışıyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| Hey, about tonight, sir... | Bu gece efendim... Seni dinliyorum Yüzbaşı. | Aloha-1 | 2015 | |
| ...I had fun. Fun is good. | ...iyi eğlendim. Eğlenmek iyidir. | Aloha-1 | 2015 | |
| And some shots. | Çakırkeyif olmak da iyi. Hadi canım? | Aloha-1 | 2015 | |
| I danced With the devil and I liked it. | Şeytanla dans ettim ama çok hoşuma gitti. | Aloha-1 | 2015 | |
| Well, captain, I will tell you this for sure... | Sana bir şey diyeceğim Yüzbaşı. | Aloha-1 | 2015 | |
| ...in any of its many forms, I have found that nothing beats fun. | Eğlencenin bin bir türünden sonra hiçbir şeyin eğlenmeyi alt edemeyeceğini öğrendim. | Aloha-1 | 2015 | |
| Maybe Purpose. | Gayelerimiz yenebilir belki. | Aloha-1 | 2015 | |
| Do you wanna come over? | Gelmek ister misin? | Aloha-1 | 2015 | |
| That's peppermint tea. Mm hm. | Nane çayı bu. | Aloha-1 | 2015 | |
| Hey. Have you seen the latest spec of all the birds we have up in the sky? | Gökyüzüne gönderdiğimiz bütün araçların son durumunu gördün mü hiç? | Aloha-1 | 2015 | |
| What? | Ne oldu? Köpeğimin resmi bu. Bir saniye. Bu da annemle babam. | Aloha-1 | 2015 | |
| This, with weapons. | İşte bu. Cephaneyle dolu. Bütün bu noktaların hepsi birer uydu. | Aloha-1 | 2015 | |
| It's like a celestial traffic jam. | Tıpkı gökyüzü trafik yoğunluğu gibi. | Aloha-1 | 2015 | |
| I mean, if we can't look up and see purity or promise, we are finished. | Kafamızı havaya kaldırıp masumluğu veya umudu görmezsek bittik demektir. | Aloha-1 | 2015 | |
| That's why we have a space treaty. | Bu yüzden uzay antlaşması var Yüzbaşı. | Aloha-1 | 2015 | |
| What are all those stickers on your unit? | Bilgisayarındaki bu çıkartmalar nedir? | Aloha-1 | 2015 | |
| Well, there's one for each adventure, captain. | Her biri, ayrı bir maceradan kalma Yüzbaşı. | Aloha-1 | 2015 | |
| Do any of those adventures wear dresses? | O maceralardan kıyafet giyeni var mıydı peki? | Aloha-1 | 2015 | |
| Heh. Some. Some are for missions and some are for cities. | Var. Bazıları görevler için bazıları şehir içi için giyinmişti. | Aloha-1 | 2015 | |
| What's the yellow one? | Sarılı olan hangisi için? | Aloha-1 | 2015 | |
| That's... | O, Helena Projesi için. | Aloha-1 | 2015 | |
| I love the Helena Project. I mean, I knew that you studied black holes... | Helena Projesine bayılıyorum resmen. | Aloha-1 | 2015 | |
| I was sound transducing when you're still in a ballerina costume. | Sen daha balerin kostümüyle gezerken sesi dönüştürüyordum ben. | Aloha-1 | 2015 | |
| Yeah, good times. Hmm... | Güzel günlerdi. | Aloha-1 | 2015 | |
| I've never been shot. | Daha önce hiç vurulmadım. Hiç vurulmadın mı? | Aloha-1 | 2015 | |
| That's a good thing. Prepare me. | İyi bir şey bu. Hazırlasana beni. | Aloha-1 | 2015 | |
| What's it like? Hmm... | Nasıl bir şey mesela? | Aloha-1 | 2015 | |
| Well, captain, I feel that question in about 18 different parts of my body. | Bu sorunun cevabını vücudumun 18 farklı yerinde hissettim Yüzbaşı. | Aloha-1 | 2015 | |
| They say that you can tell most of the time by the sound. | Silah sesinin uzun süre kulağından gitmediğini söylüyorlar. | Aloha-1 | 2015 | |
| A well aimed shot from a weapon sounds like nothing else. It's like... | İyi nişan alınmış bir silahla vurulmak hiçbir şeye benzemiyormuş. Tıpkı | Aloha-1 | 2015 | |
| Home run ball coming off the bat. | Düzgün atılmış sayı vuruşu gibi. | Aloha-1 | 2015 | |
| Boy, did I mess up in Kabul. | Kâbil'de işleri cidden batırdım. | Aloha-1 | 2015 | |
| I was surrounded by all this brutal ugliness. | Bütün o vahşi çirkinlikle etrafım çevrilmişti. Zamparalarla. | Aloha-1 | 2015 |