Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177829
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
Yeah, well, so it's an Orthodox cemetery. So what? | Evet, Ortodoks mezarlığı. Ne olacak ki? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah. Well, we wouldn't want to piss off a whole field of dead people, | Evet, bir tarla dolusu ölü insanı kızdırmak istemeyiz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
now would we? | Ne yapabiliriz? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah, well, we'll talk about it, okay? | Tamam, bunu sonra konuşuruz, olmaz mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah, yeah. Great, great. Thank you. Thanks, Arnie. | Evet, tamam. Harika. Teşekkür ederim Arnie. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
EMILY: Thank you for coming, Rabbi. | Geldiğiniz için teşekkürler Haham. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, I'm actually an assistant rabbi. | Aslında ben vekil Haham'ım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
But I guess, after 26 years as a Navy chaplain, | Ancak, Ordu Sinagogunda geçirdiğim 26 yıldan sonra... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I know a thing or two. | ...sanırım bir iki bir şey biliriz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Is there a prayer or something we should say for her for Yom Kippur? | Kefaret'i için, okumamız gereken özel bir dua falan var mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Why, she doesn't need a prayer. She just needs to get well. | Neden ki? Onun duaya ihtiyacı yok. Onun iyileşmeye ihtiyacı var. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
(SHOUTING) Anita? | Anita? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You're going to be all right! | İyileşeceksin! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Now, I was a Navy chaplain for 26 years, so I know a thing or two! | Ordu Sinagogunda 26 yıl çalıştım. Bir iki şey bilirim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You'll be fine, okay? | İyileşeceksin. Anlaştık mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You look good! | İyi görünüyorsun! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Now, take care, you hear? | Kendine iyi bak. Anlaştık mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, when Matthew was little, | Matthew çocukluğunda... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
he liked to get up in the middle of the night | ...gecenin bir saati uyanıp, anne, babasının yanına... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
and come get in bed with Mommy and Daddy, | ...ilişmeyi çok severdi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
which drove Daddy crazy because he was a very light sleeper: | Gerçi babanın uykusu çok hafif olduğundan deliye dönerdi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
KEITH: : So what did you do? | Sen ne yapardın? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, there was a closet door right outside of his bedroom door, | Yatak odasının kapısının hemen dışında, gömme dolabın kapağı vardı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
so, at night, we would tie the doorknob from the closet | Ben de geceleri, dolabın kapağını... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
onto the doorknob of his bedroom, and that was the end of problem: | ...yatak odasının kapısına bağlardım. Böylece sorun ortadan kalkardı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
What if there had been a fire? | Ya yangın falan çıksaydı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Oh, my God: How did I raise such a bunch of wusses? | Tanrım, amma hanım evladı çocuklar doğurmuşum böyle! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You guys, you grew up without seatbelts, breathing secondhand smoke: | Eminyet kemeri bağlamadan, pasif sigara tiryakisi olarak büyüdünüz siz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I spanked you a couple of times: | Birkaç kez tokatladım bile. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yes, I think I even had an occasional glass of wine when I was pregnant, | Evet, hatta hamileyken bir iki kadeh şarap yuvarladığım da oldu. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
and you all turned out fine: | Ama hepiniz sağ salim büyüdünüz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Except, of course, for the psychological damage: | Psikolojik hasarı saymazsak tabii. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Let me give you one really great lesson, don't judge us too much: | Sana çok önemli bir tavsiye benden. Bizi öyle yargılamaya kalkma. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
We didn't do it all wrong: We did the best we could: And so will you: | Her yaptığımız şey yanlış değildi. Elimizden geleni yaptık. Siz de yapacaksınız. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
That's all there is: Don't over think it: | Olup biten budur. Ötesini berisini kurcalama. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Not me: | Ben kurcalamam zaten. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Especially you: | Özellikle de sen. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You read the book? | Kitabı okudun mu? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
None of them? Nope. | Hiçbirini mi? Evet. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So you're not dealing with this at all? | Yani bu olup bitenleri kabullenmekle ilgilenmiyorsun. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Don't "big sister" me. Why not? I'm your big sister. | Bana ablalık taslama. Neden? Ben senin ablanım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I'll deal with it my own way. | Kendi bildiğim şekilde kabullenmeye çalışıyorum. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Katrina and I talk. | Katrina'yla konuşuyoruz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Leave it alone, Em. | Kızla uğraştığın yeter Em! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
There's no food in this house invented after 1967. | Bu evde 1967'den sonra icat edilmiş herhangi bir yiyecek yok mudur? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You left your cell phone. Yeah. | Cebini bıraktın. Evet. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Don't you think we should bring it? | Yanımıza alsak iyi olmaz mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
BARRY: Do you want to find out your mother died | Annenin öldüğü haberini... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
in the cereal aisle of Sir Buy A Lot? | ...3 M Migros'ta mı almak istiyorsun? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Wait a minute. Excuse me. That orange juice is on sale. | Durun biraz. Pardon. O portakal suyu satılıktı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, do you have a Sir Buy A Lot club card? | Migros Club kartınız var mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Then I'm afraid it's not on sale. | O halde maalesef satılık değil. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
But the sign on the shelf said that it was just on sale. | Etiketinde satılık olduğu yazıyordu. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, that's club members only. | Sadece Migros Club kart sahiplerine. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Fine, so how do I join the Sir Buy A Lot club? | Peki, Migros Club'üne nasıl katılabilriim? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I hear it's very tough to get in. Well, that's right. | Üye olmak çok zor diye duymuştum. Evet, doğrudur. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Look, the woman next to you just scanned a spare card for somebody. | Bakın, yanınızdaki kadın başka birinin kartını okuttu az önce. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, that's against store policy. | Bu maalesef kurallarımıza aykırı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I'm seeing a no win here. | Bu işin sonu hiç hayra alâmet değil. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I'm having a bad week, okay? | Çok kötü bir hafta geçiriyorum, tamam mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
And my mother brought me up to believe that there is | Annem beni yeterince çabalarsam, her sorunun bir çözümü... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
a solution to every problem if we all just try hard enough. | ...olabileceği düşüncesi ile bugünlere getirdi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So tell me, please, please, | O yüzden lütfen bana söyler misiniz... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
who do I have to fuck | ...Portakal suyumu... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
to get the Sir Buy A Lot club price on my orange juice? | ...Migros Club fiyatıyla almak için kiminle s.kişmem gerek? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I've never been thrown out of a grocery store. | Daha önce hiç süpermarketten atılmamıştım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You get used to it. | Buna da alışırsın. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
KEITH: : And any more? | Peki başka var mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
What? Regrets: | Ne o? Pişmanlıkların. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Regrets? | Pişmanlıklarım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I regret that I won't be around to torture you like this when you're old and sick: | Yaşlandığında, bana yaptığın gibi sana eziyet edemeyecek olduğum için çok pişmanım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Hey, hey: | Hey, hey! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So, how do you feel about your mother dying? | Söyle bakalım, annenin ölüm döşeğinde olması hakkında ne hissediyorsun? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Come on, Mom: I'm waiting: | Yapma anne. Bekliyorum. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Fine: I'm thrilled: | Peki, elim ayağım tutmuyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
This is a growth experience second to none, | Bu hiçbir şeye benzemeyen bir deneyim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
and I thank God every day I get to go through it: | Tanrıya bu deneyimi yaşadığım için her gün şükrediyorum. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You're not gonna answer me, are you? | Soruma cevap vermeyeceksin, değil mi? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
This video's not about me: | Bu video benimle ilgili değil. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Bowel obstruction's gone. | Bağırsak tıkacı gitmiş. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Mom took a shit. | Annem sıçtı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Great. Let's wake her up and feed her breakfast. | Harika. Hadi uyandıralım da kahvaltısını etsin. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Look. No, babe, | Bak, hayır bir tanem... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I know you don't get along with them, but... | ...onlarla pek iyi geçinemediğinin ben de farkındayım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
They respect me. They just don't always... | Elbette saygı duyuyorlar bana. Sadece arada bir... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
No, they do listen to me. | Hayır, sözümü dinlerler. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
It's just not a good time to bring shit up, okay? Mom's... | Bak bu şeyleri konuşmanın şu an pek sırası değil. Annem... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I just wish you were here. | Keşke burada olsaydın. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Her heart rate, pulse and breathing are steady and strong. | Kalp atışları, nabzı ve nefes alış verişi normal. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
But she hasn't eaten anything in three weeks. | Üç haftadır tek lokma yemek yemedi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah. She's been off of IV for days. | Evet. Günlerdir serum da almıyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She had a lot of swelling from the disease and steroids she was on. | Hastalığı ve aldığı steroidlerden ötürü çok fazla şişkinliği vardı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Swelling is just water collecting in the tissues. | Şişkinlik de dokulara su toplamasını sağladı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Maybe that has something to do with it. So... | Belki onunla alâkalıdır. Yani... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So she's like a camel, living off her hump. | Ne yani, deve gibi hörgüçlerinden mi besleniyor? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Could be. | Muhtemeldir. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
What if she's getting better? Keith. | Ya iyileşiyorsa? Keith. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You know, maybe starvation is some kind of cure for cancer. | Bilemiyorum, belki de açlık kanser için bir nevi tedavi falandır. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Keith. No. What if... | Keith. Ya... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
What if it's the morphine and the starvation that are killing her? | Ya onu öldüren şey morfin ve beslenmesiyse? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |