Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177828
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
it'll be tied up for a year and the lawyers will get 10%. | ...bir sene kadar dokunulmaz, ayrıca avukatlar da %10'unu alırlar. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I don't know. Jim. | Bilmiyorum. Jim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
By next week, you're going to be up to your ass in medical bills. | Bir haftaya kalmaz hastane faturaları kıçını yoklamaya başlar. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
All right. I'm in, okay? Well done. | Tamam, kabul ediyorum. Ha şöyle. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, I got pretty good when I skipped school, | Okulu bıraktığımda bu işte oldukça iyiydim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
but it's been a while. | Ama çok zaman geçti üstünden. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Forgery's like riding a bicycle, you never forget how. | Kalpazanlık bisiklet sürmek gibidir. Asla unutmazsın. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I've heard. | Öyle derler. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
What do I get to do? You're driving the getaway car. | Ben ne yapacağım? Sen kaçarken arabayı kullancaksın. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
If you hear gunfire, | Eğer silah sesi duyacak olursan... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
make sure the engine's running and the doors are unlocked. | ...motorları çalıştır ve kapıları aç. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
How is Mrs. Bergman? | Bayan Bergman nasıl? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Not well. Fine, thanks. | Pek iyi değil. İyi sağolun. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She's fine, fine. She's not well enough to come in. | İyi, iyi. Yalnızca pek iyi hissetmediği için gelmedi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She has a bit of a cold. Right. | Biraz soğuk algınlığı var. Evet. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So she asked us to close her account for her. | O yüzden bizden hesabını kapatmamızı istedi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Just a moment. | Bir dakika bekleteceğim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I just want to say how great it is to be working with the two surviving Stooges. | Sizin gibi iki komedyenle birlikte iş yapmak öyle güzel ki! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
We were supposed to say, "Not well." Well, yeah. | "İyi değil" dememiz gerekiyordu! Tabii. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
JIM: The whole point of being here... BARRY: Real smooth, Jim. | Buraya asıl gelme sebebimiz... Rahat olsana Jim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She's dying. | Ölüyor kadın. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
We're not supposed to tell her she's dying. | Onun ölüm döşeğinde olduğunu söyleyecek değiliz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Here she comes. | Geliyor, geliyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
See, the thing is... It was all my idea. | Bakın aslında... Hepsi benim fikrimdi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I talked them both into coming here. | İkisinden benimle gelmelerini istedim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I know we should have done it when she was feeling better, but I didn't... | Kendini daha iyi hissettiğinde gelmemiz gerekirdi ama işte... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Bedelia's sister works at the cancer center. | Bedelia'nın ablası Kanser Merkezi'nde çalışıyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Please tell Ms. Bergman that we all hope to see her in here again real soon. | Lütfen Bayan Bergman'a en kısa zamanda kendisini aramızda görmek istediğimizi iletin. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Thank you. JIM: Sure. | Teşekkürler. Tabii. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Thank you. We will. | Teşekkürler. İletiriz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Bedelia will cut your check. Oh, well, thank you. | Bedelia çekinizi yazacak. Teşekkürler. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
You know, the confessing thing worked for you, | İtiraf etme konusunda hakkını yememeliyim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
but next time, just rat out Barry 'cause he's already got a record. | Ama bir dahaki sefere, bırak Barry halletsin. Onun zaten sabıkası var. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Blow me. | Kıçımı ye. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, The Dying Experience says religious support can be very comforting. | Ölüm Vakaları kitabında dini desteğin çok rahatlatıcı olduğu yazıyordu. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
To who? No, "whom." | Kime? Hayır, "Kimin için." | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, I guess I just don't find rabbis all that comforting. | Açıkçası ben Haham'ları o kadar da rahatlatıcı bulmuyorum. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
But rabbits are comforting, though. | Haham'lar rahatlatıcıdır aslında. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
All soft and fuzzy. We could get one of those. | Yumuşak sesli, kıvırcık kafalı. Bize de birer tane lazım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Your mother's not very religious. | Anneniz pek dindar biri değil. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, maybe if we had someone here... Em, she's comatose. | Belki birini getirtirsek... Em, bilinci kapalı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
The books say that nobody knows what comatose people can hear. | Kitap, bilinçsiz kişilerin duyup duyamadıklarını kimsenin bilemeyeceğini söylüyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Besides, Mom doesn't like rabbis all that much. | Ayrıca annem Haham'lardan da hiç hazzetmez. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
The last time she set foot in a synagogue was Matthew's bar mitzvah. | Ayağını Sinagog'a en son, Matthew'ın Sünnet gününde atmıştı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah, me, too. | Hakikaten, ben de yahu. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I'm not exactly clear on why I even had a bar mitzvah. | Zaten neden sünnet edildiğimi de bir türlü çözebilmiş değilim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
To piss off Dad. To piss Dad off. | Babamı kudurtmak için. Babamı kudurtmak için. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Oh, yeah. Hey, you guys remember Aunt Eva's rabbit? | Evet. Haham Eva Teyzeyi hatırlıyor musunuz? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
EMILY: Excuse me. Is she the one who lived at the junkyard? | Pardon. Hurdalıkta yaşayan mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah. But she didn't call it a junkyard, she called it an antique yard. | Evet. Ama oraya hurdalık demezdi hiç. Ona göre antika bahçesiydi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Died a multi millionaire. Excuse me. | Multi milyoner olarak öldü. Pardon. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
We should have visited more often. | Daha sık ziyaretine gitmeliydik. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Will you guys just shut up? | Çenenizi iki dakika kapayacak mısınız? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Mom's dying. | Annem ölüyor! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
That's what religion is for. | Dinler bunun içindir! | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I'm calling a rabbi. Does anyone wanna fight about it? | Bir Haham çağıracağım. Bu konuda tartışmak isteyeniniz var mı? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Emily's my best friend: | Emily benim en yakın arkadaşımdır. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I talk to her two or three times a day: | Onunla günde iki üç kez konuşuruz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I love her to death: Em, I do: | Onu canımdan çok severim. Aynen öyle Em. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
KEITH: : But? But? | Ama? Ama ne? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
But I don't know that I did her any favors making her my best friend: | Ama onun için kendimi en iyi arkadaş konumuna koyacak bir şey yaptım mı bilmem. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Especially during the divorce: | Özellikle de boşanma sürecinde. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She took everything on like it was her job to support me: | Her konuda beni desteklemeyi kendine görev edindi sanki. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I would come home and discuss my dates with my 14 year old daughter: | Eve gelir, 14 yaşındaki kızımla ilişkilerimi tartışırdım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She seemed so grown up: | Çok olgun biri gibiydi. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I remember we were on vacation at Raquette Lake, | Babanla ayrıldıktan hemen sonra, Raquette Gölü'ne... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
right after your father and I separated: | ...tatile gittiğimiz zamanı hatırlıyorum. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
And you were fooling around with that married cop: | Şu evli polisle kaçamak yaptığın tatil. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, she was very grown up, | Çok olgun biri gibi görünebilir. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
but she couldn't keep a secret to save her life: | Ama bir sırrı ömür boyunca tutabilen biri deği. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah, well, that was a long time ago: | Neyse, köprünün altından çok sular geçti. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She keeps secrets better now, right? | Artık daha iyi sır saklıyordur, değil mi? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
It's okay to let go, Mom. | Tamam, bırak kendini anne. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
We'll really miss you, but it's okay. | Seni çok özleyeceğiz, ama önemli değil. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I'm right here. I'm right here. | Ben buradayım. Hemen yanındayım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
KEITH: Thanks for coming so late, Carol. | Gecenin bir vakti geldiğin için teşekkürler Carol. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I can increase the morphine and the frequency. | Morfini ve aralıkları sıklaştırabilirim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Well, what happens if she gets too much? | Çok fazla alırsa ne olur peki? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
In the hospitals, they tend to err on the side of a few more days of life. | Hastaneler, birkaç günlük ömrü kalan hastalar için bunu bir hata olarak görür. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
But, in hospice, we leave that up to the patient and their families. | Ama bakım sürecinde, bunun kararını hastalara ve ailelerine bırakırız. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So too much morphine... | Yani çok fazla morfin... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
It's up to you and your mom. | Bu size ve annenize kalmış bir karar. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She's not very responsive. | Pek yanıt vermiyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Increase the dosage. Okay. | Dozajı arttıralım. Olur. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
How about this? | Bu nedir? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
That was Uncle Abe's daughter's. How do you know that? | Abe Amcanın kızının. Nereden biliyorsun? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Who's Uncle Abe? | Abe Amca kim bu arada? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
It's real silver. | Gerçek gümüş o. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
"Hong Kong. Silver plate." It's crap. | "Hong Kong. Gümüş Tabak." Çöp. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
We can't leave it. I am not keeping this stuff. | Bırakamayız. O şeylerle işim olmaz. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
If you leave it, I'm gonna sell it. | Bırakırsanız, gider satarım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
It's sentimental. | Aile yadigârı. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Not to me. Me, either. | Benim için değil. Benim için de. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Fine, I'll take it. Thank you. | Tamam, ben alırım. Teşekkürler. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I guess that's it then. I'm gonna stash my stuff in my luggage. | Sanırım hepsi bu. Kendiminkileri bagaja koyacağım. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Yeah. Me, too. | Evet. Ben de. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
I can go to U Haul and get you some boxes. | Markete gidip sana koli ayarlayabilirim. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
Look, Arnie, I don't want to take advantage of the family relationship, but... | Bak Arnie, ailevi ilişkilerden faydalanmak istemiyorum ama... | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
So, can we get it down to $650? | ...şunu 650 Dolara çekemez miyiz? | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |
She wants to have them spread on her father's grave. | Küllerinin babasının mezarının üzerine boşaltılmasını istiyor. | Two Weeks-4 | 2006 | ![]() |