Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177824
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
This whole thing sucks. Yeah, it does. | Zaten boktan bir durum. Evet öyle. Bu iğrenç bir şey. Evet, öyle. Bu iğrenç bir şey. Evet, öyle. Bu iğrenç bir şey. Evet, öyle. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
They must have been happy to see you. Yeah, they are. | Seni gördüklerine sevinmişlerdir. Evet öyle. Seni görmekten mutlu oluyorlardır. Evet oluyorlar. Seni görmekten mutlu oluyorlardır. Evet oluyorlar. Seni görmekten mutlu oluyorlardır. Evet oluyorlar. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
MAN ON TV: This is News 6 at 11:00, | Kanal 6 saat 11 haberleri. Kanal 6, saat 11 haberleri ile karşınızdayız. Kanal 6, saat 11 haberleri ile karşınızdayız. Kanal 6, saat 11 haberleri ile karşınızdayız. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Southeastern North Carolina 's most watched 11:00 newscast, | Güneydoğu Kuzey Carolina'nın en çok izlenen 11 haberleri. Kuzey Carolina'nın güneyi şu an 11 haberlerine bağlanıyor. Kuzey Carolina'nın güneyi şu an 11 haberlerine bağlanıyor. Kuzey Carolina'nın güneyi şu an 11 haberlerine bağlanıyor. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
EMILY: Mom? Keith's here. | Anne, Keith geldi. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Hi, Mom. Hi, honey. | Merhaba anne. Merhaba tatlım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
GIad you could come. | Gelebildiğine sevindim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I had to get a few things settled. Take care of a Iittle business, remember? | Bazı ayarlamalar yapmam gerekti. Bazı ufak işler var demiştim, hatırladın mı? Bir iki şeyi halletmem gerekiyordu. İşlerle ilgili, hatırladın mı? Bir iki şeyi halletmem gerekiyordu. İşlerle ilgili, hatırladın mı? Bir iki şeyi halletmem gerekiyordu. İşlerle ilgili, hatırladın mı? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Yeah, I was just... I'm dying, not senile. | Evet, şey için... Ben bunamadım, sadece ölüyorum. Evet, ben sadece... Ben ölüyorum, bunamıyorum. Evet, ben sadece... Ben ölüyorum, bunamıyorum. Evet, ben sadece... Ben ölüyorum, bunamıyorum. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Yes, Mother. Don't "Yes, Mother" me. | Evet anne. "Evet anne" deme. Evet anne. "Evet anne" deme hiç. Evet anne. "Evet anne" deme hiç. Evet anne. "Evet anne" deme hiç. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
AII right. | Hadi bakalım. Pekâlâ. Pekâlâ. Pekâlâ. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
KElTH: Why did you fire your first oncologist? | İlk onkoloğunu neden kovdun? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I'II be out for the 9:30 conference call this morning, | Bugünkü 9:30 konferans araması esnasında dışarıda olacağım. Bu sabahki 9:30 konferansına katılamayacağım. Bu sabahki 9:30 konferansına katılamayacağım. Bu sabahki 9:30 konferansına katılamayacağım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
but I'II be available on my cell. | Ama telefonum açık olacak. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
and I'II call you if I think of anything else. | Aklıma bir şey takılırsa seni ararım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I'II be back as soon as I can. Later. | Mümkün olduğu kadar erken döneceğim. Görüşürüz. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Either way is fine. I Iike employees to have a Iittle autonomy. | Benim için farketmez. Çalışanlarımın bazı konularda özgür olmalarını isterim. İkisi de olur. Çalışanlarıma biraz özerklik sağlarım. İkisi de olur. Çalışanlarıma biraz özerklik sağlarım. İkisi de olur. Çalışanlarıma biraz özerklik sağlarım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
[CHUCKLES] No. No. | Hayır. Yok. Yok mu? Yok. Yok mu? Yok. Yok mu? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Well, Iisten, I'II stay as Iong as I can, but I'm really busy. | Bak, kalabildiğim kadar kalmaya çalışacağım, ama sahiden meşgulum. Bak, elimden geldiğince çok kalmaya çalışacağım, ama çok işim var. Bak, elimden geldiğince çok kalmaya çalışacağım, ama çok işim var. Bak, elimden geldiğince çok kalmaya çalışacağım, ama çok işim var. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
You see Mom? Not yet. | Annemi gördün mü? Daha değil. Annemle görüştün mü? Daha değil. Annemle görüştün mü? Daha değil. Annemle görüştün mü? Daha değil. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
In that case, thanks for waking me first. I'II see her. | Bu durumda, önce beni uyandırdığın için teşekkürler. O halde ilk beni uyandırdığın için teşekkürler. Onunla görüşeceğim. O halde ilk beni uyandırdığın için teşekkürler. Onunla görüşeceğim. O halde ilk beni uyandırdığın için teşekkürler. Onunla görüşeceğim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I'II see her. I'm just waiting, you know, to see if she feels up to it. | Görüşeceğim. Sadece bekliyorum. Bilirsin, hazır olup olmadığına bakacağım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
EMILY: A Iittle help here! | Biraz yardım gerek. Bana yardım eder misiniz? Bana yardım eder misiniz? Bana yardım eder misiniz? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I'm so sorry. Here. No, stop it. | Çok üzgünüm. Üzgün olmak yok. Çok özür dilerim. Duymamış olayım. Çok özür dilerim. Duymamış olayım. Çok özür dilerim. Duymamış olayım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Hi, Barry. Mom. | Merhaba Barry. Anne. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Thanks for coming. Wouldn't miss it. | Geldiğin için sağol. Hayatta kaçırmam. Geldiğin için teşekkürler. Kaçırır mıyım hiç? Geldiğin için teşekkürler. Kaçırır mıyım hiç? Geldiğin için teşekkürler. Kaçırır mıyım hiç? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Hey, Barry. Hey, Em. | Selam Berry. Selam Em. Selam Barry. Selam Em. Selam Barry. Selam Em. Selam Barry. Selam Em. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
EMILY: How's it going? AImost done. | Nasıl gidiyor? Bitmek üzere. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
You set here? Sure. | Hazır mı? Elbette. Hazırladın mı? Tabii. Hazırladın mı? Tabii. Hazırladın mı? Tabii. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Yeah, it's Iike her Iast wish, something she never had. | Evet bu onun son dileği gibi bişey. Hayatta hiç sahip olmadığı bir şey. Evet, son arzusu gibi bir şey. Daha önce hiç sahip olmamıştı. Evet, son arzusu gibi bir şey. Daha önce hiç sahip olmamıştı. Evet, son arzusu gibi bir şey. Daha önce hiç sahip olmamıştı. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
No good. She'II be dead by then. Is there some kind of rush fee I can pay? | Olmaz. O zamana kadar ölmüş olur. Acele işlem ödemesi gibi bir şey var mı? Olmaz. O zamana ölmüş olur. İşleri hızlandırabileceğimiz bir ödeme falan var mı? Olmaz. O zamana ölmüş olur. İşleri hızlandırabileceğimiz bir ödeme falan var mı? Olmaz. O zamana ölmüş olur. İşleri hızlandırabileceğimiz bir ödeme falan var mı? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
BARRY: Oh, this whole dying mother thing really motivates people. | Bu "ölen anne" numarası sahiden de insanları bayağı etkiliyor. Şu "annem ölüyor" muhabbeti insanlar üzerinde epey iş görüyor. Şu "annem ölüyor" muhabbeti insanlar üzerinde epey iş görüyor. Şu "annem ölüyor" muhabbeti insanlar üzerinde epey iş görüyor. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
It's too bad you can only use it once. Do you think? | Sadece bir kez kullanabilecek olman çok kötü. Sen öyle san. Yalnızca bir kez istifade edebilecek olman ne kötü. Öyle mi dersin? Yalnızca bir kez istifade edebilecek olman ne kötü. Öyle mi dersin? Yalnızca bir kez istifade edebilecek olman ne kötü. Öyle mi dersin? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
What's this? EMILY: A cheat sheet from the hospice. | Ne bu? Bakımevinden aldığım bir broşür. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
That's called denial. Exactly. | Buna inkâr deniyor. Kesinlikle. Bu yaptığına inkâr derler. Aynen öyle. Bu yaptığına inkâr derler. Aynen öyle. Bu yaptığına inkâr derler. Aynen öyle. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Kind of a mystical, far Eastern denial. You know, alcoholics can be Iike that. | Mistik türde bir, uzak doğu inkârı. Alkolikler nasıldır bilirsin. Doğuluların inkâr dediği şeyin, mistik şekli işte. Alkoliklerin işleri bu. Doğuluların inkâr dediği şeyin, mistik şekli işte. Alkoliklerin işleri bu. Doğuluların inkâr dediği şeyin, mistik şekli işte. Alkoliklerin işleri bu. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Well, I'm not an alcoholic. Well, not yet. | İyide ben alkolik değilim. Henüz değilsin. Ben alkolik değilim. Daha değilsin. Ben alkolik değilim. Daha değilsin. Ben alkolik değilim. Daha değilsin. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I know it's hard, just Iisten. | Zor olduğunu biliyorum. Dinle sadece. Zor olduğunu biliyorum. Ama sadece dinle. Zor olduğunu biliyorum. Ama sadece dinle. Zor olduğunu biliyorum. Ama sadece dinle. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Denial. Total. | İnkâr. Aynen. İnkâr. Alenen. İnkâr. Alenen. İnkâr. Alenen. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
No. You said that I would have the table... | Hayır. Masayı alabileceğimi söylemiştin. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Mom, none of us really want the... Hush, hush, hush, hush. | Anne, aslında biz onu... Sus... Anne, hiçbirimiz o masayı iste... Sus. Anne, hiçbirimiz o masayı iste... Sus. Anne, hiçbirimiz o masayı iste... Sus. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
AII right, then I get to keep the table? Done. | Tamam o zaman, masa bende kalıyor. Anlaştık. O zaman masa bende kalır. Anlaştık. O zaman masa bende kalır. Anlaştık. O zaman masa bende kalır. Anlaştık. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Fine. Write that down. | Peki. Yaz. Güzel. Yazıver. Güzel. Yazıver. Güzel. Yazıver. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Now, I know it's a Iong shot, but I e mailed them. | Biliyorum, uzak bir ihtimal ama, onlara bir mail attım. Bunun uzun bir iş olduğunu biliyorum, ama yine de e posta gönderdim. Bunun uzun bir iş olduğunu biliyorum, ama yine de e posta gönderdim. Bunun uzun bir iş olduğunu biliyorum, ama yine de e posta gönderdim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
And I thought maybe we'II get a hit before hospice comes. | Belki bakıcı gelmeden bir şansımız olabilir. Bakım evinden görevliler gelmeden, belki bir umut ışığı yakalarız. Bakım evinden görevliler gelmeden, belki bir umut ışığı yakalarız. Bakım evinden görevliler gelmeden, belki bir umut ışığı yakalarız. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Then I got into this chat group that reviews Iocal hospices, | Sonra yerel bakıcılara not veren bir sohbet odasına girdim. Sonra yerel bakım evlerini irdeleyen bir sitenin sohbet odasına girdim. Sonra yerel bakım evlerini irdeleyen bir sitenin sohbet odasına girdim. Sonra yerel bakım evlerini irdeleyen bir sitenin sohbet odasına girdim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
so I know which nurses to Iook out for. | Yani hangi hemşireleri arayacağımızı biliyorum. Hangi hemşirelerin buna baktığını da öğrenmiş oldum. Hangi hemşirelerin buna baktığını da öğrenmiş oldum. Hangi hemşirelerin buna baktığını da öğrenmiş oldum. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Then... Keith. | Sonra... Keith. O yüzden... Keith. O yüzden... Keith. O yüzden... Keith. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
It's kind of a... Zen thing. | Bu bir çeşit... Zen bilmemnesi. Bu aslında... Zen olayı. Bu aslında... Zen olayı. Bu aslında... Zen olayı. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
KElTH: Tell me the story ofmy birth, | Doğum hikayemi anlat. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I don 't, Yeah, you do, | Yok öyle bişey. Evet var. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
And then they ga ve me a total block, not an epidural or anything, | Cilt sertleştiricisi verdiler. Başka da ilaç falan vermediler. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
so I couldn 't move my arms and legs and barely knew where I was, | ellerimi kollarımı oynatamıyordum, nerede olduğumu bile unuttum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I didn 't get to push or be involved in any way, | Ne ıkınmama izin verdiler, ne de bir şekilde olaya ortak olmama. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
And then, all of a sudden, I wasn 't pregnant anymore, | Sonra birden, artık hamile değildim. Âniden, artık hamile değildim. Âniden, artık hamile değildim. Âniden, artık hamile değildim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
EMILY: Hospice is here. | Bakıcı için geldiler. Bakım evinden geldiler. Bakım evinden geldiler. Bakım evinden geldiler. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
She was Gilda Radner's hospice nurse. Really? | Gilda Radner'in bakıcısıydı. Öyle mi? Bir ara Gilda Radner'ın bakıcılığını yapmıştı. Sahi mi? Bir ara Gilda Radner'ın bakıcılığını yapmıştı. Sahi mi? Bir ara Gilda Radner'ın bakıcılığını yapmıştı. Sahi mi? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Who? Gilda. | Kime? Gilda'ya. Kimin? Gilda'nın. Kimin? Gilda'nın. Kimin? Gilda'nın. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
So, how Iong do you think this process will take? | Sizce bu süreç ne kadar devam eder? Peki, bu süreç sizce ne kadar sürecektir? Peki, bu süreç sizce ne kadar sürecektir? Peki, bu süreç sizce ne kadar sürecektir? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Very different. Very different, right. Yeah. | Çok farklıdır. Evet, çok farklıdır, doğru. ...oldukça güç. Oldukça güç, anlıyorum. ...oldukça güç. Oldukça güç, anlıyorum. ...oldukça güç. Oldukça güç, anlıyorum. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Well, normally, I'd expect that she'd have very Iittle time Ieft. | Normalde, çok az zamanı kaldığını söylerdim. Normalde, kendisinin çok az bir zamanı kaldığını söyleyebiliriz. Normalde, kendisinin çok az bir zamanı kaldığını söyleyebiliriz. Normalde, kendisinin çok az bir zamanı kaldığını söyleyebiliriz. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
But for a dying person, your mother is Iooking very healthy. | Ama ölmekte birine göre, anneniz çok sağlıklı görünüyor. Ama ölümün kıyısındaki biri için, anneniz son derece sağlıklı görünüyor. Ama ölümün kıyısındaki biri için, anneniz son derece sağlıklı görünüyor. Ama ölümün kıyısındaki biri için, anneniz son derece sağlıklı görünüyor. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Well, I'd say very Iittle time. | Çok az zamanı kaldı derdim. Çok az zamanı kaldığını söyleyebilirim. Çok az zamanı kaldığını söyleyebilirim. Çok az zamanı kaldığını söyleyebilirim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
What happens with the Ieftover morphine? | Arta kalan morfine ne oluyor? Kalan morfini ne yapacaksınız? Kalan morfini ne yapacaksınız? Kalan morfini ne yapacaksınız? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Keith! Oh, well, | Keith. Keith! Keith! Keith! | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
we'II dispose of remaining narcotics according to federal Iaw. | arta kalan uyuşturucuları, federal yasa doğrultusunda imha ediyoruz. ...kanunun öngördüğü şekilde, kalan tıbbi ilaçları yok etmek zorundayız. ...kanunun öngördüğü şekilde, kalan tıbbi ilaçları yok etmek zorundayız. ...kanunun öngördüğü şekilde, kalan tıbbi ilaçları yok etmek zorundayız. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Thank you so much for your help. Thank you. | Yardımlarınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Yardımınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Yardımınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Yardımınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I call morphine. Percodan! | Ben morfin diyorum. Percodan. Morfinler benim. Ağrı kesiciler de benim. Morfinler benim. Ağrı kesiciler de benim. Morfinler benim. Ağrı kesiciler de benim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Guys, I'm not in the mood. You're just pissed 'cause you didn't call it. | Hiç havamda değilim. Aklına bişey gelmedi diye kızdın. Beyler bunun hiç sırası değil. Sana bir şey kalmadığı için kızıyorsun. Beyler bunun hiç sırası değil. Sana bir şey kalmadığı için kızıyorsun. Beyler bunun hiç sırası değil. Sana bir şey kalmadığı için kızıyorsun. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I think Gilda's top of the A Iist for ovarian cancer. | Bence Gilda'nın uzmanlık alanı yumurtalık kanseri vakaları. Bence Gilda da yumurtalık kanserinde, ilk 10'a yarışır. Bence Gilda da yumurtalık kanserinde, ilk 10'a yarışır. Bence Gilda da yumurtalık kanserinde, ilk 10'a yarışır. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Yeah, I was thinking all terminal illnesses. Oh, I see. | Ben ölümcül hastalıklar listesini baz alırım. Anlıyorum. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
No, not Iong, I'm afraid. | Hayır, fazla vakti kalmadı, üzgünüm. Hayır, çok zamanı yok maalesef. Hayır, çok zamanı yok maalesef. Hayır, çok zamanı yok maalesef. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Well, that would depend on what you meant exactly by "Iong." | "Fazla" ile neyi kastettiğinize bağlı bir şey. Aslında bu "uzun" kavramından ne beklediğine bağlı. Aslında bu "uzun" kavramından ne beklediğine bağlı. Aslında bu "uzun" kavramından ne beklediğine bağlı. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Not Iong. | Fazla değil. Çok uzun değil. Çok uzun değil. Çok uzun değil. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Well... Sorry. | Üzgünüm. Kusura bakma. Kusura bakma. Kusura bakma. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
You don't Ieak, do you? Haven't yet. | Sızdırmıyorsun değil mi? Daha olmadı. Akıntın falan yok değil mi? Henüz yok. Akıntın falan yok değil mi? Henüz yok. Akıntın falan yok değil mi? Henüz yok. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
The morphine dispenser hooks into the same Iine. | Morfin aracı da aynı katetere bağlı. Morfin aynı damardan içeri nüfuz ediyor. Morfin aynı damardan içeri nüfuz ediyor. Morfin aynı damardan içeri nüfuz ediyor. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Yeah, Keith? Do we each get one? | Evet Keith? Hepimiz birer tane alsak? Evet Keith? Biz de birer tane alabilir miyiz ondan? Evet Keith? Biz de birer tane alabilir miyiz ondan? Evet Keith? Biz de birer tane alabilir miyiz ondan? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
A grip on my Iast shoot gave me this. | Son çekimimdeki bir kameraman verdi bunu. Son içişimde nasıl hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Son içişimde nasıl hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Son içişimde nasıl hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
What about? She wouldn't say. | Ne konuştular? Söylemedi. Ne hakkında? Bahsetmedi. Ne hakkında? Bahsetmedi. Ne hakkında? Bahsetmedi. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
KElTH: Why did you and Dad split up? | Babamla neden ayrıldınız? | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
The antique clocks. AII right. | Antika saatler, evet. Antika saatler. Doğru ya. Antika saatler. Doğru ya. Antika saatler. Doğru ya. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Got it? Got it. | Tamam mı? Tamam. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
You wrote your own obituary? I had some time. | Kendi ölüm ilanını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Kendi ölüm ilânını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Kendi ölüm ilânını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Kendi ölüm ilânını mı yazdın? Boş vaktim vardı. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Hey, Matthew. Hey. | Selam Matthew. Selam. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
How was the trip? My ass has been asleep since Virginia. | Yolculuk nasıldı? Virginia'dan beri kıçımın üstündeyim. Yolculuk nasıldı? Kıçım Virginia'dan beri rahat yüzü görmedi. Yolculuk nasıldı? Kıçım Virginia'dan beri rahat yüzü görmedi. Yolculuk nasıldı? Kıçım Virginia'dan beri rahat yüzü görmedi. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I didn't even see his Iips move. | Dudakları oynamadı bile. Ağzının oynadığını daha önce hiç görmemiştim. Ağzının oynadığını daha önce hiç görmemiştim. Ağzının oynadığını daha önce hiç görmemiştim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I'm giving you the best stuff. It's not who gets what jewelry. | En iyilerini sana veriyorum. Kimin hangi mücevheri aldığı değil mesele. En iyilerini sana verdim. Kimin mücevherleri aldığında değilim. En iyilerini sana verdim. Kimin mücevherleri aldığında değilim. En iyilerini sana verdim. Kimin mücevherleri aldığında değilim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
It's that bitch getting any of it. Oh, she's your brother's wife. | Mesele, o fahişenin de bir şeyler alması. Ama o senin kardeşinin karısı. O kaltağın herhangi bir şey almasına canım sıkılıyor. O kardeşinin karısı kızım. O kaltağın herhangi bir şey almasına canım sıkılıyor. O kardeşinin karısı kızım. O kaltağın herhangi bir şey almasına canım sıkılıyor. O kardeşinin karısı kızım. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
I thought you hated her. I never said that. | Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Asla böyle bir şey demedim. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Hayatta öyle bir şey söylemedim. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Hayatta öyle bir şey söylemedim. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Hayatta öyle bir şey söylemedim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Julia. Come on in. Thank you. You're welcome. | Julia, gel içeri. Sağol. Bir şey değil. Julia, girsene. Teşekkürler. Rica ederim. Julia, girsene. Teşekkürler. Rica ederim. Julia, girsene. Teşekkürler. Rica ederim. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
AII I did was kiss a few boys. | Bütün yaptığım bir kaç oğlanı öpmekti sadece. Sadece birkaç çocuğu öptüm, hepsi bu. Sadece birkaç çocuğu öptüm, hepsi bu. Sadece birkaç çocuğu öptüm, hepsi bu. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
[LAUGHING] Yes. My God, Harry Wexler? | Tanrım, hem de Harry Wexler. Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
If you hadn't published their "Iip ratings" in the Nottingham Rag, | Eğer okul gazetesinde "dudak puanlamasını" yazmamış olsaydın, Nothingham Rag'de "Öpüşme Notları"nı yayınlayacak olsaydın... Nothingham Rag'de "Öpüşme Notları"nı yayınlayacak olsaydın... Nothingham Rag'de "Öpüşme Notları"nı yayınlayacak olsaydın... | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
What is this? Julia brought a tuna casserole. | O ne? Julia, ton balıklı güveç getirmiş. Bu nedir? Julia ton balıklı güveç yapmış. Bu nedir? Julia ton balıklı güveç yapmış. Bu nedir? Julia ton balıklı güveç yapmış. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Jesus. I know. | Tanrım. Evet bilirim. Tanrım. Hem de nasıl! Tanrım. Hem de nasıl! Tanrım. Hem de nasıl! | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
What are you doing? Everyone's gonna start bringing food. | Ne yapıyorsun? Herkes yemek getirmeye başlayacak. Ne yapıyorsun? Herkes yiyecek bir şeyler getirmeye başladı. Ne yapıyorsun? Herkes yiyecek bir şeyler getirmeye başladı. Ne yapıyorsun? Herkes yiyecek bir şeyler getirmeye başladı. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
Gerald Henderson, three Iips out of 10. He was not pleased. | Gerald Henderson, 10 üzerinden 3 dudak. Hiç memnun olmamıştı. Gerald Henderson'ın öpüşmesi 10 üzerinden 3 alırdı. Çok matah değildi. Gerald Henderson'ın öpüşmesi 10 üzerinden 3 alırdı. Çok matah değildi. Gerald Henderson'ın öpüşmesi 10 üzerinden 3 alırdı. Çok matah değildi. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
He had a Iittle dick, too. Oh, stop! | Aleti de küçücüktü. Yeter artık. ...küçücük de çükü vardı. Dur güldürme! ...küçücük de çükü vardı. Dur güldürme! ...küçücük de çükü vardı. Dur güldürme! | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |
[LAUGHING] Yes, he did. | Aynen öyleydi. İster inan, ister inanma. İster inan, ister inanma. İster inan, ister inanma. | Two Weeks-2 | 2006 | ![]() |