• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177826

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
AII right. Peki. Tamamdır. Tamamdır. Tamamdır. Two Weeks-2 2006 info-icon
I'II be back in a couple of days. Bir kaç güne kadar dönerim. Birkaç güne dönerim. Birkaç güne dönerim. Birkaç güne dönerim. Two Weeks-2 2006 info-icon
You know what? I'd stay if I could. I'II be back in a couple of days. Kalabilsem kalırdım. Birkaç güne dönerim. Two Weeks-2 2006 info-icon
BIow me. AII right? You're both freelance. I'm the only one with a real job. Siktir git. İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Bir tek benim gerçek bir işim var. Kıçımı ye! Tamam mı? İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Adam gibi işi olan bir ben varım. Kıçımı ye! Tamam mı? İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Adam gibi işi olan bir ben varım. Kıçımı ye! Tamam mı? İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Adam gibi işi olan bir ben varım. Two Weeks-2 2006 info-icon
You can blow me, too. I'II call you from San Francisco tonight. Sen de siktir. Sizi bu gece San Fransisco'dan ararım. Sen de kıçımı ye. Gece San Francisco'dan ararım. Sen de kıçımı ye. Gece San Francisco'dan ararım. Sen de kıçımı ye. Gece San Francisco'dan ararım. Two Weeks-2 2006 info-icon
What? Nothing. Ne? Hiç. Ne var? Hiç. Ne var? Hiç. Ne var? Hiç. Two Weeks-2 2006 info-icon
JESSICA: Daddy? Yes, honey. Baba? Evet tatlım? Babacığım? Evet tatlım? Babacığım? Evet tatlım? Babacığım? Evet tatlım? Two Weeks-2 2006 info-icon
It means see you soon. Oh. Sonra görüşürüz demek. Tamam. Yakında görüşürüz demek. Yakında görüşürüz demek. Yakında görüşürüz demek. Two Weeks-2 2006 info-icon
What do you mean I did? Did what? Ben mi iptal ettim? Ne? Ben mi ettim? Ne etmişsin? Ben mi ettim? Ne etmişsin? Ben mi ettim? Ne etmişsin? Two Weeks-2 2006 info-icon
What do you mean, "It's real Iife"? Gerçek hayat da ne demek şimdi? "Bu gerçek hayat" da ne demek? "Bu gerçek hayat" da ne demek? "Bu gerçek hayat" da ne demek? Two Weeks-2 2006 info-icon
[SIGHS] Will you be mad if I don't come home right now? Şimdi sizinle gelmezsem çok kızar mısın? Sizinle şimdi gelmezsem bana bozulur musun? Sizinle şimdi gelmezsem bana bozulur musun? Sizinle şimdi gelmezsem bana bozulur musun? Two Weeks-2 2006 info-icon
The other thing's real Iife. Gerçek hayat, diğeri. Diğer şey, gerçek hayat. Diğer şey, gerçek hayat. Diğer şey, gerçek hayat. Two Weeks-2 2006 info-icon
Well? Yeah, I'm gonna stay. Kalıyorum. Kalacağım. Kalacağım. Kalacağım. Two Weeks-2 2006 info-icon
You guys go on ahead. I'II call you Iater. Okay. Siz gidin. Ben sonra ararım. Tamam. Siz gidin. Sizi ararım. Tamam. Siz gidin. Sizi ararım. Tamam. Siz gidin. Sizi ararım. Tamam. Two Weeks-2 2006 info-icon
You're doing the right thing. You're awesome. Doğru olanı yapıyorsun. Harikasın. Doğru olanı yapıyorsun. Harika bir kadınsın. Doğru olanı yapıyorsun. Harika bir kadınsın. Doğru olanı yapıyorsun. Harika bir kadınsın. Two Weeks-2 2006 info-icon
Go with Mommy. It's time to go. Anneyle gidin. Gitme zamanı. Anneyle gidiyorsunuz. Gitme vakti. Anneyle gidiyorsunuz. Gitme vakti. Anneyle gidiyorsunuz. Gitme vakti. Two Weeks-2 2006 info-icon
Bye, Savannah. Mommy... Güle güle Savannah. Anne! Görüşürüz Savannah. Anne... Görüşürüz Savannah. Anne... Görüşürüz Savannah. Anne... Two Weeks-2 2006 info-icon
BIow me! Siktir git! Kıçımı ye! Kıçımı ye! Kıçımı ye! Two Weeks-2 2006 info-icon
Sorry. Oh, come on. Üzgünüm. Hadi ama. Two Weeks-2 2006 info-icon
Security. GUARD: Hold it right there, sir! Güvenlik. Olduğunuz yerde kalın bayım! Two Weeks-2 2006 info-icon
WOMAN ON PA: Welcome to Wilmington lnternational Airport, Wilmington Havaalanına hoşgeldiniz. Wilmington Uluslararası Havalimanına Hoş Geldiniz. Wilmington Uluslararası Havalimanına Hoş Geldiniz. Wilmington Uluslararası Havalimanına Hoş Geldiniz. Two Weeks-2 2006 info-icon
I can't. Yeah, you can. Just take my cell phone. Yapamam. Evet yapabilirsin, cebimi alsan yeter. Yapamam. Evet, yaparsın. Cebimi yanına al. Yapamam. Evet, yaparsın. Cebimi yanına al. Yapamam. Evet, yaparsın. Cebimi yanına al. Two Weeks-2 2006 info-icon
She'II be fine for 45 minutes. 45 dakikada bir şey olmaz. Two Weeks-2 2006 info-icon
JIM: Hello? Alo? Two Weeks-2 2006 info-icon
Okay. I guess. It's Barry. Herhalde. Barry arıyor. Tamam, bence de. Arayan Barry. Tamam, bence de. Arayan Barry. Tamam, bence de. Arayan Barry. Two Weeks-2 2006 info-icon
You did try to steal your own suitcase. Fucking crackers. Kendi çantanı çalmaya çalıştın. Pis soyguncular. Kendi bavulunu çalmaya çalışan biri için. S.ktiğim manyakları. Kendi bavulunu çalmaya çalışan biri için. S.ktiğim manyakları. Kendi bavulunu çalmaya çalışan biri için. S.ktiğim manyakları. Two Weeks-2 2006 info-icon
Actually, I'm kind of glad that you can't Ieave the state. Aslnda eyaletten çıkamamana sevindim. Aslında şehirden gidememiş olmana sevinmedim değil. Aslında şehirden gidememiş olmana sevinmedim değil. Aslında şehirden gidememiş olmana sevinmedim değil. Two Weeks-2 2006 info-icon
BIow me. Siktir git. Kıçımı ye. Kıçımı ye. Kıçımı ye. Two Weeks-2 2006 info-icon
KEITH: : Testing, testing: One, two: One, two: Deneme, bir, iki. Test bir iki, bir iki. Test bir iki, bir iki. Test bir iki, bir iki. Two Weeks-3 2006 info-icon
Okay, that's good: Ready, Mom? Tamam, hazır mısın anne? Tamam oldu. Hazır mısın anne? Tamam oldu. Hazır mısın anne? Tamam oldu. Hazır mısın anne? Two Weeks-3 2006 info-icon
Anyway you want: I'm just glad you're finally doing this: Nasıl istersen. Şu işi yapalım da... Nasıl istersen. Sonunda bunu yapacağına sevindim. Nasıl istersen. Sonunda bunu yapacağına sevindim. Nasıl istersen. Sonunda bunu yapacağına sevindim. Two Weeks-3 2006 info-icon
All right: Go ahead: Start: Tamam hadi başla. Tamam. Hadi başlayalım. Tamam. Hadi başlayalım. Tamam. Hadi başlayalım. Two Weeks-3 2006 info-icon
Great: So, why: : : Harika; acaba neden... Harika. Pekâla, neden... Harika. Pekâla, neden... Harika. Pekâla, neden... Two Weeks-3 2006 info-icon
Hence the '"why: '" All right: Soru soruyorum ya. Tamam peki. O yüzden "Neden"le başladım. Pekâlâ. O yüzden "Neden"le başladım. Pekâlâ. O yüzden "Neden"le başladım. Pekâlâ. Two Weeks-3 2006 info-icon
I guess I better be careful answering if this is gonna be how you remember me: Dikkat etsem iyi olur, sonuçta beni hep böyle hatırlayacaksınız. Madem beni bu şekilde hatırlayacaksınız dikkatli cevap versem iyi olacak. Madem beni bu şekilde hatırlayacaksınız dikkatli cevap versem iyi olacak. Madem beni bu şekilde hatırlayacaksınız dikkatli cevap versem iyi olacak. Two Weeks-3 2006 info-icon
STEWARDESS: Mr. Bergman? Bay Bergman. Bay Bergman? Bay Bergman? Bay Bergman? Two Weeks-3 2006 info-icon
WOMAN ON PA: : Welcome to Wilmington International Airport: Wilmington Uluslararası Havalimanına hoşgeldiniz... Two Weeks-3 2006 info-icon
KEITH: There's an instruction manual? You're gonna wanna read it. Kullanım klavuzumuz da hazır desene. Okumak isteyeceksin. Two Weeks-3 2006 info-icon
I especially enjoyed Congratulations! Your Child's an Addict: En çok da şey hoşuma gitmişti: "Tebrikler, çocuğunuz bir bağımlı" Özellikle de şeyi beğendim; "Tebrikler, sizin oğlan bir müptela." Özellikle de şeyi beğendim; "Tebrikler, sizin oğlan bir müptela." Özellikle de şeyi beğendim; "Tebrikler, sizin oğlan bir müptela." Two Weeks-3 2006 info-icon
MAN ON TV: : This is News 6 at 11::00: Kanal 6 saat 11 haberleri. Kanal 6, saat 11 haberleri ile karşınızdayız. Kanal 6, saat 11 haberleri ile karşınızdayız. Kanal 6, saat 11 haberleri ile karşınızdayız. Two Weeks-3 2006 info-icon
Southeastern North Carolina 's most watched 11::00 newscast: Güneydoğu Kuzey Carolina'nın en çok izlenen 11 haberleri. Kuzey Carolina'nın güneyi şu an 11 haberlerine bağlanıyor. Kuzey Carolina'nın güneyi şu an 11 haberlerine bağlanıyor. Kuzey Carolina'nın güneyi şu an 11 haberlerine bağlanıyor. Two Weeks-3 2006 info-icon
Another missing persons case tonight with a Blaine County connection: Blaine County ile bağlantılı bir kayıp insan vakası daha yaşandı bu gece. Blaine County'de bir kayıp vak'ası daha yaşandı. Blaine County'de bir kayıp vak'ası daha yaşandı. Blaine County'de bir kayıp vak'ası daha yaşandı. Two Weeks-3 2006 info-icon
KEITH: : Why did you fire your first oncologist? İlk onkoloğunu neden kovdun? Two Weeks-3 2006 info-icon
I'm a trained film professional: Ben eğitimli profesyonel bir film yapımcısıyım. Profesyonel olarak film endüstrisindeyim. Profesyonel olarak film endüstrisindeyim. Profesyonel olarak film endüstrisindeyim. Two Weeks-3 2006 info-icon
he said my intestines would clog up and I'd puke myself to death: bana barsaklarımın tıkanacağını, ve kusarak öleceğimi söyledi. ...bağırsaklarımın tıkanıp, içim dışıma çıkana kadar kusacağımı söyledi. ...bağırsaklarımın tıkanıp, içim dışıma çıkana kadar kusacağımı söyledi. ...bağırsaklarımın tıkanıp, içim dışıma çıkana kadar kusacağımı söyledi. Two Weeks-3 2006 info-icon
Which turns out to be true: ki bu doğruymuş, Ki giderek doğru söylediğini anladım. Ki giderek doğru söylediğini anladım. Ki giderek doğru söylediğini anladım. Two Weeks-3 2006 info-icon
I deserved a little better bedside manner than that: bu tavırdan biraz daha iyisini hak ettiğimi düşündüm. ...bundan çok daha iyi bir muameleyi hakediyorum gibi geldi. ...bundan çok daha iyi bir muameleyi hakediyorum gibi geldi. ...bundan çok daha iyi bir muameleyi hakediyorum gibi geldi. Two Weeks-3 2006 info-icon
(CHUCKLES) No. No. Hayır. Yok. Yok mu? Yok. Yok mu? Yok. Yok mu? Two Weeks-3 2006 info-icon
EMILY: A little help here! Biraz yardım gerek. Bana yardım eder misiniz? Bana yardım eder misiniz? Bana yardım eder misiniz? Two Weeks-3 2006 info-icon
EMILY: How's it going? Almost done. Nasıl gidiyor? Bitmek üzere. Two Weeks-3 2006 info-icon
What's this? EMILY: A cheat sheet from the hospice. Ne bu? Bakımevinden aldığım bir broşür. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Two Weeks-3 2006 info-icon
KEITH: : Tell me the story of my birth: Doğum hikayemi anlat. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Two Weeks-3 2006 info-icon
The one you tell me every year when you call me on my birthday: Her sene doğum günümde aradığında ne anlatıyorsan onu işte. Beni her doğum günümde aradığında anlattığın öykü. Beni her doğum günümde aradığında anlattığın öykü. Beni her doğum günümde aradığında anlattığın öykü. Two Weeks-3 2006 info-icon
I don't: Yeah, you do: Yok öyle bişey. Evet var. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Two Weeks-3 2006 info-icon
I do? How boring: Anlatıyor muyum? Ne sıkıcı. Sahi mi? Amma sıkıcı! Sahi mi? Amma sıkıcı! Sahi mi? Amma sıkıcı! Two Weeks-3 2006 info-icon
Okay: Tamam. Pekâlâ. Pekâlâ. Pekâlâ. Two Weeks-3 2006 info-icon
which is not a good combo: Ki bu hiç de iyi bir ikili değildi. İlk doğum olduğunu düşününce pek de iyi bir kombinasyon olmuyor. İlk doğum olduğunu düşününce pek de iyi bir kombinasyon olmuyor. İlk doğum olduğunu düşününce pek de iyi bir kombinasyon olmuyor. Two Weeks-3 2006 info-icon
and let me writhe there until they thought I was ready: ve onlar hazır olduğumu düşünene kadar orada kıvrandım durdum. ...hazır olana kadar orada, cebelleşmeye bıraktılar. ...hazır olana kadar orada, cebelleşmeye bıraktılar. ...hazır olana kadar orada, cebelleşmeye bıraktılar. Two Weeks-3 2006 info-icon
so I couldn't move my arms and legs and barely knew where I was: ellerimi kollarımı oynatamıyordum, nerede olduğumu bile unuttum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. Two Weeks-3 2006 info-icon
And they tied down my hands, and then two big nurses pushed on me: Beni bağladılar ve iki kocaman hemşire üzerime yüklenmeye başladı. Ellerimi bağladıktan sonra, iki hemşire üzerime abandı. Ellerimi bağladıktan sonra, iki hemşire üzerime abandı. Ellerimi bağladıktan sonra, iki hemşire üzerime abandı. Two Weeks-3 2006 info-icon
I didn't get to push or be involved in any way: Ne ıkınmama izin verdiler, ne de bir şekilde olaya ortak olmama. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Two Weeks-3 2006 info-icon
and I started screaming, '"Where's my baby? Where's my baby? '" Ve bağırmaya başladım, "Bebeğim nerede, bebeğim nerede?" Bir anda bağırmaya başladım; "Bebeğim nerede? Bebeğim nerede?" diye. Bir anda bağırmaya başladım; "Bebeğim nerede? Bebeğim nerede?" diye. Bir anda bağırmaya başladım; "Bebeğim nerede? Bebeğim nerede?" diye. Two Weeks-3 2006 info-icon
because you were the ugliest baby I had ever seen: Çünkü hayatımda gördüğüm en çirkin bebek sendin. Çünkü sen ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin bebektin. Çünkü sen ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin bebektin. Çünkü sen ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin bebektin. Two Weeks-3 2006 info-icon
So ugly: Çok çirkindin. O kadar çirkindin. O kadar çirkindin. O kadar çirkindin. Two Weeks-3 2006 info-icon
KEITH: : Why did you and Dad split up? Babamla neden ayrıldınız? Two Weeks-3 2006 info-icon
(LAUGHING) Yes. My God, Harry Wexler? Tanrım, hem de Harry Wexler. Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Two Weeks-3 2006 info-icon
(LAUGHING) Yes, he did. Aynen öyleydi. İster inan, ister inanma. İster inan, ister inanma. İster inan, ister inanma. Two Weeks-3 2006 info-icon
Don't you remember your grandfather? KEITH: : I was five when he died: Dedeni hatırlamıyor musun? Ben 5 yaşımdayken öldü ya. Dedeni hatırlamıyor musun? Öldüğünde beş yaşımdaydım. Dedeni hatırlamıyor musun? Öldüğünde beş yaşımdaydım. Dedeni hatırlamıyor musun? Öldüğünde beş yaşımdaydım. Two Weeks-3 2006 info-icon
You tell me: Tell me about him: Sen anlat işte. Sen anlat işte. Bana ondan bahset biraz. Sen anlat işte. Bana ondan bahset biraz. Sen anlat işte. Bana ondan bahset biraz. Two Weeks-3 2006 info-icon
He was a tailor: He owned a dry cleaning shop: Terziydi. Kuru temizleme dükkanı vardı. Bir terziydi. Kuru temizleme dükkânı vardı. Bir terziydi. Kuru temizleme dükkânı vardı. Bir terziydi. Kuru temizleme dükkânı vardı. Two Weeks-3 2006 info-icon
Nanna was a housewife: Büyükannen ev hanımıydı. Two Weeks-3 2006 info-icon
A great cook: Always entertaining: Çok iyi bir aşçıydı. Bizi hep eğlendirirdi. Harika yemekler yapardı. Çok neşeli bir kadındı. Harika yemekler yapardı. Çok neşeli bir kadındı. Harika yemekler yapardı. Çok neşeli bir kadındı. Two Weeks-3 2006 info-icon
This explains why you can't sew or cook: Exactly: Bu senin neden yemek yapamadığını ve dikiş dikemediğini açıklıyor. İşte bu senin neden yemek ve dikişten hiç anlamadığını açıklıyor. Aynen! İşte bu senin neden yemek ve dikişten hiç anlamadığını açıklıyor. Aynen! İşte bu senin neden yemek ve dikişten hiç anlamadığını açıklıyor. Aynen! Two Weeks-3 2006 info-icon
Luckily Nanna is still with us, so I don't have to: Şanslıyız ki büyükannen hala bizimle, yani yapmam da gerekmiyor. Şükür ki büyükannen hâlâ aramızda da, bana iş kalmıyor. Şükür ki büyükannen hâlâ aramızda da, bana iş kalmıyor. Şükür ki büyükannen hâlâ aramızda da, bana iş kalmıyor. Two Weeks-3 2006 info-icon
What? Nothing: Ne oldu? Hiç. Two Weeks-3 2006 info-icon
All my grandkids are about five: Bütün torunlarım 5 yaşında filan. Tüm torunlarım beş yaş civarındalar. Tüm torunlarım beş yaş civarındalar. Tüm torunlarım beş yaş civarındalar. Two Weeks-3 2006 info-icon
Some of them younger: Bazıları daha bile genç. Kimisi daha da küçük. Kimisi daha da küçük. Kimisi daha da küçük. Two Weeks-3 2006 info-icon
BEN: See you. Bye. Goodbye. Hoşçakal. Güle güle. Görüşürüz. Güle güle. Görüşürüz. Güle güle. Görüşürüz. Güle güle. Two Weeks-3 2006 info-icon
See you. ANITA: See you. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Two Weeks-3 2006 info-icon
Come on. We have DSL. Mmm hmm. DSL internetimiz var. Ne var? İnternetimiz var nasıl olsa. Ne var? İnternetimiz var nasıl olsa. Ne var? İnternetimiz var nasıl olsa. Two Weeks-3 2006 info-icon
Well, actually, we always planned to stop at three: Aslında üçüncüden sonra duracağız demiştik. Aslında hep üçüncüde durmayı planlıyorduk. Aslında hep üçüncüde durmayı planlıyorduk. Aslında hep üçüncüde durmayı planlıyorduk. Two Weeks-3 2006 info-icon
KEITH: : What happened? Ne oldu? Two Weeks-3 2006 info-icon
which is a pink kind of ros�� wine: Ki bu bir çeşit kırmızı şarap. Kırmızı rose şarabı. Kırmızı rose şarabı. Kırmızı rose şarabı. Two Weeks-3 2006 info-icon
Your father got a great big bottle for Christmas one year: Baban noel için bir tane almıştı. Bir yılbaşında baban, koca bir şişe getirmişti. Bir yılbaşında baban, koca bir şişe getirmişti. Bir yılbaşında baban, koca bir şişe getirmişti. Two Weeks-3 2006 info-icon
He would make a candleholder out of the bottle afterward: Bitince, şişesine mum yerleştirirdi. Şişeyi bittikten sonra şamdan olarak kullanmıştı. Şişeyi bittikten sonra şamdan olarak kullanmıştı. Şişeyi bittikten sonra şamdan olarak kullanmıştı. Two Weeks-3 2006 info-icon
You make it sound so tragic: Cancer is an accident: Sanki çok kötü bir şeymiş gibi söylüyorsun. Kanser olmak bir kazadır. Öyle söyleyince çok kötü bir şeymiş gibi geliyor. Kanser bir kazadır. Öyle söyleyince çok kötü bir şeymiş gibi geliyor. Kanser bir kazadır. Öyle söyleyince çok kötü bir şeymiş gibi geliyor. Kanser bir kazadır. Two Weeks-3 2006 info-icon
Matthew was a blessing: Matthew bir hediyeydi. Matthew ise bir lütuftu. Matthew ise bir lütuftu. Matthew ise bir lütuftu. Two Weeks-3 2006 info-icon
Matthew, I love you: Matthew, seni seviyorum. Matthew seni seviyorum. Matthew seni seviyorum. Matthew seni seviyorum. Two Weeks-3 2006 info-icon
You sent us to the circus with Julia the day he was born: Doğumun olduğu gün, bizi Julia'yla sirke gönderdin. Matthew doğduğu gün bizi Julia'yla sirke göndermiştin. Matthew doğduğu gün bizi Julia'yla sirke göndermiştin. Matthew doğduğu gün bizi Julia'yla sirke göndermiştin. Two Weeks-3 2006 info-icon
When we came home, you were there with a new baby: Eve geldiğimizde elinde yeni bir bebek vardı. Eve döndüğümüzde kucağında yeni bir bebek vardı. Eve döndüğümüzde kucağında yeni bir bebek vardı. Eve döndüğümüzde kucağında yeni bir bebek vardı. Two Weeks-3 2006 info-icon
And you were always so scared of clowns after that: Bundan sonra palyaçolardan hep korkar olmuştun. Ondan sonra da hep palyaçolardan korkar oldun. Ondan sonra da hep palyaçolardan korkar oldun. Ondan sonra da hep palyaçolardan korkar oldun. Two Weeks-3 2006 info-icon
Oh, yeah: Evet. Hakikaten! Hakikaten! Hakikaten! Two Weeks-3 2006 info-icon
EMILY: A little help here! Yardım gerek. Yardım eder misiniz? Yardım eder misiniz? Yardım eder misiniz? Two Weeks-3 2006 info-icon
Who are you talking to, Mom? ANITA: Don't interrupt. Kiminle konuşuyorsun anne? Kesme. Kiminle konuşuyorsun anne? Araya girme. Kiminle konuşuyorsun anne? Araya girme. Kiminle konuşuyorsun anne? Araya girme. Two Weeks-3 2006 info-icon
ANITA: (SOFTLY) I will try. Denerim. Çabalayacağım. Çabalayacağım. Çabalayacağım. Two Weeks-3 2006 info-icon
BARRY: So, Suzanne and the kids are leaving tomorrow. Suzanne ve çocuklar yarın gidiyor. Suzanne ve çocuklar yarın dönüyorlar. Suzanne ve çocuklar yarın dönüyorlar. Suzanne ve çocuklar yarın dönüyorlar. Two Weeks-3 2006 info-icon
(SOFTLY) Leave the Nintendo. Oyunu bırak. Nintendoyu bırakıver. Nintendoyu bırakıver. Nintendoyu bırakıver. Two Weeks-3 2006 info-icon
KEITH: : Who's your favorite child? I don't have one: En sevdiğin çocuğun hangisi? Yok öyle bişey. En sevdiğin çocuğun hangisi? Öyle bir seçimim yok. En sevdiğin çocuğun hangisi? Öyle bir seçimim yok. En sevdiğin çocuğun hangisi? Öyle bir seçimim yok. Two Weeks-3 2006 info-icon
Barry: Barry. Two Weeks-3 2006 info-icon
No: Come on, admit it: Hayır. Hadi kabul et. Hayır. Hadi ama, itiraf et. Hayır. Hadi ama, itiraf et. Hayır. Hadi ama, itiraf et. Two Weeks-3 2006 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 177821
  • 177822
  • 177823
  • 177824
  • 177825
  • 177826
  • 177827
  • 177828
  • 177829
  • 177830
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim