Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3106
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Where does she live? I don't know. | Nerede yaşıyor? Bilmiyorum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You must be able to remember. I can, too. | Hatırlamak zorunda kalacaksın. Hatırlayabilirim. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You see. | Hatırla o zaman. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Well, then? | Pekâlâ, nerede? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Now it slipped my mind. | Unuttum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Do you know which town at least? | En azından hangi kasabada yaşadığını biliyor musun? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I've forgotten the name. | Adını unuttum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Maybe she lives in Frankfurt. | Belki Frankfurt'ta yaşıyordur. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I'm already at "W". In Wiesbaden? | "W"ye geldim bile. Wiesbaden mi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| In Wuppertal? | Wuppertal mı? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And where in Wuppertal? | Peki Wuppertal'ın neresinde? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I don't know exactly, but I'll find it when we get there. | Tam yerini bilmiyorum ama gidince bulurum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| How do you want your hair? | Saçlarınız nasıl olsun? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Alice | Alice... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| tell the barber not to cut it too short | ...berbere çok kesmemesini söyle,... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| just to layer the ends. | ...sadece biraz kısaltsın. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Don't make it too short. He wants... | Çok kısaltmayın. "Uçlarını kısaltmanızı"... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| "Layer the ends"? | ...istiyor? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I don't understand. He wants it thinned? | Anlamadım. Seyreltmemi mi istiyor? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I think it's thin enough. Should I wash his hair? | Bence yeterince seyrek. Saçlarını yıkayayım mı? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That's a good idea. What did he say? | İyi fikir. Ne söyledi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| When does our bus leave? | Otobüsümüz ne zaman kalkıyor? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| At four. | Saat 4'te. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Alice, please, you must know your grandmother's name. | Alice lütfen, büyükannenin soyadını biliyor olmalısın. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Isn't it Van Dam? | Van Dam mıydı? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That's my name. | Bu benim soyadım. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Grandma's is different. | Büyükanneminki farklıydı. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What is your mother's maiden name? | Annenin kızlık soyadı neydi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What was her name before she got married? | Evlenmeden önceki soyadı neydi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| But I know where Grandma lives. | Ama büyükannemin nerede yaşadığını biliyorum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I'll show you when we pass it. | Yanından geçtiğimizde gösteririm. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Come on, Alice. It's almost dark. | Hadi Alice. Neredeyse hava kararacak. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| We have to find a hotel. | Bir otel bulmalıyız. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| We'll carry on tomorrow. | Yarın devam ederiz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Stop crying. | Ağlamayı kes. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Alice, don't let it get you down. | Alice, bunun canını sıkmasına izin verme. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| We've hardly begun to look. | Bakmaya yeni başladık. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| We'll go to the city registry tomorrow. But I don't know the name! | Yarın şehir kayıtlarına bakmaya gideriz. Ama soyadını bilmiyorum! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Will you tell me a story? | Bana hikâye anlatır mısın? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I don't know any stories. | Hikâye mikâye bilmiyorum! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Once upon a time there was a man... | Bir zamanlar bir adam varmış... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Where did you get that radio? I swapped it with the girl on the bus. | O radyoyu nereden aldın? Otobüsteki kızla değiş tokuş yaptık. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Once there was a little boy | Kaybolmuş küçük bir... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| who got lost. | ...çocuk varmış. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| He went for a walk in the woods with his mother | Yazın güzel bir öğleden sonra annesi ile... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| one lovely summer afternoon. | ...beraber ormanda yürüyüşe çıkmış. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And, as they came to a clearing, | Ve bir açıklığa geldiklerinde,... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| there was sunshine. | ...güneş ışığını görmüşler. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| His mother suddenly felt tired and wanted to rest. | Annesi birden kendini yorgun hissetmiş ve dinlenmek istemiş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| All of a sudden the little boy heard a rustling in the bushes | Birden küçük çocuk çalıların arasında bir hışırtı duymuş... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| and he found a hedgehog. | ...ve bir kirpi bulmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| He ran after the hedgehog until he came to a stream. | Bir derenin yanına gelene kadar kirpinin peşinden koşmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And in the stream he saw a fish. | Ve derede bir balık görmüş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| He ran along the edge of the stream until he saw a bridge. | Bir köprü görene kadar dere boyunca koşmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| On the bridge | Köprüde... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| he saw a horseman... | ...bir atlı görmüş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And then? | Peki ya sonra? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The horseman | Atlı,... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| sat very calmly on his horse | ..atının üzerinde çok sakin bir şekilde oturuyormuş... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| and looked off into the distance. | ...ve uzaklara doğru bakıyormuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| So the boy went onto the bridge and carefully walked around the horse. | Çocuk köprüye gitmiş ve dikkatlice atlının etrafında dolanmış. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The rider rode slowly away | Atlı yavaşça atını sürmüş... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| and the boy ran after him until he lost sight of him. | ...ve atlıyı gözden kaybedene kadar peşinden koşmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Then he came to a highway | Sonra üzerinden bir çok kamyonun geçtiği... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| with lots of trucks driving along it. | ...bir anayola varmış. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The boy sat at the roadside | Çocuk, bir kamyon durana kadar... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| until a truck stopped. | ...yol kenarında oturmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The driver asked him if he'd like a lift. | Şoför çocuğa binmek isteyip istemediğini sormuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The boy was delighted and sat proudly next to the driver, | Çocuk sevinmiş ve radyoyla oynamasına... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| who let him fiddle with the radio. | ...izin veren şoförün yanına gururla oturmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And the boy rode as far as the sea. | Ve çocuk denize kadar gitmiş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And at the sea he remembered his mother again. | Ve denize vardığında yeniden annesini hatırlamış. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That's not the way I like my cornflakes. They're already soggy. | Ben mısır gevreğini böyle istemedim. Çamur gibi olmuş. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I want to pour the milk myself. | Sütü kendim dökmek istiyorum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Bring her another bowl and a tea for me. | Başka bir kase daha getirin, bana da bir fincan çay. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I rented a car so we can drive around. | Bir araba kiraladım böylece şehirde gezebiliriz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That way, we'll surely find the house. | Bu şekilde evi kesin buluruz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Once I see it I'll recognize it. | Gördüğüm zaman hatırlarım. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What kind of car? A Renault. | Nasıl bir araba kiraladın? Bir Renault. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| A big one? | Büyük mü? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I thought you had no more money. | Başka paran olmadığını zannediyordum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I found some expired Eurocheques. | Süresi dolmuş birkaç Eurocheck buldum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| They didn't notice at the car rental. | Arabayı kiraladığım dükkandakiler fark etmedi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Where's that from? | Burası nerede? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I forgot to hand it in. | Bunu iade etmeyi unutmuşum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What did the house look like? | Nasıl bir evdi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| It was old. | Eskiydi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| There were trees. | Ağaçlar vardı. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Nothing else you'd remember? | Başka bir şey hatırlamıyor musun? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The stairway was dark. | Merdivenleri karanlıktı. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The car's vibrating. | Araba sallanıyor. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What's green and hops from tree to tree? | Ağaçtan ağaca atlayan yeşil şey nedir? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You'll never guess. | Asla bilemezsin. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Watch for the house. | Eve bak. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| School is out. | Okul dağılmış. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That's the street where our hotel is. | Burası otelimizin olduğu sokak. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| A coffee for me. I want something too. | Kahve istiyorum. Ben de bir şey istiyorum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Then order something. A large ice cream. | Sipariş ver o zaman. Büyük bir dondurma. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| With whipped cream? | Krem şantili mi olsun? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I thought you were thirsty. I'd rather have ice cream. | Susadığını sanıyordum. Dondurma yemeyi tercih ederim. | Alice in den Stadten-1 | 1974 |