Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 5148
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| OK, Alberto Valvo. | Tamam, Alberto Valvo. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Uh... "Sight Restoration after Long term Blindness." | "Uzun Süreli Görüş Kaybından Sonra Görme Tedavisi." | At First Sight-1 | 1999 | |
| "One must die as a blind person to be born again | "Gözleri görmeyen birisinin tekrar... | At First Sight-1 | 1999 | |
| as a sighted person." | ...görmesi için ölüp yeniden doğması gerekir." | At First Sight-1 | 1999 | |
| "However, it is the interim, the limbo between two worlds, 1 | "Bu çıkmaz, iki dünya arasındaki bekleme yeridir,... | At First Sight-1 | 1999 | |
| that is so terrible." | ...çok korkunç olsa gerek." 1 | At First Sight-1 | 1999 | |
| There you go, pal. You're in limbo. | Hadi bakalım dostum. Bir çıkmazın içindesin. | At First Sight-1 | 1999 | |
| That... That's it? Limbo? I mean... That book doesn't have anything else | Bu mu yani? Çıkmaz mı? Bu kitapta Virgil'in durumuna yardım... | At First Sight-1 | 1999 | |
| that might help with Virgil's condition? Limbo's not so bad. It's like New Jersey. | ...edebilecek bir şey yok mu? Bekleme yeri o kadar da kötü bir yer değildir. New Jersey gibi düşünebilirsin. | At First Sight-1 | 1999 | |
| You can see where all the good stuff is. You just have to get there. | Bütün güzel şeyleri orada bulabilirsin. Sadece oraya ulaşman yeterli. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I know, I know, you were expecting Anne Bancroft. | Biliyorum biliyorum, Anne Bancroft'u bekliyordun. | At First Sight-1 | 1999 | |
| A dramatic breakthrough out by the water pump. | Su pompasından dramatik bir atılım. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Sorry, I'm just a professor. | Üzgünüm, ben sadece bir profesörüm. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I teach people how to teach the blind how to become independent. | Ben insanlara, körlere nasıl özgürlük kazandıracaklarını öğretiyorum. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Unfortunately, there's no manual on what you're going through. | Maalesef istediğiniz şeyle ilgili el kitabı mevcut değil. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I'd like to help, but like the rest of things in life, it's really up to you. | Yardım etmek isterdim ama yaşamımızdaki diğer şeyler gibi bu da biraz size kalmış. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Are you crazy? I'm completely confused. | Saçmalamayın, kafam çok karıştı. | At First Sight-1 | 1999 | |
| You said you'd like to help, so we came here for help... | Yardım edebileceğinizi söylemiştiniz, biz de yardım istemeye geldik. | At First Sight-1 | 1999 | |
| All right, all right, you want a lesson? Yes! | Pekala pekala, siz seyans mı istiyorsunuz? Evet! | At First Sight-1 | 1999 | |
| Here we go. Lesson number one. | Başlıyoruz, ders 1. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Repeat after me... | Benden sonra tekrar edin... | At First Sight-1 | 1999 | |
| The rain in Spain stays mainly... | İpek ip atla... | At First Sight-1 | 1999 | |
| Look, I'm kidding! It's a joke. | Bakın, espri yapıyorum! Şakaydı. | At First Sight-1 | 1999 | |
| It's an... It's an apple. | Bu bir... Bu bir elma. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Good, good. You've now won the toaster oven. | Güzel, güzel. Ekmek kızartma makinesini kazandın. | At First Sight-1 | 1999 | |
| It's an apple. | Bir elma. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Good, but is it an apple or just a picture of an apple? | Güzel, ama elma mı yoksa bir elmanın resmi mi? | At First Sight-1 | 1999 | |
| OK. So, uh, this is a joke, right? | Peki. Şimdi, bu da bir şakaydı, tamam mı? | At First Sight-1 | 1999 | |
| What are you saying? That our... my eyes lie? | Ne demek istiyorsun? Yani gözlerim beni yanıltıyor mu? | At First Sight-1 | 1999 | |
| Your eyesight can and will play tricks on you. | Görme gücün bunu yapabilir ve seninle oyun oynayabilir. | At First Sight-1 | 1999 | |
| No matter what I could teach you, they'll still play tricks on you. | Sana ne öğretirsem öğreteyim seninle oyun oynamaya devam edebilir. | At First Sight-1 | 1999 | |
| You've gotta trust your instincts. I don't have any. | İçgüdülerine güvenmelisin. İçgüdülerim yok. | At First Sight-1 | 1999 | |
| My instinct is to close my eyes and feel my way out of here. | İçgüdülerim gözlerimi kapatmamı ve buradan çekip gitmemi söylüyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| That's a self preservation instinct. But you have others. | O biraz kendini korumacı bir anlayış. Ama başka içgüdülerin de var. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Virgil, you have to learn to see, just like you learned to speak. | Virgil, görmeyi öğrenmen gerek, zamanında konuşmayı öğrendiğin gibi. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Perception, sight, life | Algı, görme ve hayat,... | At First Sight-1 | 1999 | |
| is about experience, reaching out and exploring the world for yourself. | ...tecrübeyle, etrafa uzanmayla ve dünyayı kendin için keşfetmeyle alakalı. | At First Sight-1 | 1999 | |
| It's not enough to just see. We've got to look as well. | Sadece bakmak yeterli değil. Aynı zamanda görmeliyiz de. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Immediately following the operation | Operasyonun hemen arkasında... | At First Sight-1 | 1999 | |
| the patient experienced extreme disorientation. | ...hastada aşırı bir oryantasyon bozukluğu baş gösteriyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Images and colours had no meaning for him. | Şekiller ve renkler onun için hiçbir şey ifade etmiyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| But now, | Ama şimdi,... | At First Sight-1 | 1999 | |
| just weeks after surgery, | ...ameliyattan bir kaç hafta sonra,... | At First Sight-1 | 1999 | |
| Mr Adamson has mastered the ability to define shape and distance, | ...Bay Adamson şekiller ve perspektif yeteneğine hakim olmayı başardı... | At First Sight-1 | 1999 | |
| giving him confidence to move about his environment. | ...ve bu da ona etrafıyla ilgili güven sağlıyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| He is still | Hala, günlük eşya kabul edilen nesnelere... | At First Sight-1 | 1999 | |
| confused by new images just as a child would be fascinated by | ...hayranlıkla bakan çocuklar gibi... | At First Sight-1 | 1999 | |
| everyday objects that we take for granted. | ...yeni resimlere şaşkınlıkla bakıyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Look up. | Buraya bak. | At First Sight-1 | 1999 | |
| It's art. Dubuffet. | Bu sanattır. Dubuffet. | At First Sight-1 | 1999 | |
| This is art? | Sanat mı? | At First Sight-1 | 1999 | |
| Oh, now that has to be art! Look at that. That is beautiful. | İşte şimdi bu sanat olmalı! Şuna baksana. Çok güzel. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Uh, no, that's just somebody being destructive. | Hayır, bu sadece birilerinin saçmalaması. | At First Sight-1 | 1999 | |
| The words read something pretty nasty. What is it? | Bazı kelimeler kulağa oldukça kötü geliyor. Hangileri mesela? | At First Sight-1 | 1999 | |
| It says pigshit. | Domuz pisliği. | At First Sight-1 | 1999 | |
| His progress is steady but Virgil still relies on his touch | İşler yolunda gidiyor ama Virgil hala etrafındaki nesneleri tanımak için... | At First Sight-1 | 1999 | |
| to interpret objects in his surroundings. It's a dog! | ...dokunuşlarına daha çok güveniyor. Bir köpek! | At First Sight-1 | 1999 | |
| I'm sorry, yes. | Afedersin, öyle. | At First Sight-1 | 1999 | |
| His understanding of three dimensionality | Üç boyutu kavrama olayı çok sınırlı ve... | At First Sight-1 | 1999 | |
| is very limited and confounding to him. | ...bu onun kafasını allak bullak ediyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Wow, listen to the bells. | Zillerin sesini dinle. | At First Sight-1 | 1999 | |
| What's that? That lump? | O da ne? Şuradaki yığın? | At First Sight-1 | 1999 | |
| Oh, that's... that's a homeless person. | O evsiz bir insan. | At First Sight-1 | 1999 | |
| You just walked right past him. | Yanından geçip gittin. | At First Sight-1 | 1999 | |
| You didn't even look. | Bakmadın bile ona. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Well, some things you choose not to see. You can't look at everything, Virgil. | Bazı şeyleri görmemeyi seçersin. Her şeye bakamazsın, Virgil. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I don't want to look away. I want to see everything. | Gözümü kaçırmak istemiyorum. Her şeyi görmek istiyorum. | At First Sight-1 | 1999 | |
| What the hell are you looking at? Get outta here! | Ne bakıyorsun? Defol git buradan! | At First Sight-1 | 1999 | |
| He also has difficulty with scanning. That's putting the whole picture together. | Gözden geçirme olayında da sıkıntı yaşıyordu. İşte bu büyük resmi görmeyi sağlıyordu. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I've got 10 years' experience at Bear Mountain, in all kinds, really. | Bear Dağı'nda tüm alanlarda 10 yıllık bir deneyimim var. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Deep tissue, therapeutic, shiatsu. | Derin doku, terapatik, shiatsu... | At First Sight-1 | 1999 | |
| That's fine. Let's get you started. | Güzel, hadi başlayalım. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Here's your l 9, W 4, basic employment package. Fill these out. | İşte senin I 9 ve W 4 temel çalışma paketlerin. Bunları doldur. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Take 'em over to Connie. | Sonra onları Connie'ye götür. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Oh, gosh, you know what? I forgot my glasses. | Vay canına, gözlüklerimi unutmuşum. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I'll take this home, | Bunları eve götürüp... | At First Sight-1 | 1999 | |
| and fill it out, and bring it back, OK? All right. | ...doldurup tekrar getireceğim, olur mu? Olur tabiki. | At First Sight-1 | 1999 | |
| This includes his ability to read, meaning he has | Bu onun okuma yeteneğini de içeriyor ve... | At First Sight-1 | 1999 | |
| a total lack ofvisual memory. | ...görsel hafızasının yetersiz olduğu anlamına geliyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Sweetie, it might help if you kind of... take the word... | Tatlım, bunun sana yardımı olabilir... Ağzından çıkacak bir çift söze bağlı... | At First Sight-1 | 1999 | |
| No, it won't help, Amy. I told you, it's not helping. | Hayır, işe yaramıyor Amy. Sana söyledim, işe yaramıyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I know what I'm supposed to do. I just can't do it, OK? | Ne yapmam gerektiğini biliyorum. Ama yapamıyorum işte, tamam mı? | At First Sight-1 | 1999 | |
| I can't read. When I reach the last letter I can't remember the first. | Okuyamıyorum. Son harfe ulaştığımda ilk harfi unutuyorum. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I can't fill out an application. Somebody has to do it for me | Bir başvuru belgesi bile dolduramıyorum. Sanki körmüşüm gibi birileri... | At First Sight-1 | 1999 | |
| Iike I'm blind, but I'm not blind. | ...benim yerime doldurmak zorunda kalıyor ama kör değilim. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Your helping isn't helping. | Senin yardımın yardım olmuyor. | At First Sight-1 | 1999 | |
| OK, I'm sorry. | Pekala, üzgünüm. | At First Sight-1 | 1999 | |
| This is an unexpected physiological flaw, | Bu beklenmedik fizyolojik bir eksikliktir ve... | At First Sight-1 | 1999 | |
| and one that we hope that, uh, Virgil will be able to overcome. | ...umuyoruz ki Virgil bunun üstesinden gelecektir. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Well, that's it for today. Thank you. | Bu günlük bu kadar. Teşekkür ederim. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Mr Adamson, Christie Evans from NYN. Could you give us an idea 1 | Bay Adamson, ben Christie Evans. New York Haberleri'nden. Bize nasıl bir... | At First Sight-1 | 1999 | |
| of what you're going through? That hurts. | ...olayla karşı karşıya olduğunuz hakkında bir şey söyleyebilir misiniz? 1 | At First Sight-1 | 1999 | |
| Do you need to have that light on? Yeah. In terms ofyour operation, | O ışığa ihtiyacın var mı? Operasyon şartlarına göre... | At First Sight-1 | 1999 | |
| were the results met with your expectations? | ...sonuçlarla beklentileriniz uyuyorlar mı? | At First Sight-1 | 1999 | |
| Um, I didn't have any expectations. | Herhangi bir beklentimiz yoktu. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Information? ln Pinecrest, New York, for a Jennie Adamson. | Danışma mı? Pinecrest, New York, Jennie Adamson. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Um, here, maybe try this. | Buldum, bunu bir deneyin. | At First Sight-1 | 1999 | |
| I don't know, it's a crocodile. | Bilmiyorum, bir timsah. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Come on, concentrate. I don't want to concentrate, Amy. | Hadi, konsantre ol. Konsantre olmak istemiyorum, Amy. | At First Sight-1 | 1999 | |
| Can't we just have one meal where it's not about my eyes? | Gözlerimle ilgili konuşmayacağımız bir öğün bile olmayacak mı? | At First Sight-1 | 1999 |