• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177823

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
when Smokey the dog was so scared of thunder Köpeğimiz Smokey şimşekten korkup... Hani Smokey yıldırımdan korkmuştu da... Hani Smokey yıldırımdan korkmuştu da... Hani Smokey yıldırımdan korkmuştu da... Two Weeks-1 2006 info-icon
he shit all over my car? arabamın her yerine pislemişti ya. ...arabanın dört bir yanına sıçıp batırmıştı. ...arabanın dört bir yanına sıçıp batırmıştı. ...arabanın dört bir yanına sıçıp batırmıştı. Two Weeks-1 2006 info-icon
And who was the only one to ride with your dad when I took his car? Peki ben babanızın arabasını alınca, onunla kalmayı kabul edeniniz hanginizdi? Ben babanızın arabasını aldığımda, onunla tek giden kim olmuştu? Ben babanızın arabasını aldığımda, onunla tek giden kim olmuştu? Ben babanızın arabasını aldığımda, onunla tek giden kim olmuştu? Two Weeks-1 2006 info-icon
Barry, Barry, Barry. Barry. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yes, You see? Tabi, gördün mü? Gördün mü? Gördün mü? Gördün mü? Two Weeks-1 2006 info-icon
And I loved him for that, Onu bu yüzden hep sevdim. Onu bu yüzden seviyorum. Onu bu yüzden seviyorum. Onu bu yüzden seviyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
He's been like that his whole life, Bütün hayatı boyunca böyleydi. Bütün hayatı boyunca hep böyleydi. Bütün hayatı boyunca hep böyleydi. Bütün hayatı boyunca hep böyleydi. Two Weeks-1 2006 info-icon
He's just always there for whoever needs him, İhtiyacı olan herkese hep yardım etmiştir. Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda hep yanında olurdu. Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda hep yanında olurdu. Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda hep yanında olurdu. Two Weeks-1 2006 info-icon
But is he my favorite? Ama en sevdiğim o mu? Peki ama o en sevdiğin çocuğum mu? Peki ama o en sevdiğin çocuğum mu? Peki ama o en sevdiğin çocuğum mu? Two Weeks-1 2006 info-icon
I love you all equally, Hepinizi eşit seviyorum. Hepinizi eşit ölçüde seviyorum. Hepinizi eşit ölçüde seviyorum. Hepinizi eşit ölçüde seviyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
but it's impossible to love you all the same, Ama hepinizi aynı sevmem mümkün değil. Ama hepinizi aynı şekilde sevebilmem mümkün değil. Ama hepinizi aynı şekilde sevebilmem mümkün değil. Ama hepinizi aynı şekilde sevebilmem mümkün değil. Two Weeks-1 2006 info-icon
All right. Peki. Tamamdır. Tamamdır. Tamamdır. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'll be back in a couple of days. Bir kaç güne kadar dönerim. Birkaç güne dönerim. Birkaç güne dönerim. Birkaç güne dönerim. Two Weeks-1 2006 info-icon
No kiss goodbye for me? Bana veda öpücüğü yok mu? Bana elveda öpücüğü yok mu? Bana elveda öpücüğü yok mu? Bana elveda öpücüğü yok mu? Two Weeks-1 2006 info-icon
You know what? I'd stay if I could. I'll be back in a couple of days. Kalabilsem kalırdım. Birkaç güne dönerim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, sure. This isn't that important, anyway. Evet kesin. Zaten çok da önemli değil bu. Two Weeks-1 2006 info-icon
Blow me. All right? You're both freelance. I'm the only one with a real job. Siktir git. İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Bir tek benim gerçek bir işim var. Kıçımı ye! Tamam mı? İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Adam gibi işi olan bir ben varım. Kıçımı ye! Tamam mı? İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Adam gibi işi olan bir ben varım. Kıçımı ye! Tamam mı? İkiniz de serbest çalışıyorsunuz. Adam gibi işi olan bir ben varım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Look, Barry, whatever you need to do. Tabi Barry, ne yapman gerekiyorsa yap. Bak Barry, ne yapman gerekiyorsa onu yap. Bak Barry, ne yapman gerekiyorsa onu yap. Bak Barry, ne yapman gerekiyorsa onu yap. Two Weeks-1 2006 info-icon
You can blow me, too. I'll call you from San Francisco tonight. Sen de siktir. Sizi bu gece San Fransisco'dan ararım. Sen de kıçımı ye. Gece San Francisco'dan ararım. Sen de kıçımı ye. Gece San Francisco'dan ararım. Sen de kıçımı ye. Gece San Francisco'dan ararım. Two Weeks-1 2006 info-icon
What? Nothing. Ne? Hiç. Ne var? Hiç. Ne var? Hiç. Ne var? Hiç. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's your call. Senin kararın. Karar senin. Karar senin. Karar senin. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm doing the best I can here. Elimden geleni yapıyorum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Daddy? Yes, honey. Baba? Evet tatlım? Babacığım? Evet tatlım? Babacığım? Evet tatlım? Babacığım? Evet tatlım? Two Weeks-1 2006 info-icon
What does "blow me" mean? "Siktir git" ne demek? "Kıçımı ye" ne demek? "Kıçımı ye" ne demek? "Kıçımı ye" ne demek? Two Weeks-1 2006 info-icon
It means see you soon. Oh. Sonra görüşürüz demek. Tamam. Yakında görüşürüz demek. Yakında görüşürüz demek. Yakında görüşürüz demek. Two Weeks-1 2006 info-icon
Listen, what time is the HP meeting tomorrow? Dinle şimdi, Yarınki HP toplantısı saat kaçta? Bak, yarınki HP toplantısı saat kaçtaydı? Bak, yarınki HP toplantısı saat kaçtaydı? Bak, yarınki HP toplantısı saat kaçtaydı? Two Weeks-1 2006 info-icon
What do you mean it's canceled? Who canceled it? Ne demek iptal edildi? Kim etti? İptal edildi de ne demek? Kim iptal etti? İptal edildi de ne demek? Kim iptal etti? İptal edildi de ne demek? Kim iptal etti? Two Weeks-1 2006 info-icon
What do you mean I did? Did what? Ben mi iptal ettim? Ne? Ben mi ettim? Ne etmişsin? Ben mi ettim? Ne etmişsin? Ben mi ettim? Ne etmişsin? Two Weeks-1 2006 info-icon
Listen, you cannot cancel my meetings without even... Dinle, benim toplantılarımı iptal edemezsin, hatta... Bak, toplantılarımı öyle gelişi güzel iptal edeme... Bak, toplantılarımı öyle gelişi güzel iptal edeme... Bak, toplantılarımı öyle gelişi güzel iptal edeme... Two Weeks-1 2006 info-icon
Are you... Well, who's gonna cover... Öyle mi? Peki kim bakacak? Şaka mı... Bunun hesabını kim... Şaka mı... Bunun hesabını kim... Şaka mı... Bunun hesabını kim... Two Weeks-1 2006 info-icon
They are? Onlar mı? Öyle mi dediler? Öyle mi dediler? Öyle mi dediler? Two Weeks-1 2006 info-icon
Hang on. No, not you. So what you're saying is... Bir dakika. Hayır sen değil. Yani şunu mu diyorsun... Dur biraz. Hayır sen değil. Yani dediğin... Dur biraz. Hayır sen değil. Yani dediğin... Dur biraz. Hayır sen değil. Yani dediğin... Two Weeks-1 2006 info-icon
You're my assistant. You can't fire me. Sen benim asistanımsın. Beni kovamazsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
What do you mean, "It's real life"? Gerçek hayat da ne demek şimdi? "Bu gerçek hayat" da ne demek? "Bu gerçek hayat" da ne demek? "Bu gerçek hayat" da ne demek? Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah. I guess. Evet, sanırım. Evet, galiba. Evet, galiba. Evet, galiba. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, hold. Peki bir saniye. Evet, dur biraz. Evet, dur biraz. Evet, dur biraz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Will you be mad if I don't come home right now? Şimdi sizinle gelmezsem çok kızar mısın? Sizinle şimdi gelmezsem bana bozulur musun? Sizinle şimdi gelmezsem bana bozulur musun? Sizinle şimdi gelmezsem bana bozulur musun? Two Weeks-1 2006 info-icon
Of course not. Elbette hayır. Olur mu öyle şey? Olur mu öyle şey? Olur mu öyle şey? Two Weeks-1 2006 info-icon
Because, I mean, this is just work. Çünkü, yani, bu sadece iş. Çünkü, bu sadece iş. Çünkü, bu sadece iş. Çünkü, bu sadece iş. Two Weeks-1 2006 info-icon
The other thing's real life. Gerçek hayat, diğeri. Diğer şey, gerçek hayat. Diğer şey, gerçek hayat. Diğer şey, gerçek hayat. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, I know. Biliyorum. Evet, biliyorum. Evet, biliyorum. Evet, biliyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
What? No. Yes, we're done. Ne? Hayır, tamam. Ne? Hayır, seninle konuşmam bitti. Ne? Hayır, seninle konuşmam bitti. Ne? Hayır, seninle konuşmam bitti. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well? Yeah, I'm gonna stay. Kalıyorum. Kalacağım. Kalacağım. Kalacağım. Two Weeks-1 2006 info-icon
You guys go on ahead. I'll call you later. Okay. Siz gidin. Ben sonra ararım. Tamam. Siz gidin. Sizi ararım. Tamam. Siz gidin. Sizi ararım. Tamam. Siz gidin. Sizi ararım. Tamam. Two Weeks-1 2006 info-icon
You're doing the right thing. You're awesome. Doğru olanı yapıyorsun. Harikasın. Doğru olanı yapıyorsun. Harika bir kadınsın. Doğru olanı yapıyorsun. Harika bir kadınsın. Doğru olanı yapıyorsun. Harika bir kadınsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay. Come on, guys. Peki. Gelin bakalım. Pekâlâ. Hadi bakalım çocuklar. Pekâlâ. Hadi bakalım çocuklar. Pekâlâ. Hadi bakalım çocuklar. Two Weeks-1 2006 info-icon
Go with Mommy. It's time to go. Anneyle gidin. Gitme zamanı. Anneyle gidiyorsunuz. Gitme vakti. Anneyle gidiyorsunuz. Gitme vakti. Anneyle gidiyorsunuz. Gitme vakti. Two Weeks-1 2006 info-icon
Where's Mommy going? Anne gidiyor. Annem nereye gidiyor? Annem nereye gidiyor? Annem nereye gidiyor? Two Weeks-1 2006 info-icon
Bye, Savannah. Mommy... Güle güle Savannah. Anne! Görüşürüz Savannah. Anne... Görüşürüz Savannah. Anne... Görüşürüz Savannah. Anne... Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, Daddy. Hey baba! Babacığım? Babacığım? Babacığım? Two Weeks-1 2006 info-icon
Blow me! Siktir git! Kıçımı ye! Kıçımı ye! Kıçımı ye! Two Weeks-1 2006 info-icon
Excuse me. Yeah, I need to get my bag back. Özür dilerim. Çantamı almam gerekiyor. Afedersiniz. Bavulumu geri almam gerek. Afedersiniz. Bavulumu geri almam gerek. Afedersiniz. Bavulumu geri almam gerek. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm sorry, sir. Your bag has been checked. Üzgünüm beyefendi, ama çantanız kayıt edildi. Kusura bakmayın bayım. Bagajınız kayıda geçti. Kusura bakmayın bayım. Bagajınız kayıda geçti. Kusura bakmayın bayım. Bagajınız kayıda geçti. Two Weeks-1 2006 info-icon
That's it right there, you can just grab it. İşte hemen orada, kolayca alabilirsiniz. Hemen şuradalar. Kapıver hemen. Hemen şuradalar. Kapıver hemen. Hemen şuradalar. Kapıver hemen. Two Weeks-1 2006 info-icon
Sorry. Oh, come on. Üzgünüm. Hadi ama. Two Weeks-1 2006 info-icon
Security. Hold it right there, sir! Güvenlik. Olduğunuz yerde kalın bayım! Two Weeks-1 2006 info-icon
Put the bag slowly down. Put your arms in the air. Çantayı yavaşça yere bırakın. Ve ellerinizi kaldırın. Bavulu yavaşça yere bırakın. Ellerinizi kaldırın. Bavulu yavaşça yere bırakın. Ellerinizi kaldırın. Bavulu yavaşça yere bırakın. Ellerinizi kaldırın. Two Weeks-1 2006 info-icon
But this is my bag. Ama bu benim çantam. Ama bu bavul benim. Ama bu bavul benim. Ama bu bavul benim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm not trying to sneak it onto a plane. I'm trying to take it home. Uçağa gizlice sızmaya çalışmıyorumki, sadece evime götürüyorum. Gizlice uçağa sokmaya çalışmıyordum ki. Eve gitmeye çalışıyorum. Gizlice uçağa sokmaya çalışmıyordum ki. Eve gitmeye çalışıyorum. Gizlice uçağa sokmaya çalışmıyordum ki. Eve gitmeye çalışıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Welcome to Wilmington International Airport, Wilmington Havaalanına hoşgeldiniz. Wilmington Uluslararası Havalimanına Hoş Geldiniz. Wilmington Uluslararası Havalimanına Hoş Geldiniz. Wilmington Uluslararası Havalimanına Hoş Geldiniz. Two Weeks-1 2006 info-icon
For your security, do not leave bags unattended, Güvenliğiniz için, lütfen çantalarınızı başıboş bırakmayın. Güvenliğiniz için bavullarınızı başıboş bırakmayınız. Güvenliğiniz için bavullarınızı başıboş bırakmayınız. Güvenliğiniz için bavullarınızı başıboş bırakmayınız. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, Em. Why don't you go take a break? Hey Em. Neden biraz ara vermiyorsun? Hey Em. Biraz ara vermeye ne dersin? Hey Em. Biraz ara vermeye ne dersin? Hey Em. Biraz ara vermeye ne dersin? Two Weeks-1 2006 info-icon
You know, walk around the block or something? Bilirsin işte, çık dışarı, biraz gez. Ne bileyim, çık biraz gez. Ne bileyim, çık biraz gez. Ne bileyim, çık biraz gez. Two Weeks-1 2006 info-icon
I can't. Yeah, you can. Just take my cell phone. Yapamam. Evet yapabilirsin, cebimi alsan yeter. Yapamam. Evet, yaparsın. Cebimi yanına al. Yapamam. Evet, yaparsın. Cebimi yanına al. Yapamam. Evet, yaparsın. Cebimi yanına al. Two Weeks-1 2006 info-icon
Matt and I will be here, and we can keep an eye on things. Matt'le ben buradayız, bişey olursa ilgileniriz. Matt'le ben buradayız. Gözümüzü üzerinden ayırmayız. Matt'le ben buradayız. Gözümüzü üzerinden ayırmayız. Matt'le ben buradayız. Gözümüzü üzerinden ayırmayız. Two Weeks-1 2006 info-icon
No, I promised her. I said I'd be here. Hayır, ona burada olacağıma dair söz verdim. Hayır, ona söz verdim. Burada olacağımı söyledim. Hayır, ona söz verdim. Burada olacağımı söyledim. Hayır, ona söz verdim. Burada olacağımı söyledim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, this could take days. You can't just stay in the house. Ama bu günler sürebilir. Sürekli evde kalamazsın. Günlerce devam edebilir. Onca zaman eve tıkılıp kalamazsın. Günlerce devam edebilir. Onca zaman eve tıkılıp kalamazsın. Günlerce devam edebilir. Onca zaman eve tıkılıp kalamazsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, I promised I'd take the couch. Ben de koltuğu alacağıma söz verdim. Ben de kanepeyi alacağıma dair söz verdim. Ben de kanepeyi alacağıma dair söz verdim. Ben de kanepeyi alacağıma dair söz verdim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, my God. Does Sherry know? Aman tanrım, Sherry biliyor mu? Tanrım! Sherry'nin haberi var mı? Tanrım! Sherry'nin haberi var mı? Tanrım! Sherry'nin haberi var mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
No, but what I was trying to say was that... Hayır, ama ben de bunu söylemeye çalışıyorum. Hayır, ama söylemeye çalıştım. Hayır, ama söylemeye çalıştım. Hayır, ama söylemeye çalıştım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, where are you gonna put it? It doesn't go with anything you own. Peki nereye koyacaksın ki? Sendekilere hiç uymayacak. Nereye koyacaksınız peki? Evinizdeki hiçbir şeye uymuyor. Nereye koyacaksınız peki? Evinizdeki hiçbir şeye uymuyor. Nereye koyacaksınız peki? Evinizdeki hiçbir şeye uymuyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, enough about the couch. My point was that... Tamam koltuğu boşver. Benim demek istediğim... Evet, kanepeden konuştuğumuz yeter. Söylemeye çalıştığım şey... Evet, kanepeden konuştuğumuz yeter. Söylemeye çalıştığım şey... Evet, kanepeden konuştuğumuz yeter. Söylemeye çalıştığım şey... Two Weeks-1 2006 info-icon
Even I wouldn't promise to take that couch. Yuck. Ben bile koltuğu alacağıma söz vermezdim. Of! Ben bile o kanepeyi alma sözü vermezdim. Öğk! Ben bile o kanepeyi alma sözü vermezdim. Öğk! Ben bile o kanepeyi alma sözü vermezdim. Öğk! Two Weeks-1 2006 info-icon
Even if you re covered it, it's still a big piece of shit. Döşemesini değiştirsen bile, yine de kocaman bir şey. Kaplama yapsan bile, tam bir bok çuvalı. Kaplama yapsan bile, tam bir bok çuvalı. Kaplama yapsan bile, tam bir bok çuvalı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay, the couch is gross. We know the couch is gross. Tamam koltuk büyük. Büyük olduğunu biliyoruz. Kanepe iğrenç hakikaten. Kanepenin iğrençliği su götürmez. Kanepe iğrenç hakikaten. Kanepenin iğrençliği su götürmez. Kanepe iğrenç hakikaten. Kanepenin iğrençliği su götürmez. Two Weeks-1 2006 info-icon
What I was trying to say was that... Benim demek istediğim... Ama söylemek istediğim şey... Ama söylemek istediğim şey... Ama söylemek istediğim şey... Two Weeks-1 2006 info-icon
My point was that we all, you know, promise things to dying people Ölmekte olan insanlara bazı sözler veririz... ...demek istediğim, hepimiz ölüm döşeğindeki kişilere bazı sözler veririz. ...demek istediğim, hepimiz ölüm döşeğindeki kişilere bazı sözler veririz. ...demek istediğim, hepimiz ölüm döşeğindeki kişilere bazı sözler veririz. Two Weeks-1 2006 info-icon
in moments of weakness. zayıf olduğumuz anlarda filan. Zaafta bulunduğumuz anlarda. Zaafta bulunduğumuz anlarda. Zaafta bulunduğumuz anlarda. Two Weeks-1 2006 info-icon
And... Well, just take a break. Yani, biraz ara ver işte. O yüzden biraz ara ver. O yüzden biraz ara ver. O yüzden biraz ara ver. Two Weeks-1 2006 info-icon
She'll be fine for 45 minutes. 45 dakikada bir şey olmaz. Two Weeks-1 2006 info-icon
I can't. I promised. Yapamam. Söz verdim. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's a mother daughter thing, I guess. Herhalde anne kız arasında olan bir şey. Ana kız olayı sanırım. Ana kız olayı sanırım. Ana kız olayı sanırım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay. I guess. It's Barry. Herhalde. Barry arıyor. Tamam, bence de. Arayan Barry. Tamam, bence de. Arayan Barry. Tamam, bence de. Arayan Barry. Two Weeks-1 2006 info-icon
How are you gonna get it to California? California'ya nasıl götüreceksin o şeyi? California'ya nasıl ulaşmış ki? California'ya nasıl ulaşmış ki? California'ya nasıl ulaşmış ki? Two Weeks-1 2006 info-icon
Now, a $5,000 bail seems pretty fair to me. 5.000 dolarlık bir ceza bence gayet adil. 5.000 dolar kefalet gayet mâkul geldi bana. 5.000 dolar kefalet gayet mâkul geldi bana. 5.000 dolar kefalet gayet mâkul geldi bana. Two Weeks-1 2006 info-icon
You did try to steal your own suitcase. Fucking crackers. Kendi çantanı çalmaya çalıştın. Pis soyguncular. Kendi bavulunu çalmaya çalışan biri için. S.ktiğim manyakları. Kendi bavulunu çalmaya çalışan biri için. S.ktiğim manyakları. Kendi bavulunu çalmaya çalışan biri için. S.ktiğim manyakları. Two Weeks-1 2006 info-icon
Actually, I'm kind of glad that you can't leave the state. Aslnda eyaletten çıkamamana sevindim. Aslında şehirden gidememiş olmana sevinmedim değil. Aslında şehirden gidememiş olmana sevinmedim değil. Aslında şehirden gidememiş olmana sevinmedim değil. Two Weeks-1 2006 info-icon
Blow me. Siktir git. Kıçımı ye. Kıçımı ye. Kıçımı ye. Two Weeks-1 2006 info-icon
Attaboy. Aferin sana. Aslan parçası! Aslan parçası! Aslan parçası! Two Weeks-1 2006 info-icon
KEITH: Testing, testing, One, two, One, two, Deneme, bir, iki. Test bir iki, bir iki. Test bir iki, bir iki. Test bir iki, bir iki. Two Weeks-2 2006 info-icon
Great, So, why,,, Harika; acaba neden... Harika. Pekâla, neden... Harika. Pekâla, neden... Harika. Pekâla, neden... Two Weeks-2 2006 info-icon
Hence the "why, " All right, Soru soruyorum ya. Tamam peki. O yüzden "Neden"le başladım. Pekâlâ. O yüzden "Neden"le başladım. Pekâlâ. O yüzden "Neden"le başladım. Pekâlâ. Two Weeks-2 2006 info-icon
STEWARDESS.. Mr. Bergman? Bay Bergman. Bay Bergman? Bay Bergman? Bay Bergman? Two Weeks-2 2006 info-icon
WOMAN ON PA: Welcome to Wilmington lnternational Airport, Wilmington Uluslararası Havalimanına hoşgeldiniz... Two Weeks-2 2006 info-icon
Sick. In pain. She nods off a Iot. Hasta. Acı çekiyor. Sürekli uyukluyor. Hasta. Ağrısı çok. Sürekli de uyuyor. Hasta. Ağrısı çok. Sürekli de uyuyor. Hasta. Ağrısı çok. Sürekli de uyuyor. Two Weeks-2 2006 info-icon
KEITH: There's an instruction manual? You're gonna wanna read it. Kullanım klavuzumuz da hazır desene. Okumak isteyeceksin. Two Weeks-2 2006 info-icon
Well, if we study the Iiterature, maybe we can grow from this experience. Edebi tecrübeden bir şeyler öğrenebiliriz diye düşündüm. Madem edebiyat okuyoruz, bu deneyimle ortaya bir şeyler çıkartabiliriz. Madem edebiyat okuyoruz, bu deneyimle ortaya bir şeyler çıkartabiliriz. Madem edebiyat okuyoruz, bu deneyimle ortaya bir şeyler çıkartabiliriz. Two Weeks-2 2006 info-icon
Enjoy your Parasitic lnfection, "Parazit enfeksiyonunuzun tadını çıkarın" "Parazite dayalı enfeksiyonun tadını çıkartmak"... "Parazite dayalı enfeksiyonun tadını çıkartmak"... "Parazite dayalı enfeksiyonun tadını çıkartmak"... Two Weeks-2 2006 info-icon
Making the Most oflncest, that was a good one. "Ensestin sınırlarını zorlayın" ki bu çok iyiydi. ..."Ensestliğe Giriş". En iyilerinden biriydi hatta. ..."Ensestliğe Giriş". En iyilerinden biriydi hatta. ..."Ensestliğe Giriş". En iyilerinden biriydi hatta. Two Weeks-2 2006 info-icon
Will you just read it? Give me a break, Em. Sadece oku tamam mı? Hadi ama, Em. Şunları okuyacak mısın sen? Yapma ama Em. Şunları okuyacak mısın sen? Yapma ama Em. Şunları okuyacak mısın sen? Yapma ama Em. Two Weeks-2 2006 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 177818
  • 177819
  • 177820
  • 177821
  • 177822
  • 177823
  • 177824
  • 177825
  • 177826
  • 177827
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim