Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 5191
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Why do YOU follow him? | Peki sen neden onun yolunda gidiyorsun? Bu tamamiyle mantık dışı bir şey. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The truth is... | Gerçek şu ki sen ve Jason sahip olduğum tek gerçek ailesiniz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| .. both of you. | ...ikinizi de. | Atlantis-1 | 2013 | |
| And, for a rational man, it leaves me utterly bewildered, | Ve akıl sahibi bir adama göre bu beni garip bir şekilde sersem yapar... | Atlantis-1 | 2013 | |
| but there it is. I do it for love. | ...ama olsun işte. Bunu sevgi için yapıyorum. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Are you crying? | Ağlıyor musun sen? Ağlamak mı? Saçmalama. Gözüme kül kaçtı. | Atlantis-1 | 2013 | |
| No... you have tears in both of your eyes... | Hayır. İki gözünde de yaş var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Are you going to keep me awake talking all night, | Bütün gece konuşup beni uyanık mı tutacaksın yoksa biraz uyumama izin verecek misin? | Atlantis-1 | 2013 | |
| The prisoner was found dead in his cell. | Esir, hücresinde ölü bulundu. Görünüşe göre askerlerin çok etkinmiş. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Did he reveal anything before he died? | Ölmeden önce bir şey dedi mi? Çok az. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There's something you're not telling me. | Bana söylemediğin bir şey var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| He told the men the Palladium is no longer within the city. | Askerlere Palladion'un artık şehirde olmadığını söylemiş. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Your soldiers are loyal, | Askerlerin sadık ama bunu kimseye söylemeyeceklerini sanmıyorum. | Atlantis-1 | 2013 | |
| It can only be a matter of time before word of this spreads. | Bunun yayılması an meselesi. | Atlantis-1 | 2013 | |
| If Dion's right, the Colchian army | Eğer Dion haklıysa Kolhis ordusu şu dağların diğer tarafında kamp yapıyor olmalılar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There's thousands of them. | Onlardan binlerce var. Onbinlerce. | Atlantis-1 | 2013 | |
| And somewhere amongst them is the Palladium. | Ve içlerinden birinde Palladion var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I would say our chances of success are slim to... nonexistent. | Başarabilme şansımız neredeyse... imkansız. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Really? As high as that? | Gerçekten mi? O kadar yüksek mi? | Atlantis-1 | 2013 | |
| I always say, it's never too late to turn and flee like cowards. | Her zaman dediğim gibi geri dönüp korkaklar gibi kaçmak için çok geç değil. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We'll go in under the cover of darkness. | Aşağıya karanlık çöktüğünde ineceğiz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Pasiphae won't allow the Palladium far from her sight. | Pasiphae, Palladion'u gözünün önünden ayırmaz. Çadırında olmalı. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Good evening. | İyi akşamlar. Gözetlemeye devam et. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Pythagoras! | Pisagor! Gidelim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Seize them! | Yakalayın onları! | Atlantis-1 | 2013 | |
| I think we've lost them. | Sanırım onları kaybettirdik. Git! Ben sana yetişirim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We'll never make it past them. | Asla onları geçemeyiz. Onların üstünden geçebiliriz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Come on. | Hadi. Nereye gidiyoruz? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Apparently we're going over them. | Görünüşe göre onların üstlerinden gideceğiz. Üstlerinden mi? | Atlantis-1 | 2013 | |
| We might as well fall on our swords, because this is suicide. | Kılıçlarımızın üstüne de düşebilirdik yani çünkü bu kesinlikle intihar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Well, that really was rather exhilarating. | Bu gerçekten canlandırıcıydı. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Is that what you call it?(!) | Sen buna canlandırıcı mı diyorsun? Fazla gerimizde değiller. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We'll never outrun them on foot. | Koşarak asla onları geçemeyiz. Kayalara gidelim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The paths will be too steep for their horses. | Yollar onların atları için çok dik kalacak. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Pantheras. Take your men on ahead. | Pantheras. Adamlarınla önden git. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Yah! Come on! | Hadi! | Atlantis-1 | 2013 | |
| The others won't be far behind. We have to keep moving. | Diğerleri çok geride değiller. Gitmemiz lazım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ No! ~ Jason! | Hayır! Jason! | Atlantis-1 | 2013 | |
| I said. I said we should never have let him go, | Ben dedim. Onun gitmesine izin vermeyelim dedim... | Atlantis-1 | 2013 | |
| but nobody listens and this is the result. | ...ama beni kimse dinlemiyor ve işte size sonuç. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Hercules. | Herkül. Ne kadar kötü? | Atlantis-1 | 2013 | |
| I can't tell until I remove the arrow. | Oku çıkarana kadar bir şey söyleyemem. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I'm afraid this is going to hurt. | Korkarım ki bu acıtacak. | Atlantis-1 | 2013 | |
| How does it... How does it look? | Nasıl görünüyor? Pansuman yapmalıyım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| No, no. | Hayır, hayır. Vakit yok. Palladion'u al ve git. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We're not leaving. | Seni terketmeyeceğiz. Hayır, Ariadne'ye söz verdim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I would rather die than fail her. | Onu başarısız kılmak yerine ölmeyi tercih ederim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I won't let you die and that's an end to it. | Ölmene göz yummayacağım ve bu konu burada bitmiştir. | Atlantis-1 | 2013 | |
| He's losing too much blood. | Çok fazla kan kaybediyor. Yarayı daha dar sarmalıyım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You're right. This is hopeless. | Haklısın. Çok çaresiz durumdayız. Onları asla geçemeyiz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There. That cave. | Oraya. O mağaraya. | Atlantis-1 | 2013 | |
| If we can make it inside without being seen, | Görünmeden içine girersek bizi görmeden öylece geçebilirler. | Atlantis-1 | 2013 | |
| It seems our luck has run out. | Görünüşe göre şansımız tükendi. Tam olarak değil. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I just hope it's strong enough. | Umarım bizi taşıyacak kadar sağlamdır. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There's only one way to find out. | Öğrenmenin tek bir yolu var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Whatever you do, don't look down. | Ne yaparsan yap aşağıya bakma. Hayır. | Atlantis-1 | 2013 | |
| What? | Ne? Az önce aşağıya baktım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| More! | Daha fazla! | Atlantis-1 | 2013 | |
| We have to see to his wound. | Yarasına bakmamız gerek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| They have taken shelter in the cave. They are trapped. | Mağaraya sığındılar. Kapana kısıldılar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We shall make certain of it. | Biz yine de emin olalım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Send word to the camp. | Kampa şunu ilet. Atlantis'e yürüyoruz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Well, we're not getting out that way. | O yoldan gitmeyeceğimiz kesin. O nasıl? | Atlantis-1 | 2013 | |
| We have to stop the bleeding. | Kanamayı durdurmamız gerek. Ateş yapmak için odun ara. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Dion? What news? | Dion? Haberler nedir? Kolhis ordusu Nestos ırmağını geçti. | Atlantis-1 | 2013 | |
| They will reach the city by nightfall. | Akşamüstü şehire ulacaklar. Teşekkür ederim, Dion. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I've stopped the bleeding for now. | Şimdilik kanamayı durdurdum. O zaman buradan çıkmanın bir yolunu bulmalıyız. | Atlantis-1 | 2013 | |
| What was that? | Bu da neydi? Sadece yarasalar olduğundan eminim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I hate bats. | Yarasalardan nefret ediyorum. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The Generals believe the Colchians number over 40,000. | Generaller, Kolhis'lerin sayıca 40.000'in üstünde olduğunu düşünüyorlar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Without the Palladium, I fear the city will fall. | Palladion olmadan şehrin düşeceğine dair korkularım var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You believe I should surrender? | Sence teslim mi olmalıyım? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Pasiphae is not a barbarian. | Pasiphae barbar değil. | Atlantis-1 | 2013 | |
| She will offer safe passage for yourself and other members of court. | Senin ve diğer hükümdarlık üyelerinin güvenli geçişine olanak sağlayacak. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You believe it is my life I fear for? | Kendi hayatım için mi korktuğumu sanıyorsun? | Atlantis-1 | 2013 | |
| How many would die under Pasiphae's rule? | Kaç tanesi Pasiphae'nin yönetimi altında kaç kişi ölür? | Atlantis-1 | 2013 | |
| I will not leave my people to suffer under her tyranny. | Halkımın onun egemenliğinde acı çekmesine göz yummayacağım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The soldiers know the Palladium has gone. | Askerler Palladion'un çalındığını biliyorlar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| They are fleeing in their droves. | Sürü halinde kaçıyorlar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| As long as there are soldiers left, I will stand with them. | Kaç tane asker kalırsa kalsın yine de onlarla birlikte kalacağım. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I still have faith in Jason. | Jason'a karşı hala inancım var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| They were caught deserting the city. | Şehirden kaçarken yakalandılar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Tell me. | Söyle. Neden kaçıyordunuz? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Perhaps you have lost faith in your new queen? | Belki de yeni Kraliçe'ne olan inancını kaybetmişsindir? Hayır! | Atlantis-1 | 2013 | |
| A loyal soldier does not flee on the eve of battle. | Sadık bir asker savaş öncesinde kaçmaz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Atlantis is doomed. | Atlantis'in sonu geldi. Nedenmiş o? | Atlantis-1 | 2013 | |
| The truth... | Gerçeği söyle ve hayatın bağışlanacak. Söz veriyorum. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The Palladium was stolen. | Palladion çalındı. O olmadan Atlantis düşecek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Release them. | Onları salın. Bizim tarafımıza geçmek isteyenlerin güvende olacaklarını bildir. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Lord Sarpedon has served us well. | Lord Sarpedon hepimize iyi hizmet etti. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Ready the men. | Adamları hazırlayın. Bu gece saldıracağız. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Agh, this is hopeless. The tunnels go on for miles. | Bu çaresizce. Tünelin bitimine daha kilometreler var. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The Colchian army will be marching on Atlantis. | Kolhis ordusu Atlantis'e yürüyecek. Devam etmemiz gerek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| That doesn't sound like bats. | Bu yarasaların sesine benzemiyor. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I have dreamt of the day I would retake the throne... | Her zaman tacı geri alacağımı hayal ederdim... | Atlantis-1 | 2013 | |
| Heave! | İtin! | Atlantis-1 | 2013 | |
| ..and now it has finally come. | ...ve şimdi zamanı geldi. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Perhaps we lost it. | Belki de kendimizi kaybettirdik. Belki de o bizi buldu. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Deep within the Royal Vault there is a statue called the Palladium. | Palladium o duvarlar arasında kaldığı sürece Atlantis'in asla düşmeyeceği söyleniyor. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Less than an hour ago the Palladium was stolen. | Palladium az önce çalındı. Ordu bunu öğrenirse taraf değiştirir, şehir de düşer. | Atlantis-1 | 2013 |