Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 5192
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| You want us to retrieve it? | Onu geri getirmemizi mi istiyorsunuz? | Atlantis-1 | 2013 | |
| We have to keep moving. | Hemen yola koyulmamız gerek. Jason! | Atlantis-1 | 2013 | |
| They were caught deserting the city. | Şehri terk ederken yakalandılar. Adamları hazırla bu gece saldırıyoruz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I find it strange they choose to die. | Ölmeyi seçmelerini tuhaf buluyorum. Şansları varken teslim olmalıydılar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Ariadne is young and inexperienced. | Ariadne genç ve deneyimsiz. 1 | Atlantis-1 | 2013 | |
| M'lady, Dion is asking for re enforcements. | Leydim, Dion yeni uygulamaları soruyor. O zaman saray muhafızlarını göndermeliyiz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| But that would leave you undefended... | Ama bu seni savunmasız bırakır. Şehir düşerse, ben de onunla düşerim. Emri ver! | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ Still think it's bats? ~ No. ~ No. | Hala yarasa olduğunu mu düşünüyorsun? Hayır. Ben de öyle. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Heave...! Heave...! | Çek! Çek! | Atlantis-1 | 2013 | |
| We must see to your wound. | Yarana bakmamız lazım. Adamlarımı bırakamam. Ölünce onları kullanamazsın. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You should rest. | Dinlenmelisin. Sipere geri dönmeliyim bu şekilde hayatta kalacaksak senin gibilere... | Atlantis-1 | 2013 | |
| But you didn't. | Ama yapmadın... belki de Tanrı bizimledir. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Oh, no. We need to head back. | Hayır, geri gitmemiz gerek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Perhaps if we stay here, it will pass us by, and go on its way. | Burada kalacaksak, bizi geçip bu yoldan gidecektir. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There's no time. We must return the Palladium to Atlantis. | Zaman kalmadı, Palladium'u Atlantis'e geri götürmemiz gerek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Great. So now we're heading towards it. | Harika, şimdi de oraya doğru gidiyoruz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ I can't hear anything... ~ Precisely. | Hiçbir şey duyamıyorum... Kesinlikle. | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ Perhaps we lost it? ~ Or perhaps it found us. | Belki de onu kaybettik. Ya da o bizi buldu. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Hold him. | Tut onu. | Atlantis-1 | 2013 | |
| (Sorry!) Sorry. | Pardon, pardon. | Atlantis-1 | 2013 | |
| What was that thing? | Bu şey de neydi? Tek gözlü dev olduğunu düşünüyorum. Onu öldürdün mü? | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ It appears to be tracking us. ~ Then we have to outrun it. | Bizi takip ediyor gibi görünüyor. O zaman onu atlatmak zorundayız. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We'll never outrun it not while we're carrying Jason. | Jason'ı taşıdığımız sürece onu asla atlatamayız. Onu burada mı bırakacağız? | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ No! ~ No! Me neither! Shame on you for suggesting such a thing. | Hayır. Hayır tabi ki! Bunu önerdiğin için kendinden utan. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Stay hidden, I'll see if I can draw it away from you. | Saklan, sizden uzaklaştırabilir miyim bir bakayım. Ya başaramazsan? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Then you will die in the knowledge that I failed heroically. | O zaman kahramanca başarısızlığımın irfanı içinde sen de ölürsün. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There's nothing to fear. | Korkacak bir şey yok. Rodas kadar çaresizce dolanıp duruyor. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Who's Rodas? | Rodas da kim? Rodas, fırınından ekmek çaldığımız kör fırıncı. | Atlantis-1 | 2013 | |
| The Colcheans have breached the walls. | Colcheans duvarları yıktı. Tüm yaralıları kalenin içine götürün. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Save yourself. | Kendini koru. Yollarına çıkan herkesi katlediyorlar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| This is our city. | Burası bizim şehrimiz. Colchean'in barbarlarının öylece onu almasını izleyemem. | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ We have to move faster! ~ What's happening? | Daha hızlı hareket etmeliyiz! Neler oluyor? | Atlantis-1 | 2013 | |
| We're being chased by a hoard of one eyed man eating monsters. | İnsan yiyen tek gözlü canavar topluluğu tarafından takip ediliyoruz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| One eyed monsters...? | Tek gözlü canavar mı? Kokuyu alıyor musun? | Atlantis-1 | 2013 | |
| It's fresh air! | Bu havanın kokusu! | Atlantis-1 | 2013 | |
| It's too steep to climb. | Tırmanmak için çok dik. O zaman atlarız. | Atlantis-1 | 2013 | |
| If it's too shallow, we'll break every bone in our bodies. | Sığ ise vücudumuzdaki bütün kemiklerimiz kırılır. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Catch! | Sıra sende! | Atlantis-1 | 2013 | |
| How long is it since you've slept? | Ne kadar süredir uyumuyorsun? | Atlantis-1 | 2013 | |
| When I close my eyes, all I can think of is what will happen | Gözümü kapattığımda, Pasiphae şehri alırsa tüm olacakları düşünebiliyorum. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Perhaps you should get some rest. | Belki de biraz dinlenmelisin. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Dion. | Dion. | Atlantis-1 | 2013 | |
| What news? | Ne durumdayız? Barikatları kurduk, Colchean'in askerleri geri çekildiler. | Atlantis-1 | 2013 | |
| That is better news than I'd hoped for. And what of your men? | Umduğumdan da iyi bir haber. Peki ya adamların? Ama bedeli çok ağır oldu. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Many are dead, or wounded, | Çoğu ölü ve yaralı ayrıca taraf değiştirmeye devam ediyorlar. | Atlantis-1 | 2013 | |
| And tonight, when they strike again? | Peki ya bu gece tekrar saldırırlarsa? Gerçekleri söyle lütfen. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There are too few of us left. | Bizim tarafımızda çok az kişi kaldı. Bu sayede de şehri alabilirler. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We have captured some deserters. 1 | Bazı taraf değiştirenleri yakaladık. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Do you want an example made of them | Onlara vazgeçmeleri için diğerlerine örnek olacak bir şey yapmak ister misiniz? | Atlantis-1 | 2013 | |
| No, if I become a tyrant, then what is it we all fight for? | Hayır, bir zalim olsaydım o zaman bütün bu savaşlarımız ne için? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Release them. | Bırak onları ve ölü Colchean'in geri dönmediğinden emin ol. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Let us hope they show us the same courtesy. | Umalım da aynı nezaketi bize gösterirler. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You believe I should have had the deserters executed. | Taraf değiştirenleri idam ettirmem gerektiğini mi düşünüyorsun? | Atlantis-1 | 2013 | |
| That is not the person you are. | Bu sen değilsin. | Atlantis-1 | 2013 | |
| They have retreated to the upper town. | Şehrin yukarısına geri çekildiler. Peki şehir bizim olduğunda? | Atlantis-1 | 2013 | |
| We must regroup and bury our dead. We attack again tonight. | Yeniden toplanıp ölülerimizi gömmeliyiz. Bu gece tekrar saldıracağız. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I thought he was someone from my past. | Geçmişimden biri olduğunu sandım. Kim? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Whose idea was it to retrieve the Palladium? | Palladium'u geri almak kimin fikriydi? Benim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We have... to return it to Atlantis. | Atlantis'e geri dönmeliyiz. | Atlantis-1 | 2013 | |
| It's been many years since I last saw you. | Seni son gördüğümden bu yana yıllar geçti. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I was unsure if I would ever return. | Geri döneceğimden hiç emin değildim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I'm certain that your presence must be a great comfort to the Queen. | Varlığının kraliçeye büyük bir rahatlık verdiğinden eminim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You seem troubled. Who is it that you pray for? | Sıkıntıda görünüyorsun. Kimin için dua ediyorsun? | Atlantis-1 | 2013 | |
| I pray for the city, as we all must. | Hepimizin yapması gerektiği gibi şehir için dua ediyorum. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Minos misjudged you. | Minos seni yanlış tanımışım ama onun hatalarının kalbini zehirlemesine izin verme | Atlantis-1 | 2013 | |
| I fear it is too late. | Korkarım ki çok geç. Tanrıların gözünde asla çok geç değildir. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You fainted. Your fall reopened your wound. | Bayıldın, düşünce de yaran yeniden açıldı. Kendine gelmişsin. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Thank you for... for not leaving me. | Beni bırakmadığınız için teşekkür ederim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| We should have done. You're nothing but trouble. | Yapmalıydık, beladan başka bir şey değilsin. | Atlantis-1 | 2013 | |
| ~ So why didn't you? ~ It might be your job to save all of Atlantis, | Niye yapmadın o zaman? Tüm Atlantis'i korumak görevin olabilir... | Atlantis-1 | 2013 | |
| but it seems it's our job to save you. | ...ama görünen o ki bizim görevimiz de seni korumak. | Atlantis-1 | 2013 | |
| So just remember who the real heroes are here. | Sadece burada gerçek kahramanların kim olduğunu bir düşün. | Atlantis-1 | 2013 | |
| You must give it a chance to heal. | İyileşmek için zamana ihtiyacın var. Atlantis'e geri dönmem gerek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| That's what you said last time, | Bayılmadan önce en son söylediğinde buydu zaten. | Atlantis-1 | 2013 | |
| This is ridiculous. You're too weak. | Bu çok saçma... çok güçsüzsün. Dinlemeyecek, izin ver de yüz üstü düşsün. | Atlantis-1 | 2013 | |
| He won't get more than ten paces. | On adımdan daha fazla gidemez. 1 | Atlantis-1 | 2013 | |
| Eight, nine... | Sekiz, dokuz... | Atlantis-1 | 2013 | |
| That's ten... | ...10... 11, 12, 13, 14. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Damn that boy. | Kahrolası çocuk. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Don't just stand there with an idiotic look on your face. | Yüzündeki aptal bakışla orada öyle durma. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Thank you. | Teşekkür ederim. Lider olduğum sürece hiçbirimiz ölmeyecek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| It's funny. I don't see you as ever having had a prime. | Lider olduğunu hiç görmedik ki. Şu an liderim, işte bu! | Atlantis-1 | 2013 | |
| This is my prime. | Bu benim liderliğim, hayatımın liderliği! | Atlantis-1 | 2013 | |
| Fires have destroyed the barracks behind the sacred way. | Yangın kutsal yolun arkasındaki barakaları yıktı. | Atlantis-1 | 2013 | |
| On the northern barricade, only a few men are still standing. | Kuzeydeki barikatlarda sadece birkaç adamla hala ayakta duruyor. | Atlantis-1 | 2013 | |
| On the western ramparts, the situation is even worse. | Batı surları üzerinde durum daha da kötü. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Dion, do you think I should surrender? | Dion, sence teslim olmalı mıyım? | Atlantis-1 | 2013 | |
| That is not a decision I can make. | Bu benim verebileceğim bir karar değil. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Sarpedon? | Sence Sarpedon? Sana tavsiye veremem, kalbinin sesini dinlemelisin. | Atlantis-1 | 2013 | |
| What if I'm wrong? | Ya yanlış yapıyorsam? | Atlantis-1 | 2013 | |
| Thousands will die... | Binlerce insan ölecek... | Atlantis-1 | 2013 | |
| You must not blame yourself. | Kendini suçlamamalısın. Kim suçlu o zaman? | Atlantis-1 | 2013 | |
| I swore an oath to protect Atlantis. | Atlantis'i korumak için yemin ettim ve şehir alevler içinde, yakında da düşecek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| If anyone is to blame, it is I. | Bir suçlu varsa, o da benim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| Because it's the truth. | Doğru da ondan. | Atlantis-1 | 2013 | |
| All those years in exile... | Sürgündeki tüm yıllarım boyunca... | Atlantis-1 | 2013 | |
| Pasiphae came to me and said I could have my revenge on Minos. | ...Pasiphae bana gelip, Minos'dan intikamımı alabileceğimi söyledi. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I could destroy all he had achieved. | Elde ettiği her şeyi yıkabilirdim. | Atlantis-1 | 2013 | |
| There was one condition. | Bir şartı vardı, o da Palladium'u çalmasında ona yardım etmek. | Atlantis-1 | 2013 | |
| I trusted you. | Sana güvenmiştim. | Atlantis-1 | 2013 |