Search
English Turkish Sentence Translations Page 183417
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
That's what she told me. | ...demişti bana. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
She's looking down on you right now. | Şimdi seni yukarıdan izliyordur. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Do you have the "shoe" books? | "Ayakkabı" kitapları var mı sizde? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
The shoe books? Who's the author? | Ayakkabı kitapları? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Noel Streatfeild wrote "Ballet Shoes" and "Skating Shoes" | Noel Streafteild, Bale Ayakkabıları, Buzpateni Ayakkabıları... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
and... "Theatre Shoes" | ...Tiyatro Ayakkabıları... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
and "Dancing Shoes" and.... | ...ve Dans Ayakkabıları'nı yazdı. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I'd start with "Ballet Shoes" first. It's my favorite. | Ben olsam Bale Ayakkabıları'yla başlardım. Favorimdir. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Although "Skating Shoes" is completely wonderful. | Ayrıca Buzpateni Ayakkabıları da mükemmeldir. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
S T R E A T F E I L D. | S T R E A T F E I L D. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Kathleen Kelly. I swear, it was like her name was in the air, Joe. | Kathleen Kelly. İsmini her yerde duyuyorum. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Just like that? | Öyle mi? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Everyone was talking about her today. | Bugün herkes ondan söz ediyordu. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Kathleen Kelly and her "situation". | Kathleen Kelly ve durumundan. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
What makes you think that? | Niye öyle düşündün? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And the salesmen swear by her. If she likes the book, it sells. Period. | Satış bölümü ona tapıyor. Eğer bir kitabı sevdiyse, satıyor. Nokta. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
So, you're gonna offer... Wait, you're gonna ofer her a job? | Ona iş mi teklif edeceksin? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Well, what else has she got to do? | Yapacak başka neyi var ki? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Oh, now that she's destitute. Thanks to you. | Şu an işe ihtiyacı var. Senin sayende. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I don't see her working for you. Why not? | Senin için çalışacağını hiç sanmıyorum. Neden olmasın? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Cause she lacks the killer instinct. | Çünkü onda öldürme içgüdüsü yok. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
She's never fired anybody. Look at that little shop of hers. | Şimdiye kadar kimseyi kovmamış. O küçük dükkana baksana. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Missy. Mr. Fox. | Bayan. Bay Fox. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
You know, I love how you've totally forgotten | Senin bu olaydaki rolünü unutmana bayılıyorum. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
It's so obtuse. It's so insensitive. | Çok duygusuzca. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Reminds me of someone. Who who does it remind me of? | Bana birini hatırlatıyor. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
What is going on? Could be stuck. | Neler oluyor? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Can it do that? No. | Olabilir mi bu? Hayır. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Juan, we are stuck in the elevator between the sixth and seventh floor. | 6 7. katlar arasında asansörde sıkıştık. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Yes, and if you don't get your ass up here in two shakes | Ve hemen kıçını kaldırıp buraya gelmez... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
and get us the hell out of here... | ...ve bizi buradan çıkartmazsan...! | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
All right. Juan? Yeah. | Juan? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Call the super and then 911. | Bina görevlisini ve 911'i ara. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Everyone should jump in the air. What? | Hepimiz havaya zıplayalım. Ne? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
One, two, three. Jump! | Bir, iki, üç. Zıpla! | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
If I ever get out of here... | Eğer burdan çıkabilirsem... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I'm gonna start speaking to my mama. | ...annemle barışacağım. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
If I ever get outta here... | Eğer buradan çıkarsam... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I'm marrying Orit. | ...Orit'le evleneceğim. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I should marry her. I don't know what's been stoppin' me. | Onunla evlenmeliyim. Niye bekliyorum ki? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
If I ever get out of here... Where are my Tic Tacs? Huhh! | Eğer çıkarsam... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I came home tonight and got into the elevator to go to my apartment. | Bu gece eve geldim ve daireme çıkmak için asansöre bindim. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
An hour later, I got out of the elevator | Bir saat sonra asansörden çıktım... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
and Brinkley and I moved out. | ...ve Brinkley ile birlikte evden taşındım. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
full of the personal details we avoid so carefully. | ...özenle söylemekten kaçındığımız kişisel ayrıntılarla dolu. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Let me just say | Şöyle söyleyeyim... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
who knew exactly what he wanted. | ...ne istediğinden çok emindi. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
People are always telling you that change is a good thing. | İnsanlar sana her zaman değişimin iyi bir şey olduğunu söyler. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
But all they're really saying is that something | Ama aslında söylemek istedikleri, başına istemediğin bir şey... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And in a week it will be something really depressing, | Bir hafta içinde çok üzücü şeyler olacak... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
like a Baby Gap. | ...hayatımda büyük bir boşluk doğacak. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Soon, we'll just be a memory. | Sonunda sadece bir anı olacağız. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
In fact, someone, some foolish person | Bazı aptallar bu şehir için bir nimet olduklarını düşünecekler. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
The way it keeps changing on you, | Bir şeyler sürekli değişip durursa, onlara asla güvenemezsin. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I know because that's the sort of thing I'm always saying. | Her zaman böyle şeyler söylediğimi biliyorum. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I'm heartbroken. | ...kalbim kırıldı. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
and my mother has died all over again. | ...sanki annem yeniden öldü. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
You know, dad, you did pretty well. At least you didn't marry her. | Boşver baba, en iyisini yaptın. En azından evlenmedin. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
It lasted a while. Yeah. | Bir süre devam etti. Evet. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
You know... | En son... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I've stayed on this boat after... | ...bu teknede... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
She was the nanny? Yeah. | Dadı mıydı? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And then there was, uh, the ice skater. | Sonra bir buzpatencisi vardı. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Also my nanny. Really? | O da dadımdı. Gerçekten mi? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
It's an "A" word. Astrologer. | A ile başlayan bir şey. Astrolog. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Exactly. Yeah. | Evet. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Gillian ran off with someone? The nanny. | Gillian başkasıyla mı kaçtı? Dadıyla. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Nanny Maureen? Yes. | Dadı Maureen? Evet. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Well, Gillian ran off with nanny Maureen. Hmm. | Gillian, dadı Maureen'le kaçtı. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
That's true. No other word for it. | Doğru. Tek kelimeyle öyle. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Patricia. You met 'er. | Patricia. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Course, I'll be living out of a suitcase for... at least three weeks. | Tabii en azından 3 hafta boyunca getirdiğim bavuldakilerle idare edeceğim. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And then there's the inevitable, uh, legal hassle. | Yasal işler de var. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Don't you worry about it. I won't. | Onu dert etme. Etmiyorum. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I just have to meet someone new, that's all. That's the easy part. | Sadece yeni biriyle tanışmam gerek. O en kolay kısmı. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Oh, right, yeah. | Ya tabii. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
A snap to find the one single person in the world who fills your heart with joy. | Kalbini neşeyle dolduracak birini bulmak çok kolay. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Well, don't be ridiculous. | Saçmalama. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Uh, may I please come up? No, I don't... | Yukarı gelebilir miyim? Olmaz, ben... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I have a.... | ...Çok fena... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
cold. | ...soğuk almışım. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Can you hear that? Yeah. | Duydun mu? Evet. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Listen. I I'm sniffling, and I'm not really awake. | Hapşuruyorum ve ayakta zor duruyorum. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And I'm, uh, taking echinacea and vitamin C and sleeping practically | Ekinezya çayı ve C vitamini içiyorum... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
24 hours a day. I have a temperature. | ...neredeyse 24 saat uyuyorum ve ateşim var. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And, uh, um, I think I'm contagious. So I would... | Sanırım bulaşıcı. Yani ben... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Yes, uh, just a second. | Bir dakika. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
What are you doing here? I heard you were sick. | Ne işin var burada? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
And I wanted... to make sure.... | Ben de emin olmak iste... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Is there somebody here? No. | Evde biri mi var? Hayır. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Oh. It's Home Shopping Network. | Televizyondan satış kanalı. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Oh, you buy any of those little porcelain dolls? | O küçük porselen bebeklerden aldın mı? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Did you come to gloat? No. | Böbürlenmeye mi geldin? Hayır | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
To offer me a job? I would never... | İş teklif etmeye mi geldin? Ben asla... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Cause I have plans, I have plenty of offers. | Bir sürü teklif alıyorum. Hatta senin şu... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
I don't mean to say things like that. No matter what you've done to me, | Böyle şeyler söylemek istemiyorum. Ne yapmış olursan ol... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
there's no excuse for my saying anything like that. | ...bunları söylemeye hakkım yok. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
But every time I see you... | Seni ne zaman görsem... | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Things like that just fly outta your mouth. | Ağzından çıkıveriyor. | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |
Why don't I just put these in... some water? | Bunları niye suya koymuyorum? | You've Got Mail-9 | 1998 | ![]() |