• en flag English
    • tr flag Turkish

Search

English Turkish Sentence Translations Page 2732

English Turkish Film Name Film Year Details
I think I should've been in pain rather than the kid is in pain... Bende çocuğumun acı çekmesindense, kendim acı çekmeyi tercih ederim. Sanırım çocuğumdan daha fazla acı çekmem gerekirdi... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Don't stay too angry at your mom. Annene de kızmamalısın! Annene kızmayı bırak. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Your mom is all smiles, but she went through a lot. Bize katlanmasına rağmen, her zaman gülümser. Annen sürekli gülümsüyor olabilir ama çok fazla sıkıntı çekti. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You and I gave her so much grief. Sen ve ben ona çok acı verdik. Sen ve ben onda çok fazla acı verdik. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I put her through so much. Bilhassa ben çok fazla acı verdim. Onu çok fazla sıkıntıya soktum. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Joon Soo is suffering from pneumonia. Joon Soo zatüreden dolayı acı çekiyor. Jun Su zatürree yüzünden çok acı çekiyor... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
How hard it must be for such a tiny baby! Onun gibi küçücük bir bebek için çok zor olmalı! Bu küçücük bir bebek için ne kadar da zor olmalı! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
A mom's heart is torn to pieces. Wonder when he'll get better... Bir annenin kalbi parçalara ayrıldı. O ne zaman iyi olacak... Bir annenin kalbini paramparça edecek kadar. Ne zaman iyileşecek merak ediyorum... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
The doctor says we'll know after tonight. Doktor bu geceden sonra öğreneceğimizi söyledi. Bu geceden sonra öğrenebileceğimizi söyledi. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Hope he can pull through this. Ne zaman iyileşeceğini merak ediyorum. Umarım bu geceyi atlatır. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
God, please give him the strength. Tanrım, lütfen ona güç ver. Tanrım, lütfen ona güç ver. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
(Daddy, I'm in pain. They say it's pneumonia.) (Baba, acı çekiyorum. Zatüre olduğunu söylüyorlar.) (Baba, acı çekiyorum. Zatürree olduğumu söylüyorlar.) Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm sorry, mom. Üzgünüm, anne. Özür dilerim, anne. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Have you eaten? Yemek yedin mi? Yemek yedin mi? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Why so blue? Neden efkârlısın? Neden bu kadar dalgınsın? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Give it. Bana da ver. Ver bana. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Hey, hang in there, man. Hey, neden buradasın? Hey, orada dur dostum... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Look at me. I'm doing okay, aren't I? Bana bir bak. İyi miyim, değil miyim? Bana baksana. Ben iyiyim, değil mi? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
About what? Ne için? Ne için? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Sorry. I couldn't raise him by myself. Üzgünüm. Onu kendim büyütemedim. Özür dilerim. Onu kendi başıma yetiştiremem. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I just came in from the States for a bit. Amerika'dan buraya bu yüzden geldim. Amerika'dan yeni geldim. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
But I'm leaving again, soon. Please take good care of him for me. Ama yakın zamanda geri dönmeliyim. Lütfen, benim için ona dikkat et. Ama yakında yine gideceğim. Lütfen benim yerime ona iyi bak. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
What's this? Buda ne? Bu da ne? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You bastard! Seni adi herif! Seni pislik! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Get up! Get up! Kalk! Kalk! Ayağa kalk! Ayağa kalk! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
If you're human, if you're a friend... Eğer bir insansan, bir arkadaşsan... Eğer bir insan olsaydın, eğer bir arkadaş olsaydın... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
you couldn't have done that. ...bunu yapmamalıydın. Bunu yapmış olmazdın. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Say something! Why would you do that? Bir şey söyle! Bunu neden yaptın? Bir şey söyle! Bir şey söyle pislik! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm so sorry. I should be killed. Gerçekten üzgünüm. Öldürülmeliyim. Özür dilerim. Öldürülmem gerek benim. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You crazy fool. Is that all you can say? Seni çılgın ahmak. Bütün söyleyeceğin bu mu? Seni deli aptal! Söyleyebildiklerin sadece bunlar mı? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Listen, man. I, too, wish Dinle, dostum... Dinle... Ben de çok isterdim… Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I was born into money like you, ...senin gibi para içinde doğmayı,... Senin gibi lüks içinde doğup... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
and do whatever the hell I want. You know? ...ve her ne istersem yapmayı dilerdim. Her istediğim şeyi yapabilmeyi... bunu biliyor musun? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
But no, I can't. Screw poverty. Ama hayır, yapamam. Yoksulluğa mahkûmum. Ama hayır, yapamam. Fakirliğin gözü çıksın. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I had to give up my friend, friendship, Arkadaşımdan, arkadaşlığımdan,... Arkadaşlarımı, arkadaşlıklarımı ve hatta kendi çocuğumu... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
and even my own baby. See? ...hatta kendi bebeğimden bile vazgeçtim. Anladın mı? Bırakmak zorunda kaldım, anlıyor musun? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Cut the BS, and raise him well. Kendine acındırmayı bırak ve onu en iyi şekilde büyüt. Bahane bulmayı kes ve çocuğunu iyi yetiştir… Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
It is my last wish as a friend. Bir arkadaş olarak, bu senden son isteğim. Bir arkadaş olarak senden son isteğim bu. seni acımasız ahmak. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Hey, you're here. Geldin mi? Hey, gelmişsin. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Go where? Nereye? Nereye? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Come on, hurry. They found his real parents. Haydi, acele et. Gerçek ailesi bulundu. Hadi çabuk gidelim. Gerçek ailesini bulmuşlar. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm coming, Woo Rahm. I'm coming. Geliyorum Woo Rahm. Geliyorum. Geliyorum, wu Ram. Geliyorum. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Joon Soo, are you up? Joon Soo, kalktın mı? Jun su, uyandın mı? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Man... Tanrım... Olamaz ya... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm going to school. Okula gidiyorum. Okula gidiyorum ben. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Joon Soo, what about breakfast? Joon Soo! Joon Soo, kahvaltın ne olacak? Joon Soo! Jun Su, kahvaltı etmeyecek misin? Jun Su! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm okay. Ben iyiyim. Ben iyiyim. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Poor thing. He did try his best as a father. Zavallı şey. Bir baba olarak çok iyiydi. Zavallı şey. Bir baba olarak elinden gelenin en iyisini yapmıştı. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I know... Biliyorum. Biliyorum... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Hey, cheer up! Hey, neşelen! Hey, neşelen! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Look over there. See? Şuraya bak. Gördün mü? Şuraya bak. Gördün mü? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
First rank: Kim Byeol İlk sıra: Kim Byeol Birinci: kim byeol Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
How can you have no flaws in your grade? Puanın nasıl bu kadar eksiksiz olabiliyor? Hiç mi yanlış yapmadın sınavda? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I have not once, in the past 3 years seen him take second place. Geçen 3 yıl boyunca onu hiç ikinci sırada görmemiştim. Bu üç senede, bir kere bile onun ikinci sıraya yerleştiğini görmemiştim. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You're awesome, for real! Gerçekten mükemmelsin! Harikasın, gerçekten! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Woo Rahm is out of the hospital. Woo Rahm hastaneden çıktı. Wu Ram hastaneden çıkmış. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Don't you want to go? Gitmek istemiyor musun? Gitmek istemiyor musun? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I think he misses you a lot. He's all fussy. Sanırım seni çok özledi. Çok huysuz. Sanırım seni çok özlüyor. Çok mızmızlanıyor. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
He found his real dad. What's he got to be fussy about? Gerçek babasını buldu. Neden huysuz olsun ki? Gerçek babasını buldu. Mızmızlanacak ne var bunda? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You're a coward. Sen bir korkaksın. Sen bir ödleksin! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You know who misses Woo Rahm the most, Woo Rahm'ı çok özlüyorsun... Wu Ram'ın kimi daha çok özlediğini... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
and whom he misses the most right now. ...ve o da seni çok özlüyor. Kimin onu çok özlediğini çok iyi biliyorsun. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
It's you! What do you know, huh? O... Sen ne biliyorsun ki? Ama sen? Sen ne bilirsin, ha? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Do you think I miss him? Onu özlediğimi mi sanıyorsun? Sence ben onu özlüyor muyum? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Who put me through hell? Bana cehennemi yaşatan kimdi? Bana cehennem azabı çektireni? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Why would I miss him? Neden onu özleyeyim ki? Neden onu özleyeyim ki? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Joon Soo... Joon Soo... Jun Su... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Well, you know... Şey, Sen... Şey, şey diyecektim... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
He is... Woo rahm is... O... Woo rahm'ı... O... wu Ram... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Why don't you just shut up, okay? Neden sadece çeneni kapatmıyorsun? Neden çeneni kapatmıyorsun sen, ha? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Hey, Han Joon Soo! Hey, Han Joon Soo! Ya, han jun Su! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Your kid is leaving the country tomorrow for an adoption. Alright? Oğlun evlatlık olarak yarın ülkeyi terk ediyor. Anladın mı? Çocuğun evlatlık için yarın ülkeyi terk ediyor. Tamam mı? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I think sending Woo Rahm overseas for adoption may be worse than Woo Rahm'ı yurtdışına göndermek, Joon Soo'ya bırakmaktan... Sanırım Wu Ram’ı evlatlık için yurt dışına göndermek… Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
abandoning him to Joon Soo. ...daha kötü olabilir. Jun su’nun onu evlat edinmesinden daha kötü bir şey. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
It must be hard, but think about it. Çok zor olacaktır ama bunu düşün. Zor olmalı ama düşün. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Woo rahm, have a good life there. Okay? Woo rahm, Orada iyi yaşa. Tamam mı? Wu Ram, Orada iyi yaşa, tamam mı? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
There, you must forget daddy and grandma, and live a good life. Orada, babayı ve büyükanneyi unut ve iyi yaşa. Orada, babaanneni ve babanı unutmalı ve çok İyi bir hayata sahip olmalısın. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Mom, I just wanted to watch Woo Rahm grow up, you know? Anne, sadece Woo Rahm'ın büyüdüğünü görmek istemiştim. Anne, wu Ram’ın büyüdüğünü görmeyi o kadar çok istiyorum ki, biliyor musun? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
At Joon Soo's, I really thought they'd take good care of him. Joon Soo'nun gerçekten ona iyi bakacağını düşünmüştüm. Jun Su’ların, onların gerçekten ona çok iyi bakacağını düşünmüştüm. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm at the airport. Hava alanındayım. Hava alanındayım. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
If he leaves now, we may never see him again. Gittiğinde, asla onu bir daha göremeyebiliriz. Eğer şimdi giderse, onu bir daha hiç göremeyebilirsin. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Don't you think you should at least say goodbye? En azından ona veda edemez misin? En azından bir hoşça kal demen gerekmez mi? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Let's not leave any regrets. Haydi hiç pişmanlık bırakmayalım. Şunu pişmanlık duymadan yapalım. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
(I just went through that whole hospitalization, and now adoption?) (Hastaneye yatırılmamdan sonra, şimdi de evlatlık mı veriliyorum?) (Hastane ile o kadar çok uğraştıktan sonra, şimdi de evlatlık işlemleri mi?) Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
(Man, it's a hard knock life.) (Dostum, hayat çok zor.) (Of ya, hayat ne kadar zor.) Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Woo Rahm! Woo Rahm! Wu Ram! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Where were you? Neredeydin sen? Nerdesin sen? Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Hey! Han Joon Soo! Hey! Han Joon Soo! Ya! Han jun Su! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Wait. Hold on! Hey, get him! Stop! Bekle. Dur! Hey, tutun onu! Durdurun! Bekle. Dur! Hey, yakalayın onu! Dur! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Let me go! Let go of me! Gitmeme izin verin! Bırakın beni! Bırakın, bırakın beni! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Give me my baby! Woo Rahm, Daddy's here! Bebeğimi bana verin! Woo Rahm, baban burada! Bebeğimi bana verin! Wu Ram, baban geldi! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
You're not going anywhere! Hiçbir yere gidemezsin! Hiç bir yere gitmiyorsun! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Give me back my baby! Woo Rahm! 1 Bana bebeğimi geri verin! Woo Rahm! Bebeğimi bana geri verin! Wu Ram! 1 Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Give me my baby! Bebeğimi bana verin! Bebeğimi geri verin! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Let go of me! Daddy's right here! Bırakın beni! Baban burada! 1 Bırakın beni! Baban burada oğlum! Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I thought I'd never see him again. Onu bir daha asla göremeyeceğimi düşünmüştüm. Onu bir daha hiç göremeyeceğimi düşünmüştüm. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Thanks, mom! See you again, mother. Teşekkürler anne! Görüşürüz, anne. Teşekkürler, anne. Tekrar görüşmek üzere, anne. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
I'm so full! Çok doydum! Çok doydum. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
Your mom is really a good cook! Annen gerçekten çok iyi yemek yapıyor! Annen gerçekten çok iyi bir aşçı. Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
So delicious! These mini octopuses and hot sauce... yum. Çok lezzetli! Minik ahtapot ve acı sos...leziz. Çok lezzetliydi! O küçük ahtapotlar ve acı sos... Ahgiwa Na-1 2008 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 2727
  • 2728
  • 2729
  • 2730
  • 2731
  • 2732
  • 2733
  • 2734
  • 2735
  • 2736
  • …
  • »
  • »»
Restricted Mode:   
  • Contribute
  • About Us
  • Disclaimer
  • Contact