Search
English Turkish Sentence Translations Page 3356
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| You're the best... | En iyisisin. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You're the best coach in the world. | Dünyanın en iyi koçu sensin. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It is impossible not to say it. | Bunu söylememe şansım yok. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It is wonderful! | Muhteşem. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Is it cold? | Soğuk değil mi? | Alpeis-1 | 2011 | |
| No, not at all. | Hayır, hiç de bile. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Come out now. It's getting late. | Çık hadi. Geç oluyor. | Alpeis-1 | 2011 | |
| We have to leave. | Artık gitmeliyiz. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Just a little longer. Please. A little longer. | Biraz daha. Lütfen, biraz daha | Alpeis-1 | 2011 | |
| Cold is a word | "Soğuk" kelimesi... | Alpeis-1 | 2011 | |
| but winter swimmers don't know it. | ...kış yüzücülerinin sözlüğünde yoktur. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It's an odd fate that you can not eat ice cream. | Şeker hastalığın yüzünden... | Alpeis-1 | 2011 | |
| Because of your diabetes. | ...dondurma yiyememen çok kötü. | Alpeis-1 | 2011 | |
| But you hate chocolate anyway. | Çikolatayı zaten sevmiyorsun. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I would have a different flavor like strawberry | Dondurma yiyebilseydim, en sevdiğim meyve olan... | Alpeis-1 | 2011 | |
| which is my favorite. | ..çilekliden yerdim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| There's no point to talk about it. The doctor was quite clear on it. | Konuşmamıza gerek yok, doktor bu konuda çok katı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| How about a walk on the beach? | Plajda biraz yürümeye ne dersin? | Alpeis-1 | 2011 | |
| That's a wonderful idea! | Harika fikir. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Light fittings fall into three main categories. | Işıklandırmalar üçe ayrılır. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Domestic interior, domestic exterior and professional. | İç aydınlatmalar, dış aydınlatmalar ve profesyoneller. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Then, there are various subcategories... | Sonra da tavan lambası, abajur... | Alpeis-1 | 2011 | |
| such as ceiling lamps... | ...aplik, modern avize... | Alpeis-1 | 2011 | |
| shade lamps, wall lamps... | ...klasik avize, raylı spot... | Alpeis-1 | 2011 | |
| modern chandeliers, classic chandeliers... | ...tepe lambası, spot lamba... | Alpeis-1 | 2011 | |
| rack lighting, uplighters... | ...asma lamba, ayaklı lamba... | Alpeis-1 | 2011 | |
| spotlights, pendant lamps and floor lamps. | ...gibi alt kategorilere ayrılır. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Repeat them back to me. | Şimdi tekrarla bakalım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Wall lamps, ceiling lamps... | Aplik, tavan lambası... | Alpeis-1 | 2011 | |
| classic chandeliers, modern chandeliers... | ...klasik avize, modern avize... | Alpeis-1 | 2011 | |
| uplighters... | ...tepe lambası... | Alpeis-1 | 2011 | |
| floor lamps, table lamps.... | ...ayaklı lamba, masa lambası... | Alpeis-1 | 2011 | |
| And pendant lamps. | Ve asma lamba. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Uplighters... and uplighters... | Tepe lambası, bir de tepe lambası. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Once more in the evening. | Bir de akşam yapacağız. | Alpeis-1 | 2011 | |
| This evening we have a ball. | Bu akşam bir balomuz var. | Alpeis-1 | 2011 | |
| What types of dances do you dance? Various. | Ne tür danslar oluyor? Çeşit çeşit. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Blues, tango, waltz... | Blues, tango, vals... | Alpeis-1 | 2011 | |
| And latin? | Peki, latin? | Alpeis-1 | 2011 | |
| And latin. | Latin de. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Nice. Will you come? | Güzel. Gelecek misin? | Alpeis-1 | 2011 | |
| I will come. | Geleceğim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Are you ready? Now. | Hazır mısın? Hadi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Your daughter lost in the most important... | Kızınız, hayatının en önemli... | Alpeis-1 | 2011 | |
| ...the most important match of her life. | ...en önemli maçını kaybetti. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Nonetheless, keep in mind... | Ama ölümün... | Alpeis-1 | 2011 | |
| death is not the end. On the contrary. | ...her şeyin sonu olmadığını aklınızdan çıkarmayın. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It is a new, often a better start. | Hatta yeni, çoğunlukla da daha iyi bir başlangıçtır. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Your daughter fought hard | Kızınız çok mücadele etti... | Alpeis-1 | 2011 | |
| but the opponent was stronger. | ...ama rakibi ondan güçlüydü. | Alpeis-1 | 2011 | |
| She was a remarkable person that everybody will remember. | Kızınız kimsenin unutamayacağı birisiydi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'm sure about that. | Bundan şüphem yok. | Alpeis-1 | 2011 | |
| And now, I got something very pleasing to tell you. | Şimdi size, moralinizi yerine getirecek bir şey söyleyeceğim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I myself can replace her if you want it. | Eğer isterseniz onun yerine geçebilirim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You're grief will ease and after a while... | Böylece acınız hafifleyecek ve bir süre sonra... | Alpeis-1 | 2011 | |
| will disappear completely. | ...tamamen geçecektir. | Alpeis-1 | 2011 | |
| A couple of two hours visits a week are enough. | Her hafta, birkaç kez iki saatliğine gelsem yeter. | Alpeis-1 | 2011 | |
| The end can be a new, better start. | Sonlar, daha iyi bir başlangıca dönüşebilir. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It's up to you. | Kara sizin. | Alpeis-1 | 2011 | |
| For the first four visits you won't be charged. | İlk dört ziyaretim için ücret ödemeyeceksiniz. | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Grandpa look here a nice cup for your coffee or tea." | "Bak dede, çay, kahve içersin diye kupa aldım sana." | Alpeis-1 | 2011 | |
| As soon as Granma sees it, she will surely feel jealous. | Anneannem gördüğünde kesin çok kıskanacak... | Alpeis-1 | 2011 | |
| but never mind... | …ama sorun değil çünkü ona da hediye olarak, bozuk para gözü… | Alpeis-1 | 2011 | |
| which has a coin compartment and a photo holder. | …ve fotoğraf bölmesi olan bu cüzdanı aldım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Grandpa, look here a nice cup for your coffee or your tea." | "Bak dede, çay, kahve içersin diye kupa aldım sana." | Alpeis-1 | 2011 | |
| The girl with the car accident is getting much better | Trafik kazası geçiren kız gitgide iyileşiyor... | Alpeis-1 | 2011 | |
| and doctors say that she has overcome the danger. | ...doktorun söylediğine göre ölüm tehlikesini de anlatmış. | Alpeis-1 | 2011 | |
| They speak of a miracle. | Bir mucize, diyorlar. | Alpeis-1 | 2011 | |
| What a pity. | Yazık. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Indeed. | Aynen. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Again. | Bir daha. | Alpeis-1 | 2011 | |
| "Grandpa, look here a nice cup for your coffee or tea." | "Bak dede, çay, kahve içersin diye kupa aldım sana." | Alpeis-1 | 2011 | |
| As soon as Granma sees it, she will surely feel jealous but... | Anneannem gördüğünde kesin çok kıskanacak... | Alpeis-1 | 2011 | |
| never mind because I bought her as a gift this wallet | …ama sorun değil çünkü ona da hediye olarak, bozuk para gözü… | Alpeis-1 | 2011 | |
| which has a coin compartment and a photo holder. | …fotoğraf bölmesi olan bu cüzdanı aldım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| However, you lost a great deal by not coming. | Ama gelmeyerek çok şey kaçırdın. | Alpeis-1 | 2011 | |
| It was wonderful and the view from the room was amazing. | Her şey harikaydı ve odanın manzarası da inanılmazdı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| You won't be paid this month. | Bu ay paranı alamayacaksın. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I'll keep your money. | Bende kalacak. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Repeat and clearer. | Şimdi tekrarla, daha net konuş. | Alpeis-1 | 2011 | |
| As soon as Granma sees it, she will surely feel jealous... | Anneannem gördüğünde kesin çok kıskanacak... | Alpeis-1 | 2011 | |
| but never mind because I bought her too... | …ama sorun değil …çünkü ona da hediye olarak... | Alpeis-1 | 2011 | |
| What's the matter with her? | Derdi ne? | Alpeis-1 | 2011 | |
| She made a mistake. | Bir hata yaptı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Has it happened before? | Daha önce de olmuş muydu? | Alpeis-1 | 2011 | |
| This is the second time. | Bu ikinci. | Alpeis-1 | 2011 | |
| With the grandpa again. | İlki de dedeyleydi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| The man who cut my hair for the last twelve years died yesterday. | Son 12 yıldır saçımı tıraş eden adam dün hayatını kaybetmiş. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He had no relatives. | Hiç akrabası yoktu. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I went to the hair salon today and he was not there. | Bugün berbere gittiğimde onu göremedim. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He was the only one to cut my hair. No one else. | Saçımı sadece ona kestirirdim. Başkasına değil. | Alpeis-1 | 2011 | |
| He was always taking care of my side burns to be at the exact same length. | Favorilerimin aynı uzunlukta olmasına çok dikkat ederdi. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Both of them. | İkisine de bakardı. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Are they now at the same length? Don't know. | Şimdi de aynı boydalar mı? Bilmiyorum. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I've not gone for a long time. | Kestirmeyeli uzun zaman olmuştu. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I never fixed an appointment without him being there. | Gitmeden önce hiç randevu almazdım. | Alpeis-1 | 2011 | |
| I was on any occasion arranging it when he was there. | Ne zaman gitsem orada olurdu. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Are you going to attend the funeral? No. | Cenazesine gidecek misin? Hayır. | Alpeis-1 | 2011 | |
| Why? I don't go to funerals. | Neden? Cenazelere gitmem. | Alpeis-1 | 2011 | |
| How did he die? Heart failure. | Nasıl ölmüş? Kalp yetmezliği. | Alpeis-1 | 2011 |