Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3207
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| You're gonna tell her you're tired. | Ve ona yorgun olduğunu söyleyeceksin. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're gonna tell her you're very, very tired. | Çok ama çok yorgun olduğunu söyleyeceksin. | All Relative-1 | 2014 | |
| You need to get a good night's sleep | Yarın golfte babasını ve ortağını etkilemek için... | All Relative-1 | 2014 | |
| And you're gonna be out of this house, | Yarın bu evden gitmiş olacaksın ve her şey bitmiş olacak. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's all you got to do. | Yapman gereken bundan ibaret. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, no, no, no. | Hayır hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| Come... come here. In here. | Buraya gel. | All Relative-1 | 2014 | |
| I hav... I have to brush my teeth. | Dişlerimi fırçalamam lazımdı. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm really sorry for getting worked up earlier. | Öfkeme hakim olamadığım için gerçekten üzgünüm. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm sorry for yelling at you. | Sana bağırdığım için üzgünüm. | All Relative-1 | 2014 | |
| Look, I promise I'll be out of your hair | Bak, söz veriyorum sabaha yakandan düşeceğim. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're not the problem. | Sorun sen değilsin, evliliğim. | All Relative-1 | 2014 | |
| My marriage is so screwed up. | Evliliğim hapı yutmuş durumda. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'll probably get divorced and I'll die alone. | Muhtemelen boşanacağız ve yalnız başıma öleceğim. | All Relative-1 | 2014 | |
| And that asshole can just move on to someone new, | O puşt gidip yeni birini bulacak, peki ya ben ne olacağım? | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm 45. | 45 yaşındayım, yakında 50 olurum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Nobody takes 50 Year olds seriously | Kimse 50 yaşındakileri ciddiye almaz çünkü bir tehdit oluşturmazlar. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're very threatening, okay? | Gayet tehditkarsın, tamam mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| You can easily pass for 37. | 37'yim desen kolayca yedirirsin. | All Relative-1 | 2014 | |
| 37? | 37 mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| 37. | 37. | All Relative-1 | 2014 | |
| See? | Gördün mü? O kadar da kötü değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's bad. | Kötü işte. Artık bana dokunmuyor bile. | All Relative-1 | 2014 | |
| I can't remember the last time that he kissed me. | Beni en son ne zaman öptüğünü hatırlamıyorum bile. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I need that. | Ve buna ihtiyacım var. | All Relative-1 | 2014 | |
| I need to be kissed, and I need to be touched, | Öpülmeye, dokunulmaya... | All Relative-1 | 2014 | |
| And I need to be appreciated | ...takdir edilmeye ihtiyacım var. | All Relative-1 | 2014 | |
| After everything I've given up for this family. | Bu aile için her şeyden vazgeçmişken. | All Relative-1 | 2014 | |
| You've done a lot. Yes, it's awful. It's unfair. | Bir çok şey yapmışsın. Evet bu berbat, adil değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| But you have to trust me. You have to... look at me. | Ama bana güven. Bana bak. | All Relative-1 | 2014 | |
| Y You're gonna be fine. | İyi olacaksın. | All Relative-1 | 2014 | |
| He never even admitted it, | Asla bunu kabul etmese de hatta evliliğimizi... | All Relative-1 | 2014 | |
| That he was going outside our marriage. | ...bitirmeyi düşündüğünü bilsem de. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, time goes on. | Zaman geçtikçe bu konuyu gündeme getirmekten vazgeçtim. | All Relative-1 | 2014 | |
| For harping on something he never confessed to. | ...kötü olan benmişim gibi hissetmeye başladım. | All Relative-1 | 2014 | |
| So tell Phil how you feel. | Öyleyse ona hislerini anlat. Yani gerçek hislerini. | All Relative-1 | 2014 | |
| And who knows? | Kim bilir, belki sorunlarınızı halledip tekrar bir araya... | All Relative-1 | 2014 | |
| And you move on together, or you don't | ...gelirsiniz ya da gelmezsiniz ve ayrılırsınız. | All Relative-1 | 2014 | |
| But at least you have closure, and... and... | En azından buna bir son verirsiniz ve devam edersiniz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Maybe none of this is meant to be. | Belki de bunların hiçbiri olmamalı. | All Relative-1 | 2014 | |
| You, me, Phil... grace. | Sen, ben, Phil... | All Relative-1 | 2014 | |
| Or maybe it's a sign | Belki de bu bazı şeylerin düzelmesi için bir sinyaldir. | All Relative-1 | 2014 | |
| Just had to floss and... those hard To Reach places. | Sadece diş ipine ihtiyacım vardı, çok zor yerlere ulaşmam lazımdı. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm really happy you're staying the night. | Bu gece seninle burada kaldığımız için çok mutluyum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm happy, too. | Ben de. | All Relative-1 | 2014 | |
| Nice shot. | Güzel vuruş. Teşekkür ederim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Sometimes, I think Simon sleeps | Bazen Simon'un 9'luk sopasını yastığın altına koyduğunu düşünüyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, he takes his golf pretty seriously. | Evet, golfü çok ciddiye alıyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's just a game. | Hepi topu bir oyun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Seems like grace really likes you. | Galiba Grace senden hoşlanıyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| You like her? | Sen ondan hoşlanıyor musun? | All Relative-1 | 2014 | |
| Confidentially? | Aramızda kalacak? Elbette. | All Relative-1 | 2014 | |
| I like her. Good. | Ondan hoşlanıyorum. Güzel. | All Relative-1 | 2014 | |
| I like her more than I've liked any other girl before. | Ondan daha önce hiçbir kızdan hoşlanmadığım kadar hoşlanıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Think it's love? Oh. | Sence bu aşk mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| I've only told one other girl that I loved her, | Kızın birine onu sevdiğimi söylemiştim. O da beklediğim gibi sonuçlanmadı. | All Relative-1 | 2014 | |
| yeah, they don't always. | Evet, hep öyle olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Do you think your relationship with Maren... | Peki sizin Maren ile ilişkiniz... | All Relative-1 | 2014 | |
| do I think it's gonna end? | Bittiğini mi soruyorsun? Devam eder mi diyecektim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm... all this... all this tension 1 | Maren ile aranızdaki bu gerginlik... | All Relative-1 | 2014 | |
| I think if you really talk to her, 1 | Bence onunla konuşmalısın. Onu iyi dinlemen de işe yarar. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, I talk. 1 | Konuşurum. Konuşurum da... | All Relative-1 | 2014 | |
| The problem is that she doesn't listen. 1 | Ama sorun şu ki, beni dinlemiyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Have you thought about... just letting her talk? 1 | Peki şeyi düşündün mü, onun konuşmasına müsaade etmeyi? | All Relative-1 | 2014 | |
| How's that a conversation? 1 | O nasıl bir konuşma öyle? | All Relative-1 | 2014 | |
| Phil, I... I honestly think 1 | Phil, açıkçası kadınların bazen... | All Relative-1 | 2014 | |
| That women sometimes don't want us 1 | ...her şeye verecek bir cevabımız olmasını istemediklerini düşünüyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's... it's like doing nothing for them | Bazen onlar için hiçbir şey yapmamak... | All Relative-1 | 2014 | |
| Is better than just saying anything | ...söylenecek şeyleri söylememekten daha iyidir diye düşünüyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Think about it. What do they... what do they really want? | Düşünsene, gerçekte ne istiyorlar? | All Relative-1 | 2014 | |
| They want us... to pay attention to them, | Onları önemsememizi... | All Relative-1 | 2014 | |
| To... to touch them | ...onlara dokunmamızı... | All Relative-1 | 2014 | |
| And to show them affection And... kiss them. | ...ve ilgi göstermemizi... | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay, harry. You're up. | Evet Harry, sıra sende. | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't know. I'm just speaking out loud. | Bilemiyorum, sadece sesli düşünüyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| What's wrong? | Sorun nedir? Nasıl yani? | All Relative-1 | 2014 | |
| You never buy me flowers. | Sen bana hiç çiçek almazsın. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, well, I... I... thought | Düşündüm de... | All Relative-1 | 2014 | |
| Maybe the house could use a little color. | ...belki de eve renk katacak bir şey işe yarar dedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| They're nice. | Güzeller. | All Relative-1 | 2014 | |
| No flowers for me? | Bana çiçek yok mu? | All Relative-1 | 2014 | |
| I thought the flowers were for the whole house. | Çiçekler bütün eve geldi sanıyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh. It's okay. | Tamam canım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I got to take this call. I'll be right back. | Buna cevap vermem lazım, hemen dönerim. | All Relative-1 | 2014 | |
| How deep are you in mother/daughter ass right now? | Ana kızın götüne ne kadar kökledin şu an? | All Relative-1 | 2014 | |
| I I... dude, I can't do this anymore, man. | Daha fazla devam edemem kanka. Grace'e olanları anlatmam lazım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Whoa, whoa, whoa, whoa. Slow down, amigo. | Hop hop, yavaş ol dostum. Bu kötü bir fikir. | All Relative-1 | 2014 | |
| I feel like a complete hypocrite. | Tam bir ikiyüzlü gibi hissediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Here I am, I'm... I'm dishing out marital advice | Kalkmış Maren ve kocasına hayati tavsiyeler veriyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| About how they should communicate openly and honestly, | Dürüstlük ve açık sözlülükten dem vuruyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I can't even look grace in the face | Ama Grace'in yüzüne bile bakamıyorum. Ona olanları anlatacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Dude, you don't know what the mom or will not say, | Kanka, anası ne der ya da demez bilmiyorsun ama... | All Relative-1 | 2014 | |
| I cannot be in a relationship based on dishonesty. | Sahtekarlık üzerine kurulu bir ilişki yaşayamam, prensiplerime aykırı. | All Relative-1 | 2014 | |
| That is totally your fear of commitment talking right now. | Åu anda konuşan bağlanma korkun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Jared, if I don't tell her, I need to end things with her. | Jared, ona söylemezsem onunla ilişkimi bitirmem gerekir. | All Relative-1 | 2014 | |
| That's where I'm at right now. | Åu anda o raddeye geldim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Have you guys noticed anything... | Harry'de dikkatinizi çeken garip bir şeyler oldu mu? | All Relative-1 | 2014 | |
| Harry? No. | Harry mi? Hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| I've noticed. | Benim dikkatimi bir şey çekti. Öyle mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, yeah, | Evet, bana anlattığı şeylerden. | All Relative-1 | 2014 |