Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3208
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| just guy talk, you know? | Erkek erkeğe konuştuk işte. | All Relative-1 | 2014 | |
| Man To Man. Mano a Mano. | Erkek erkeğe. | All Relative-1 | 2014 | |
| I think I put too much pressure on him by having him meet you. | Galiba onu sizinle tanıştırarak ona fazla baskı yaptım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, he was gonna meet me, anyway. | Öyle ya da böyle tanışacaktı nasılsa. | All Relative-1 | 2014 | |
| I think he's gonna break up with me. | Galiba benden ayrılacak. | All Relative-1 | 2014 | |
| What? No! No, he really likes you. | Ne? Hayır, senden gerçekten hoşlanıyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Maybe he's pretending to like you | Belki de babam onu işe alsın diye öyleymiş gibi yapıyordur. | All Relative-1 | 2014 | |
| Liz. No, that makes sense. | Liz. Hayır, mantıklı. | All Relative-1 | 2014 | |
| He's been acting really weird and distant. | Gerçekten tuhaf ve soğuk davranıyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| I probably shouldn't tell you this | Muhtemelen bunu sana anlatmamam lazım... | All Relative-1 | 2014 | |
| Because he said it in confidence, | ...çünkü aramızda kalacak demiştim. | All Relative-1 | 2014 | |
| But he told me he's never felt about anyone | Ama hiç kimseye sana hissettiği gibi hissetmediğini söyledi. | All Relative-1 | 2014 | |
| He said that? He said that? | Öyle mi dedi? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| He said he's never liked any girl as much as he likes you. | Hiçbir kızdan senden hoşlandığı kadar hoşlanmamış. | All Relative-1 | 2014 | |
| Sweetheart, why don't you take Liz dress shopping | Tatlım neden Liz'i Kate'in partisi için alışverişe götürmüyorsun? Peki. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'll see if harry wants to go. | Bakalım Harry de gelecek mi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Come on. Shopping. | Hadi alışverişe. | All Relative-1 | 2014 | |
| "Grace, I want to tell you something | Grace, sana bir şey anlatmak istiyorum ve sakın çıldırma. | All Relative-1 | 2014 | |
| That's awful. | Bu berbattı. | All Relative-1 | 2014 | |
| "Grace, I got to tell you something." | Grace, sana bir şey anlatmak istiyorum. Lütfen peşin hükümlü olma. | All Relative-1 | 2014 | |
| "Look, I'm just gonna be honest with you." | Bak, sana karşı dürüst olmak istiyorum, sana bir şey anlatmam gerek. | All Relative-1 | 2014 | |
| Are you okay? | İyi misin? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| I need to tell you something. | Sana bir şey söylemek istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| And what I'm gonna say | Ve bu söyleyeceğim şey ilişkimizi tamamen değiştirecek. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know. | Biliyorum. Hazırım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why don't you tell me what you think it is I'm gonna say? | Peki aklından ne söyleyeceğimi geçiriyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm scared to verbalize it, too. | Ben de kelimelere dökmekten korkuyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| There. I said it. | İşte söyledim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I mean, I'm game to... | Seninle dürüstçe konuşmaya hazırım. | All Relative-1 | 2014 | |
| About us. | Bizimle ilgili. | All Relative-1 | 2014 | |
| I still haven't recovered from your affair. | İlişkin olmasını hala atlatabilmiş değilim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Honey, I thought we got through this. | Tatlım, bu konuyu aştığımızı sanıyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, because you never admitted to it. | Hayır, çünkü bunu hiç kabul etmedin. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, it's because nothing ever happened. | Çünkü gerçekten hiçbir şey olmadı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Here we go again. | Yine başlıyoruz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why are we talking | Neden iki sene önceki mevzulardan bahsediyoruz ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| 19 months. | 19 ay. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I thought you said nothing happened. | Ve hiçbir şey olmadı dedin sanıyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| What's wrong with you? | Neyin var senin? | All Relative-1 | 2014 | |
| Is it... is it... is it because you think | Zaten bildiğim bir şeyi bana anlattığında.... | All Relative-1 | 2014 | |
| All right, we kissed once. | Pekala, sadece bir kez öpüştük. | All Relative-1 | 2014 | |
| But I think I already told you that. | Ama sanırım sana zaten bunu anlatmıştım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, who kisses someone once at our age? | Tabi, bizim yaşımızda kim kimi bir defa öper ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, that's... that's what we did. | Ama olan biten buydu. Sadece bir öpücük. | All Relative-1 | 2014 | |
| For the love of Christ. | Tanrı aşkına. | All Relative-1 | 2014 | |
| Please. | Lütfen, bana gerçekleri anlat. | All Relative-1 | 2014 | |
| I had an affair. | Bir ilişim vardı ve bu korkunç bir hataydı. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I promise you that nothing like that has happened since. | Ve sana yemin ediyorum ondan beri başka hiçbir şey olmadı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Did you have sex with her in our bedroom? | Onunla bizim yatak odamızda yattın mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Did you tell her you loved her? | Ona onu sevdiğini söyledin mi? Hayır, hayatta. | All Relative-1 | 2014 | |
| Did she give you blow jobs? | Sana oral seks yaptı mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| That's ridiculous. | Bu çok saçma ama. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah. No, no. | Öyle. Değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| You don't get to do that. | Bunu yapma. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's my right to know this shit, | Bunu bilmeye hakkım var. | All Relative-1 | 2014 | |
| And you're gonna sit there, | Orada oturacaksın ve sorduğum saçma soruları cevaplayacaksın. | All Relative-1 | 2014 | |
| Did you like them? | Hoşuna gitti mi? Evet gitti. | All Relative-1 | 2014 | |
| More than mine? | Benden iyi miydi? Hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| But they were more frequent. | Ama daha sık aralıklarlaydı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why did it end? | Neden bitti? | All Relative-1 | 2014 | |
| Because she was pressuring me, | Çünkü bana baskı yapıyordu. | All Relative-1 | 2014 | |
| So she broke it off. | Öyleyse o ayrıldı. Hayır ben ayrıldım. | All Relative-1 | 2014 | |
| You kept it going. No. I broke it off. | Devam ettirdin. Hayır ayrıldım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Look, I told you that I liked her blow jobs. | Bak, oral seks yapmasından hoşlandığımı anlattım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why would I lie about this? | Neden bu konuda yalan söyleyeyim? Yemin ediyorum ben ayrıldım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I slept with someone in New York. | New York'tayken birisiyle birlikte oldum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Last month. | Geçen ay. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why can't you get angry? | Neden kızamıyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I hate it when you don't show your feelings. | Hislerini gizlemenden nefret ediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Who was he? | Kiminle? | All Relative-1 | 2014 | |
| It was a guy I met. | Bir adamla tanıştım. | All Relative-1 | 2014 | |
| It lasted a weekend. | Bir hafta sonu sürdü. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I have to tell you, I feel like... | Ve şunu söylemeliyim ki... | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't want that. | Ben istemiyorum. Neden? | All Relative-1 | 2014 | |
| There's no need to keep up appearances here. | İdare etmemiz için bir neden yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's an empty house. | Ev bomboş. | All Relative-1 | 2014 | |
| Kids are gone. | Çocuklar gitti. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know this is just... | Yaptıklarım için geç kalınmış bir tepki olduğunun farkındayım. | All Relative-1 | 2014 | |
| But I I believe we can fix this. | Ama bu sorunu çözeceğimize inanıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Because I still love you. | Çünkü seni hala seviyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're the only person that I want to see | Yatmadan önce görmek istediğim tek kişi sensin. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I'm not looking for anybody else. | Ve başka kimsede gözüm yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| I want to grow old with you. | Seninle yaşlanmak istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Where's this coming from? | Bunlar nereden geliyor? Kalbimden. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I I did have some time on the couch | Kanepede geçirdiğim zamanlarda... | All Relative-1 | 2014 | |
| To think about this sort of stuff. | ...bunları düşünmek için epey vaktim oldu. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm sorry about that little freak out last night. | Geçen gece kafayı yediğim için özür dilerim. | All Relative-1 | 2014 | |
| But I took your advice. | Ama tavsiyene uydum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I think Phil and I just had an honest conversation, | Sanırım Phil ile dürüstçe bir konuşma yaptık... | All Relative-1 | 2014 | |
| And that was really unexpected. | ...ve bunu hiç beklemiyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm gonna tell grace what happened. | Grace'e olanları anlatacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I can't do this anymore, Maren. | Buna daha fazla devam edemem Maren. | All Relative-1 | 2014 | |
| I can't hide this from her. It's eating away at me inside. | Bunu ondan saklayamam. İçim içimi yiyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| W Why would you do that? | Bunu neden yapasın ki? Bile bile neden onu incitesin ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| I feel like I'm hurting her by not telling her. | Asıl anlatmayarak onu incitiyormuşum gibi hissediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| This is something I can't not be honest about. | Bu dürüst olmadan devam edebileceğin bir şey değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, screw honesty! | Başlarım dürüstlüğüne! | All Relative-1 | 2014 | |
| What is the point of telling her? | Ona anlatmanın ne manası var şimdi? | All Relative-1 | 2014 | |
| She told me she loves me. | Bana beni sevdiğini söyledi. | All Relative-1 | 2014 | |
| You cannot tell her. | Ona söyleyemezsin. | All Relative-1 | 2014 |