Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3210
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I'm... I'm glad I'm getting this off my chest, | Oh be söyledim rahatladım. Çünkü artık senden saklamak istemiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| you sex with my mom?! | Annemle mi yattın? | All Relative-1 | 2014 | |
| Why are you telling me this?! | Bunu bana neden söylüyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I was under the assumption | Artık birbirimize karşı dürüst olacağımızı sanıyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Not about this! About everything. | Bu konuda olma! Her konuda olurum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Sweetheart, what's going on? | Hayatım, neler oluyor? | All Relative-1 | 2014 | |
| Don't leave! Grace! | Gitme! Grace! | All Relative-1 | 2014 | |
| No, I know, sweetie. | Hayır, biliyorum hayatım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, why don't you try to talk to her? | Neden annenle konuşmayı denemiyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| No, I understand. | Hayır, anlıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, try to get some rest tonight, | Sen bu gece biraz dinlenmeye çalış, sabaha konuşuruz, olur mu? | All Relative-1 | 2014 | |
| All right, good night. | Peki, iyi geceler. | All Relative-1 | 2014 | |
| I've made up the couch. | Kanepeyi hazırladım. Dalga geçiyorsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's for me. | Kendim için. Ben alt katta uyuyacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Maren. | Maren. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, she is very upset. | Çok üzgün. | All Relative-1 | 2014 | |
| Does she hate me? | Benden nefret ediyor mu? | All Relative-1 | 2014 | |
| I've been saving the good stuff | Bunu özel bir gün için saklıyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| You fucked harry. | Harry'le yatmışsın. | All Relative-1 | 2014 | |
| Truly sorry. | Gerçekten üzgünüm. | All Relative-1 | 2014 | |
| You fucked your daughter's boyfriend. | Kızının erkek arkadaşıyla yatmışsın. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's amazing. | İnanmıyorum ya. | All Relative-1 | 2014 | |
| how could you do that to dad? | Bunu babama nasıl yapabildin? Haklısın, üzgünüm. | All Relative-1 | 2014 | |
| Dad's perfect. | Baban mükemmel. | All Relative-1 | 2014 | |
| I knew something was going on with you guys. | Aranızda bir şeyler olduğunu biliyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| We screwed up, sweetie. | Her şeyi berbat ettik hayatım. | All Relative-1 | 2014 | |
| We both screwed up. | İkimiz de berbat ettik. | All Relative-1 | 2014 | |
| We took each other for granted. | Birbirimizi doğru söylüyor gibi farz ettik. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, people think just because you have kids, | İnsanlar sırf çocuğun var diye ne yaptığını biliyorsun zannederler. | All Relative-1 | 2014 | |
| As if having a family makes you perfect, right? | Sanki ailen var diye mükemmelsindir, değil mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| It doesn't. | Değilsin işte. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's hard. | Bu zor. Zor bir iş. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I'm not saying having an affair is the answer, | İlişki yaşamak bir cevaptır demiyorum, çünkü değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| Sometimes it takes almost losing something | Bazen bir şeyi ancak kaybedecek gibi olduğunda... | All Relative-1 | 2014 | |
| To make you remember why you left it in the first place. | ...neden ondan vazgeçtiğini hatırlarsın. | All Relative-1 | 2014 | |
| Sweetie, I know you care about him. | Hayatım ona değer verdiğini biliyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| All he did was tell you the truth. | Tek yaptığı sana doğruyu söylemekti. | All Relative-1 | 2014 | |
| Every time I open myself up to him, he hurts me. | Ona her kendimi açtığımda beni incitiyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Whether it's him... telling me about you | Bana seni anlattığında... | All Relative-1 | 2014 | |
| Or writing me an e mail to break up with me. | ... ya da bir e mail ile benden ayrıldığında. | All Relative-1 | 2014 | |
| I wrote that. | Onu ben yazdım. | All Relative-1 | 2014 | |
| It wasn't supposed to get sent. | Göndermek istememiştim, kazara oldu. | All Relative-1 | 2014 | |
| But... but I wrote it. | Ama, ben yazdım. | All Relative-1 | 2014 | |
| He was gonna tell you everything. | Sana her şeyi anlatacaktı. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I... I I I panicked. | Ben de panikledim. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I I I couldn't bear the thought of hurting you, | Bunun seni kıracağı fikrine tahammül edemedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| And, of course, then I ended up hurting you, and... | Tabi neticede yine seni kırdı. | All Relative-1 | 2014 | |
| That is so fucked up. | Böyle rezalet olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| So fucked up. | Böyle rezalet olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Look. | Bak, seninle olmayı öyle çok istiyordu ki... | All Relative-1 | 2014 | |
| I... what do you want me to do? | Ne yapmamı istiyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm saying do what makes you happy. | Seni mutlu edecek şeyi yap diyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's okay. It's okay. | Mühim değil. Mühim değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| Just getting warmed up. | Daha yeni ısınıyorsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Whoo! Yes! | Evet! | All Relative-1 | 2014 | |
| That's how you do it! | İşte böyle yapılır! | All Relative-1 | 2014 | |
| You're the man! Whoo! Yeah! | Adamsın be! | All Relative-1 | 2014 | |
| Hey, you ready to make it happen, harry? | Bunu yapmaya hazır mısın Harry? | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay, look, before you close the door in my face, | Tamam, bak kapıyı suratıma kapamadan önce, biliyorum bana... | All Relative-1 | 2014 | |
| Just let me get this off my chest. | Sadece müsaade et içimi dökeyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I've been thinking a lot about you and me and... | Bizimle ilgili epey düşündüm ve... | All Relative-1 | 2014 | |
| I can't believe we haven't had sex. | Seninle hala sevişmediğimize inanamıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, what are you waiting for? | Ne bekliyorsun madem? | All Relative-1 | 2014 | |
| "When he gave us our air rifles, | "Atticus tüfeklerimiz verdiğinde... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Atticus wouldn't teach us to shoot. | ...bize ateş etmeyi öğretmedi. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Uncle Jack instructed us in the rudiments thereof. | Bu nedenle bize temel noktaları Jack amca anlattı. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| And Atticus said to Jem, | Ve Atticus Jem'e dedi ki,... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| 'I'd rather you shot at tin cans in the backyard, | "Arka bahçedeki teneke kutulara ateş etmenizi tercih... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| but I know you'll go after the birds. | ...ederim ama biliyorum ki kuşları kovalayacaksınız. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Shoot all the blue jays you want if you can hit 'em, | İsterseniz tüm alakargaları vurun, eğer vurabilirseniz. 1 | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| but remember it's a sin 1 | Ama unutmayın ki... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| to kill a mockingbird. "' | ...bülbülü öldürmek günahtır." | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Cody, take them feed sacks to the barn. | Cody, şu yem çuvallarını ahıra götür. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| I think you want a ranch hand, not a son in law. | Bence sana bir damat değil, bir işçi lazım. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| You know, with you I'd settle for either. | Bence sen ikisine de yetiyorsun. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Where is my granddaughter? | Neredeymiş benim torunum? | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Where is she? Come here, you. | Nerede o? Gel buraya! | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Come here, you. | Buraya gel! | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Yeah, there we go. | İşte gidiyoruz. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Easy, Dad. She's not one of your roustabouts. | Sakin ol baba. İşçilerinden birisi değil o. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Well, she's a Banyon, isn't she? | Evet ama o da Banyon ailesinden, değil mi? | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| At least partways. | En azından yarısı. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Best part, right, Grandpa? | Hem de en iyi yarısı, değil mi büyükbaba? | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| You're not just whistling Dixie. | Sen boş birisi değilsin. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| It's in your blood, little one. | Bu senin kanında var, ufaklık. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| And now listen, since you've proven so astoundingly proficient | Ayrıca, şimdiye kadar atlara isim bulmada, aynen şu çırpı bacaklı... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| at naming horses, | ...taş kafalı tay olayındaki gibi,... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| like that little spindly legged rockhead of a colt out there | ...şaşırtıcı şekilde yetenekli olduğun için... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Girl: Apache Wind. Grandfather: Apache Wind. | Apaçi Rüzgarı. Apaçi Rüzgarı. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Since you did that so much better than I expected, | Tahmin ettiğimden çok daha başarılı olduğun için... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| I find myself humbly in need | ...bu isim verme hizmetinden... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| of your nomenclative services once again. | ...bir defa daha yararlanmalıyım. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| Whoa! Not just so quick. | Ağır ol bakalım! | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| There is a protocol to be observed. | İzlenmesi gereken bir usul var. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| You know the naming of a horse or a son or daughter | Biliyorsun, bir ata, kız ya da erkek çocuğa ya da toruna... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| or a granddaughter, you know, | ...bir isim bulup vermek... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| it's not just a name. | ...önemli bir şeydir. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| I mean, a name's got to mean something to you. | Yani, o ismin sana bir şeyler ifade etmesi gerekir. | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| It's got to say, "This is who I am in the world. | "Ben buyum. Ben, dikkate alınması gereken... | All Roads Lead Home-1 | 2008 | |
| I am a force to be reckoned with. " | ...bir gücüm" demesi gerekir. | All Roads Lead Home-1 | 2008 |