Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3328
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I'm getting the hang of this. | Öğreniyorum bak ben. | Aloha-1 | 2015 | |
| And here we go. | Tekrar yapalım. | Aloha-1 | 2015 | |
| Slice up. Straight up. | Hızlıca kaldırın. Dik durun. Ve indirin. | Aloha-1 | 2015 | |
| That's good. | Aferin. | Aloha-1 | 2015 | |
| I am gonna have that beer. Okay. | Bir tane bira açayım ben. Peki. | Aloha-1 | 2015 | |
| In answer to your question, Woody doesn't speak. | Soruna gelecek olursak, Woody hiç ağzını açmaz. | Aloha-1 | 2015 | |
| But you know what? He's a great dad. | Ama aslında çok iyi bir babadır. | Aloha-1 | 2015 | |
| He is a great dad. He's a really great dad when he's here. | Ama harika bir baba kendisi. Buradayken harika babalık yapıyor. | Aloha-1 | 2015 | |
| And he got us this corner house, and I really don't wanna lose it. | Köşe başındaki bu evi aldı bize. Hiç mi hiç kaybetmek istemiyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| So things are good. | Kısaca her şey yolunda yani. | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm not sure if it's supposed to make it easier with him, you know, flying... | Onca gizli yerlere uçup bana söyleyememesi onun için daha iyi mi... | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm stressed all the time. And if I'm stressed in Hawaii... | Sürekli gerginim. Hawaii'de bile gerilebiliyorsam... | Aloha-1 | 2015 | |
| ...I mean, can you imagine what I would be like somewhere else? | ...başka yerde ne halde olurdum düşünebiliyor musun? | Aloha-1 | 2015 | |
| You even recognize the girl who ran through Sheppard's Field naked... | Cure konserinden sonra Sheppard'ın tarlasında... | Aloha-1 | 2015 | |
| You know what? What? | Bak sana ne diyeceğim. Ne? | Aloha-1 | 2015 | |
| Don't ever have any regrets. | Asla yaptığın şeyden pişmanlık duyma. | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm totally girlfriend ing you right now. I like it. | Tıpkı kız arkadaşın gibi konuşuyorum. Hoşuma gitti. | Aloha-1 | 2015 | |
| I don't even remember why we broke up. | Niye ayrıldığımızı bile hatırlamıyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| I had things for us to do and things to tell you, and you, um, stayed in Guam. | Bizim için hazırladığım, sana anlatmak istediğim şeyler vardı... | Aloha-1 | 2015 | |
| Guam? Really? | Guam'da mı? Ciddi misin? Hatırlamıyormuş gibi davranma lütfen. | Aloha-1 | 2015 | |
| Aah! I've waited for this. | Bu anı beklemiştim hep. | Aloha-1 | 2015 | |
| If you calm down, I'll try and remember. l'm calm. This feels good. | Bir sakin ol da hatırlamaya çalışayım. Sakinim. Çok iyiyim şu anda. | Aloha-1 | 2015 | |
| Hey, you know what, I do remember. | Aslına bakarsan hatırlıyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| You said, "lf you don't show up, then that's it." | "Tatile gelmezsen her şey burada biter." demiştin. | Aloha-1 | 2015 | |
| Because you're a workaholic who creates work to avoid real work. | Asıl işinden kaçmak için bir tarafından iş çıkaran işkolik birisin çünkü. | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm still working on that. | Hâlâ düzeltmeye çalışıyorum kendimi. | Aloha-1 | 2015 | |
| But to me, you see, a vacation can't be an ultimatum. | Ama bana sorarsan, bir tatil, ültimatom olamaz. | Aloha-1 | 2015 | |
| How can you relax on an ultimatum? The whole concept is stressful. | Bir ültimatom tatilinde insan nasıl rahat olabilir ki? | Aloha-1 | 2015 | |
| You just had to show up. I was looking for a gesture. | Tek yapman gereken gelmekti. Tek istediğim doğru davranmandı. | Aloha-1 | 2015 | |
| It didn't have to be bold, just something. | Çarpıcı bir şey yapman falan gerekmiyordu. | Aloha-1 | 2015 | |
| I just wanted you to show up. | Tek istediğim oraya gelmendi. | Aloha-1 | 2015 | |
| I really loved you. | Seni gerçekten sevmiştim. | Aloha-1 | 2015 | |
| And, uh, you wrecked everything. | Sense her şeyin içine ettin. | Aloha-1 | 2015 | |
| All our plans. | Bütün planlarımızın. Düşünülmemiş planlardı. | Aloha-1 | 2015 | |
| And I put it back together by myself. | Tek başıma tekrar düşündüm hepsini. | Aloha-1 | 2015 | |
| I found a life in spite of you, and you need to hear this... | Sana rağmen yeni bir hayat kurdum. Bunu söylemem gerekiyor. | Aloha-1 | 2015 | |
| Maybe not all of it. | Hepsi söylemen gerekmiyordur belki. İnsanları öylece aklımızdan çıkaramayız. | Aloha-1 | 2015 | |
| Okay, do you see what I mean? No, he said a lot, actually. | Demek istediğimi anladın mı? Hayır. Aslına bakarsan çok şey söyledi. | Aloha-1 | 2015 | |
| What did he say? | Ne söyledi peki? | Aloha-1 | 2015 | |
| Well, for starters, he said: | İlk başta şey dedi: | Aloha-1 | 2015 | |
| "Good evening. Welcome to my home." | İyi akşamlar Brian. Bu güzelim evime hoş geldin. | Aloha-1 | 2015 | |
| Then he walked over to me and put his hand on my shoulder and he said: | Sonra yanıma gelip elini omzuma koyarak... | Aloha-1 | 2015 | |
| "I know you used to see my wife." And then somewhere in there he said: | ..."Güzeller güzeli karımla önceden tanıştığını biliyorum." dedi. | Aloha-1 | 2015 | |
| "Check out my manliness. I've been working out." Right? | ..."Vücuduma iyi bak dostum, ne zamandır spor yapıyorum." dedi. | Aloha-1 | 2015 | |
| And then, uh Right? I don't know. I don't know what he said. | Sonra da... Bilmiyorum. Ne dediğini bilmiyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| No, that was the order. Yes. | Aynen, bunları söyledi. | Aloha-1 | 2015 | |
| He closed with, "I moved in the second she was available... | Sonra biraz daha yaklaşıp "Kız boş kalır kalmaz dibinde bittim, evet. | Aloha-1 | 2015 | |
| Good evening." Then he left with his beer. | Tekrardan iyi geceler." deyip birasını alıp gitti. | Aloha-1 | 2015 | |
| He said all that? And more. He's very talkative. | Bütün bunları söyledi yani. Fazlasıyla. Aslında konuşkan birisiymiş. | Aloha-1 | 2015 | |
| Mom? Oh, honey. | Anne? Canım? | Aloha-1 | 2015 | |
| Hi, Mom. Hi. | Merhaba anne. Merhaba. | Aloha-1 | 2015 | |
| How's this for winter formal? | Kış Balosuna gider mi bu? | Aloha-1 | 2015 | |
| I don't want her to get one minute older. | Bir dakika bile büyümelerini istemiyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| I like the sleeves. | Manşetleri hoşuma gitti. Manşetleri hoşuma gitti. | Aloha-1 | 2015 | |
| Wow, she looks just like you. | Tıpkı sana benziyor. Tanrı'ya şükür. | Aloha-1 | 2015 | |
| Mr. Gilcrest? | Bay Gilcrest? | Aloha-1 | 2015 | |
| Cool room. | Güzel odaymış. Teşekkür ederim. | Aloha-1 | 2015 | |
| The Corona Borealis constellation. Yeah. | Kuzeytacı takımyıldızı. Evet. | Aloha-1 | 2015 | |
| My man. | Vay be. | Aloha-1 | 2015 | |
| That's very interesting. | Çok ilginçmiş bak bu. Ne sevimli bir çiftmiş. Evet. | Aloha-1 | 2015 | |
| Did you almost marry my mom? | Annemle evlenmek üzere olduğunuz oldu mu hiç? | Aloha-1 | 2015 | |
| Many, many times. | Çok kez hem de. | Aloha-1 | 2015 | |
| Why would anybody break up with my mom? | Bir insan neden annemden ayrılır ki? | Aloha-1 | 2015 | |
| What's that? That's The Arrival. | Bu nedir? Varan. | Aloha-1 | 2015 | |
| The Arrival. | Varan demek. | Aloha-1 | 2015 | |
| The fourth and fifth signs are lining up. | Dördüncü ve beşinci alametleri gerçekleşti. | Aloha-1 | 2015 | |
| Sacrifice and the healing of his wounds. | Fedakarlık ve yaralarının iyileşmesi. | Aloha-1 | 2015 | |
| Are you Lono? | Lono siz misiniz? | Aloha-1 | 2015 | |
| How does the myth end, so I know how to plan my summer? | Efsane nasıl sona eriyor peki? Yaz planlarımı ona göre yapayım. | Aloha-1 | 2015 | |
| The Arrival myth ends when Pele claims Lono... | Varan efsanesi, Pele'nin Lono'yu sahiplenip... | Aloha-1 | 2015 | |
| To be eased only through eruption... | Ta ki volkan patlayıp rahata ermek... | Aloha-1 | 2015 | |
| ...and the creation of the next Hawaiian island, Loihi. | ...ve bir sonraki Hawaii adası Loihi'yi yaratmak için. | Aloha-1 | 2015 | |
| Then you become raindrops. | Sonra insanlar yağmur damlasına dönüşecek. | Aloha-1 | 2015 | |
| That's not a bad deal. | Kötü bir efsane değilmiş. | Aloha-1 | 2015 | |
| Mr. Gilcrest'? Brian. | Bay Gilcrest? Brian de lütfen. | Aloha-1 | 2015 | |
| Brian. | Brian... | Aloha-1 | 2015 | |
| You are Lono. | ...Lono sensin. | Aloha-1 | 2015 | |
| Just flip it around. You wanna see it? Here. | Elden ele dolaştır. Bakmak mı istiyorsun? Buyur. | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm so touched by the hula. | Hula çok etkiledi beni şu anda. | Aloha-1 | 2015 | |
| It's just such an expressive gift. | Çok anlamlı bir yetenek bu. | Aloha-1 | 2015 | |
| My teacher tells me that my arms are the problem. | Öğretmenim kollarımda sorun olduğunu söylüyor. | Aloha-1 | 2015 | |
| No, not a problem. | Hayır, bir sorun yok. | Aloha-1 | 2015 | |
| Don't think about your arms. | Kollarını kafaya takma sen. | Aloha-1 | 2015 | |
| Just address the land and the sky... | Toprağı ve gökyüzünü göstermeye... | Aloha-1 | 2015 | |
| Woody, you ready? | Hazır mısın Woody? | Aloha-1 | 2015 | |
| Fixed? ...and the water. | ...suyu göstermeye devam et. | Aloha-1 | 2015 | |
| She's got a wicked hula. | Sağlam hula yapıyor. Çok sağlam hem de Yüzbaşı. | Aloha-1 | 2015 | |
| Beautiful. | Çok iyisin. | Aloha-1 | 2015 | |
| Okay, everybody, let's do it. | Pekala millet gidelim hadi. | Aloha-1 | 2015 | |
| I'm Lono. Heh, heh, heh. | Lono benim. | Aloha-1 | 2015 | |
| I love him. | Çok sevdim onu. | Aloha-1 | 2015 | |
| Dude, I love my lawn. | Bahçemi çok seviyorum dostum. Görüyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| Love my lawn. | Bahçemi çok seviyorum. | Aloha-1 | 2015 | |
| All right, you two. | Görüşürüz hadi. | Aloha-1 | 2015 | |
| There you go. Thank you. | Buyurun. Teşekkür ederim. | Aloha-1 | 2015 | |
| Nice to see you. Happy holidays. | Hoş geldiniz Sayın General. İyi tatiller Sayın General. | Aloha-1 | 2015 | |
| Get it, get it, get it. Yeah. | Hadi, hadi, hadi, hadi! | Aloha-1 | 2015 | |
| You guys want something to drink? Uh... | Bir şeyler içmek istiyor musunuz? | Aloha-1 | 2015 | |
| Yeah. I'll take a Kamehameha lemonade. | Olur. Bir tane Kamehameha limonatası alayım ben. | Aloha-1 | 2015 | |
| Same for you? Mm hm. | Sen de mi aynısından? | Aloha-1 | 2015 |