Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 160763
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
There, Master Fettes. | Buyrun efendi Fettes. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Sooner than we thought. A stroke of luck you might say. | Düşündüğümüzden daha önce. Şansınız yavermiş diyebiliriz. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Why, that's the street singer. I know her, I tell you. | Bu sokak şarkıcısı. Onu tanıyorum. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
She was alive and hearty only this evening. It's impossible she can be dead. | Daha bu akşam sağ ve sağlıklıydı. Ölmüş olmasına imkan yok. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
You could not have gotten this body fairly. | Bu cesedi, kanuni yollarla elde etmiş olamazsın. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
You are entirely mistaken. | Yanılıyorsunuz. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
You had better give me my money and make the proper entry. | İyisi mi paramı verin ve uygun kaydı düşün. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Good night, Dr. Fettes. | İyi geceler Dr. Fettes. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Good morning, young Master Fettes. | Günaydın genç üstat Fettes. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Dr. MacFarlane... | Dr. MacFarlane... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
you know the street singer who sang "When ye gang awa, Jamie"? | 'Sen Gittiğinde Jamie' şarkısını söyleyen sokak şarkıcısını biliyor musunuz? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Every street singer with a cracked voice gives tongue to that one. | Sesi biraz çatlak olan her sokak şarkıcısı o şarkıyı söyler. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
This girl was beautiful. | Bu kız güzeldi. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
A wild lassie from the Highlands. Beautiful, you say? | İskoçyalı serkeş bir kız Güzeldi demek? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
It's a wonder I haven't noticed her. | Nasıl da fark etmemişim. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Oh, this girl. | Şu kız... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Dr. MacFarlane, she was murdered. | Dr. MacFarlane, cinayete kurban gitmiş. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I went to see Gray last night. I asked him to bring us a specimen. | Dün gece Gray'i görmeye gitmiştim. Bize bir numune getirmesini istedim. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
On my way, I saw this girl. | Yolda bu kızı görmüştüm. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I gave her alms money. She was alive and singing. | Ona para verdim. Hayattaydı ve şarkı söylüyordu. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Well? Gray killed her. | Yani? Gray onu öldürdü. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
We can't be sure of that. I am sure and I mean to report it. | Bundan emin olamayız. Ben eminim ve polise bildireceğim. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
It's like Burke and Hare all over again. | Sanki 'Burke ve Hare olayı' yeniden başlıyor. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I wouldn't do that. I wouldn't report it. | Ben olsam bunu yapmazdım. Polise haber vermezdim. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Grave robbing is one thing. This is murder. | Mezar soymak başka bir şey. Bu cinayet! | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I don't know that. Neither do you. | Bunu bilmiyorum. Sen de öyle. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
This subject may have been an epileptic. Thrown a fit... | Bu kadavra belki de saralıydı Bir kriz geçirdi... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
fallen out of bed, cracked her skull, and killed herself. | ...yataktan düştü, kafasını çarptı ve kendiliğinden öldü. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
There's everything explained. | Her şey açıklığa kavuştu işte. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
That bruise on her forehead. I can't believe that. | Alnındaki o çürük... Buna inanamıyorum. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Believe it or not, it's best that you pretend that you do. | İster inan ister inanma, en iyisi inanıyormuş gibi yapman. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
After all, you ordered this subject... | Ne de olsa, bu kadavrayı sen sipariş ettin... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
received it here and paid for it, that makes you a party to murder. | ...kabul ettin ve parasını ödedin, bu da seni cinayete ortak eder. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
If it was murder. | Cinayetse tabi. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
But I didn't ask him to kill. Who would believe that? | Ama ben öldürmesini istemedim. Buna kim inanır? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
And then, you know, someone else might recognize her. | Ayrıca, onu tanıyan başkaları da çıkabilir. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
She was as well known as the Castle Rock. | Castle Rock kadar meşhur biri. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
No, I think we should do what we always do. Dissection. | Şimdi, sanırım hep yaptığımız şeyi yapmalıyız. Parçalara ayırma. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I'll help you, of course. | Sana yardım edeceğim elbette. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I want the whole centrum myself for spinal work. | Omurganın tamamını kendime istiyorum. Belkemiği çalışması için. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Have a drop. It'll help. | Bir yudum alın. Faydası dokunur. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I couldn't swallow. | İçecek halim yok. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
How long has it been? Only 20 minutes. | Ne kadar oldu? Sadece 20 dakika. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Now you must watch closely, gentlemen. Closely. | Şimdi yakından takip edin beyler. Yakından. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
It's the very heart of the matter. | İşin inceliği burada. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Wait, Doctor, the child's fainting. | Durun Doktor, çocuk kendinden geçiyor. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Good, so much the better. | Güzel, böylesi daha iyi. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Pulse? Slow, not too alarming. | Nabız? Yavaş, telaşa gerek yok. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
And the final step. | Ve son adım. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
We push the ganglia to one side... | Sinir düğümünü bir tarafa topluyor... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
then we make the actual osseous incision here. | ...ve kemik kesimini buradan gerçekleştiriyoruz.. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
it's done. | ...tamamdır. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
The repair is effected... | İyileştirme gerçekleşti... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
and nothing left to do but replace the tissue. | ...ve dokunun yenilenmesinden başka yapılabilecek bir şey kalmadı. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Let nature heal what is no longer a defect... | Bir kusur olmaktan çıkan bu yarayı... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
merely a wound. | ...tabiat iyileştirsin. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I'll be finished with her in a second. | Birazdan bitirmiş olacağım. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Then you can consider her your patient, Fettes. | Bundan sonra o senin hastan Fettes. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
What the devil's the matter with you? Everlastingly creeping about. | Senin neyin var be adam? Durmadan sinsice yaklaşıyorsun. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Mr. Gray wants to... I don't wish to speak to Mr. Gray. | Bay Gray diyor ki Bay Gray'le konuşmak istemiyorum. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Tell him there'll be no more business between us. | Ona söyle, artık onunla işimiz olmayacak. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Good afternoon, Toddy. | İyi günler Toddy. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Well, it seems that I shall have the pleasure of speaking to Mr. Gray myself. | Anlaşılan bay Gray ile konuşma zevki bana ait olacak. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Now that wasn't a friendly thing I heard, Toddy. Not at all friendly. | Duyduğum şey hiç de dostça değildi, Toddy. Hiç dostça değildi. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
That has nothing to do with it. | Bunun konumuzla bir ilgisi yok. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
We've decided to do more lecturing and less dissection. | Ders anlatımına ağırlık verip daha az inceleme yapma kararı aldık. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
It's better for the students and that's the end of the matter. | Öğrenciler için böylesi daha iyi. Mesele burada kapanmıştır. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Well, you know what you want and what you don't want. | Ne istediğini ve ne istemediğini biliyorsun. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
And there's the end of business between us. | Aramızdaki ticaret de sona ermiş oluyor. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
But we'll still be friends, Toddy. | Ancak dostluğumuz sürecek Toddy. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I'll be stopping by once in a while to see you and Meg. | Ara sıra seni ve Meg'i görmek için uğrarım. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
For auld lang syne. | Eski günlerin hatırına. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I suppose I can't prevent that for auld lang syne. | Sanırım buna engel olamam, eski günlerin hatırına. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
And do you think you're getting rid of me, Toddy? | Beni başından atabileceğini mi sanıyorsun Toddy? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I would like to speak to you. I presume you shall. | Seninle konuşma istiyorum. Konuşacaksın. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
This won't be my last visit here. I want to speak to you alone. | Bu son ziyaretim olmayacak. Seninle baş başa konuşmak istiyorum. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I saw something. I heard. What did you hear? | Bir şey gördüm, duydum. Ne duydun? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I know... Maybe some other time. | Bildiğim.... Belki başka zaman. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
You'll have ample opportunity. Ample. | Bol bol fırsatın olacak. Bol bol. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Good afternoon, Master Fettes. Good afternoon. | İyi günler efendi Fettes. İyi günler. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I just saw Gray. What was he laughing at? | Az önce Gray'i gördüm. Neye gülüyordu öyle? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
He has his own idea of a joke. Perhaps his horse tickled him in the ribs. | Kendine özgü bir şaka anlayışı var. Belki atı gıdıklamıştır. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I've been to see Mrs. Marsh. Georgina is doing splendidly. | Bayan Marsh'ı görmeye gittim. Georgina müthiş ilerleme kaydediyor. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
The incision has healed clean and fine... | Yarası iyileşti ve temiz... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
but she doesn't seem to have any desire to walk. | ...ancak yürümeyi arzulamıyormuş gibi bir hali var. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
As soon as she's ready, you bring her to me. I'll show her. | Hazır olduğunda bana getir. Ben ona gösteririm. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Dr. MacFarlane, I wonder if you know... | Dr. MacFarlane, bu insanları... | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
what happiness you've brought to those people. | ...ne kadar mutlu ettiğinizi biliyor musunuz merak ediyorum. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
That's the way of it, Fettes. | Bu iş böyledir Fettes. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
You bring the lassie to me. | Ufaklığı bana getir. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Don't you want to find the white horse, Georgina? | O beyaz atı bulmak istemiyor musun, Georgina? | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
You can't find him from a wheelchair. You have to walk and run to find him. | Sandalyeyle bulamazsın. Yürümeli ve koşmalısın. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
I can't. You can't, you can't! | Yapamam. Yapamazsın, yapamazsın! | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Stop trying to bribe her with childishness about white horses. | Onu beyaz at saçmalıklarıyla kandırmaya çalışmayı bırak. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Let her stand up and walk. Her spine's all right. I know it's all right! | Bırak ayağa kalksın ve yürüsün. Belkemiği iyileşti. İyileştiğini biliyorum! | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
But she must want to stand. She must want to walk. | Ama kalkmayı istemeli. Yürümeyi istemeli. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Confound it, the child's a cripple. Of course she wants to walk! | Kahrolası, çocuk sakat. Tabi ki yürümeyi istiyor! | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Child, I say to you, get up out of that chair and walk. | Çocuk, sana diyorum, o sandalyeden kalk ve yürü. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Child, I ask you to do a simple thing. | Senden basit bir şey yapmanı istiyorum çocuk. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |
Raise yourself with your hands to a standing posture. | Ellerinle destek al ve ayağa kalk. | The Body Snatcher-1 | 1945 | ![]() |