• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 160772

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
Sherman McCoy was nothing like his father. Sherman McCoy'un babasıyla hiç alakası yoktu. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
What're you looking for in that paper? O gazetede ne arıyorsun öyle? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Nothing. Nothing special. Hiç. Bir şey aradığım yok. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
What's a bond? Bono ne demek? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Sherman, do explain it. Sherman, açıklasana. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Yes, your mother and I really want to hear this. Evet, annen ve ben gerçekten de bunu duymak isteriz. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
A bond is a way of lending people money. Bono, insanlardan borç almanın bir biçimidir. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Say you want to build a road or a hospital, and you need a lot of money. Diyelim ki bir yol ya da hastane yaptıracaksın. Çok paraya ihtiyacın var. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
What you do is issue a bond. Sen de bono basarsın. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Do you build roads? Sen yol mu yapıyorsun? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
No, I don't actually build them. Hayır, aslında yapmıyorum. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You're in over your head. İşte şimdi başın belada. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Darling, Daddy doesn't build roads or hospitals or anything, really. Hayatım, baban ne yol, ne hastane, ne de başka bir şey yaptırtıyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Daddy handles bonds for the people who raise the money. Baban para toplayan insanlar adına bonolarla ilgileniyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
That's what he said. Bonds. O da öyle söyledi ya. Bono. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Just imagine that a bond is a slice of cake. Bononun bir pasta dilimi olduğunu farz et. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Now, you didn't bake that cake. Pastayı sen pişirmiş değilsin. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
But every time you hand a slice of that cake to somebody else... Ama ne zaman bu pastadan bir dilimi birisine versen... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
...a little piece comes off. küçük bir parça kopar. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Little crumbs fall off. Minik kırıntılar düşer. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Really. Crumbs? Doğru ya. Kırıntı ha? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And you are allowed to keep those crumbs. O kırıntıların sende kalmasına izin verirler. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And many a man has sold his soul for those little crumbs. Pek çok adam o ufak kırıntılar uğruna ruhunu satmıştır. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And that's what Daddy does. Baban da bunu yapıyor işte. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Daddy passes somebody else's cake around and picks up all of the crumbs. Bir başkasının pastasını etrafta gezdiriyor, sonra da kırıntıları topluyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
But you have to imagine a lot of crumbs, and a great big golden cake... Ama kafanda bir sürü kırıntı canlandırmalısın, kocaman altından bir pasta... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
...and a lot of golden crumbs. ve sürüyle altın kırıntısı. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And imagine Daddy running around picking up every little golden crumb... Düşün ki baban etrafta koşuşturup kapabileceği her minik altın kırıntısını... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
...he can grab. toplamaya çalışıyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And that's what Daddy does. İşte baban bunu yapıyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You can call them crumbs if you want to. Madem öyle, onlara kırıntı de bakalım. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I'm doing the best I can. Elimden gelenin en iyisini yapıyorum. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
In my day, there was some integrity to it. Benim zamanımda bu işte dürüstlük hakimdi. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Now it isn't about anything, is it? Except the money. Şimdi ortada bir şey kalmamış, değil mi? Varsa yoksa para. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Well, I don't make the rules, so.... Eh, kuralları koyan ben değilim, yani... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
All the more reason not to play the game. Bu da oyunu oynamaman için en iyi gerekçe. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
We're just having a little.... Biz sadece biraz... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
It's nothing really. Ciddi bir şey değil. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Up to this point in our story, I was blissfully ignorant. Hikayemizin bu noktasına kadar, mutlu bir şekilde cahildim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I had no idea of the storm that was gathering. Yaklaşmakta olan fırtınanın farkında değildim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Never even heard of Sherman McCoy. Sherman McCoy'un adını duymamıştım. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Hadn't the faintest notion that soon his name would be inexorably tied to mine. Çok yakında adının benimkine kaçınılmaz biçimde bağlanacağından bihaberdim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
That his fate would be inextricably bound to my own destiny. Oysa kaderi içinden çıkılmaz biçimde benim kaderimle iç içe geçecekti. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I had my own problems... Bazı sorunlarım vardı... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
...and I had no idea that Sherman McCoy was the solution I was looking for. ve Sherman McCoy'un dertlerime deva olacağını bilmiyordum. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You're bad! Çok kötüsün! The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Caroline, you look beautiful! Caroline, çok güzelsin! The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You devil. You pig. Seni şeytan. Seni domuz. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Join us for a cocktail. No, I'm with someone. Gel bizimle bir kokteyl iç. Olmaz, biriyle birlikteyim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And a pretty someone he is. Pek de hoş biriymiş. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Filippo Chirazzi, the artist. Peter Fallow, the has been. Filippo Chirazzi, sanatçı. Peter Fallow, paslanmış biri. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
We're crowded this evening. Bu akşam bayağı kalabalığız. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Why don't you sit on top of Billy Cortez? Sen Billy Cortez'in kucağına otursana. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I'll see if Caroline will sit on my face. Bakalım Caroline de benim suratıma oturur mu? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
No thanks. The last time I sat on your face I got a yeast infection. Hayır, teşekkürler. Son oturuşumda iltihap kaptım. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Good evening, Peter. İyi akşamlar Peter. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Don't get up. Do you know my daughter? Hiç kalkma. Kızımla tanışıyor musun? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Of course. How are you, Evelyn? Elbette. Nasılsın Evelyn? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
This is one of my invisible employees. Bu benim görünmez memurlarımdan biridir. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
One of the many journalists who supposedly write for my newspaper. Güya gazetemde yazı yazan bir sürü gazeteciden biri. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You're very honored to see him. Onu gördüğüne memnun olmuşsundur. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I rarely do. Ben pek olmam da. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I can explain. Come have a drink Açıklayabilirim. Bir içki içelim... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
We're having a private party. Arkadaşlarla kendi aramızda eğleneceğiz. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I was at a dinner last evening, and halfway through the pudding... Dün akşam yemekteydim ve tam tatlımızı yerken... The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
...a 4 year old child came in dragging a little toy cart. 4 yaşında bir kız çocuğu oyuncak trenini sürükleyerek içeri girdi. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And on the cart was a fresh turd. Trenin üstünde taze bir kaka vardı. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Her own, I suppose. Sanırım kendisi yapmıştı. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
The parents just shook their heads and smiled. Annesiyle babası sadece başlarını sallayıp gülümsediler. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I've made a big investment in you, Peter. Sana çok yatırım yaptım Peter. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Time and money, and it's not working. Hem zaman hem de para, ama işe yaramıyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I could just shake my head and smile. Başımı sallayarak gülümseyip geçebilirdim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
But in my house, when a turd appears, we deal with it. Ama benim evimde bir bok ortaya çıkınca, onun icabına bakarız. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
We dispose of it. We flush it away. Ondan kurtuluruz. Sifonu çekeriz. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
We don't put it on the table and call it caviar. Onu masaya koyup havyar muamelesi yapmayız. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Of course you don't. I've been working at home. Elbette ki yapmazsın. Ama ben evde çalışıyorum. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I'm working on a story that I can't talk about here. It's a big story. Burada anlatamayacağım bir hikaye üstünde çalışıyorum. Büyük bir hikaye. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I sincerely hope so, Peter. Umarım öyledir Peter. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I sincerely hope so. Umarım öyledir. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
It was the end of the road for me. I could see it coming. Artık benim için yolun sonu görünmüştü. Yaklaştığını görebiliyordum. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
See it coming? It was here. Yaklaştığını mı? Sonum gelmişti bile. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I'd had my chance and I'd blown it away in a bottle. Bana bir şans tanınmıştı ve ben onu içki şişelerinde boğmuştum. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
It was over. I had to face up to that fact. Artık bitmişti. Bu gerçekle yüzleşmeliydim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I could go back home. Eve dönebilirdim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Small town, small newspaper. Küçük bir kasaba, küçük bir gazete. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Or I could write a novel or two. Ya da bir iki roman yazardım. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Or I could slit my wrists. Ya da bileklerimi keserdim. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
This last idea seemed most appealing, as it required the least amount of effort. En az çabayı gerektirdiği için bu son fikir aralarından en çekicisiydi. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
And then the telephone rang. Sonra telefon çaldı. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Peter! Albert Fox here. Peter! Ben Albert Fox. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Yeah, this is Peter. Evet, ben Peter. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You sound terrific. Sesin korkunç geliyor. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Any pulse? Hayatta mısın? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
I called the paper. No one knew where you were or who you were. Gazeteyi aradım. Nerede olduğunu, hatta kim olduğunu bilen yoktu. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Anything I should know? Bilmem gereken bir durum mu var? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
No, I'm just working at home today. Hayır, bugün evde çalışıyorum da. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Good. There's something I want to talk to you about. Güzel. Sana anlatmak istediğim bir şey var. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
There's a hell of a story in it. Bundan acayip iyi bir hikaye çıkar. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
Meet me at NBC, studio 4H, 7:00. Saat 7'de NBC'de, 4H stüdyosunda buluşalım. The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
You see that Henry Lamb material? Şu Henry Lamb dosyasını gördün mü? The Bonfire of the Vanities-1 1990 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 160767
  • 160768
  • 160769
  • 160770
  • 160771
  • 160772
  • 160773
  • 160774
  • 160775
  • 160776
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim