Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177822
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
I think I can figure out how much food I can eat. | Ne kadar yemem gerektiğini biliyorum, izin verirsen. Ne kadar yiyebileceğimi kendim bilebilirim. Ne kadar yiyebileceğimi kendim bilebilirim. Ne kadar yiyebileceğimi kendim bilebilirim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Bullshit! | Hadi canım sen de! | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
No son of mine could possibly be 27 years old. | Hiç bir oğlum 27 yaşında olamaz. Benim hiçbir oğlum 27 yaşında olamaz. Benim hiçbir oğlum 27 yaşında olamaz. Benim hiçbir oğlum 27 yaşında olamaz. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
He's older. | O daha da yaşlı. O daha yaşlı. O daha yaşlı. O daha yaşlı. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Well, that's true. | Doğruya doğru. Doğru vallahi. Doğru vallahi. Doğru vallahi. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I am, too. | Ben de. Ben de yaşlıyım. Ben de yaşlıyım. Ben de yaşlıyım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Sorry, Mom. | Üzgünüm anne. Kusura bakma be anne. Kusura bakma be anne. Kusura bakma be anne. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
And you married an old guy, too. | Evlendiğin adam da yaşlı malesef. Maalesef ihtiyar bir adamla evlisin. Maalesef ihtiyar bir adamla evlisin. Maalesef ihtiyar bir adamla evlisin. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Oh, God. | Aman tanrım. Tanrım. Tanrım. Tanrım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You are all so worthless. | Beş para etmezsiniz. Hiçbiriniz on para etmezsiniz. Hiçbiriniz on para etmezsiniz. Hiçbiriniz on para etmezsiniz. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You can't say that. | Bunu söyleyemezsin. Öyle diyemezsin. Öyle diyemezsin. Öyle diyemezsin. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You can't say that. Why not? | Söyleyemezsin. O niye? Diyemezsin. Niyeymiş? Diyemezsin. Niyeymiş? Diyemezsin. Niyeymiş? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
The TV? | Televizyonu mu? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
The IV. | Kateteri. Serumu. Serumu. Serumu. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
But without the nutrients you'll just... | Ama besinler olmadan... Ama serum olmadan... Ama serum olmadan... Ama serum olmadan... | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Oh, Mom. I asked Carol. | Olmaz anne. Carol'a sordum. Anne hayır! Carol'a sordum. Anne hayır! Carol'a sordum. Anne hayır! Carol'a sordum. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
She said it would make things go quicker. | İşleri hızlandırır dedi. Süreci hızlandıracağını söyledi. Süreci hızlandıracağını söyledi. Süreci hızlandıracağını söyledi. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
No one should have to go through... | Hiç kimse bu acıları... Hiç kimse buna katlanmaya mecbur... Hiç kimse buna katlanmaya mecbur... Hiç kimse buna katlanmaya mecbur... | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Good night, Mom. | İyi geceler anne. İyi geceler anneciğim. İyi geceler anneciğim. İyi geceler anneciğim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Well, actually, we always planned to stop at three, | Aslında üçüncüden sonra duracağız demiştik. Aslında hep üçüncüde durmayı planlıyorduk. Aslında hep üçüncüde durmayı planlıyorduk. Aslında hep üçüncüde durmayı planlıyorduk. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
As I recall, it was a great big bottle of Mateus, | Hatırladığım kadarıyla, kocaman bir şişe Mateus vardı. Hatırladığım kadarıyla bir şişe Mateus neden oldu. Hatırladığım kadarıyla bir şişe Mateus neden oldu. Hatırladığım kadarıyla bir şişe Mateus neden oldu. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
which is a pink kind of rose wine, | Ki bu bir çeşit kırmızı şarap. Kırmızı rose şarabı. Kırmızı rose şarabı. Kırmızı rose şarabı. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Your father got a great big bottle for Christmas one year, | Baban noel için bir tane almıştı. Bir yılbaşında baban, koca bir şişe getirmişti. Bir yılbaşında baban, koca bir şişe getirmişti. Bir yılbaşında baban, koca bir şişe getirmişti. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
He would make a candleholder out of the bottle afterward, | Bitince, şişesine mum yerleştirirdi. Şişeyi bittikten sonra şamdan olarak kullanmıştı. Şişeyi bittikten sonra şamdan olarak kullanmıştı. Şişeyi bittikten sonra şamdan olarak kullanmıştı. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Wait, wait, so, Matthew was an accident? | Dur, yani Matthew bir kaza mıydı? Bekle biraz. Matthew kaza eseri mi oldu yani? Bekle biraz. Matthew kaza eseri mi oldu yani? Bekle biraz. Matthew kaza eseri mi oldu yani? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You make it sound so tragic, Cancer is an accident, | Sanki çok kötü bir şeymiş gibi söylüyorsun. Kanser olmak bir kazadır. Öyle söyleyince çok kötü bir şeymiş gibi geliyor. Kanser bir kazadır. Öyle söyleyince çok kötü bir şeymiş gibi geliyor. Kanser bir kazadır. Öyle söyleyince çok kötü bir şeymiş gibi geliyor. Kanser bir kazadır. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Matthew was a blessing, | Matthew bir hediyeydi. Matthew ise bir lütuftu. Matthew ise bir lütuftu. Matthew ise bir lütuftu. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Matthew, I love you, | Matthew, seni seviyorum. Matthew seni seviyorum. Matthew seni seviyorum. Matthew seni seviyorum. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You sent us to the circus with Julia the day he was born, | Doğumun olduğu gün, bizi Julia'yla sirke gönderdin. Matthew doğduğu gün bizi Julia'yla sirke göndermiştin. Matthew doğduğu gün bizi Julia'yla sirke göndermiştin. Matthew doğduğu gün bizi Julia'yla sirke göndermiştin. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
When we came home, you were there with a new baby, | Eve geldiğimizde elinde yeni bir bebek vardı. Eve döndüğümüzde kucağında yeni bir bebek vardı. Eve döndüğümüzde kucağında yeni bir bebek vardı. Eve döndüğümüzde kucağında yeni bir bebek vardı. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
And you were always so scared of clowns after that, | Bundan sonra palyaçolardan hep korkar olmuştun. Ondan sonra da hep palyaçolardan korkar oldun. Ondan sonra da hep palyaçolardan korkar oldun. Ondan sonra da hep palyaçolardan korkar oldun. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Oh, yeah, | Evet. Hakikaten! Hakikaten! Hakikaten! | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
A little help here! | Yardım gerek. Yardım eder misiniz? Yardım eder misiniz? Yardım eder misiniz? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Let's go. | Hadi. Hadi bakalım. Hadi bakalım. Hadi bakalım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
The photographers from House Beautiful are here, | "Evimi baştan yarat" ekibi ziyaretimize gelmiş. "Evim Güzel Evim"den fotoğrafçılar burada. "Evim Güzel Evim"den fotoğrafçılar burada. "Evim Güzel Evim"den fotoğrafçılar burada. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
and we want the place to look nice. | Evi güzelleştireceğiz o yüzden. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Right. | Anlaşıldı. Tabii. Tabii. Tabii. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Hey, Katrina, can you take that pile of sheets to the laundry? | Hey Katrina, oradaki çarşafları banyoya götürür müsün? Katrina, şu çarşaf torbasını temizlemeye götürebilir misin? Katrina, şu çarşaf torbasını temizlemeye götürebilir misin? Katrina, şu çarşaf torbasını temizlemeye götürebilir misin? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You know, I can't do anything until I've had my coffee. | Sen de biliyorsun ki, kahvemi içmeden hiç bir iş yapamam. Afyonumu patlatmadan hiçbir şeye elimi süremem, kusura bakma. Afyonumu patlatmadan hiçbir şeye elimi süremem, kusura bakma. Afyonumu patlatmadan hiçbir şeye elimi süremem, kusura bakma. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Matthew. Hi, Matthew. | Matthew. Merhaba Matthew. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Hey, Mama. Hey. | Merhaba anne. Merhaba anne. Merhaba. Merhaba anne. Merhaba. Merhaba anne. Merhaba. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I try not to be, but I am, sort of. | Çok uğraştım ama, galiba biraz... Çok çalıştım ama olmadı. Böyleyim işte. Çok çalıştım ama olmadı. Böyleyim işte. Çok çalıştım ama olmadı. Böyleyim işte. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Who are you talking to, Mom? Don't interrupt. | Kiminle konuşuyorsun anne? Kesme. Kiminle konuşuyorsun anne? Araya girme. Kiminle konuşuyorsun anne? Araya girme. Kiminle konuşuyorsun anne? Araya girme. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
My dad's talking to me. | Babam benimle konuşuyor. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
"It is common for the dying to converse with loved ones that have already died. | Ölüme yakın olanların, ölmüş yakınlarıyla konuşması sık görülen bir durumdur. "Önceden ölmüş birileriyle konuşmak, ölüm döşeğindeki hastalarda sık görülür. "Önceden ölmüş birileriyle konuşmak, ölüm döşeğindeki hastalarda sık görülür. "Önceden ölmüş birileriyle konuşmak, ölüm döşeğindeki hastalarda sık görülür. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
"Be calm and reassuring, and listen carefully." | Sakin olun, ve onaylayın. Dikkatlice dinleyin. Sakin olmak, telkin etmek ve pür dikkat dinlemek icap eder." Sakin olmak, telkin etmek ve pür dikkat dinlemek icap eder." Sakin olmak, telkin etmek ve pür dikkat dinlemek icap eder." | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Where is Grandpa, Mom? | Büyükbaba nerede anne? Dedem nerede anne? Dedem nerede anne? Dedem nerede anne? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Is there a window open in here? No. | Açık pencere filan var mı? Hayır. Bir yerlerde pencere mi açık? Hayır. Bir yerlerde pencere mi açık? Hayır. Bir yerlerde pencere mi açık? Hayır. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I will try. | Denerim. Çabalayacağım. Çabalayacağım. Çabalayacağım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I love you, too. I will. | Ben de seni seviyorum. Tamam. Ben de seni seviyorum. Yapacağım. Ben de seni seviyorum. Yapacağım. Ben de seni seviyorum. Yapacağım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I will. | Yaparım. Yapacağım. Yapacağım. Yapacağım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Come on, let's lie down. | Hadi anne, uzan. Hadi, yatalım. Hadi, yatalım. Hadi, yatalım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
No one's gonna believe this. | Buna kimse inanmayacak. Hiç kimse buna inanmayacak. Hiç kimse buna inanmayacak. Hiç kimse buna inanmayacak. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Matthew, honey, nobody made coffee. Will you help me? | Matthew tatlım, kimse kahve yapmamış. Bana yardım eder misin? Matthew tatlım, kimse kahve yapmaya tenezzül etmemiş. Yardım eder misin? Matthew tatlım, kimse kahve yapmaya tenezzül etmemiş. Yardım eder misin? Matthew tatlım, kimse kahve yapmaya tenezzül etmemiş. Yardım eder misin? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Or that. | Buna da. Buna da ha keza. Buna da ha keza. Buna da ha keza. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
So we'll take two hour shifts at night, okay? | Geceleri ikişer saatlik vardiyalar olacak, tamam mı? Geceleri iki saatlik nöbet alıyoruz, tamam mı? Geceleri iki saatlik nöbet alıyoruz, tamam mı? Geceleri iki saatlik nöbet alıyoruz, tamam mı? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
All right. Here's the schedule. Jim. Em. | İşte çizelge. Jim, Em... Pekâlâ, çizelge burada. Jim, Em. Pekâlâ, çizelge burada. Jim, Em. Pekâlâ, çizelge burada. Jim, Em. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
And there are some holes in the schedule | Çizelgede bazı boşluklar var. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
because I didn't know if you could do them. | Belki dahil olamazsın diye düşündüm. Çünkü siz nöbete dahil olmak ister misiniz bilemedim. Çünkü siz nöbete dahil olmak ister misiniz bilemedim. Çünkü siz nöbete dahil olmak ister misiniz bilemedim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Yeah, I'll do my share. | Payıma düşen neyse yaparım. Kendi payıma düşeni yaparım. Kendi payıma düşeni yaparım. Kendi payıma düşeni yaparım. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
So, Suzanne and the kids are leaving tomorrow. | Suzanne ve çocuklar yarın gidiyor. Suzanne ve çocuklar yarın dönüyorlar. Suzanne ve çocuklar yarın dönüyorlar. Suzanne ve çocuklar yarın dönüyorlar. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I'm thinking I might go with them. What? | Ben de onlarla gitsem diye düşünüyorum. Ne? Onlarla gidebilirim diye düşündüm. Ne? Onlarla gidebilirim diye düşündüm. Ne? Onlarla gidebilirim diye düşündüm. Ne? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Well, I don't know how long this is gonna take, | Ne kadar sürecek hiç bilmiyorum, Bak, bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum. Bak, bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum. Bak, bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
so I thought maybe I'll work a couple days, then I'll come back. | dedimki belki bir kaç gün çalışıp sonra tekrar gelebilirim. O yüzden bir iki günlüğüne gider gelirim dedim. O yüzden bir iki günlüğüne gider gelirim dedim. O yüzden bir iki günlüğüne gider gelirim dedim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Wait, you're kidding, right? | Şaka mı bu? Dur biraz, şaka falan mı bu? Dur biraz, şaka falan mı bu? Dur biraz, şaka falan mı bu? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Look, Keith, I've got responsibilities, all right? | Bak Keith, benim sorumluluklarım var. Bak Keith, bazı sorumluluklarım var, tamam mı? Bak Keith, bazı sorumluluklarım var, tamam mı? Bak Keith, bazı sorumluluklarım var, tamam mı? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I was fine with a few days, maybe a week even, | Bir kaç gün ya da bir hafta sorun değil ama, Birkaç gün, hatta bir hafta bile sorun olmaz belki. Birkaç gün, hatta bir hafta bile sorun olmaz belki. Birkaç gün, hatta bir hafta bile sorun olmaz belki. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
but I don't know how long this is gonna take, so... | daha ne kadar süreceğini bilmiyorum. Ama ne kadar süreceği belli olmayınca, işte... Ama ne kadar süreceği belli olmayınca, işte... Ama ne kadar süreceği belli olmayınca, işte... | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Yeah, well, there is that life or death PowerPoint presentation. | Ah tabi, şu ölüm kalım meselesi sunumunu yapman gerekiyor. Evet, şu ölümcül sunumunu görmüştüm, doğru. Evet, şu ölümcül sunumunu görmüştüm, doğru. Evet, şu ölümcül sunumunu görmüştüm, doğru. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I don't know what I was thinking telling you, | Sana niye söyledim bilmiyorum, Bunu ne düşünerek sana söyledim bilmiyorum... Bunu ne düşünerek sana söyledim bilmiyorum... Bunu ne düşünerek sana söyledim bilmiyorum... | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
but I'm pretty sure I was not asking permission. | ama izin istemediğim kesin. ...ama icazetini istemediğimden adım gibi eminim. ...ama icazetini istemediğimden adım gibi eminim. ...ama icazetini istemediğimden adım gibi eminim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Don't you fucking judge me. | Beni yargılayamazsın. Sakın beni yargılamaya kalkma. Sakın beni yargılamaya kalkma. Sakın beni yargılamaya kalkma. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Katrina, are you leaving? Yeah, the hospital needs me. So... | Katrina, gidiyor musun? Evet, hastanenin bana ihtiyacı var. Katrina gidiyor musun? Evet. Hastanede işim var. Katrina gidiyor musun? Evet. Hastanede işim var. Katrina gidiyor musun? Evet. Hastanede işim var. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Aren't you in human resources? Yeah. | Sen insan kaynaklarında değil miydin? Evet. Sen İnsan Kaynakları'nda değil miydin? Evet. Sen İnsan Kaynakları'nda değil miydin? Evet. Sen İnsan Kaynakları'nda değil miydin? Evet. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
I just wish I could be here to help nurse poor Anita. | Kalıp zavallı hemşire Anita'ya yardım etmek isterdim ama... Kalıp zavallı Anita'ya bakıcılık etmek isterdim. Kalıp zavallı Anita'ya bakıcılık etmek isterdim. Kalıp zavallı Anita'ya bakıcılık etmek isterdim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
We all do. | Kalmanı biz de isteriz. O işi biz hallederiz. O işi biz hallederiz. O işi biz hallederiz. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Take care. Yeah, you, too. | Hoşçakal. Sen de. Kendine iyi bak. Evet, sen de. Kendine iyi bak. Evet, sen de. Kendine iyi bak. Evet, sen de. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Mom, Carol's here. | Anne, Carol geldi. Anne Carol geldi. Anne Carol geldi. Anne Carol geldi. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
And I brought oxygen and a catheter. | Ve oksijenle, yeni bir kateter getirdim. Oksijen ve sonda da getirdim. Oksijen ve sonda da getirdim. Oksijen ve sonda da getirdim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
No. No. | Hayır. Hayır. Hayır. Hayır. Hayır. Hayır. Hayır. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Emily said walking was becoming more difficult for you. | Emily, yürümenin zorlaştığını söyledi. Emily giderek yürümekte güçlük çektiğini söyledi. Emily giderek yürümekte güçlük çektiğini söyledi. Emily giderek yürümekte güçlük çektiğini söyledi. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Mom, you're not throwing up anymore. The only reason to get out of bed is to pee. | Anne, artık kusmuyorsun. Sadece işemek için yataktan çıkıyorsun. Anne kusmaların bitti. Yataktan tek kalkma sebebin küçük tuvaletin. Anne kusmaların bitti. Yataktan tek kalkma sebebin küçük tuvaletin. Anne kusmaların bitti. Yataktan tek kalkma sebebin küçük tuvaletin. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
We thought it'd be easier for you if you just stayed in bed. | Yatakta kalman daha iyi olur diye düşündük. Yatakta kalıyor olsan, bu zorluğa da katlanmak zorunda kalmazsın diye düşündük. Yatakta kalıyor olsan, bu zorluğa da katlanmak zorunda kalmazsın diye düşündük. Yatakta kalıyor olsan, bu zorluğa da katlanmak zorunda kalmazsın diye düşündük. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Okay? | Tamam mı? Olur mu? Olur mu? Olur mu? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Never thought I'd be sentimental about the last time I peed. | Son işememi bu kadar duyguyla anacağım hiç aklıma gelmezdi. Son çişim için bu kadar hüzünleneceğim aklımın ucuna gelmezdi. Son çişim için bu kadar hüzünleneceğim aklımın ucuna gelmezdi. Son çişim için bu kadar hüzünleneceğim aklımın ucuna gelmezdi. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Yeah, I guess. She's just been sleeping. | Sanırım. Uyuyor. Evet, sanırım. Uyuyor. Evet, sanırım. Uyuyor. Evet, sanırım. Uyuyor. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Barry? Barry, where are you? I'm here, Mom. | Barry? Neredesin? Geldim anne. Barry? Barry neredesin? Ben buradayım anne. Barry? Barry neredesin? Ben buradayım anne. Barry? Barry neredesin? Ben buradayım anne. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Who are you? It's me, Mom. It's Keith. | Sen kimsin? Benim anne, Keith. Sen kimsin? Benim anne. Keith. Sen kimsin? Benim anne. Keith. Sen kimsin? Benim anne. Keith. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You rest, okay? | Sen dinlen, tamam mı? Sen dinlenmene bak, tamam mı? Sen dinlenmene bak, tamam mı? Sen dinlenmene bak, tamam mı? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
You know what? What? | Var ya... Ne? Biliyor musun? Neyi? Biliyor musun? Neyi? Biliyor musun? Neyi? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Leave the Nintendo. | Oyunu bırak. Nintendoyu bırakıver. Nintendoyu bırakıver. Nintendoyu bırakıver. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Sorry. | Üzgünüm. Pardon. Pardon. Pardon. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Who's your favorite child? I don't have one, | En sevdiğin çocuğun hangisi? Yok öyle bişey. En sevdiğin çocuğun hangisi? Öyle bir seçimim yok. En sevdiğin çocuğun hangisi? Öyle bir seçimim yok. En sevdiğin çocuğun hangisi? Öyle bir seçimim yok. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Barry, | Barry. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
No, Come on, admit it, | Hayır. Hadi kabul et. Hayır. Hadi ama, itiraf et. Hayır. Hadi ama, itiraf et. Hayır. Hadi ama, itiraf et. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Look, I have spent the last 30 some odd years trying not to play favorites, | Bak, son 30 tuhaf yılımı, en sevdiğim kim oyunu oynamayarak geçirdim. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
And failing, Come on, admit it, | Ve başaramadın, hadi kabul et. Ama beceremedin. Hadi, itiraf et. Ama beceremedin. Hadi, itiraf et. Ama beceremedin. Hadi, itiraf et. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
No, I... | Hayır, ben... Hayır ben... Hayır ben... Hayır ben... | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Well, Barry is the responsible one, | Barry, sorumlu olanınız. Peki, Barry aranızdaki en sorumluluk sahibi olan. Peki, Barry aranızdaki en sorumluluk sahibi olan. Peki, Barry aranızdaki en sorumluluk sahibi olan. | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |
Do you remember that trip we took to the Adirondacks, | Şu Adirondack dağlarına yaptığımız seyahatimizi hatırlıyor musun? Adirondacks'a gittiğimiz yolculuğu hatırlıyor musun? Adirondacks'a gittiğimiz yolculuğu hatırlıyor musun? Adirondacks'a gittiğimiz yolculuğu hatırlıyor musun? | Two Weeks-1 | 2006 | ![]() |