Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 3167
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Well. "Truth is truth, to the end of reckoning." | "Gerçek, hesap gününün sonuna kadar gerçektir." | All About Steve-1 | 2009 | |
| Shakespeare. | Shakespeare. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And I say to these complete strangers... | Ve ben de o yabancılara dedim ki... | All About Steve-1 | 2009 | |
| ...one that has left parents across this country wondering... | ...bu ülke çapında herkesin merak ettiği... | All About Steve-1 | 2009 | |
| "my king sized bed... on top of an abandoned mine? | ...koca yatağım... terk edilmiş bir madenin üzerinde olabilir mi?" | All About Steve-1 | 2009 | |
| "Is my child's school built on top of an abandoned mine? | "Çocuğumun okulu terk edilmiş bir madenin üzerine mi inşa edildi?" | All About Steve-1 | 2009 | |
| Mary's in the hole. Don't be ridiculous. | Mary deliğe düştü. Saçmalama. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Somebody else went in! | Birisi daha düştü! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Cut! Get over there! | Kestik! Şuraya gidin! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Get back from the tape now! What? | Kayda devam edin! Ne oldu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Come on, handheld. Come on, let's go! | Hadi, el kamerasıyla. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Did somebody fall in the mine? | Madene biri mi düştü? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Tell her help is on the way. We're working on getting a new crane. | Ona yardımın yolda olduğunu söyleyin. Yeni bir vinç getirtmeye çalışıyoruz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| We just need her to confirm she's conscious. | Bilincinin açık olduğunu teyit etmemiz gerek. | All About Steve-1 | 2009 | |
| apparently we have another victim who has gone into the hole at the mine. | ...görünüşe göre madene bir kişi daha düştü. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Okay, I am not afraid. | Tamam, korkmuyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I'm not afraid, nor am I affrightened. | Ne korkuyorum, ne de ürküyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It is me, Mary Horowitz. | Benim, Mary Horowitz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yes, I seem to have fallen into the mine. | Evet, görünüşe göre madene düştüm. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hello? Everyone? | Hey? Sesimi duyan yok mu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's, uh, me, Mary Horowitz. Hello? | Benim, Mary Horowitz. Kimse yok mu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| People, please move back. | Lütfen geri çekilin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Back up! Back it up. This ground is unstable. | Geri çekilin! Geri çekilin. Zemin sağlam değil. | All About Steve-1 | 2009 | |
| So she just dove in that hole, like a gopher. | Demek öylece deliğe düştü, yer sincabı gibi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| No, dude, not like a gopher. Like a human being. | Hayır dostum, yer sincabı gibi değil. İnsan gibi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| She was running after me, and she fell in the hole. | Bana doğru koşuyordu ve deliğe düştü. | All About Steve-1 | 2009 | |
| That shot of Steve's girlfriend falling into the pit is priceless. | Steve'in sevgilisinin çukura düşme görüntüleri paha biçilemez. | All About Steve-1 | 2009 | |
| We've got the inside advantage here, so let's use it. | Bu haberde avantaj bizde, bunu kullanalım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Here he comes! You people are ruining the ferns! | Çıktı! Eğreltiotlarını mahvediyorsunuz! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Can you comment on the rumors that Mary's fall into the mine was a suicide attempt? | Mary'nin düşüşünün intihar olduğuna dair söylentiler için ne diyeceksiniz? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Well... That's ridiculous. Not our Mary. | Bu çok saçma. Bizim Mary'miz öyle şey yapmaz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| The word "depression" is not in her vocabulary. | "Depresyon" kelimesi onun lugatında yer almaz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| All right, obviously it is in her vocabulary. | Yani, elbette ki lugatında vardır. | All About Steve-1 | 2009 | |
| But no. No. | Ama hayır. Hayır. | All About Steve-1 | 2009 | |
| She She never lets anything get her down. | Hiçbir şeyin moralini bozmasına izin vermez. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Still living at home at her age... clearly not a normal situation. | O yaşta birinin ailesiyle yaşaması normal değil. Değil mi? | All About Steve-1 | 2009 | |
| We We love having her here. | Bizimle olmasından çok mutluyuz. Bayım, bir soru daha. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yes. Yes, we love having her here. Yes, we do. | Evet. Burada olmasından çok mutluyuz. Evet. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Fumigation can't be rushed. | Dezenfekte işi aceleye gelmez. | All About Steve-1 | 2009 | |
| One more question! | Bir soru daha! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Now, I don't wanna speculate here... | Varsayımda bulunmak istemiyorum... | All About Steve-1 | 2009 | |
| but if the ground did collapse... Ow! Ow! Ow! | ...ama yer göçtüyse... | All About Steve-1 | 2009 | |
| could that not result in death... | ...bu ölümle ya da... | All About Steve-1 | 2009 | |
| or, at the absolute least, horrible disfigurement? | ...en iyi ihtimalle korkunç bir fiziksel tahriple sonuçlanmaz mı? | All About Steve-1 | 2009 | |
| I don't wanna speculate either, but, yes, absolutely, it could. | Ben de varsayımda bulunmak istemem ama evet, kesinlikle olabilir. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And as we await the tragic fate of Mary Horowitz... | Mary Horowitz'in talihsiz olayının sonucunu beklerken... | All About Steve-1 | 2009 | |
| attention now on the boots she was wearing when she slipped into the mine... | ...madene düştüğünde ayağında olan botlara dikkat çekelim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| a story I couldn't tell until I'd walked a mile in Mary's shoes. | Mary'nin yerine kendimi koymadan anlatabileceğim bir hikâye değil bu. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Take a look. | Birlikte izleyelim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's hour one, and it's as if my feet have been placed in vise grips. | Bir saat oldu, ayağım sanki mengeneyle sıkılıyormuş gibi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| We're at the two hour mark, and, actually, right now I feel pretty... | İkinci saatin içindeyiz, aslında şu an kendimi oldukça... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Light source. | Işık kaynağı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| "And God said, 'Let there be... | "Ve Tanrı 'ışık olsun'... | All About Steve-1 | 2009 | |
| light." | ...dedi." | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh. Voilà. Yes. | Sonunda, evet. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yes, it's perfect. Yes. This is per... | Evet, harika. Harika... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh, my God. They forgot one. | Aman Tanrım, birini unutmuşlar. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You scared the crap out of me. | Ödümü koparttın. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hi. I'm I'm sorry. | Merhaba, özür dilerim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Uh, can you, uh... | Acaba... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Can you... Can you hear me? I mean, at all? | Beni duyuyor musun? Hiç mi duymuyorsun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Do you have sensory neural hearing loss... | İşitme kaybın sinirsel mi... | All About Steve-1 | 2009 | |
| or do you have conductive? | ...yoksa az da olsa duyabiliyor musun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| She doesn't hear me. Okay. | Beni duyamıyor. Tamam. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You know, I understand a little bit of sign language... | İşaret dilinden az biraz anlarım yani istersen... Hayır mı? Peki. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Um, " Deaf people can do anything except for hear." | "İşitme engelliler duymak dışında her şeyi yapabilirler." | All About Steve-1 | 2009 | |
| Do you know who said that? | Bunu kim söylemiş biliyor musun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Dr. Jordan... first deaf president at Gallaudet U. | Dr. Jordan. Gallaudet U'nun ilk duyma özürlü başkanı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yeah. Maybe you'll go there one day. | Evet! Belki bir gün sen de başarabilirsin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| If we both don't perish in here. | Tabii ikimiz de burada can vermezsek. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hold on. I'll be right back. You stay here, okay? Okay? Right. | Bekle. Hemen geleceğim Burada bekle, tamam mı? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Well, Paula, apparently they're gonna keep it old school and simple... | Paula, görünüşe göre bu işi eski yöntemlerle halledecekler... | All About Steve-1 | 2009 | |
| a piece of paper, a number two pencil. | ...kağıt ve kalemle. | All About Steve-1 | 2009 | |
| This is Hartman Hughes reporting from the edge. | Ben Hartman Huges, olayın içinden bildiriyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Cut. Corbitt wants you on next. | Kestik. Corbitt seni istiyor. Sevgilisi olmadığımı söyledim Angus. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yeah, but you're the one that encouraged her to come here to begin with. | Evet ama onu buraya getirmeye ikna eden sendin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You're the one that asked her to come here, not me! Guys! Guys! | Onu buraya çağıran sendin ama. Çocuklar! Çocuklar! | All About Steve-1 | 2009 | |
| NNC has got their hands on everything but her panty size. | NNC iç çamaşırı bedeni hariç her şeyi biliyor. | All About Steve-1 | 2009 | |
| What? Our Mary? | Ne? Mary'yle ilgili mi? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yes. Son of a bitch. Vasquez scooped us? | Evet. Orospu çocuğu. Vasquez bizi geçti mi? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Behold, notice of our imminent rescue. | Bekle, kurtarma notu. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh, okay. Okay. | Tamam. Pekâlâ. | All About Steve-1 | 2009 | |
| This is good news. This is good news, okay? | Bu iyi bir haber. İyi haber bu. | All About Steve-1 | 2009 | |
| They're going to tell us something wonderful. | Bize harika haberler verecekler. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And it says, "Mary, are you"... | Diyor ki; "Mary, sen..." | All About Steve-1 | 2009 | |
| That's a good sign right there. | Bu iyiye işaret. | All About Steve-1 | 2009 | |
| What's it say, son? | Ne yazıyor evlât? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Millions of people are watching. | Milyonlarca kişi bizi izliyor. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Um, okay. | Tamam... | All About Steve-1 | 2009 | |
| "I think you mean, am I conscious? Not, am I conscience? | "Galiba kendimde olup olmadığımı sordunuz vicdanımın olup olmadığını değil. | All About Steve-1 | 2009 | |
| "'Conscious' means alert and awake. | Kendimde olmam, uyanık ve farkında olmam demektir. | All About Steve-1 | 2009 | |
| "'Conscience' is your inner morality gauge... | Vicdan ise içimdeki ahlaki ölçüt ile ilgilidir. | All About Steve-1 | 2009 | |
| e.g., killing, stealing, harming helpless animals and whatnot." | Adam öldüme, hırsızlık yapma, çaresiz hayvanlara eziyet etme vs." | All About Steve-1 | 2009 | |
| Can we leave her down there? | Onu aşağıda mı bıraksak? | All About Steve-1 | 2009 | |
| "To answer your question, yes, I am conscious. | "Sorunuza gelecek olursak; evet kendimdeyim." | All About Steve-1 | 2009 | |
| " My leg is bleeding, though I'll probably live. | Bacağım kanıyor ama sanırım yaşayacağım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yours truly, Mary Horowitz." Yes! | Sevgiler. Mary Horowitz." Evet! | All About Steve-1 | 2009 | |
| They missed a child? Can't these people count? | Bir çocuğu kaybetmişler. Bu adamlar saymayı bilmiyor mu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Thank God for this woman Mary Horowitz. | Çok şükür ki Mary Horowitz var. Resmini tekrar gösterlim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yesterday, Mary Horowitz. | Dünün sıradan Mary Horowitz'i, bugünün kahramanı. | All About Steve-1 | 2009 |