Search
English Turkish Sentence Translations Page 3108
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Unbelievable! | İnanılmaz! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| An Italian woman lives there. | Evde İtalyan bir kadın yaşıyor. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| She said she's been there for two years. | İki yıldır orada oturduğunu söyledi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| She doesn't know anything about Grandma. | Büyükannem hakkında hiçbir şey bilmiyor. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| At least we can go swimming now. | En azından artık yüzmeye gidebiliriz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You moron! | Geri zekâlı! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You dirty dog! | Pis köpek! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Fish face! | Balık surat! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Bed pisser! | Altına işeyen! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Pukehead! Stupid cow! | Kusmuk kafa! Aptal inek! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Nanny goat! | Keçi! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Knucklehead! Old hen! | Aptal! Kart tavuk! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Nerve wracking yak yak! | Çenesi düşük! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I wonder if people take you to be my father? | Acaba insanlar seni babam zannediyor mu? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What else could they think? | Başka ne düşünebilirler ki? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I'll ask that lady over there. | Şuradaki bayana soracağım. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Oh, no, you don't! | Hayır, sorma! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Do you think he's my father? | Sizce şu adam benim babam mı? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Never! | Kesinlikle hayır! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| See? She doesn't think so. | Gördün mü? Senin babam olduğunu düşünmüyor. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And why not? | Peki nedenmiş? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| He's too fat. And he always pulls his nose. | Çok şişman. Ve hep burnunu çeker. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And he snores, too. | Ayrıca horlar. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| He's probably got flat feet. | Muhtemelen düztabandır. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And he's stone broke. | Ve beş parasız. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Can't even afford a decent meal. | Düzgün bir yemek bile alamıyor. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You little liar. | Seni küçük yalancı. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You eat nothing but hot dogs, anyway. | Zaten sosisli sandviçten başka bir şey yemiyorsun. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Just what we needed. | Tam da ihtiyacımız olan şey. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| An invitation to dinner. | Akşam yemeği daveti. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That greedy brat. | Seni aç gözlü velet. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You act like you really were her father. | Gerçekten babasıymışsın gibi davranıyorsun. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| True. That's what she's done to me. | Doğru. Beni bu hâle o getirdi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Unfortunately, the other bed is slightly lower. | Maalesef diğer yatak biraz alçakta. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| That's dumb. | Çok aptalca. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Will you get up? | Kalkar mısın? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| At this hour? | Bu saatte mi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Yes. Please! | Evet. Lütfen! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| It's only six. Are you nuts? | Saat daha altı. Delirdin mi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Did you sleep well? | İyi uyuyabildin mi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Wouldn't you have rather slept alone? | Tek başına yatmayı tercih etmez miydin? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The couch was already occupied. You were there first. | Kanepe doluydu. Oraya önce sen yatmışsın. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Where to now? | Şimdi nereye gidiyoruz? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I haven't got enough money for gas. | Benzin için yeterince param yok. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| We'll go to my parents. | Ailemin yanına gideceğiz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I'm thirsty. Stop at the next kiosk, will you? | Susadım. İlk büfede durur musun? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Nine year old girl sought by police. To help find her parents, | Dokuz yaşındaki kız polis tarafından aranıyor. Ailesini bulmasına yardım etmek... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| a young man brought Alice Van Dam to police headquarters yesterday. | ...için dün genç bir adam Alice Van Dam'ı polis merkezine getirdi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Left unobserved the child ran away!. | Gözlem altında tutulmayan çocuk kaçtı! | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The blonde, nine year old girl was wearing a blue Alaska jacket. | Sarışın, dokuz yaşındaki kız çocuğu üzerinde Alaska yazan mavi bir ceket giyiyordu. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| How far is it to your parents'? | Ailen ne kadar uzakta? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Just across the Rhine. We'll take the ferry. | Rhine'ın karşı tarafında. Feribota bineceğiz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You haven't taken any pictures for a long time. | Uzun zamandır fotoğraf çekmedin. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Since Amsterdam. | Amsterdam'dan beri. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Looking forward to seeing your parents? | Aileni göreceğin için heyecanlı mısın? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| There's nothing on it. | Bir şey görünmüyor. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Just wait. | Biraz bekleyin. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| You'd better explain all of this to me. | Tüm bunları bana açıklasanız iyi olur. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Why didn't you report back to the police? | Neden polise haber vermediniz? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| After all you brought the kid in yourself. | Ne de olsa en başta çocuğu siz getirmiştiniz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Yeah, you didn't come back. | Evet, geri gelmediniz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The police have known since yesterday where the grandmother lives. | Polis büyükannesinin nerede yaşadığını dün öğrendi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And the mother showed up, too. | Ayrıca annesi de geldi. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Only you and the child vanished. | Sadece siz ve çocuk kayboldunuz. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| How do you know all that? I just spoke with headquarters. | Tüm bunları nereden biliyorsunuz? Biraz önce merkezle konuştum. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I've got orders to take the child to the nearest train station | Çocuğu en yakın tren istasyonuna götürmek ve Münih'e... | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| and put her on a train to Munich. | ...giden bir trene bindirmek için emir aldım. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Is that so? Yes? | Demek öyle? Evet. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I'll take the girl in my car. Tail me. | Kızı kendi araba alacağım. Beni izleyin. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Got a ticket? | Biletini aldın mı? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Did you take the car back? | Arabayı geri verdin mi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Did you get some money back? | Geri para alabildin mi? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| The cheque just covered it. | Çek ancak yetti. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| For your ticket. | Senin biletin için. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| What are you going to do in Munich? | Münih'te ne yapacaksın? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| I'll finish this story. | Hikâyeyi bitireceğim. | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| Your scribbling? | Karalamanı mı? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| And what'll you do? | Peki sen ne yapacaksın? | Alice in den Stadten-1 | 1974 | |
| On the contrary. I find it invigorating. | Tam tersine, bence insanları çcanlandırıyor. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Does everyone know? | Herkes biliyor mu? Gelme sebepleri bu zaten. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Who, then? You won't do better than a lord. | Kimle evleneceksin o zaman? Bir lorddan iyisini bulamazsın. Kiminle evleneceksin o zaman? Bir Lord'dan iyisini bulamazsın. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| You're bound to produce little... Imbeciles! | Senin çocukların kesinlikle... Embesiller! Senin çocukların kesinlikle Embesiller! | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| You should know that my son has extremely delicate digestion. | Oğlumun sindirim sisteminin inanılmaz derecede hassas olduğunu bilmelisin. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| I couldn't be more interested, but you'll have to excuse me. | Daha çok ilgimi çeken bir şey yok ama bana izin vermek zorundasınız. Çok ilgimi çekti gerçekten ama izninizi istemem gerek. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| But, alas, he cannot marry me unless he renounces his throne. | Fakat ne yazık ki taht hakkından feragat etmediği sürece benimle evlenemiyor. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| You don't want to ruin her marriage, do you? | Evliliğini yıkmak istemezsin, değil mi? Ben mi?! | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Don't hurt it. | Canını yakma. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Alice Kingsleigh, | Alice Kingsley... | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Well, | Yani... | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| everyone expects me to, | Herkes öyle olmamı bekliyor... | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| and you're a lord. | ...sen de bir Lord'sun. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| My face won't last, and I don't want to end up like... | Sonsuza kadar güzel olmayacağım ve sonumun da şey gibi olmasını... | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Absolem? | Absolem? Sen Absolem değilsin, Absolem benim. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| It's a calendar. ABSOLEM: Compendium. | Takvim mi bu? Özeti. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| That's odd. Pinching usually does the trick. | Çok tuhaf. Çimdiklemek genelde işe yarardı. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Someone has stolen three of my tarts! | Biri turtalarımdan üçünü çalmış! | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Did you? No, Your Majesty. | Sen mi? Hayır, Majesteleri. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Go to his house and collect the little ones. | Evine gidip yavruları toplayın. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| No, it's not. McTwisp brought us the wrong Alice. | Sensin. | Alice in Wonderland-1 | 2010 | |
| Oh, that's lovely. You're all mad. | Tam isabet. | Alice in Wonderland-1 | 2010 |