Search
English Turkish Sentence Translations Page 3209
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| You cannot tell grace. | Grace'e söyleyemezsin. | All Relative-1 | 2014 | |
| This would have been so much easier if we hadn't met. | Eğer tanışmasaydık bunu söylemek daha kolay olurdu. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, shit, shit, shit. | Siktir! Siktir! | All Relative-1 | 2014 | |
| Ooh, I like them both. | İkisi de hoşuma gitti. | All Relative-1 | 2014 | |
| Stupid, stupid, stupid, stupid. | Aptal! Aptal! | All Relative-1 | 2014 | |
| Let me take a picture and send it to mom. | Dur resmini çekip anneme göndereyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Mom? What are you doing here? Hi, girls. | Anne? Burada ne işin var? Selam kızlar. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, I just thought I'd come by | Ben de geleyim de eğlenceli bir alışveriş yapalım bari dedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Harry just broke up with me. What? | Harry az önce benden ayrıldı. Ne? | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, he couldn't even do it in person. | Evet, bunu yüz yüze bile yapamadı. | All Relative-1 | 2014 | |
| He just did it through an e Mail. | E mail atmış. | All Relative-1 | 2014 | |
| It... it doesn't say | Senden ayrıldığını söylemiyor ki. | All Relative-1 | 2014 | |
| I I I... this e Mail is very vague. | Bu e mail hiç net değil. Anne delirdin mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| He says he doesn't feel the same way. | Aynı duyguları hissetmediğini söylüyor ya işte. | All Relative-1 | 2014 | |
| It says... it says he wants to remain friends, | Arkadaş kalalım da diyor, bu olumlu bir şey. | All Relative-1 | 2014 | |
| Just stop. | Durun artık. Ben bir salağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, no, no, sweetie. | Hayır hayır tatlım, ağlama. Lütfen ağlama. | All Relative-1 | 2014 | |
| I should have just listened to you. | Keşke seni dinleseydim. Bak ne diyeceğim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm actually starting to like him now, | Aslında şu an ondan hoşlanmaya başladım. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I think this is just a little bit of healthy dialog. | Bence birazcık sağlıklı diyalog eksikliği var. | All Relative-1 | 2014 | |
| Dialog? Yes. | Diyalog mu? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| He couldn't even call me! | Beni aramadı bile! | All Relative-1 | 2014 | |
| He dumped you. Why would he call you? | Seni şutlamış işte. Neden arasın ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| Liz, please. No. | Liz lütfen yapma. | All Relative-1 | 2014 | |
| He didn't call you because... | Seni aramadı çünkü, ciddi değildi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, he didn't mean it? He didn't mean it. | Ciddi değildi yani? Ciddi değildi. | All Relative-1 | 2014 | |
| He didn't mean it? He didn't mean it. | Ciddi değildi? Ciddi değildi. | All Relative-1 | 2014 | |
| He didn't mean it. | Ciddi değildi. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, he didn't even say it. | Hayır, bunu söylemedi bile. | All Relative-1 | 2014 | |
| I said, "I love you," and he said, "I do, too." | Ben ona "seni seviyorum" dedim. O bana "ben de" dedi. | All Relative-1 | 2014 | |
| I am so stupid. | Ben çok aptalım ya. Hayır hayır tatlım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm sure this is just one big misunderstanding. | Eminim bence burada büyük bir yanlış anlaşılma var. | All Relative-1 | 2014 | |
| That's all it is. No, it's not. | Hepsi bu. Hayır yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| I can't even be here right now. | Burada durmaya bile tahammülüm yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, grace. I'm going back to the city. | Hayır, Grace. Åehre geri dönüyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Asshole. | Åerefsiz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Did you tell grace what happened? | Grace'e olanları anlattın mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Why would I tell grace? | Neden Grace'e anlatayım ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| Maren, she just sent me a text calling me a manipulative liar. | Maren az önce mesaj attı, bana düzenbaz yalancı dedi. | All Relative-1 | 2014 | |
| She won't take any of my phone calls. Please. | Telefonlarıma cevap vermiyor, lütfen. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, I just talked to her, and... | Onunla az önce konuştum. | All Relative-1 | 2014 | |
| she was, um, shaken | Bugünkü duygusuzca davranışlarından dolayı sarsılmış gibiydi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Everything was fine with us an hour ago. | Bir saat öncesine kadar aramız gayet iyiydi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Was it? | Öyle miydi? 1 | All Relative-1 | 2014 | |
| She didn't feel you were being genuine. | Samimi olduğunu düşünmüyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| About being in love. | Aşık olma konusunda. | All Relative-1 | 2014 | |
| If you don't love her, just let her go. | Onu sevmiyorsan bırak gitsin. | All Relative-1 | 2014 | |
| At least you don't have to hurt her feelings with the truth. | Hiç değilse duygularını gerçeklerle incitmemiş olursun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Hey, you leaving already? | Hemen mi gidiyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I just got off the phone with Simon. | Az önce Simon'la telefondaydık. | All Relative-1 | 2014 | |
| I figured you'd want to know he made a decision. | Kararını bilmek istersin diye düşündüm. | All Relative-1 | 2014 | |
| We'd love to have you on our team. | Takımımızda olmandan mutluluk duyarız. | All Relative-1 | 2014 | |
| H.R. Is gonna be sending you some paperwork to look over, | İnsan kaynakları incelemen için sana bazı belgeler gönderecek. | All Relative-1 | 2014 | |
| She... she likes peaches. Is that right? | Åeftaliye bayılır. Bu doğru mu? | All Relative-1 | 2014 | |
| Happy graduation! I'm so proud of you. | Mezuniyetini tebrik ederim. Seninle gurur duyuyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| They're the exact, same thing. It would be, like... | Aynı şeyler değil mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| Hold on one second. Sorry. | Bir saniye. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm not sure this is a good idea. | Bunun iyi bir fikir olduğundan emin değilim. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, grace hasn't returned my phone calls. | Biliyorsun Grace telefonlarıma cevap vermiyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, I I invited harry, sweetheart. | Harry'i ben davet ettim hayatım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I I thought it might be a good idea | Grace ile konuşurlarsa iyi olur diye düşündüm. | All Relative-1 | 2014 | |
| What if grace doesn't want to talk to him? | Peki ya Grace onunla konuşmak istemiyorsa? | All Relative-1 | 2014 | |
| Phil. You got a second? | Phil. Bir saniye bakar mısın? | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, hey, Mario. Somebody I want you to meet. | Merhaba, Mario. Tanışmanı istediğim biri var. | All Relative-1 | 2014 | |
| All right, hold on a second, harry. | Peki, bekle bir saniye Harry. | All Relative-1 | 2014 | |
| I just want to talk to grace. That's all. | Sadece Grace ile konuşmak istiyorum, hepsi bu. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah. And tell her about us. | Evet, ona bizden de bahset. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm not gonna tell her about us, Maren. | Ona bizden bahsetmeyeceğim Maren. Gerçekten mi? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| Maren, this has been the worst week of my life. | Maren, hayatımın en kötü haftasını geçirdim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Please. I'm not gonna cause any problems. | Lütfen. Hiçbir sorun çıkarmayacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know you don't want to talk to me right now, | Åu anda benimle konuşmak istemediğini biliyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| But I just wanted to say that... | Ama şunu söylemek istiyorum ki... | All Relative-1 | 2014 | |
| I was scared to say how I truly felt | Annenlerin evdeyken gerçek hislerimi söylemeye korkmuştum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I was afraid of getting too close and getting hurt | Çok yakınlaşmaktan ve incinmekten korkuyordum. | All Relative-1 | 2014 | |
| But that's why I'm here now, | Ama şu an buraya sana olan hislerimi söylemeye geldim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Grace, I love you, And I know this is real | Grace, seni seviyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| That I can't sleep, I can't eat, I can't even think straight. | Ne gözüme uyku girdi, ne yemek yiyebildim, doğru dürüst düşünemiyordum bile. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know you're mad at me, | Bana kızgın olduğunu biliyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I'm sorry for showing up unannounced, | Habersiz geldiğim için de özür dilerim. | All Relative-1 | 2014 | |
| But I really wanted to come here and talk to you. | Ama gerçekten buraya gelip seninle konuşmam lazımdı. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm so happy that you came. | Geldiğine çok sevindim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I feel so close to you right now. | Åu an sana çok yakın hissediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I feel like I've never been closer | Ben hayatımda kimseye böyle yakın hissetmemiştim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I I feel like I always want us to just share how we feel and... | Ben her zaman hislerimizi söylememizi istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| and just be open so that we never get hurt. | Açık olalım ki bir daha birbirimizi kırmayalım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yes! Grace, I don't ever want to hurt you again. | Evet Grace. Seni bir daha asla kırmak istemiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, no more secrets. I want to tell you everything. | Evet, başka sır yok. Sana her şeyi anlatmak istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| And... and never keep anything from each other. | Bir de asla birbirimizden bir şey saklamayalım. | All Relative-1 | 2014 | |
| No more secrets. Yeah, no more secrets. | Artık sır yok Evet, sır yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| Before we started dating, I slept with your mother. | Seninle çıkmaya başlamadan önce annenle yattım. | All Relative-1 | 2014 | |
| What? I know. | Ne dedin? | All Relative-1 | 2014 | |
| That night that I met you, after I walked you home, | Seninle tanıştığımız gece seni eve bıraktım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I went to a hotel bar, | Bir otelin barına gittim. O da oradaydı, işte onunla böyle tanıştık. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I'm just... | Åimdi bunu açıklamak istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| So that we can just get past it | Böylece bunu aşmış olacağız ve bir daha karşımıza çıkmayacak. | All Relative-1 | 2014 | |
| We can just move forward and be happy together. | Önümüze bakıp birlikte mutlu olacağız. | All Relative-1 | 2014 | |
| You had sex with my mom? | Sen annemle mi yattın? | All Relative-1 | 2014 | |
| It was a A tiny mistake that... | Bu küçük bir hataydı, sadece bir hafta sonu kadar sürdü. | All Relative-1 | 2014 | |
| But... but I'm glad I'm telling you this now. | Ama sana bunu söylediğim için çok rahatladım. | All Relative-1 | 2014 | |
| You had sex with my mom. | Sen annemle yattın. | All Relative-1 | 2014 |