Search
English Turkish Sentence Translations Page 3206
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I made it. | Hallettim. Yaşasın! | All Relative-1 | 2014 | |
| How's things here? Good. | Burada işler yolunda mı? İyi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Harry, this is my sister, Liz. | Harry, bu kardeşim Liz. Merhaba Liz. | All Relative-1 | 2014 | |
| So, uh... you know, | Ben yola çıksam iyi olacak. | All Relative-1 | 2014 | |
| No! Already? | Hayır, şimdiden mi? Jared beni bekliyor da, bekletmeyeyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, well, you know, you really don't look 100%. | Gerçekten tam iyileşmiş gözükmüyorsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| I think that maybe you should, like, lie down or rest. | Bence biraz uzanman veya dinlenmen lazım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Really? Well, that's... I feel great. | Gerçekten mi? Ben iyiyim ya. | All Relative-1 | 2014 | |
| Harry, do you play golf? | Harry, golf oynar mısın? Kim oynamaz ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| I have an 8:47 tee time | 8:30'da firmadaki yöneticilerle golf sözümüz var. | All Relative-1 | 2014 | |
| You should join us. | Sen de bize katılsana. | All Relative-1 | 2014 | |
| That sounds amazing. Yeah. Good. | Harika bir fikir. Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, you should just spend the night, then. | O zaman sen bu gece burada kal. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, you can sleep in Kate's bedroom. | Evet, Kate'in odasında kalabilirsin. O New York'ta zaten. Odası boş. | All Relative-1 | 2014 | |
| I I could sleep in Kate's room. | Kate'in odasında kalabilirim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, you know, or, you know what I'll do? | Bak ne yapalım biliyor musun? | All Relative-1 | 2014 | |
| No, no. The golf course is literally around the corner. | Hayır hayır, golf sahası hemen köşeyi dönünce zaten. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's not a big issue. Just stay the night. | Gerçekten dert değil. Kal işte bu gece. | All Relative-1 | 2014 | |
| I think harry is saying he has plans. | Grace, Harry işim var diyor galiba. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's absolutely no inconvenience | Kate'in odasında kalırsan kesinlikle sıkıntı olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Ugh, Phil, look at me. I'm not in the proper attire. | Phil, halime baksana. Kıyafetim pek uygun değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, we're about the same size. | Aşağı yukarı aynı bedenizdir. Bir hal çaresine bakarız. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're golfing in the morning, | Sabah golfe gidiyoruz ve sen Kate'in odasında kalıyorsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yay! Good. | Yaşasın! Güzel. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yay. Staying in Kate's room. | Yaşasın. Kate'in odasındayım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'll let the partner know. All right. | Ortağıma haber vereyim. Tabi ki. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'll get my bag. | Ben çantamı alayım. | All Relative-1 | 2014 | |
| What the fuck are you doing?! | Sen ne halt ettiğini sanıyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| What? He made me stay! | Ne var be? Zorla kaldırdı. | All Relative-1 | 2014 | |
| I could have burned your ass | Yalandan eczaneye gittiğinde ağzına sıçabilirdim. | All Relative-1 | 2014 | |
| And you chose to stay?! Give me a break. | Sonra da kalmak istiyorsun. Bir dur ya. | All Relative-1 | 2014 | |
| Burn my ass, and your ass gets burned. | Sen beni yakarsan ben de seni yakarım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I've decided to tell my husband. | Kocama anlatmaya karar verdim. Tamam. | All Relative-1 | 2014 | |
| Are you out of your mind?! Mmhmm. | Kafayı mı yedin sen? | All Relative-1 | 2014 | |
| You shouldn't have a problem with that, | Senin bunu takmaman lazım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Since, according to you, relationships need | Ne de olsa ilişkinin temeli dürüstlüğe dayalı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Do not throw my words into my face! | Benim lafımı bana satma. İstisnai durumlar olabilir biliyorsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| I am not prepared to tell grace. | Grace'e bunu anlatmaya hazır değilim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I owe it to her to tell her what happened. | Olanları ona anlatmak boynumun borcu. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're the one that lied about being divorced. | Hadi oradan, boşandım diye yalan söyleyen sen değil misin? | All Relative-1 | 2014 | |
| I never said I was divorced. | Ben boşandım falan demedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I think you're just jealous. | Bence kıskanıyorsun. Grace ve beni kıskanıyorsun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, please. Admit it. | Lütfen. Kabul et. | All Relative-1 | 2014 | |
| What we had was purely physical. | Aramızda olan biten fizikseldi, sadece seksten ibaretti. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why'd you make harry stay when you know I'm not a fan? | Ondan hoşlanmadığımı bile bile neden Harry'e kal dedin? | All Relative-1 | 2014 | |
| W W What do you have against him? | Onunla ne alıp veremediğin var? | All Relative-1 | 2014 | |
| I shouldn't have to justify my feelings | Ne yapıp edip burada kalan biri hakkında yorum yapmak zorunda değilim. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's my house, too. | Burası benim de evim. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're right. | Haklısın, özür dilerim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't want to fight tonight. | Bu gece kavga etmek istemiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I haven't had a drink in two hours. | İki saattir ağzıma içki sürmedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'd really like to talk. | Konuşmak isterim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I really want to be fresh for my golf game tomorrow morning. | Yarın sabahki golf oyununda zinde olmak istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Can we just talk about this tomorrow? | Yarın konuşsak olmaz mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| No. No. | Olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| I want to talk now. | Åimdi konuşmak istiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| What do you want to talk about? | Hangi konuda konuşmak istiyorsun? Harry hakkına. | All Relative-1 | 2014 | |
| I just thought that it would be easier | Sadece bu konuyu sabaha bıraksak daha kolay olurdu diye düşünüyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| What is the big deal? | Mesele nedir? | All Relative-1 | 2014 | |
| You knew how I felt. | Nasıl hissettiğimi biliyordun ama umursamadın bile. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, what do you want me to do? | Ne yapmamı istiyorsun peki? | All Relative-1 | 2014 | |
| Should I have him go sleep in his car? | Arabanda yat mı deseydim? | All Relative-1 | 2014 | |
| He was leaving to stay at a friend's house, | Arkadaşında kalmaya gidiyordu. | All Relative-1 | 2014 | |
| But you insisted he stay just to contradict me. | Sırf bana karşı çıkmak için kal diye ısrar ettin. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, I didn't. | Hayır etmedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I just want him to meet my partner on the golf course. | Ben sadece golf sahasında ortağımla tanışmasını istedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| He was gonna meet you in the morning at the golf course! | Sabaha sizinle golf sahasında buluşacaktı zaten! | All Relative-1 | 2014 | |
| I already told you. I'm sorry. | Söyledim ya, özür dilerim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yes, because you'll say anything | Evet, bu konuşmayı yapmamak için ne olsa dersin. | All Relative-1 | 2014 | |
| Then why don't you just tell our daughter | Neden kızımıza kimle çıkıp kimle çıkamayacağını söylemiyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| That way we can all disregard each other's feelings. | Bu sayede kimse kimsenin hislerine saygısızlık yapmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| That's rich, coming from you. | Tam bir ironi, senden duyunca. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're an asshole. | Tam bir denyosun. | All Relative-1 | 2014 | |
| Besides, grace is too young for him. | Ayrıca yaşı Grace'den fazla büyük. | All Relative-1 | 2014 | |
| He's got bags under his eyes and a thin upper lip. | Gözlerinin altında torbalar var ve üst dudağı da ince. | All Relative-1 | 2014 | |
| Maren? | Maren? | All Relative-1 | 2014 | |
| No. | Hayır. Grace! | All Relative-1 | 2014 | |
| You thought I was my mom? | Beni annem mi sandın? Hayır hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| Uh, hey. Is everything okay? | Her şey yolunda mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't know. Is everything okay? | Bilmem, her şey yolunda mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| I've always wanted to have sex in the house I grew up in. | Hep büyüdüğüm bu evde seks yapmak istemişimdir. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know, but I don't want to wake your mom and dad up. | Bilemiyorum, annenleri uyandırmak istemiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| You've been very patient. | Çok sabrettin. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know, but your parents are right here. | Biliyorum ama annenler burada. | All Relative-1 | 2014 | |
| So what? It's not like we're in high school. | Ne olmuş yani, liseliyiz sanki. Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| Grace, I really don't feel comfortable pressuring you. | Grace, gerçekten sana baskı yaptığım için huzurlu değilim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Is it my outfit? | İç çamaşırımdan dolayı mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Is it too much? No. No, hey. | Çok mu ateşli? Hayır hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| You look amazing. Like, amazing amazing. | Acayip gözüküyorsun. Yani acayip acayipsin. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's just I'm... I'm here, | Ben sadece... | All Relative-1 | 2014 | |
| And it's... it's a strange house. | ...bilmediğim bir evdeyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's... like, the house isn't that st... | Yani ev acayip falan değil... O neydi lan öyle? | All Relative-1 | 2014 | |
| You need to relax. | Rahatlaman lazım. Tanrım, peki. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know what I'm gonna do? Hey. Hey, babe. | Ne yapacağım biliyor musun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm just gonna go... I'm gonna go and brush my teeth. | Ben şimdi gidip dişlerimi fırçalayacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| And then I'm... I'm gonna come back here after... | Sonra buraya geri döneceğim... | All Relative-1 | 2014 | |
| after I brush them, | ...fırçalayıp geliyorum, bir yere ayrılma tamam mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay. All right. | Tamam. Peki. | All Relative-1 | 2014 | |
| Be right back. Okay. | Hemen dönerim. Tamam. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're gonna go back in there. | Oraya geri döneceksin. | All Relative-1 | 2014 |