Search
English Turkish Sentence Translations Page 3205
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| You were just talking about | Geçen gün de midem taş gibidir bana hiçbir şey olmaz diyordun. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know. It's weird. | Tuhaf olduğunun farkındayım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Aside from a mild lactose intolerance, | Laktoz hassasiyetim haricinde genelde midem sağlamdır ama... | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, I'm gonna go to the pharmacy. | En iyisi ben bir eczaneye gideyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, no, no. It's around the corner. | Yok yok, hemen köşede zaten. Ben giderim, sorun değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| Harry needs lactose pills. | Harry'e laktoz ilacı lazımmış. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah. Ugh. | Evet. Öyle mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| Uh, my stomach's not in the best of moods right now. | Midem şu anda pek iyi değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| So I told... I was gonna go to the pharmacy. | Ben de bir eczaneye gideyim dedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'll drive you. | Ben seni götürürüm. Grace önce teklif etti ama. | All Relative-1 | 2014 | |
| It'll give us some time to chat. | Az laflarız hem. | All Relative-1 | 2014 | |
| Honestly, I don't want to inconvenience you. | Gerçekten size zahmet vermek istemem. | All Relative-1 | 2014 | |
| I insist. | Israr ediyorum. Bence bu iyi fikir. | All Relative-1 | 2014 | |
| Grace and I can catch up on a few things. | Grace'le de ben biraz sohbet ederiz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Um... you know, I'm thinking it might be just best | En iyisi biraz daha yola erken çıkayım. | All Relative-1 | 2014 | |
| 'Cause I'm gonna be spending the night at my buddy Jared's place, | Çünkü akşama arkadaşım Jared'de kalacağım da... | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm... I'm sorry I'm not feeling well. | Üzgünüm. Gerçekten hiç iyi değilim. | All Relative-1 | 2014 | |
| You can tell me the truth. | Gerçekleri anlatabilirsin. Bununla başa çıkabilirim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Your food is really good. | Yemekleriniz gerçekten güzeldi, nefisti. | All Relative-1 | 2014 | |
| And my stomach pains are in no way | Mide ağrılarımın yemeklerinizle gram alakası yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's not about my cooking. It's about Maren. | Sebep aşçılığım değil. Sebep Maren. | All Relative-1 | 2014 | |
| I know you're uncomfortable. | Biliyorum rahatsız oldun. Bir de benim halimi düşün. | All Relative-1 | 2014 | |
| I have to live with this every day. | Her gün bununla yaşamam gerek. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm so sorry, Phil. | Çok üzgünüm Phil. | All Relative-1 | 2014 | |
| When I agreed to meet grace's parents | Grace'in ailesi ile tanışmayı kabul ettiğimde... | All Relative-1 | 2014 | |
| Nothing could have prepared me to see Maren face To Face. | ...Maren ile yüz yüze geleceğimden nasıl haberim olsun ki. | All Relative-1 | 2014 | |
| I want to apologize for my behavior. | Davranışım için özür dilemek istiyorum. Berbat hissediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| You want to apologize? Yes. | Özür mü diliyorsun? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| You feel awful? | Berbat mı hissediyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| I do. | Öyle. | All Relative-1 | 2014 | |
| What'd you do? You were invited to dinner. | Senin ne suçun var ki? Yemeğe davet edildin. | All Relative-1 | 2014 | |
| You had no idea you were gonna walk into all that tension. | Böyle bir gerginliğin ortasına düşeceğini bilemezdin ki. | All Relative-1 | 2014 | |
| Maren and I, | Maren'la ben bir süredir bazı sorunlar yaşıyoruz. | All Relative-1 | 2014 | |
| And it's... I feel really badly | Böyle bir durumun ortasına düştüğün için kötü hissediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm embarrassed. | Mahcubum. | All Relative-1 | 2014 | |
| And I know you're uncomfortable. | Rahatsız olduğunun farkındayım. Biraz öyle oldu. | All Relative-1 | 2014 | |
| I I I want to apologize. | Asıl ben özür dilerim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Apology accepted. | Özrünü kabul ediyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Good. | Güzel. Sağ ol. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, I'm glad we cleared the air. | Åu havayı dağıttığımıza sevindim, artık daha iyiyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm not washing anything by hand tonight. | Bu akşam hiçbir şeyi elde yıkamayacağım. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, just put everything in here. | Hepsini buraya koy gitsin. | All Relative-1 | 2014 | |
| Get rid of it. Yeah. Put it in. | Evet doldur. | All Relative-1 | 2014 | |
| Honey... | Tatlım. | All Relative-1 | 2014 | |
| you really like this guy, huh? | Bu çocuktan gerçekten hoşlanıyor musun? Evet galiba. | All Relative-1 | 2014 | |
| But he is a little old for you, isn't he? | Ama senin için biraz yaşlı, öyle değil mi? Anne! | All Relative-1 | 2014 | |
| We're just dating, okay? | Biz sadece çıkıyoruz tamam mı? Evlenecek falan değiliz. | All Relative-1 | 2014 | |
| We're just... | Biz sadece birbirimizi tanımaya başladık. | All Relative-1 | 2014 | |
| We're figuring it out. | Yeni yeni tanıyoruz. Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| I just don't want you rushing into situations | Ben sadece duygusal açıdan hazır olmadan bazı şeyleri... | All Relative-1 | 2014 | |
| You mean like how you and dad had me | Babamla senin daha hazır değilken beni peydahlamanız gibi mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| We did initially rush into things, | Biz bazı şeyleri aceleye getirmiş olabiliriz. | All Relative-1 | 2014 | |
| But that was then, and look at us now. | Ama bu öncedendi, şimdiki halimize baksana. | All Relative-1 | 2014 | |
| I need to ask you something. | Sana bir şey sormam lazım. Tamam. | All Relative-1 | 2014 | |
| Is dad having an affair? | Babamın bir ilişkisi mi var? | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't... I don't know. | Bilemiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| What is it? Are you having an affair? | Ne var peki? Senin mi bir ilişkin var? | All Relative-1 | 2014 | |
| Honey! | Tatlım! Canım lütfen. | All Relative-1 | 2014 | |
| It just... it just feels really weird in this house. | Bu evde gerçekten garip giden bir şeyler var. | All Relative-1 | 2014 | |
| I don't know. Am I imagining it? | Bilmiyorum, bana mı öyle geliyor? | All Relative-1 | 2014 | |
| There's nothing going on, sweetie. | Bir şey olduğu yok tatlım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Here. | Al bakalım, buna yer var mı? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| Uh, I'll meet you at the register. | Kasada buluşuruz. Tamam. | All Relative-1 | 2014 | |
| Hi, sweetheart. | Merhaba canım. Merhaba. | All Relative-1 | 2014 | |
| Those are your eyes, baby. | Gözleri tıpkı sen bebeğim. Burnu da tıpkı sen. | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay, maybe it's my nose, but those are your eyes. | Burnu bana benziyor ama gözler kesin sana benziyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| You think so? | Öyle mi diyorsun? Evet, aynı sen. | All Relative-1 | 2014 | |
| I am in some serious shit right now, man. | Adamım, şu an cidden boğazıma kadar boka batmış haldeyim. | All Relative-1 | 2014 | |
| The mom that I slept with a month ago? | Geçen ay yattığım abla vardı ya? | All Relative-1 | 2014 | |
| Grace's mother! | Grace'in annesiymiş. | All Relative-1 | 2014 | |
| No fudging way. What? | Hattiktir. Ne? | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, fudging way. | Hattiktir ya. | All Relative-1 | 2014 | |
| Now I'm stuck in a house with her and grace. | Åimdi evlerinde annesi ve Grace ile sıkıştım kaldım. | All Relative-1 | 2014 | |
| That is incredible. | Bu inanılmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| I d... I'm freaking out, man. I got to bail. | Ödüm bokuma karışıyor oğlum. Buradan gitmem lazım. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, no, no, no, no. Bad move. Wait. What? | Hayır hayır, yanlış hareket. Nasıl yani? | All Relative-1 | 2014 | |
| The most important thing in this situation right now, | Åu anda en önemli mevzu ne biliyor musun. | All Relative-1 | 2014 | |
| You are one step away | Analı kızlı grup yapmaya bir adım uzaktasın. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, my god. He's about to have a mother Daughter threesome. | Tanrım! Analı kızlı grup yapacak. | All Relative-1 | 2014 | |
| I never did this when I was single. Jesus! | Ben bekarken bunu hiç yapmamıştım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm not having a mother/daughter threesome! | Analı kızlı grup falan yapmayacağım! | All Relative-1 | 2014 | |
| Dude, I need you to be serious right now. | Kanka, şu anda cidden yardıma ihtiyacım var. | All Relative-1 | 2014 | |
| The husband has no idea I had sex with his wife. | Kocasının karısıyla seks yaptığımdan haberi yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| There's a husband? Yes! | Kocası da mı var? Evet! | All Relative-1 | 2014 | |
| Don't worry about it. | Merak etme o zaman. | All Relative-1 | 2014 | |
| She is not gonna want | Kadın da en az senin kadar ilişkisini gizlemek isteyecektir. | All Relative-1 | 2014 | |
| You'll be completely fine. | Sana bir şey olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Are you kidding? I think she wants a divorce. | Dalga mı geçiyorsun? Galiba kocasından boşanmak istiyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Play it cool. | Serin kanlılığını koru. | All Relative-1 | 2014 | |
| No open affection toward her in front of the mother. | Kıza anasının karşısında alenen duygusal davranma. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm just coming over to you. | Ben sana geliyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Don't feed her at the dinner table. Do not... | Masada onu ellerine falan besleme ha. | All Relative-1 | 2014 | |
| you all set? Yeah. | Tamam mısın? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| We have leftovers, sweetie. | Akşam yemeğinden kalanlar var tatlım. | All Relative-1 | 2014 | |
| No, thanks. | Sağ ol. | All Relative-1 | 2014 | |
| I saw a documentary at school on the food industry. | Okulda yemek endüstrisi ile ilgili bir belgesel izledim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I am done with meat. | Artık etle işim olmaz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, 60 minutes of sugar is toxic. | Åeker de zehirdir ama. | All Relative-1 | 2014 | |
| Better than mad cow. | Deli danadan iyidir. | All Relative-1 | 2014 | |
| How did it go? | Nasıldı? | All Relative-1 | 2014 |