Search
English Turkish Sentence Translations Page 3254
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| The money I took off you is the, uh, commission you owe me. | Senden aldığım para, bana borçlu olduğun komisyondur. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| If we can work together, we become partners. | Birlikte çalışırsak, ortak oluruz. Eğer çalışamazsak, rakip oluruz. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I've become extremely efficient in eliminating the competition over the years. | Rakipleri ortadan kaldırma konusunda yıllardır aşırı verimliyim. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I'm still here. | Hâlâ buradayım. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You'll be working directly for me. | Direk bana çalışıyor olacaksın. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| The jobs will be laid out. Blueprints, schematics, whatever's necessary. | İşler ortaya konulacak. Planlar, şemalar, ne gerekiyorsa. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| What's my end? | Benim payım ne olacak? 30%. Pazarlık payı yok. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Only one job? | Tek bir iş mi? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| If that's what you want? I do. | Eğer istediğin buysa. İstediğim bu. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Prick. | Pislik. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| DIXON: These tactics? | Bu taktikler mi? Evet. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| DIXON: What if Mark Corso puts in a complaint? | Ya Mark Corso şikayet ederse? 1 | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You wanna make detective? | Dedektif mi olmak istiyorsun? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Yeah. Then listen. | Evet. O zaman dinle. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| One day you're gonna have to shoot someone in the back. | Bir gün birini arkadan vurman gerekecek. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| And when that moment comes, | Ve o an geldiğinde, lanet prosedürü uygulamayacaksın. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Our boy in May? | Bizim adamımız oyunda mı? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Difficult? No. | Zor mu? Hayır. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Medium level security, no more than five mil in the vault. | Orta düzey bir güvenlikle, kasada en fazla 5 milyon var. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| By the way, I still haven't spoken to my son. | Bu arada, hâlâ oğlumla konuşmadım. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I want assurances the next time we meet. | Bir sonraki buluşmamızda garantileri istiyorum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I'll look into it. | Halledeceğim. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| JOSEPH: Fifth floor down. North east corner. | Aşağıda beşinci kat. Kuzeydoğu köşesi. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| RILEY: I see it. | Gördüm. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| How are they looking after themselves? | Kendilerinden sonra nasıl görünüyorlar? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| It's a binary system connected to three independent alarms. | Üç bağımsız alarma bağlı ikili bir sistem var. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| To where? | Neresi için? Scotland Yard için. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Response time? Six minutes. | Tepki süresi? Altı dakika. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Proximity? Not close enough. | Yakınlık? Yeterince yakın değil. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Mr Cutter will be with you. | Bay Cutter sizinle olacak. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| If he steps out of line, I'll do what's necessary. | Çizgiyi aşarsa, gerekeni ben yapacağım. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| How secure is the box? | Kutu ne kadar güvenli? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Two foot of titanium steel. | Altmış santimetre kalınlıkta titanyum çelikten. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I'll need two weeks prep. | İki hafta hazırlanmam lazım. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You've got it. | İşi aldın. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Under the seat. | Koltuğun altında. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Are we good? | İyi miyiz? Evet, iyiyiz. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| We're good to go. | Gitsek iyi olacak. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Earliest window? | En erken en zaman olur? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| This weekend. | Bu hafta sonu. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| The access codes? | Erişim şifreleri? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| We're on it. | Hallederiz. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| That's not good enough. | Yeteri kadar iyi değil. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| We're experiencing a few difficulties. | Birkaç zorlukla karşılaşıyoruz. Erişim sahibi. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You got a profile? | Bir profilin var mı? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I've gone over it. | Ben gözden geçirdim. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| He can't be turned. Worked for the firm for 22 years. | O döndürülemez. Şirket için 22 sene çalışmış. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| We got no option but to go in hard. | Başka bir seçeneğimiz yok ama zorlamalıyız. Onun... Ailesini kullan. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| It's not my style. | Benim tarzım değil. Tarzın değil mi? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| So what do you suggest? Nothing. | Ne öneriyorsun? Hiçbir şey. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You said it would be a laid out, inside job. | İşi içeriden düzenleyeceğini söylemiştin. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Don't be a smartass. | Ukalalık etme. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You have an option without a 10 year default, I'm listening. | On senelik olmadan seçeneğin var, seni dinliyorum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Okay. | Peki. Belki. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I'll need 48 hours. | 48 saate ihtiyacım var. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I meant what I said. | Söylediklerimde ciddiydim. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You're just like your brother. | Tıpkı kardeşin gibisin. O da her şeyi bildiğini düşünürdü. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Why bring him up? Why not? | Onu neden getirdin? Neden olmasın? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| He was a prick. | Pisliğin tekiydi. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Yeah. We need to talk. | Evet. Konuşmalıyız. Orada görüşürüz. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| PARKER: I told you not to call me, Corso. | Beni aramamanı söylemiştim, Corso. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I want my son released. That's not gonna happen. | Oğlumun serbest bırakılmasını istiyorum. Öyle bir şey olmayacak. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You stick to the plan, you'll be playing happy families by the weekend. | Plana sadık kal, mutlu ailenle hafta sonuna kadar oyna. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You're not listening to me, detective. Yes, I am. | Beni dinlemiyorsun, dedektif. Evet, dinliyorum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Firstly, you don't tell me what to do. Secondly, stop wasting my fucking time. | Birincisi bana ne yapacağımı söyleme. İkincisi lanet zamanımı harcamayı bırak. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I've spoken to my son. | Oğlumla konuştum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| He's being looked after. By who? By you? | Ona iyi bakılıyor. Sen mi bakıyorsun? Sen mi? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| When you've got a junkie for a son, detective, deaf ears become a necessity. | Keş bir oğlun varsa dedektif, sağır kulaklar bir zorunluluk haline gelir. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| It's either listen to lies or listen to more lies. For years I never listened. | Yoksa yalanlarını hep dinlersin. Yıllardır hiç dinlemedim. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Then he mentions a black Range Rover. | Sonra siyah bir Range Rover'dan bahseder. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I took in every word. Every detail. | Her dediğini aldım. Her detayı. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I want my son released. | Oğlumun serbest bırakılmasını istiyorum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| JOSEPH: Audio recordings of our preparations. | Hazırlıklarımızın ses kayıtları. Katkılarınız dahil. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You wanna fuck with me, do you? No, you fucked with my family first. | Beni sikmek istiyorsun, değil mi? Hayır, önce sen benin ailemi siktin. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Your son wants to distribute cocaine, he should know it comes with risk and reward. | Oğlun, kokain dağıtmak istiyor, riskleri ve ödülleri olduğunu bilmeli. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Same applies to me. Remember? | Aynı şey benim için de geçerli. Hatırladın mı? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I remember we didn't have this problem. | Bu sorunu yaşamadığımızı hatırlıyorum. Erişim sahibiyle bir sorun yaşadık. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| The codes are in Scotland Yard's mainframe. | Şifreler Scotland Yard'ın ana bilgisayarında. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I want the source recordings in exchange. | Döviz kayıtları kaynağını istiyorum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| MARK: Yeah? | Evet? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Great. Great. | Harika. Harika. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| PARKER: Jonathan Parker. | Jonathan Parker. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| PARKER: Files? | Dosyalar mı? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| You stay where you are. | Olduğun yerde kal. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Cutter. | Cutter. Sands. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| We're good. | Tamamdır. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Get in the car. | Arabaya gir. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Access codes? | Erişim şifreleri mi? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| This one's to run smoothly, Corso. | Bu da sorunsuz çalışıyor, Corso. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| CUTTER: We have the access codes. | Erişim şifrelerini aldık. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| JOSEPH: Give us a minute, George. Okay? | Bize bir dakika izin ver, George. Tamam mı? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| What is wrong with you? | Senin sorunun ne? | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I thought you would've learned your lesson after the Dover incident. | Dover olayından sonra dersini aldığını düşünüyordum. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Wasn't easy to get you a suspended sentence. | Cezanı askıya aldırmak kolay olmamıştı. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| They're never gonna let you be the merchant of this city. | Bu şehrin tüccarı olmana asla izin vermeyecekler. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I'll be fine. | Ben iyi olacağım. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| It's too late. They all know your problems. | Artık çok geç. Bütün sorunlarını biliyorlar. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| Sober or not, you'd be seen as a weak merchant. | İster inan ister inanma, zayıf bir tüccar gibi göründün. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I'd always keep you close. | Seni her zaman yakında tutarım. | All Things to All Men-1 | 2013 | |
| I lost your mother. | Anneni kaybettim. Seni de kaybetmek istemiyorum. | All Things to All Men-1 | 2013 |