Search
English Turkish Sentence Translations Page 3298
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Excuse me? Perv much? | Anlamadım? Sapık mısın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Why don't you come over here and sit on my lap. | Neden buraya gelip kucağıma oturmuyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, I bet you got soft lips. | Evet, bahse varım dudakların yumuşaktır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You picked the wrong day to mess with me. | Bana bulaşmak için yanlış bir gün seçtin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Mmm... yeah, let's get you out of those clothes. | Evet, hadi seni bu elbiselerden kurtaralım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It feels good. Oh yeah. | Bu iyi geldi. Evet. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Let's see what you got up that skirt... | Bakalım bu eteğin altında ne varmış... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It feels like a penis! | Bu penis'e benziyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh my God! You have a penis! | Aman Tanrım! Penis'in var! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Will you ever forgive me? | Beni affedebilecek misin? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, well, she wasn't really my type. | Evet, yani, sonuçta benim tipim değildi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I mean, her eyes were too close together | Demek istediğim, gözleri birbirine çok yakındı, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and she'd never seen Seaquest. | ve Seaquest'i hiç izlememiş. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Also, she had a penis. | Üstelik bir de penis'i var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, I guess. | Evet, tahmin ediyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So, are you ready? | Pekala, hazır mısın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Peter, I don't think I'll ever be ready. | Peter, hazır olacağımı hiç sanmıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I still can't believe that was a man. | Onun bir erkek olduğuna hala inanamıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah. Apparently, I accidentally signed up | Evet. Görünüşe göre, yanlışlıkla... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| for unexpected cock'nections. | beklemediğim bir duruma girdim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Still... nice guy. | Yinede... hoş bir erkek. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I had a lovely time. | Çok hoş zaman geçirdik. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You really did get your mojo back. | Gerçekten tılsımın geri geldi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yes, but at what cost. | Evet, ama pahalıya mal oldu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Let's get this over with. | Hadi şu işi yapalım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Super nurple! | Süper nurple! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Um, this feels kinda funny. | Bu durum biraz komik hissettiriyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, then I must be doing something wrong. | O zaman yanlış bir şeyler yapıyor olmalıyım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It should feel hilarious. | Eğlenceli hissettirmesi gerekirdi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This is all happening so fast. | Her şey çok hızlı gelişiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I know... But it just feels so right. | Biliyorum... Bu çokta iyi hissettiriyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| A magical dinner for two at the finest hotel buffet | Yürüme mesafesi uzaklıktaki çok güzel bir otelde... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What better way to end "two for one Tuesdays" | ...bir iki salı daha böyle takıldıktan sonra, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| than two becoming one. 1 | ...bu işi bundan daha iyi bir şekilde bitiremeyiz diye düşünmüştüm. 1 | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's beautiful. | Bu çok iyi olur. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| More wine? | Biraz daha şarap? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What's wrong? You too cold? | Yanlış olan ne? Çok mu soğuk? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I can warm you up. | Ben seni ısıtabilirim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No, not cold. Ah! Too warm. | Hayır, soğuk değil. Ah! Çok sıcak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Maybe you're wearing too many bras. | Belki de çok fazla sutyen giymişsindir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I can help you with that. | Bu konuda yardımcı olabilirim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I think the problem is that guy. | Sanırım problem şu adam. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't mind me, guys. Pretend I'm not even here. | Bana aldırmayım çocuklar. Burada yokmuşum gibi davranın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Right. I'll take care of it. | Tamam. Ben hallederim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, Peter, would you like a very special cupcake? | Hey, Peter... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pffft! Obviously. | Tabii ki isterim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't worry, I drugged his cupcake. | Merak etme, çöreğine ilaç kattım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He'll sleep like a baby. | Bir bebek gibi uyuyacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, but he's still right there. | Evet, ama hala orada. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm being insensitive. | Biraz daha katılaşıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Good night, sweet prince. | İyi geceler, tatlı prens. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Sleep now so that I may hump. | Uyu ki ben de ilişkiye girebileyim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now, where... Denise? | Şimdi, nerede kal... Denise? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Must kill president... | Başkanın öldürülmesi gerek... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I probably shouldn't have said hump. | Belki de ilişkiye gireceğim dememeliydim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I work at Sassitude. | Sassitude'de çalışıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Shoot me in the face and end it now. | Anlımın ortasından vur ve şuna bir son ver. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But first, I need a cupcake. | Ama önce... Bir çöreğe ihtiyacım var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Whoa whoa whoa! | Dur, dur, dur! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You can't have those. Terry, it's okay. | Bunları yiyemezsin. Terry, sorun değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm on this all cupcake diet. | Çörek diyetindeyim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay, that was a lie, | Tamam, yalan söylüyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You can't eat those cupcakes. | Bu çöreklerden yiyemezsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| They're drugged | İçine ilaç kattım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| for when I bring girls home. | Eve kız getirdiğim zamanlar için. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm sorry, what was that? | Anlamadım, ne için? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie, I don't drug the women. | Bernie, kadınları ilaçla uyutmuyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm not a monster. | Sapık değilim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I drug Peter so I can have sex with women | Peter'i uyutuyorum, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I think this idea seems way less creepy | Sanırım bu fikir yüksek sesle söylemediğimde... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Although, I am starting to realize | Sanırım, niye işe yaramadığını anlamaya başlıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You're drugging your own brother? | Kendi kardeşini ilaçla mı uyutuyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do you know how dangerous that is? | Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor musun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't worry. These are pretty safe. | Endişelenme. Bunlar oldukça güvenli. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| "Side effects include drymouth, persistent erections, | "Yan etkileri: Ağız kuruluğu, kalıcı ereksiyon, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and sleep heroics." | ve uyku kahramanlığı." | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Sleep heroics? | Uyku kahramanlığı mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| See? Dry mouth. No big deal. | Gördün mü? Ağız kuruluğu. Önemsiz bir şey. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh! Whoa! | Ah! Vay canına! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That is persistent. | Bu iz bırakacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But harmless. No one's getting hurt. | Ama zararsız. Kimseye zararı yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| God, my head is killing me! | Tanrım, kafam beni öldürüyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hm... it doesn't say anything about headaches. | Baş ağrısıyla ilgili bir şey söylemiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow... that is persistent. | Vay canına... Bu iz bırakacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, what are you guys talking about? | Ne hakkında konuşuyorsunuz siz? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Next time, just get a hotel room. | Bir dahaki sefere, bir otel odası tut. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Who can afford a hotel at $10.25 an hour? | Saati 10.25 dolardan, bir otele gitmeyi kim göze alabilir ki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Whoa! $10.25 an hour? | Yok artık! Saati 10.25 dolar mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I know! That's nothing. | Biliyorum! Sudan ucuz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Guess you should've stayed here with us. | Burada bizimle birlikte kaldığını varsayarsak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You'd be making twenty by now, | Ben ve Pete gibi saatte 20 dolar kazanıyor olman gerekirdi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I only make ten! | Ben sadece 10 dolar kazanıyorum! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What? How do you guys live? | Ne? Siz nasıl yaşıyorsunuz? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do you make your own clothes? | Kendi elbiselerinizi kendiniz dikerek mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's ridiculous. | Ne saçma. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Make our own clothes, eh? | Kendi elbiselerini dikmek, demek? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's gonna hurt. Okay! All right! | Bu acıttı. Tamam! Pekala! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I will just dig it out with these scissors... | Bu makasla bir deşeyim şunu... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, that's much worse. | Ah, bu çok kötü. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Just stitch through it, | Sadece bir dikiş atacağız, | Almost Heroes-1 | 2011 |