Search
English Turkish Sentence Translations Page 3299
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| just stitch through it, Peter, come on! | ...sadece bir dikiş, Peter, hadi! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Scissor again. Here we go! Oh! Oh! | Tekrar makasa geç. İşte başlıyoruz! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm ruining my shirt. | Gömleğimi mahvediyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's what's really upsetting! | Asıl keyfimi kaçıran da bu! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pete, you know that dad always paid me a quarter more. | Pete, babamın her zaman bana bir çeyreklik daha fazla verdiğini biliyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, when we were twelve! | Evet, 12 yaşındayken! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We should make the same. | Aynı kazancı sağlamamız gerek. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wait, your goal is $10.25 an hour? | Dur bir, hedefiniz saatte 10.25 dolar mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look, I would love to give you a raise, | Bak, sana zam yapmayı gerçekten çok isterdim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but we have to minimize costs to keep prices low. | ...ama fiyatları düşük tutmak için maliyetleri en aza indirmek zorundayız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Remember what dad used to say? 1 | Babamın her zaman ne söylediğini unutma? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Get your finger out of there? | "Parmağını çıkar oradan." mı? 1 | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He also used to say, | O her zaman, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| "Great comics for great people at great prices." | "Harika insanlara, harika fiyatlarda, harika karikatürler." derdi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I love watching you guys bond, | Bağlılığınızı seyretmeye bayılıyorum, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but time is money... For me anyway. | ama para zamanı... En azından benim için. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| See you at lunch, poorpants! | Öğle yemeğinde görüşürüz, yırtık don! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Poorpants? Really? | Yırtık don mu? Gerçekten mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's just so rare | Arada oluyor böyle... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I actually get to feel superior... | Aslında kendimi herhangi birine karşı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| To anyone. | ...üstün hissettiğimde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| All right, knock yourself out. | Tamam, kendini sal gitsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Why don't you go sell your blood | Neden gidip de kan için... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| at the place where they pay you for...your blood! | ödeme yapan şu şeye... kanını satmıyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The blood bank? | Kan bankası mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm on fire! | Yakıyorum ortalığı! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, maybe I should make $10.25 an hour | Belki de ben saatte 10.25 dolar almalıyım, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and you can make ten, | sen de 10 dolar alırsın, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| that way prices stay the same. | ...bu sayede fiyatlar da aynı kalır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And get your finger out of there. | Ve parmağını çıkar oradan. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Another coffee break? Really? | Başka bir kahve molası daha mı? Cidden mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Should I say cupcake break? | Yoksa çörek molası mı demeliyim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll have you know I didn't have a cupcake | Sanırım söylemem gerek, çörek falan yemedim | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| because it was drugged. | ...çünkü çöreklere ilaç katılmış. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do you know how sad that sounds? | Kulağa ne kadar acıklı geldiğini biliyor musun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I do, yes. | Evet, biliyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look, I know folding's pretty darn complicated | Bak, katlama işinin, geniş parmaklı biri için fazlasıyla... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but who is going to buy a wrinkled shirt? | Ama buruşuk bir bluzu kim alır ki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow. You're right. That is a huge problem. | Vay canına. Haklısın. Bu devasa bir sorun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| If only there are some way I could refold it. | Eğer başka bir yolu olsaydı tekrardan katlayabilirdim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Maybe you could refold all of them. | Belki de, hepsini tekrardan katlayabilirsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But those ones aren't wrinkled. | Ama bunlar buruşuk değiller ki. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now they are. | Artık buruşuklar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Come on! That took me like three minutes! | Hadi ama! 3 dakikam haybeden gidecek! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Nice attitude. | Çok iyimsersin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Eight dollars an hour. | Saatte 8 dolar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ha! Eight dollars an hour? | Saatte 8 dolar mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's not even half of what I make! | Bu benim kazandığımın yarısı kadar bile değil! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What? You make more money than I do? | Ne? Benim kazandığımdan daha fazla mı kazanıyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah. What do you have to say about that? | Evet. Bununla ilgili söyleyecek başka bir şeyin var mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah, well... I guess it sounds fair. | Evet, aslında... Sanırım adil görünüyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Mm hm. Because in two years | Evet. Çünkü, 2 yıl içinde, karın kasları baklava desenli... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| to a CEO with washboard abs, | ...bir genel müdürle evlenmiş olacağım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and you will still be here, aging. Badly. | Ve sen hâlâ burada yaşlanıyor olacaksın. Çok fena. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, yes I do know that. | Hayır, bunu biliyorum. Parmak izlerimiz her yerde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You are gonna die working at Sassitude. | Sassitude'de çalışarak öleceksin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You are gonna be buried in spanx. | Spanx*ın içine gömülmüş olacaksın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Maybe I'll just fold these. | Belki de bunları katlasam iyi olacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| See? Even though you make more, | Gördün mü? Benden daha fazla kazanıyor olsan bile, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you still have to do what I tell you. | ...hala benim söylediklerimi yapmak zorundasın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I can't believe there are suckers out there | Dışarıda bu işi, benim aldığım paranın... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Suckers... | Enayiler... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, hey, hey! What're you doing? | Hey, hey, hey! Ne yapıyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm evening out the wage disparity in this place. | Buradaki ücret eşitsizliğini ortadan kaldırıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| First of all, great use of the word disparity. | Öncelikle, "eşitsizlik" sözcüğünü çok iyi kullandın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's on my word of the day calendar. | Bugünkü takvim yaprağının özlü sözü. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I thought it was quite perspacacious. | Bu sözcüğün fazlasıyla "zekice" olduğunu düşündüm. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Was that yesterday's word? | Bu da yarın ki özlü söz mü? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. I just made it up. | Hayır. Bunu şimdi uydurdum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Second of all, those aren't wages, | İkinci olarak, bunlar ücret değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| they're tips for my excellent service. | Benim kusursuz servisim için bahşiş. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Isn't that right, Boyd? | Öyle değil mi, Boyd? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, sorry, Pete. He's earned every penny. | Üzgünüm, Pete. Kuruşu kuruşuna o kazandı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He made a heart with the foam. | Köpükle bir kalp yaptı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's because I love you. | Bu seni sevdiğim için. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Damn, he's good. | Lanet olsun, o çok iyi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay. Well, then... | Tamam. O halde... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| How hard could it be? | Ne kadar zor olabilir ki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Is it supposed to do that? | Böyle yapması normal mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Is anything supposed to do that? | Böyle bir şey yapması sence normal mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Fine. You know what? I'll just set up a tip jar | Peki. Biliyor musun ne olacak? Ben de çizgi roman tezgahına... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| at the comic counter, | ...bir bahşiş kavanozu yerleştireceğim, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and you can't have any of that! | ...ve ondan tek kuruş alamayacaksın! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Pfft! How are you going to get tips? | Bahşişi nasıl alacaksın peki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, I've got a few ideas. | Bir kaç fikrim var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh my God! That poor woman, | Aman tanrım! Zavallı kadın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| she's dead. | Kadın öldü. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Is she? | Acaba? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Peter, that's amazing! | Peter, bu inanılmaz! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Why do I ever question you? | Neden sana soru sorup duruyorum ki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You're the best. | Sen en iyisisin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Thank you, young man. | Teşekkürler, genç adam. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Fifteen cents? | 15 sent mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Keeping in mind you don't have magical powers. | Aklında bulunsun, senin sihirli güçlerin yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Then I've got nothing. | O zaman, nasıl yapacağımı bilmiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You've had a rough day. | Zor bir gün geçirdin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm giving you a ten minute break. | Sana 10 dakika izin veriyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Who made you lord of the breaks? | Seni izinlerin efendisi yapan kim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's my job as manager. | Bu yönetici olarak benim görevim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Manager? What? | Yönetici mi? Ne? | Almost Heroes-1 | 2011 |