Search
English Turkish Sentence Translations Page 3293
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Oh, my God. | O da ne. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Is that what a beating looks like? | Dayak yediğinde böyle mi oluyor? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I would never risk that for you! | Senin için bu riski alamam! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Can I have a coffee, please? | Bir kahve alabilir miyim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wh what happened to your face there, Dan? | Suratına... Suratına ne oldu, Dan? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Frarhalahsalhfldsh... | Frashklahfl... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Also, he has a small penis. | Bir de, küçük bir aleti olduğunu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Why would he admit to that? | Neden bunu itiraf etsin ki? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So it all worked out. | Her şey halloldu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No loose ends at all. | İşler bitmeden gevşemek yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hi, my name's Wendell. | Selam, benim adım Wendell. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I believe you have a comic for me. | Sanıyorum sizde benim için bir çizgi roman var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Who's the man with the sword! | Kılıçlı adam kimmiş bakalım! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, Pete. Can we talk? | Hey, Pete. Konuşabilir miyiz? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't know. I'm kind of busy. | Bilmiyorum. Biraz meşgulüm. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look, uh, I'm worried about you. | Şey... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You know, you spend all your time in the shop; | Yani, şimdiye kadar bütün vaktini dükkanda harcadın; | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I think you might be in a rut. 1 | Abazanlığa girmiş olabileceğini düşünüyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Unlikely. Hey! | İmkanı yok. Hey! 1 | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I know it can be hard to meet people, | İnsanlarla tanışmanın zor olabileceğini biliyorum, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but I think you're a great guy. | ama bence sen harika birisin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You just need help showing the world, | Sadece bunu dünyaya göstermek için yardıma ihtiyacın var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| which is where I come in. | Ben de bunun için buradayım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Today is your lucky day. | Bugün senin şanslı günün. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, my God! I got accepted to space camp! | Aman Tanrım! Uzay kampına kabul edildim! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Uh, no, for the thousandth time, | Hayır, bin seferdir söylüyorum, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you're not going to space camp; | Uzay kampına gitmeyeceksin; | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's for little kids. | Bu küçük çocuklar için. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The luckiest little kids in the world. | Dünyadaki en şanslı küçük çocuklar için. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm going to help you get a date. | Sana bir buluşma ayarlamanda yardımcı olacağım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No thanks. | Kalsın o zaman. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I already got a date tomorrow night. | Yarın gece zaten bir randevum var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Sure you do. | Eminim öyledir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Uh, that's why I'm working out; | Neden dışarıda çalışıyorum sanıyorsun; | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Women love a strong sword arm. | Kadınlar güçlü erkeklere bayılır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow! You're serious. | Sen ciddisin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But and honestly I mean no offense by this | Peki... doğrusu, buna darılma sakın ama... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| how is that possible? | Bu nasıl mümkün olabilir? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| She enjoys my star wars fan fiction. | Star Wars hayran yorumlarımdan hoşlanıyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We meet up | Ve iş için şehre geldiğinde de buluşacağız. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't worry though, there won't be much talking. | Endişelenmene gerek yok, çok fazla konuşma olmayacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's a Booty call? | Kızı yatağa mı atacaksın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| A gentleman never tells. | Bir beyefendi asla böyle söylemez. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Let's just say there will be intercourse. | Şöyle diyelim, bir ilişkimiz olacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And I honestly mean no offense by this, | Şey...aslında, buna darılma sakın ama... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but when's the last time you had a date? | En son ne zaman biriyle çıktın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, I just... I had... Um... huh. | Evet, şey... Ben... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now, if you will excuse me, I must go oil my sword. | Şimdi, izninle, kılıcımı yağlamaya gitmem gerekiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So Peter has a date tonight. | Peter'in bir randevusu var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It is. It really is. | Öyle. Gerçekten öyle. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But here's the confusing part: | Ama buradaki yanlış olan bölüm şu: | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't. | Benim yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So? I haven't had a date in months. | Ne olmuş? Ben aylardır kimseyle çıkmadım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What about that guy you were seeing? | Şu, görüştüğün adama ne oldu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Kroft? I just made him up to make myself feel less sad. | Kroft mu? O sadece kendimi daha az üzgün hissetmek için yaptığım bir şeydi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, kroft, you shouldn't have. | Kroft, bunu yapmamalısın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He's out of your league. | O senin liginin dışında. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Turned out to have the opposite effect. | Tam tersi bir etkiye yol açtı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| How can Peter get more action than me? | Nasıl olurda Peter benden daha aktif olur? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Could I be losing my mojo? | Tılsımımı kaybediyor olabilir miyim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie? Ah! I wasn't lost in your eyes. | Bernie? Gözlerine bakarken dalmışım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't' know, maybe I'm overreacting. | Bilmiyorum belki de aşırı tepki veriyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| If anything, you're under reacting. | Her ne olduysa, seni etki altına almış. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Think about it. | Bir düşünsene. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Last year you were this big time Harvard success. | Geçen yıl şu büyük Harvard başarın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Now you're stuck here. | Şimdiyse burada sıkışıp kalmak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The only thing you have left is your mojo. | Kaybettiğin tek şey tılsımın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't know about the only thing. | Tek şey olduğuna emin değilim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The only thing! Before you know it, | Evet tek şey! Bunu öğrendiğinde, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you're gonna be watching <i<Seaquest marathons | kardeşinle birlikte Seaquest yarışlarını | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| with your brother. | izliyor olacaksın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We did that yesterday! | Dün izledik! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I totally didn't know that already! | Bundan kesinlikle haberim yoktu! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You need a woman, Terry. Any woman. | Sana bir kadın gerekiyor, Terry. Herhangi bir kadın. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Maybe even a woman who's... Right under your nose. | Belki de bu kadın... tam burnunun dibinde duruyordur. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You're right! How could I be so blind? | Çok haklısın! Nasıl bu kadar kör olabildim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Rayna, I can't believe I haven't asked you out | Rayna, şimdiye kadar sana çıkma teklif etmemiş olmama inanamıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No, you ask me out every day. | Hayır, her gün ediyorsun. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Several times a day. | Bir çok defa hem de. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| In fact, this is the second time | Aslında, bu da, bu konuşmadaki... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you've asked me out. | ...ikinci çıkma teklifin oluyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Right, sorry. | Evet, özür dilerim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Here's your coffee. Cream, no sugar, | İşte kahven. Kremalı, şekersiz, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| because you're hot enough. | Çünkü yeterince ateşlisin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That doesn't even make sense. | İşe yaramıyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It doesn't, does it? | Yaramıyor, değil mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Something about you throws me off my game. | Sendeki bir şeyi bir türlü aşamıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Is it her vagina? | Vajinasını mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I tell you what, let me make it up to you | Diyeceğim şu ki, harika bir biftek yemek için... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do you regret saying that? | Bunu söylediğine pişman mısın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Instantly. | Hem de nasıl. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Speaking of changing the subject... | Hazır konu değişmişken... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's a nice rabbit's foot. | Tavşan ayağın çok hoşmuş. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, thanks. It's for luck. | Teşekkür ederim. Şans getirmesi için. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| When I rub it like this, it makes my wishes come true. | Bunu böyle ovaladığım zaman, dilediğim şey gerçek oluyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, look, it's working; This conversation's over. | Bak, işe yarıyor; Sohbet sona erdi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, you handled that 1 | Tüm çüksüz kaplumbağalar adına saygın bir çaba. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I think he's implying | Sanırım kaplumbağaların cinsellik konusunda... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| that turtles with no penises would be clumsy. | oldukça beceriksiz olduğunu kastediyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's a centre of gravity thing. | Yaklaşık olarak böyle bir şey. 1 | Almost Heroes-1 | 2011 |