• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177818

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
You're my oldest son, En büyük oğlumsun. Sen benim en büyük oğlumsun. Sen benim en büyük oğlumsun. Sen benim en büyük oğlumsun. Two Weeks-1 2006 info-icon
the one who called me every day this week. Beni bu hafta her gün aradın. Bu hafta beni her gün arayan oğlum. Bu hafta beni her gün arayan oğlum. Bu hafta beni her gün arayan oğlum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, I was just... I'm dying, not senile. Evet, şey için... Ben bunamadım, sadece ölüyorum. Evet, ben sadece... Ben ölüyorum, bunamıyorum. Evet, ben sadece... Ben ölüyorum, bunamıyorum. Evet, ben sadece... Ben ölüyorum, bunamıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yes, Mother. Don't "Yes, Mother" me. Evet anne. "Evet anne" deme. Evet anne. "Evet anne" deme hiç. Evet anne. "Evet anne" deme hiç. Evet anne. "Evet anne" deme hiç. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hand me the clicker. Kumandayı ver. Two Weeks-1 2006 info-icon
All right. Hadi bakalım. Pekâlâ. Pekâlâ. Pekâlâ. Two Weeks-1 2006 info-icon
Go get settled. Git yerleş. Gidip yerleş hadi. Gidip yerleş hadi. Gidip yerleş hadi. Two Weeks-1 2006 info-icon
Why did you fire your first oncologist? İlk onkoloğunu neden kovdun? Two Weeks-1 2006 info-icon
You wanna know that for posterity? Belki lazım olur diye mi soruyorsun? Bunu gelecek nesillerin bilmesini mi istiyorsun? Bunu gelecek nesillerin bilmesini mi istiyorsun? Bunu gelecek nesillerin bilmesini mi istiyorsun? Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm a trained film professional, Ben eğitimli profesyonel bir film yapımcısıyım. Profesyonel olarak film endüstrisindeyim. Profesyonel olarak film endüstrisindeyim. Profesyonel olarak film endüstrisindeyim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'll ask the questions, you answer them, okay? Ben soracağım, sen cevap vereceksin. Tamam mı? Ben soracağım, sen cevaplayacaksın, tamam mı? Ben soracağım, sen cevaplayacaksın, tamam mı? Ben soracağım, sen cevaplayacaksın, tamam mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, when I asked him how I was gonna die, Ona nasıl öleceğimi sorduğumda, Ona nasıl öleceğimi sorduğumda... Ona nasıl öleceğimi sorduğumda... Ona nasıl öleceğimi sorduğumda... Two Weeks-1 2006 info-icon
he said my intestines would clog up and I'd puke myself to death, bana barsaklarımın tıkanacağını, ve kusarak öleceğimi söyledi. ...bağırsaklarımın tıkanıp, içim dışıma çıkana kadar kusacağımı söyledi. ...bağırsaklarımın tıkanıp, içim dışıma çıkana kadar kusacağımı söyledi. ...bağırsaklarımın tıkanıp, içim dışıma çıkana kadar kusacağımı söyledi. Two Weeks-1 2006 info-icon
Which turns out to be true, ki bu doğruymuş, Ki giderek doğru söylediğini anladım. Ki giderek doğru söylediğini anladım. Ki giderek doğru söylediğini anladım. Two Weeks-1 2006 info-icon
But I figured, for $275 a visit, Ama 275 dolarlık bir vizite için, Ama bir an durup düşündüm de; muayene başına 275 dolara... Ama bir an durup düşündüm de; muayene başına 275 dolara... Ama bir an durup düşündüm de; muayene başına 275 dolara... Two Weeks-1 2006 info-icon
I deserved a little better bedside manner than that, bu tavırdan biraz daha iyisini hak ettiğimi düşündüm. ...bundan çok daha iyi bir muameleyi hakediyorum gibi geldi. ...bundan çok daha iyi bir muameleyi hakediyorum gibi geldi. ...bundan çok daha iyi bir muameleyi hakediyorum gibi geldi. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'll be out for the 9:30 conference call this morning, Bugünkü 9:30 konferans araması esnasında dışarıda olacağım. Bu sabahki 9:30 konferansına katılamayacağım. Bu sabahki 9:30 konferansına katılamayacağım. Bu sabahki 9:30 konferansına katılamayacağım. Two Weeks-1 2006 info-icon
but I'll be available on my cell. Ama telefonum açık olacak. Two Weeks-1 2006 info-icon
Leave the "B" calls on voicemail. Sesli mesajları aktarırsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
Tell Swisher I need her Cisco report by 3:30, Swisher'a, Cisco raporunu saat 3:30'a kadar göndermesini söyle. Two Weeks-1 2006 info-icon
that's 3:30 p.m. my time, by e mail, Benim saatime göre akşam 3 buçuk. E mail olarak göndersin. Benim saatimle 3:30'da. E posta atsın. Benim saatimle 3:30'da. E posta atsın. Benim saatimle 3:30'da. E posta atsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
and I'll call you if I think of anything else. Aklıma bir şey takılırsa seni ararım. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'll be back as soon as I can. Later. Mümkün olduğu kadar erken döneceğim. Görüşürüz. Two Weeks-1 2006 info-icon
You forgot to tell them how to wipe their asses. Kıçlarını nasıl silmeleri gerektiğini söylemeyi unuttun. Two Weeks-1 2006 info-icon
So, is it front to back or back to front? Önden arkaya doğru mu, arkadan öne doğru mu? Önden arkaya doğru mu silmeliler, yoksa arkadan öne doğru mu? Önden arkaya doğru mu silmeliler, yoksa arkadan öne doğru mu? Önden arkaya doğru mu silmeliler, yoksa arkadan öne doğru mu? Two Weeks-1 2006 info-icon
Either way is fine. I like employees to have a little autonomy. Benim için farketmez. Çalışanlarımın bazı konularda özgür olmalarını isterim. İkisi de olur. Çalışanlarıma biraz özerklik sağlarım. İkisi de olur. Çalışanlarıma biraz özerklik sağlarım. İkisi de olur. Çalışanlarıma biraz özerklik sağlarım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Do Mom and Jim have DSL? Annemlerde DSL var mı? Annemle Jim'in internetleri var mı? Annemle Jim'in internetleri var mı? Annemle Jim'in internetleri var mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
No. No. Hayır. Yok. Yok mu? Yok. Yok mu? Yok. Yok mu? Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, listen, I'll stay as long as I can, but I'm really busy. Bak, kalabildiğim kadar kalmaya çalışacağım, ama sahiden meşgulum. Bak, elimden geldiğince çok kalmaya çalışacağım, ama çok işim var. Bak, elimden geldiğince çok kalmaya çalışacağım, ama çok işim var. Bak, elimden geldiğince çok kalmaya çalışacağım, ama çok işim var. Two Weeks-1 2006 info-icon
On the West Coast, it's 5:45 a.m. Up and at 'em, tiger. Batı kıyısında sabahın 5:45'i. Uyan ve canlan bakalım. Batı yakasında 5:45. Kalk ayaklan canavar. Batı yakasında 5:45. Kalk ayaklan canavar. Batı yakasında 5:45. Kalk ayaklan canavar. Two Weeks-1 2006 info-icon
Thanks for waking me. Uyandırdığın için sağol. Uyandırdığın için teşekkürler. Uyandırdığın için teşekkürler. Uyandırdığın için teşekkürler. Two Weeks-1 2006 info-icon
You see Mom? Not yet. Annemi gördün mü? Daha değil. Annemle görüştün mü? Daha değil. Annemle görüştün mü? Daha değil. Annemle görüştün mü? Daha değil. Two Weeks-1 2006 info-icon
In that case, thanks for waking me first. I'll see her. Bu durumda, önce beni uyandırdığın için teşekkürler. O halde ilk beni uyandırdığın için teşekkürler. Onunla görüşeceğim. O halde ilk beni uyandırdığın için teşekkürler. Onunla görüşeceğim. O halde ilk beni uyandırdığın için teşekkürler. Onunla görüşeceğim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'll see her. I'm just waiting, you know, to see if she feels up to it. Görüşeceğim. Sadece bekliyorum. Bilirsin, hazır olup olmadığına bakacağım. Two Weeks-1 2006 info-icon
If who feels up to it? İyi hissetmek mi? Kimin hazır olup olmadığına bakacaksın? Kimin hazır olup olmadığına bakacaksın? Kimin hazır olup olmadığına bakacaksın? Two Weeks-1 2006 info-icon
Keith, come on, you know I hate all that stuff. Hadi Keith, bilirsin, böyle şeylerden nefret ederim. Keith, yapma ama. Bu işlerden hiç hoşlanmadığımı biliyorsun. Keith, yapma ama. Bu işlerden hiç hoşlanmadığımı biliyorsun. Keith, yapma ama. Bu işlerden hiç hoşlanmadığımı biliyorsun. Two Weeks-1 2006 info-icon
That's what being here is all about, Burada olmamızın sebebi böyle şeyler. Burada oluşumuzun espirisi o işler. Burada oluşumuzun espirisi o işler. Burada oluşumuzun espirisi o işler. Two Weeks-1 2006 info-icon
blood, IVs, Kan, iğneler, Kan, serum... Kan, serum... Kan, serum... Two Weeks-1 2006 info-icon
puking. kusmalar. ...kusma. ...kusma. ...kusma. Two Weeks-1 2006 info-icon
Listen, they're playing your song. Dinle, senin şarkın çalıyor. Dinle bak. Senin şarkını çalıyorlar. Dinle bak. Senin şarkını çalıyorlar. Dinle bak. Senin şarkını çalıyorlar. Two Weeks-1 2006 info-icon
A little help here! Biraz yardım gerek. Bana yardım eder misiniz? Bana yardım eder misiniz? Bana yardım eder misiniz? Two Weeks-1 2006 info-icon
Let's walk to the bathroom. Hadi banyoya yürüyelim. Hadi banyoya gidelim. Hadi banyoya gidelim. Hadi banyoya gidelim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm so sorry. Here. No, stop it. Çok üzgünüm. Üzgün olmak yok. Çok özür dilerim. Duymamış olayım. Çok özür dilerim. Duymamış olayım. Çok özür dilerim. Duymamış olayım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hi, Barry. Mom. Merhaba Barry. Anne. Two Weeks-1 2006 info-icon
Thanks for coming. Wouldn't miss it. Geldiğin için sağol. Hayatta kaçırmam. Geldiğin için teşekkürler. Kaçırır mıyım hiç? Geldiğin için teşekkürler. Kaçırır mıyım hiç? Geldiğin için teşekkürler. Kaçırır mıyım hiç? Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, Barry. Hey, Em. Selam Berry. Selam Em. Selam Barry. Selam Em. Selam Barry. Selam Em. Selam Barry. Selam Em. Two Weeks-1 2006 info-icon
Can you clean up the bed? Yatağı temizlesen... Yatağı temizleyebilir misin? Yatağı temizleyebilir misin? Yatağı temizleyebilir misin? Two Weeks-1 2006 info-icon
Sure. Tabi. Tabii. Tabii. Tabii. Two Weeks-1 2006 info-icon
My cowboy sheets. Kovboy çarşaflarım. Kovboy çarşafım. Kovboy çarşafım. Kovboy çarşafım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Awesome. Harika. Harika! Harika! Harika! Two Weeks-1 2006 info-icon
How's it going? Almost done. Nasıl gidiyor? Bitmek üzere. Two Weeks-1 2006 info-icon
You set here? Sure. Hazır mı? Elbette. Hazırladın mı? Tabii. Hazırladın mı? Tabii. Hazırladın mı? Tabii. Two Weeks-1 2006 info-icon
Keith, she's puking up shit. Keith, resmen bok kusuyor. Çok feci kusuyor, Keith! Çok feci kusuyor, Keith! Çok feci kusuyor, Keith! Two Weeks-1 2006 info-icon
Look, the honest to God truth, I'm down here because my mother's dying. Bak, sana karşı samimi olacağım, buradayım, çünkü annem ölüyor. Bak, gerçek konuşmam gerekirse, annem öldüğü için şu an buradayım. Bak, gerçek konuşmam gerekirse, annem öldüğü için şu an buradayım. Bak, gerçek konuşmam gerekirse, annem öldüğü için şu an buradayım. Two Weeks-1 2006 info-icon
I want you to do this for her. Bunu onun için yapmanı istiyorum. Bunu onun için yapın lütfen. Bunu onun için yapın lütfen. Bunu onun için yapın lütfen. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, it's like her last wish, something she never had. Evet bu onun son dileği gibi bişey. Hayatta hiç sahip olmadığı bir şey. Evet, son arzusu gibi bir şey. Daha önce hiç sahip olmamıştı. Evet, son arzusu gibi bir şey. Daha önce hiç sahip olmamıştı. Evet, son arzusu gibi bir şey. Daha önce hiç sahip olmamıştı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, she really wants high speed Internet access. Evet, yüksek hızlı internet erişimi istiyor. Evet, hızlı interneti çok istiyor. Evet, hızlı interneti çok istiyor. Evet, hızlı interneti çok istiyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
No good. She'll be dead by then. Is there some kind of rush fee I can pay? Olmaz. O zamana kadar ölmüş olur. Acele işlem ödemesi gibi bir şey var mı? Olmaz. O zamana ölmüş olur. İşleri hızlandırabileceğimiz bir ödeme falan var mı? Olmaz. O zamana ölmüş olur. İşleri hızlandırabileceğimiz bir ödeme falan var mı? Olmaz. O zamana ölmüş olur. İşleri hızlandırabileceğimiz bir ödeme falan var mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, this whole dying mother thing really motivates people. Bu "ölen anne" numarası sahiden de insanları bayağı etkiliyor. Şu "annem ölüyor" muhabbeti insanlar üzerinde epey iş görüyor. Şu "annem ölüyor" muhabbeti insanlar üzerinde epey iş görüyor. Şu "annem ölüyor" muhabbeti insanlar üzerinde epey iş görüyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's too bad you can only use it once. Do you think? Sadece bir kez kullanabilecek olman çok kötü. Sen öyle san. Yalnızca bir kez istifade edebilecek olman ne kötü. Öyle mi dersin? Yalnızca bir kez istifade edebilecek olman ne kötü. Öyle mi dersin? Yalnızca bir kez istifade edebilecek olman ne kötü. Öyle mi dersin? Two Weeks-1 2006 info-icon
Here you go. Alın işte. Al bakalım. Al bakalım. Al bakalım. Two Weeks-1 2006 info-icon
What's this? A cheat sheet from the hospice. Ne bu? Bakımevinden aldığım bir broşür. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Nedir bu Bakım evinin kâğıtları. Two Weeks-1 2006 info-icon
"The stages of dying." "Ölümün Evreleri" "Adım adım ölüm." "Adım adım ölüm." "Adım adım ölüm." Two Weeks-1 2006 info-icon
They're coming tomorrow. We have to be ready. Yarın geliyorlar. Hazır olmalıyız. Yarın geliyorlar. Hazırlıklı olmalıyız. Yarın geliyorlar. Hazırlıklı olmalıyız. Yarın geliyorlar. Hazırlıklı olmalıyız. Two Weeks-1 2006 info-icon
Haven't you seen the bumper stickers, "One day at a time"? Şu tampon yazıları var hani, "Bi kereden bişey olmaz" yazar. Hani şu tampon yazılarından "Hayatta Bir Defa" vardır ya. Hani şu tampon yazılarından "Hayatta Bir Defa" vardır ya. Hani şu tampon yazılarından "Hayatta Bir Defa" vardır ya. Two Weeks-1 2006 info-icon
That's my philosophy. Benim felsefem bu. Benim hayat felsefem o işte. Benim hayat felsefem o işte. Benim hayat felsefem o işte. Two Weeks-1 2006 info-icon
You Hollywood guys, always in and out of rehab. Siz Hollywood tipleri, ya rehabilitasyondasınız , ya da girmek üzeresiniz. Siz Hollywood'lular, sürekli rehabilitasyona girip çıkarsınız zaten. Siz Hollywood'lular, sürekli rehabilitasyona girip çıkarsınız zaten. Siz Hollywood'lular, sürekli rehabilitasyona girip çıkarsınız zaten. Two Weeks-1 2006 info-icon
You make me sick. What is it, booze again? Beni delirtiyorsunuz. Ne bu şimdi, içki saçmalığı mı yine? Beni uyuz ediyorsunuz. Yine ne oldu? İçki sorunu mu? Beni uyuz ediyorsunuz. Yine ne oldu? İçki sorunu mu? Beni uyuz ediyorsunuz. Yine ne oldu? İçki sorunu mu? Two Weeks-1 2006 info-icon
It may be AA, but it's also Zen. Belki "İsimsiz Alkolikler"den, ama aynı zamanda da Zen öğretisi. Alkolikler için olabilir. Ama bu aynı zamanda Zen'dir. Alkolikler için olabilir. Ama bu aynı zamanda Zen'dir. Alkolikler için olabilir. Ama bu aynı zamanda Zen'dir. Two Weeks-1 2006 info-icon
Be in the moment. Anı yaşa. Ânı yaşamak. Ânı yaşamak. Ânı yaşamak. Two Weeks-1 2006 info-icon
Nothing happens until it happens. Bir şey olana dek, olmuş sayılmaz. Bir şey gerçekleşene kadar, hiçbir şey gerçekleşmiş değildir. Bir şey gerçekleşene kadar, hiçbir şey gerçekleşmiş değildir. Bir şey gerçekleşene kadar, hiçbir şey gerçekleşmiş değildir. Two Weeks-1 2006 info-icon
I can't affect the future, so I choose not to worry about it. Geleceğe etki edemediğim için onu dert etmemeyi seçiyorum. Geleceğe etki edemeyeceğime göre, bunun için kafa yormamayı yeğliyorum. Geleceğe etki edemeyeceğime göre, bunun için kafa yormamayı yeğliyorum. Geleceğe etki edemeyeceğime göre, bunun için kafa yormamayı yeğliyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
That's called denial. Exactly. Buna inkâr deniyor. Kesinlikle. Bu yaptığına inkâr derler. Aynen öyle. Bu yaptığına inkâr derler. Aynen öyle. Bu yaptığına inkâr derler. Aynen öyle. Two Weeks-1 2006 info-icon
In LA we call it Zen. Los Angeles'da biz buna Zen diyoruz. Los Angeles'ta, biz Zen diyoruz. Los Angeles'ta, biz Zen diyoruz. Los Angeles'ta, biz Zen diyoruz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Kind of a mystical, far Eastern denial. You know, alcoholics can be like that. Mistik türde bir, uzak doğu inkârı. Alkolikler nasıldır bilirsin. Doğuluların inkâr dediği şeyin, mistik şekli işte. Alkoliklerin işleri bu. Doğuluların inkâr dediği şeyin, mistik şekli işte. Alkoliklerin işleri bu. Doğuluların inkâr dediği şeyin, mistik şekli işte. Alkoliklerin işleri bu. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, I'm not an alcoholic. Well, not yet. İyide ben alkolik değilim. Henüz değilsin. Ben alkolik değilim. Daha değilsin. Ben alkolik değilim. Daha değilsin. Ben alkolik değilim. Daha değilsin. Two Weeks-1 2006 info-icon
I know it's hard, just listen. Zor olduğunu biliyorum. Dinle sadece. Zor olduğunu biliyorum. Ama sadece dinle. Zor olduğunu biliyorum. Ama sadece dinle. Zor olduğunu biliyorum. Ama sadece dinle. Two Weeks-1 2006 info-icon
"Death is a natural process. It is normal to feel emotional." "Ölüm doğal bir süreçtir. Duygusal olmak gayet normaldir." "Ölüm doğal bir süreçtir. Hislerin yoğunlaşması çok normaldir." "Ölüm doğal bir süreçtir. Hislerin yoğunlaşması çok normaldir." "Ölüm doğal bir süreçtir. Hislerin yoğunlaşması çok normaldir." Two Weeks-1 2006 info-icon
Bullshit. Saçmalık. Saçmalığın daniskası! Saçmalığın daniskası! Saçmalığın daniskası! Two Weeks-1 2006 info-icon
When it's my turn, Sıra bana geldiğinde... Two Weeks-1 2006 info-icon
they're gonna have to carry me out kicking and screaming. beni güle oynaya uğurlayacaklar. ...beni istemeye istemeye taşıyacaklar. ...beni istemeye istemeye taşıyacaklar. ...beni istemeye istemeye taşıyacaklar. Two Weeks-1 2006 info-icon
Denial. Total. İnkâr. Aynen. İnkâr. Alenen. İnkâr. Alenen. İnkâr. Alenen. Two Weeks-1 2006 info-icon
No. You said that I would have the table... Hayır. Masayı alabileceğimi söylemiştin. Two Weeks-1 2006 info-icon
I said you could have the car, not the dining room table. Sana arabayı alabilirsin dedim, yemek masasını değil. Arabayı alabileceğini söyledim, yemek odasındaki masayı değil. Arabayı alabileceğini söyledim, yemek odasındaki masayı değil. Arabayı alabileceğini söyledim, yemek odasındaki masayı değil. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's an heirloom. O aile yadigarı. O aile yadigârı. O aile yadigârı. O aile yadigârı. Two Weeks-1 2006 info-icon
What am I gonna eat on? Neyin üstünde yiyeceğim peki? Neyin üstünde yemek yiyeceğim? Neyin üstünde yemek yiyeceğim? Neyin üstünde yemek yiyeceğim? Two Weeks-1 2006 info-icon
Mom, none of us really want the... Hush, hush, hush, hush. Anne, aslında biz onu... Sus... Anne, hiçbirimiz o masayı iste... Sus. Anne, hiçbirimiz o masayı iste... Sus. Anne, hiçbirimiz o masayı iste... Sus. Two Weeks-1 2006 info-icon
What about the armoire? Peki ya gardrop? Gardırop ne olacak? Gardırop ne olacak? Gardırop ne olacak? Two Weeks-1 2006 info-icon
We bought that together. Onu birlikte almıştık. Two Weeks-1 2006 info-icon
Give it to Emily. Onu Emily'e ver. Emily alsın. Emily alsın. Emily alsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
All right, then I get to keep the table? Done. Tamam o zaman, masa bende kalıyor. Anlaştık. O zaman masa bende kalır. Anlaştık. O zaman masa bende kalır. Anlaştık. O zaman masa bende kalır. Anlaştık. Two Weeks-1 2006 info-icon
Fine. Write that down. Peki. Yaz. Güzel. Yazıver. Güzel. Yazıver. Güzel. Yazıver. Two Weeks-1 2006 info-icon
I just wanna make sure you all get your fair share. Sadece eşit bölüştürdüğümden emin olmak istiyorum. Sadece adil bir dağıtım olduğundan emin olmak istiyorum. Sadece adil bir dağıtım olduğundan emin olmak istiyorum. Sadece adil bir dağıtım olduğundan emin olmak istiyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
So, I read about a new clinical trial on the Web yesterday. Dün nette yeni klinik çalışmalarla ilgili bir yazı okudum. Dün internette yeni bir tedavi yöntemi gördüm. Dün internette yeni bir tedavi yöntemi gördüm. Dün internette yeni bir tedavi yöntemi gördüm. Two Weeks-1 2006 info-icon
Now, I know it's a long shot, but I e mailed them. Biliyorum, uzak bir ihtimal ama, onlara bir mail attım. Bunun uzun bir iş olduğunu biliyorum, ama yine de e posta gönderdim. Bunun uzun bir iş olduğunu biliyorum, ama yine de e posta gönderdim. Bunun uzun bir iş olduğunu biliyorum, ama yine de e posta gönderdim. Two Weeks-1 2006 info-icon
And I thought maybe we'll get a hit before hospice comes. Belki bakıcı gelmeden bir şansımız olabilir. Bakım evinden görevliler gelmeden, belki bir umut ışığı yakalarız. Bakım evinden görevliler gelmeden, belki bir umut ışığı yakalarız. Bakım evinden görevliler gelmeden, belki bir umut ışığı yakalarız. Two Weeks-1 2006 info-icon
Then I got into this chat group that reviews local hospices, Sonra yerel bakıcılara not veren bir sohbet odasına girdim. Sonra yerel bakım evlerini irdeleyen bir sitenin sohbet odasına girdim. Sonra yerel bakım evlerini irdeleyen bir sitenin sohbet odasına girdim. Sonra yerel bakım evlerini irdeleyen bir sitenin sohbet odasına girdim. Two Weeks-1 2006 info-icon
so I know which nurses to look out for. Yani hangi hemşireleri arayacağımızı biliyorum. Hangi hemşirelerin buna baktığını da öğrenmiş oldum. Hangi hemşirelerin buna baktığını da öğrenmiş oldum. Hangi hemşirelerin buna baktığını da öğrenmiş oldum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Then... Keith. Sonra... Keith. O yüzden... Keith. O yüzden... Keith. O yüzden... Keith. Two Weeks-1 2006 info-icon
Honey, you can't problem solve your way out of this one. Tatlım, bu işi problem çözer gibi çözemezsin. Tatlım, bu sorun, senin yöntemlerinle çözülebilecek bir sorun değil. Tatlım, bu sorun, senin yöntemlerinle çözülebilecek bir sorun değil. Tatlım, bu sorun, senin yöntemlerinle çözülebilecek bir sorun değil. Two Weeks-1 2006 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 177813
  • 177814
  • 177815
  • 177816
  • 177817
  • 177818
  • 177819
  • 177820
  • 177821
  • 177822
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim