• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177819

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
Well, I was just doing what I can. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sadece elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sadece elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sadece elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's kind of a... Zen thing. Bu bir çeşit... Zen bilmemnesi. Bu aslında... Zen olayı. Bu aslında... Zen olayı. Bu aslında... Zen olayı. Two Weeks-1 2006 info-icon
I know, Emily told me. Emily söyledi. Biliyorum, Emily söyledi. Biliyorum, Emily söyledi. Biliyorum, Emily söyledi. Two Weeks-1 2006 info-icon
Tell me the story of my birth, Doğum hikayemi anlat. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Benim doğuş öykümden bahsetsene biraz. Two Weeks-1 2006 info-icon
What story? Ne hikayesi? Ne öyküsü? Ne öyküsü? Ne öyküsü? Two Weeks-1 2006 info-icon
The one you tell me every year when you call me on my birthday, Her sene doğum günümde aradığında ne anlatıyorsan onu işte. Beni her doğum günümde aradığında anlattığın öykü. Beni her doğum günümde aradığında anlattığın öykü. Beni her doğum günümde aradığında anlattığın öykü. Two Weeks-1 2006 info-icon
I don't, Yeah, you do, Yok öyle bişey. Evet var. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Anlatmıyorum. Evet anlatıyorsun. Two Weeks-1 2006 info-icon
I do? How boring, Anlatıyor muyum? Ne sıkıcı. Sahi mi? Amma sıkıcı! Sahi mi? Amma sıkıcı! Sahi mi? Amma sıkıcı! Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay, Tamam. Pekâlâ. Pekâlâ. Pekâlâ. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, you were my first baby and you had a very big head, Benim ilk çocuğumdun, ve kocaman bir kafan vardı. Sen benim ilk bebeğimdin. Kocaman bir kafan vardı. Sen benim ilk bebeğimdin. Kocaman bir kafan vardı. Sen benim ilk bebeğimdin. Kocaman bir kafan vardı. Two Weeks-1 2006 info-icon
which is not a good combo, Ki bu hiç de iyi bir ikili değildi. İlk doğum olduğunu düşününce pek de iyi bir kombinasyon olmuyor. İlk doğum olduğunu düşününce pek de iyi bir kombinasyon olmuyor. İlk doğum olduğunu düşününce pek de iyi bir kombinasyon olmuyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
It was before Lamaze, Lamaze döneminden önceydi. Doğal yollarla doğacaktın. Doğal yollarla doğacaktın. Doğal yollarla doğacaktın. Two Weeks-1 2006 info-icon
and so they just put me in a room by myself, Beni bir odada tek başıma bıraktılar... O yüzden beni tek başıma bir odaya alıp... O yüzden beni tek başıma bir odaya alıp... O yüzden beni tek başıma bir odaya alıp... Two Weeks-1 2006 info-icon
and let me writhe there until they thought I was ready, ve onlar hazır olduğumu düşünene kadar orada kıvrandım durdum. ...hazır olana kadar orada, cebelleşmeye bıraktılar. ...hazır olana kadar orada, cebelleşmeye bıraktılar. ...hazır olana kadar orada, cebelleşmeye bıraktılar. Two Weeks-1 2006 info-icon
And then they gave me a total block, not an epidural or anything, Cilt sertleştiricisi verdiler. Başka da ilaç falan vermediler. Two Weeks-1 2006 info-icon
so I couldn't move my arms and legs and barely knew where I was, ellerimi kollarımı oynatamıyordum, nerede olduğumu bile unuttum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. O yüzden elimi, kolumu oynatamıyordum, nerede olduğumu hayâl meyâl hatırlıyordum. Two Weeks-1 2006 info-icon
And they tied down my hands, and then two big nurses pushed on me, Beni bağladılar ve iki kocaman hemşire üzerime yüklenmeye başladı. Ellerimi bağladıktan sonra, iki hemşire üzerime abandı. Ellerimi bağladıktan sonra, iki hemşire üzerime abandı. Ellerimi bağladıktan sonra, iki hemşire üzerime abandı. Two Weeks-1 2006 info-icon
I didn't get to push or be involved in any way, Ne ıkınmama izin verdiler, ne de bir şekilde olaya ortak olmama. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular. Two Weeks-1 2006 info-icon
And then, all of a sudden, I wasn't pregnant anymore, Sonra birden, artık hamile değildim. Âniden, artık hamile değildim. Âniden, artık hamile değildim. Âniden, artık hamile değildim. Two Weeks-1 2006 info-icon
and I was back in the room and your father was there, Odama döndüm. Baban da yanımdaydı. Sonra odama geri götürdüklerinde, babanı gördüm. Sonra odama geri götürdüklerinde, babanı gördüm. Sonra odama geri götürdüklerinde, babanı gördüm. Two Weeks-1 2006 info-icon
and I started screaming, "Where's my baby? Where's my baby?" Ve bağırmaya başladım, "Bebeğim nerede, bebeğim nerede?" Bir anda bağırmaya başladım; "Bebeğim nerede? Bebeğim nerede?" diye. Bir anda bağırmaya başladım; "Bebeğim nerede? Bebeğim nerede?" diye. Bir anda bağırmaya başladım; "Bebeğim nerede? Bebeğim nerede?" diye. Two Weeks-1 2006 info-icon
And so, then the nurses brought you in so I could see you, Sonra hemşireler seni görmem için getirdi, Sonra hemşire kucağında seninle odaya girdi, seni ilk o zaman gördüm. Sonra hemşire kucağında seninle odaya girdi, seni ilk o zaman gördüm. Sonra hemşire kucağında seninle odaya girdi, seni ilk o zaman gördüm. Two Weeks-1 2006 info-icon
and then I started to cry and my nose was running, ben de salya sümük ağlamaya başladım. Bir anda ağlamaya başladım. Burnum akıyordu. Bir anda ağlamaya başladım. Burnum akıyordu. Bir anda ağlamaya başladım. Burnum akıyordu. Two Weeks-1 2006 info-icon
because you were the ugliest baby I had ever seen, Çünkü hayatımda gördüğüm en çirkin bebek sendin. Çünkü sen ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin bebektin. Çünkü sen ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin bebektin. Çünkü sen ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin bebektin. Two Weeks-1 2006 info-icon
So ugly, Çok çirkindin. O kadar çirkindin. O kadar çirkindin. O kadar çirkindin. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, but I got better looking, right? Evet ama zamanla düzeldim değil mi? Evet, ama şimdi biraz daha toparladım durumu sanırım. Evet, ama şimdi biraz daha toparladım durumu sanırım. Evet, ama şimdi biraz daha toparladım durumu sanırım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Jesus. Tanrım. Tanrım! Tanrım! Tanrım! Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, God, it's 6:00. 6 mı olmuş? Tanrım daha 6. Tanrım daha 6. Tanrım daha 6. Two Weeks-1 2006 info-icon
Forgot to change watch. Alarmı kurmayı unutmuşum. Saatini ayarlamayı unutmuşsun. Saatini ayarlamayı unutmuşsun. Saatini ayarlamayı unutmuşsun. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hospice is here. Bakıcı için geldiler. Bakım evinden geldiler. Bakım evinden geldiler. Bakım evinden geldiler. Two Weeks-1 2006 info-icon
Best family reunion ever, eh, Bar? Bütün aile tekrar bir arada. Ne güzel değil mi Bar? En şahane aile toplantısı, değil mi Bar? En şahane aile toplantısı, değil mi Bar? En şahane aile toplantısı, değil mi Bar? Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm very pleased that we have Carol available to work with you. Carol'ın sizinle çalışabilecek olması beni çok mutlu etti. Ne mutluyuz ki, elimizde size tahsis edeceğimiz Carol var. Ne mutluyuz ki, elimizde size tahsis edeceğimiz Carol var. Ne mutluyuz ki, elimizde size tahsis edeceğimiz Carol var. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, she's good. Very, very good. Evet, o çok iyidir. Çok çok iyi. Kendisi çok iyidir. Çok, çok iyidir. Kendisi çok iyidir. Çok, çok iyidir. Kendisi çok iyidir. Çok, çok iyidir. Two Weeks-1 2006 info-icon
She was Gilda Radner's hospice nurse. Really? Gilda Radner'in bakıcısıydı. Öyle mi? Bir ara Gilda Radner'ın bakıcılığını yapmıştı. Sahi mi? Bir ara Gilda Radner'ın bakıcılığını yapmıştı. Sahi mi? Bir ara Gilda Radner'ın bakıcılığını yapmıştı. Sahi mi? Two Weeks-1 2006 info-icon
How did that turn out for her? Bunun ona ne faydası oldu? Bu onun üzerinde nasıl olumlu bir etki yarattı peki? Bu onun üzerinde nasıl olumlu bir etki yarattı peki? Bu onun üzerinde nasıl olumlu bir etki yarattı peki? Two Weeks-1 2006 info-icon
In the end? Sonunda yani. Sonunda? Sonunda? Sonunda? Two Weeks-1 2006 info-icon
Who? Gilda. Kime? Gilda'ya. Kimin? Gilda'nın. Kimin? Gilda'nın. Kimin? Gilda'nın. Two Weeks-1 2006 info-icon
She died. Öldü. Kendisi öldü. Kendisi öldü. Kendisi öldü. Two Weeks-1 2006 info-icon
I see. Anladım. Anlıyorum. Anlıyorum. Anlıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
So, how long do you think this process will take? Sizce bu süreç ne kadar devam eder? Peki, bu süreç sizce ne kadar sürecektir? Peki, bu süreç sizce ne kadar sürecektir? Peki, bu süreç sizce ne kadar sürecektir? Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, the process is different for each individual. It's... Aslında süreç herkes için farklıdır. Şöyle ki... Süreç her hastada değişkenlik gösterir. Bunu kestirmek... Süreç her hastada değişkenlik gösterir. Bunu kestirmek... Süreç her hastada değişkenlik gösterir. Bunu kestirmek... Two Weeks-1 2006 info-icon
Very different. Very different, right. Yeah. Çok farklıdır. Evet, çok farklıdır, doğru. ...oldukça güç. Oldukça güç, anlıyorum. ...oldukça güç. Oldukça güç, anlıyorum. ...oldukça güç. Oldukça güç, anlıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
But, I mean, if you had to guess? Just for planning purposes. Ama, tahminen bir şey söyleseniz? Planlamalar için filan. Demek istediğim, tahmin yürütseniz? Hazırlıklı olalım maksat. Demek istediğim, tahmin yürütseniz? Hazırlıklı olalım maksat. Demek istediğim, tahmin yürütseniz? Hazırlıklı olalım maksat. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, normally, I'd expect that she'd have very little time left. Normalde, çok az zamanı kaldığını söylerdim. Normalde, kendisinin çok az bir zamanı kaldığını söyleyebiliriz. Normalde, kendisinin çok az bir zamanı kaldığını söyleyebiliriz. Normalde, kendisinin çok az bir zamanı kaldığını söyleyebiliriz. Two Weeks-1 2006 info-icon
But for a dying person, your mother is looking very healthy. Ama ölmekte birine göre, anneniz çok sağlıklı görünüyor. Ama ölümün kıyısındaki biri için, anneniz son derece sağlıklı görünüyor. Ama ölümün kıyısındaki biri için, anneniz son derece sağlıklı görünüyor. Ama ölümün kıyısındaki biri için, anneniz son derece sağlıklı görünüyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
So if you had to pin it down? Tam bir saptama yapmanız gerekse? İllâ ki bir tahmin yürütmek zorunda kalsanız? İllâ ki bir tahmin yürütmek zorunda kalsanız? İllâ ki bir tahmin yürütmek zorunda kalsanız? Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, I'd say very little time. Çok az zamanı kaldı derdim. Çok az zamanı kaldığını söyleyebilirim. Çok az zamanı kaldığını söyleyebilirim. Çok az zamanı kaldığını söyleyebilirim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Could I check in with you on another thing? Bir şey daha sorabilir miyim? Sormak istediğim başka şeyler de var. Müsait misiniz? Sormak istediğim başka şeyler de var. Müsait misiniz? Sormak istediğim başka şeyler de var. Müsait misiniz? Two Weeks-1 2006 info-icon
What happens with the leftover morphine? Arta kalan morfine ne oluyor? Kalan morfini ne yapacaksınız? Kalan morfini ne yapacaksınız? Kalan morfini ne yapacaksınız? Two Weeks-1 2006 info-icon
Keith! Oh, well, Keith. Keith! Keith! Keith! Two Weeks-1 2006 info-icon
after the dying process is completed, Ölüm gerçekleştikten sonra... Vefat süreci tamamlandıktan sonra... Vefat süreci tamamlandıktan sonra... Vefat süreci tamamlandıktan sonra... Two Weeks-1 2006 info-icon
we'll dispose of remaining narcotics according to federal law. arta kalan uyuşturucuları, federal yasa doğrultusunda imha ediyoruz. ...kanunun öngördüğü şekilde, kalan tıbbi ilaçları yok etmek zorundayız. ...kanunun öngördüğü şekilde, kalan tıbbi ilaçları yok etmek zorundayız. ...kanunun öngördüğü şekilde, kalan tıbbi ilaçları yok etmek zorundayız. Two Weeks-1 2006 info-icon
If you have any other important questions, please don't hesitate to call, day or night. Başka önemli sorularınız olursa, gece ya da gündüz, aramaktan çekinmeyin. Başka mühim sorularınız olursa lütfen aramaktan çekinmeyin. İster gece, ister gündüz. Başka mühim sorularınız olursa lütfen aramaktan çekinmeyin. İster gece, ister gündüz. Başka mühim sorularınız olursa lütfen aramaktan çekinmeyin. İster gece, ister gündüz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Carol will be over at 3:00. Carol saat 3'de burada olur. Carol saat 3 civarı burada olacak. Carol saat 3 civarı burada olacak. Carol saat 3 civarı burada olacak. Two Weeks-1 2006 info-icon
Thank you so much for your help. Thank you. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Yardımınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Yardımınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Yardımınız için çok teşekkürler. Biz teşekkür ederiz. Two Weeks-1 2006 info-icon
I call morphine. Percodan! Ben morfin diyorum. Percodan. Morfinler benim. Ağrı kesiciler de benim. Morfinler benim. Ağrı kesiciler de benim. Morfinler benim. Ağrı kesiciler de benim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Guys, I'm not in the mood. You're just pissed 'cause you didn't call it. Hiç havamda değilim. Aklına bişey gelmedi diye kızdın. Beyler bunun hiç sırası değil. Sana bir şey kalmadığı için kızıyorsun. Beyler bunun hiç sırası değil. Sana bir şey kalmadığı için kızıyorsun. Beyler bunun hiç sırası değil. Sana bir şey kalmadığı için kızıyorsun. Two Weeks-1 2006 info-icon
I bet if we'd flown Mom to LA, we could've gotten a bigger star's nurse. Bahse varım, annemi Los Angeles'a götürseydik, Annemi Los Angeles'a götürsek, kesin büyük yıldızların bakıcılarından birini ayarlarız. Annemi Los Angeles'a götürsek, kesin büyük yıldızların bakıcılarından birini ayarlarız. Annemi Los Angeles'a götürsek, kesin büyük yıldızların bakıcılarından birini ayarlarız. Two Weeks-1 2006 info-icon
I think Gilda's top of the A list for ovarian cancer. Bence Gilda'nın uzmanlık alanı yumurtalık kanseri vakaları. Bence Gilda da yumurtalık kanserinde, ilk 10'a yarışır. Bence Gilda da yumurtalık kanserinde, ilk 10'a yarışır. Bence Gilda da yumurtalık kanserinde, ilk 10'a yarışır. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, I was thinking all terminal illnesses. Oh, I see. Ben ölümcül hastalıklar listesini baz alırım. Anlıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Why don't you both shut the fuck up? Neden ikiniz de çenenizi kapamıyorsunuz? İkiniz de çenenizi kapatsanız nasıl olur? İkiniz de çenenizi kapatsanız nasıl olur? İkiniz de çenenizi kapatsanız nasıl olur? Two Weeks-1 2006 info-icon
I mean it. Ciddiyim. Çok ciddiyim. Çok ciddiyim. Çok ciddiyim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Cousin Eve? It's Keith. Kuzen Eve? Ben Keith. Two Weeks-1 2006 info-icon
Aunt Wilma? It's Emily. Wilma Teyze? Ben Emily. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, it has been a while. Evet bayağıdır görüşmedik. Ya sorma, ne çok zaman oldu. Ya sorma, ne çok zaman oldu. Ya sorma, ne çok zaman oldu. Two Weeks-1 2006 info-icon
Not that well, really. That's why I'm calling. Çok iyi değil aslında. Onun için aradım. Pek iyi sayılmaz. Aslında bunun için aradım. Pek iyi sayılmaz. Aslında bunun için aradım. Pek iyi sayılmaz. Aslında bunun için aradım. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm sorry, you want what back? Pardon, neyi geri istiyor muyum? Pardon, neyi geri istiyorsun? Pardon, neyi geri istiyorsun? Pardon, neyi geri istiyorsun? Two Weeks-1 2006 info-icon
When did she borrow it? Ne zaman almışki? Ne zaman ödünç almıştı? Ne zaman ödünç almıştı? Ne zaman ödünç almıştı? Two Weeks-1 2006 info-icon
No, not long, I'm afraid. Hayır, fazla vakti kalmadı, üzgünüm. Hayır, çok zamanı yok maalesef. Hayır, çok zamanı yok maalesef. Hayır, çok zamanı yok maalesef. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, that would depend on what you meant exactly by "long." "Fazla" ile neyi kastettiğinize bağlı bir şey. Aslında bu "uzun" kavramından ne beklediğine bağlı. Aslında bu "uzun" kavramından ne beklediğine bağlı. Aslında bu "uzun" kavramından ne beklediğine bağlı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Not long. Fazla değil. Çok uzun değil. Çok uzun değil. Çok uzun değil. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm supposed to be in Singapore next week. Haftaya Singapur'da olmam lazım. Haftaya Singapur'da olmam gerekiyor. Haftaya Singapur'da olmam gerekiyor. Haftaya Singapur'da olmam gerekiyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay read that back to me. Şunu tekrar okusana. Tamam, oku şunu. Tamam, oku şunu. Tamam, oku şunu. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm getting phone finger here. Parmağım telefona yapışacak neredeyse. Elimde yeni bir telefon parmağı evrimleşecek. Elimde yeni bir telefon parmağı evrimleşecek. Elimde yeni bir telefon parmağı evrimleşecek. Two Weeks-1 2006 info-icon
Would you mind calling the Scotts, the Weidermans and the Parkers? Scot'ları, Weiderman'ları, ve Parker'ları sen arasan? Scott'ları, Weiderman'ları ve Parker'ları sen arayabilir misin? Scott'ları, Weiderman'ları ve Parker'ları sen arayabilir misin? Scott'ları, Weiderman'ları ve Parker'ları sen arayabilir misin? Two Weeks-1 2006 info-icon
I really don't know what to say to these people. Bu insanlara ne söyleyeceğimi hiç bilmiyorum doğrusu. İnsanlara ne diyeceğimi pek bilmiyorum açıkçası. İnsanlara ne diyeceğimi pek bilmiyorum açıkçası. İnsanlara ne diyeceğimi pek bilmiyorum açıkçası. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well... Sorry. Üzgünüm. Kusura bakma. Kusura bakma. Kusura bakma. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, sure. Yeah, yeah. Hold on. Elbette. Tabi, bir saniye. Tabi. Evet, evet. Bir saniye. Tabi. Evet, evet. Bir saniye. Tabi. Evet, evet. Bir saniye. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's for you. Bu sana. Sana. Sana. Sana. Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay, so I set the nutrient IV up into the port a cath. Bakalım, besleyici kateteri damar yoluna bağladım. Tamamdır, Port a cath'in içine serumu yerleştirdim. Tamamdır, Port a cath'in içine serumu yerleştirdim. Tamamdır, Port a cath'in içine serumu yerleştirdim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm sorry, what's that? Pardon, o ne oluyor? Pardon, neyin içine? Pardon, neyin içine? Pardon, neyin içine? Two Weeks-1 2006 info-icon
The metal valve I've had inserted in my chest, Göğsüme soktukları metal valf, Kemoterapinin çabuk etki göstermesi için... Kemoterapinin çabuk etki göstermesi için... Kemoterapinin çabuk etki göstermesi için... Two Weeks-1 2006 info-icon
opens right into an artery, doğrudan bir atar damara giriyor. ...göğsüme yerleştirdikleri... ...göğsüme yerleştirdikleri... ...göğsüme yerleştirdikleri... Two Weeks-1 2006 info-icon
chemo gets in quicker. İlaçlar daha çabuk giriyor. ...damarları açan metal bir sübap. ...damarları açan metal bir sübap. ...damarları açan metal bir sübap. Two Weeks-1 2006 info-icon
You don't leak, do you? Haven't yet. Sızdırmıyorsun değil mi? Daha olmadı. Akıntın falan yok değil mi? Henüz yok. Akıntın falan yok değil mi? Henüz yok. Akıntın falan yok değil mi? Henüz yok. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's one way. Bu tek yönlü. Tek bir yol var. Tek bir yol var. Tek bir yol var. Two Weeks-1 2006 info-icon
The morphine dispenser hooks into the same line. Morfin aracı da aynı katetere bağlı. Morfin aynı damardan içeri nüfuz ediyor. Morfin aynı damardan içeri nüfuz ediyor. Morfin aynı damardan içeri nüfuz ediyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
So, if you're feeling any pain, just press the button. Eğer, acı hissedersen, düğmeye basman yeterli. O yüzden, eğer ağrın artarsa, düğmeye basman yeterli. O yüzden, eğer ağrın artarsa, düğmeye basman yeterli. O yüzden, eğer ağrın artarsa, düğmeye basman yeterli. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's on a timer, so you can give yourself a dose whenever you need it, Sayaca bağlı olduğu için, ihtiyacın olan her an kullanabilirsin. Zamanlayıcısı da var. Her ihtiyaç duyduğunda enjekte edebilirsin... Zamanlayıcısı da var. Her ihtiyaç duyduğunda enjekte edebilirsin... Zamanlayıcısı da var. Her ihtiyaç duyduğunda enjekte edebilirsin... Two Weeks-1 2006 info-icon
but you can't OD. Ama aşırı doz alman mümkün değil. ...aşırı dozda da almana engel olur. ...aşırı dozda da almana engel olur. ...aşırı dozda da almana engel olur. Two Weeks-1 2006 info-icon
The box only allows one dose every 10 minutes to start. Her 10 dakikada bir doz alabiliyorsun. Sadece 10 dakika arayla kullanıma izin veriyor. Sadece 10 dakika arayla kullanıma izin veriyor. Sadece 10 dakika arayla kullanıma izin veriyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
What if I need more? Daha fazlasına ihtiyacım olursa? Ya daha fazlasına ihtiyaç duyarsam? Ya daha fazlasına ihtiyaç duyarsam? Ya daha fazlasına ihtiyaç duyarsam? Two Weeks-1 2006 info-icon
I can increase the dosage and the frequency as you need it. İhtiyacın olursa, dozajı artırıp süreyi kısaltabilirim. Dozunu veya aralıkları istediğin şekilde ayarlayabilirim. Dozunu veya aralıkları istediğin şekilde ayarlayabilirim. Dozunu veya aralıkları istediğin şekilde ayarlayabilirim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, Keith? Do we each get one? Evet Keith? Hepimiz birer tane alsak? Evet Keith? Biz de birer tane alabilir miyiz ondan? Evet Keith? Biz de birer tane alabilir miyiz ondan? Evet Keith? Biz de birer tane alabilir miyiz ondan? Two Weeks-1 2006 info-icon
Sorry. Kusura bakmayın. Kusuruna bakma. Kusuruna bakma. Kusuruna bakma. Two Weeks-1 2006 info-icon
I thought you quit that stuff after college. Üniversiteden sonra bıraktın diye biliyordum. O şeyi içmeyi üniversiteden sonra bıraktın sanıyordum. O şeyi içmeyi üniversiteden sonra bıraktın sanıyordum. O şeyi içmeyi üniversiteden sonra bıraktın sanıyordum. Two Weeks-1 2006 info-icon
A grip on my last shoot gave me this. Son çekimimdeki bir kameraman verdi bunu. Son içişimde nasıl hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Son içişimde nasıl hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Son içişimde nasıl hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
We were talking about dying relatives. Ölen akrabalardan konuşuyorduk. Ölmüş akrabalardan konuşuyorduk. Ölmüş akrabalardan konuşuyorduk. Ölmüş akrabalardan konuşuyorduk. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's good to see you're dealing with this in an open, straightforward way. Bu konuyla açık ve direkt olarak baş edebildiğini görmek güzel. Böylesi açık sözlü bir şekilde bunun üstesinden gelebilmen güzel. Böylesi açık sözlü bir şekilde bunun üstesinden gelebilmen güzel. Böylesi açık sözlü bir şekilde bunun üstesinden gelebilmen güzel. Two Weeks-1 2006 info-icon
Just takes the edge off. Rahatlamama yardımcı oluyor. Bu şekilde biraz etkisi azalıyor. Bu şekilde biraz etkisi azalıyor. Bu şekilde biraz etkisi azalıyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 177814
  • 177815
  • 177816
  • 177817
  • 177818
  • 177819
  • 177820
  • 177821
  • 177822
  • 177823
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim