• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177820

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
Did they talk? Konuştular mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, 20 minutes. Evet, 20 dakika. Evet, 20 dakika kadar. Evet, 20 dakika kadar. Evet, 20 dakika kadar. Two Weeks-1 2006 info-icon
What about? She wouldn't say. Ne konuştular? Söylemedi. Ne hakkında? Bahsetmedi. Ne hakkında? Bahsetmedi. Ne hakkında? Bahsetmedi. Two Weeks-1 2006 info-icon
Why did you and Dad split up? Babamla neden ayrıldınız? Two Weeks-1 2006 info-icon
What were we talking about? Ne konuşuyorduk biz? Ne hakkında konuşuyorduk? Ne hakkında konuşuyorduk? Ne hakkında konuşuyorduk? Two Weeks-1 2006 info-icon
Nothing, Mom. Why don't you rest? Hiç bir şey anne. Sen neden biraz dinlenmiyorsun? Hiç anne. Biraz dinlen istersen. Hiç anne. Biraz dinlen istersen. Hiç anne. Biraz dinlen istersen. Two Weeks-1 2006 info-icon
Don't start with me. What were we talking about? Bana büyüklük taslama. Ne konuşuyorduk? Başlama yine. Neden bahsediyorduk? Başlama yine. Neden bahsediyorduk? Başlama yine. Neden bahsediyorduk? Two Weeks-1 2006 info-icon
The antique clocks. Antika saatler. Antika saatlerden. Antika saatlerden. Antika saatlerden. Two Weeks-1 2006 info-icon
The antique clocks. All right. Antika saatler, evet. Antika saatler. Doğru ya. Antika saatler. Doğru ya. Antika saatler. Doğru ya. Two Weeks-1 2006 info-icon
So I have divvied them up. Onları pay ettim. Hepsini pay ettim. Hepsini pay ettim. Hepsini pay ettim. Two Weeks-1 2006 info-icon
You can trade, but no fighting. Değiş tokuş yapabilirsiniz, ama kavga etmek yok. Değiş tokuş edebilirsiniz. Ama kavga etmek yok. Değiş tokuş edebilirsiniz. Ama kavga etmek yok. Değiş tokuş edebilirsiniz. Ama kavga etmek yok. Two Weeks-1 2006 info-icon
Got it? Got it. Tamam mı? Tamam. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Open that, after. Bunu şeyden sonra aç... Şeyden sonra açarsın. Şeyden sonra açarsın. Şeyden sonra açarsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
And there's this. Bir de bu var. Two Weeks-1 2006 info-icon
You wrote your own obituary? I had some time. Kendi ölüm ilanını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Kendi ölüm ilânını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Kendi ölüm ilânını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Kendi ölüm ilânını mı yazdın? Boş vaktim vardı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Do you have anything for, you know, Şey için bir isteğin var mı... işte... Şey için de bir şeyler hazırladın mı? Şey için de bir şeyler hazırladın mı? Şey için de bir şeyler hazırladın mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
the funeral? Cenaze için? Cenaze için. Cenaze için. Cenaze için. Two Weeks-1 2006 info-icon
Just cremate me. No funeral. Yakın beni. Cenaze yok. Beni yakın gitsin. Cenaze istemiyorum. Beni yakın gitsin. Cenaze istemiyorum. Beni yakın gitsin. Cenaze istemiyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Do whatever you want. I don't care. Ne isterseniz yapın, pek de umrumda değil. İstediğinizi yapın, fark etmez. İstediğinizi yapın, fark etmez. İstediğinizi yapın, fark etmez. Two Weeks-1 2006 info-icon
I don't think I can be there anyway. Göreceğimden filan değil. Katılabileceğimi de pek sanmıyorum zaten. Katılabileceğimi de pek sanmıyorum zaten. Katılabileceğimi de pek sanmıyorum zaten. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, Matthew. Hey. Selam Matthew. Selam. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, Matthew. Selam Matthew. Two Weeks-1 2006 info-icon
How was the trip? My ass has been asleep since Virginia. Yolculuk nasıldı? Virginia'dan beri kıçımın üstündeyim. Yolculuk nasıldı? Kıçım Virginia'dan beri rahat yüzü görmedi. Yolculuk nasıldı? Kıçım Virginia'dan beri rahat yüzü görmedi. Yolculuk nasıldı? Kıçım Virginia'dan beri rahat yüzü görmedi. Two Weeks-1 2006 info-icon
I didn't even see his lips move. Dudakları oynamadı bile. Ağzının oynadığını daha önce hiç görmemiştim. Ağzının oynadığını daha önce hiç görmemiştim. Ağzının oynadığını daha önce hiç görmemiştim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Come in and say hi. And then I've got a book for you to read. Gel de bir merhaba de. Sonra da okuman için bir kitap vereceğim. İçeri girip, merhaba deyin. Okumanız için kitap da vereceğim. İçeri girip, merhaba deyin. Okumanız için kitap da vereceğim. İçeri girip, merhaba deyin. Okumanız için kitap da vereceğim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm giving you the best stuff. It's not who gets what jewelry. En iyilerini sana veriyorum. Kimin hangi mücevheri aldığı değil mesele. En iyilerini sana verdim. Kimin mücevherleri aldığında değilim. En iyilerini sana verdim. Kimin mücevherleri aldığında değilim. En iyilerini sana verdim. Kimin mücevherleri aldığında değilim. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's that bitch getting any of it. Oh, she's your brother's wife. Mesele, o fahişenin de bir şeyler alması. Ama o senin kardeşinin karısı. O kaltağın herhangi bir şey almasına canım sıkılıyor. O kardeşinin karısı kızım. O kaltağın herhangi bir şey almasına canım sıkılıyor. O kardeşinin karısı kızım. O kaltağın herhangi bir şey almasına canım sıkılıyor. O kardeşinin karısı kızım. Two Weeks-1 2006 info-icon
I thought you hated her. I never said that. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Asla böyle bir şey demedim. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Hayatta öyle bir şey söylemedim. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Hayatta öyle bir şey söylemedim. Ondan nefret ettiğini sanıyordum. Hayatta öyle bir şey söylemedim. Two Weeks-1 2006 info-icon
You did, actually, at their wedding reception. Aslında dedin, düğün törenleri esnasında. Söyledin aslında. Düğünlerinde hem de. Söyledin aslında. Düğünlerinde hem de. Söyledin aslında. Düğünlerinde hem de. Two Weeks-1 2006 info-icon
Egads! Was I drunk? Vay canına, sarhoş muydum? Yapma be! Sarhoş muydum? Yapma be! Sarhoş muydum? Yapma be! Sarhoş muydum? Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, I'm wiser now. They're married, for better or for worse. Neyse, şimdi daha bilgeyim. İyi kötü evlendiler. Neyse, şu an ayığım. İyi veya kötü, neticede evliler. Neyse, şu an ayığım. İyi veya kötü, neticede evliler. Neyse, şu an ayığım. İyi veya kötü, neticede evliler. Two Weeks-1 2006 info-icon
Don't make him choose between his family and his wife. Ailesi ya da karısı arasında ikileme düşmesine sebep olmamalısın. Onu ailesi ve karısı arasında seçim yapmaya zorlamayın. Onu ailesi ve karısı arasında seçim yapmaya zorlamayın. Onu ailesi ve karısı arasında seçim yapmaya zorlamayın. Two Weeks-1 2006 info-icon
Julia. Come on in. Thank you. You're welcome. Julia, gel içeri. Sağol. Bir şey değil. Julia, girsene. Teşekkürler. Rica ederim. Julia, girsene. Teşekkürler. Rica ederim. Julia, girsene. Teşekkürler. Rica ederim. Two Weeks-1 2006 info-icon
All I did was kiss a few boys. Bütün yaptığım bir kaç oğlanı öpmekti sadece. Sadece birkaç çocuğu öptüm, hepsi bu. Sadece birkaç çocuğu öptüm, hepsi bu. Sadece birkaç çocuğu öptüm, hepsi bu. Two Weeks-1 2006 info-icon
You were in the janitor's closet doing it with Harry Wexler. Ama sen, malzeme odasında Harry Wexler'la işi pişiriyordun. Hizmetlinin tuvaletinde Harry Wexler'la işi pişiren ben değildim. Hizmetlinin tuvaletinde Harry Wexler'la işi pişiren ben değildim. Hizmetlinin tuvaletinde Harry Wexler'la işi pişiren ben değildim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yes. My God, Harry Wexler? Tanrım, hem de Harry Wexler. Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Evet. Tanrım, hem de Harry Wexler! Two Weeks-1 2006 info-icon
But discretion was never your strong suit. Ama senin ağzın hiç sıkı olmadı ki zaten. Ama hiç sağduyulu biri olmamışsındır zaten. Ama hiç sağduyulu biri olmamışsındır zaten. Ama hiç sağduyulu biri olmamışsındır zaten. Two Weeks-1 2006 info-icon
If you hadn't published their "lip ratings" in the Nottingham Rag, Eğer okul gazetesinde "dudak puanlamasını" yazmamış olsaydın, Nothingham Rag'de "Öpüşme Notları"nı yayınlayacak olsaydın... Nothingham Rag'de "Öpüşme Notları"nı yayınlayacak olsaydın... Nothingham Rag'de "Öpüşme Notları"nı yayınlayacak olsaydın... Two Weeks-1 2006 info-icon
you probably could've gotten away with it. sen de kurtulurdun büyük ihtimalle. ...muhtemelen yanına kâr bile kalırdı. ...muhtemelen yanına kâr bile kalırdı. ...muhtemelen yanına kâr bile kalırdı. Two Weeks-1 2006 info-icon
What is this? Julia brought a tuna casserole. O ne? Julia, ton balıklı güveç getirmiş. Bu nedir? Julia ton balıklı güveç yapmış. Bu nedir? Julia ton balıklı güveç yapmış. Bu nedir? Julia ton balıklı güveç yapmış. Two Weeks-1 2006 info-icon
Tuna, noodles, Campbell's cream of mushroom soup. Ton balığı, erişte ve mantar kreması. Ton balığı, makarna, kremalı mantar çorbası. Ton balığı, makarna, kremalı mantar çorbası. Ton balığı, makarna, kremalı mantar çorbası. Two Weeks-1 2006 info-icon
Jesus. I know. Tanrım. Evet bilirim. Tanrım. Hem de nasıl! Tanrım. Hem de nasıl! Tanrım. Hem de nasıl! Two Weeks-1 2006 info-icon
What are you doing? Everyone's gonna start bringing food. Ne yapıyorsun? Herkes yemek getirmeye başlayacak. Ne yapıyorsun? Herkes yiyecek bir şeyler getirmeye başladı. Ne yapıyorsun? Herkes yiyecek bir şeyler getirmeye başladı. Ne yapıyorsun? Herkes yiyecek bir şeyler getirmeye başladı. Two Weeks-1 2006 info-icon
We have to stay ahead of this or we're gonna be buried. Bununla başa çıkmamız lazım, yoksa bizi de gömerler. Ya bu şekilde devam ederiz, ya da çöpe. Ya bu şekilde devam ederiz, ya da çöpe. Ya bu şekilde devam ederiz, ya da çöpe. Two Weeks-1 2006 info-icon
Keith, Julia's Mom's best friend. Keith, Julia annemin en iyi arkadaşı. Keith. Julia annemin en yakın dostu. Keith. Julia annemin en yakın dostu. Keith. Julia annemin en yakın dostu. Two Weeks-1 2006 info-icon
I see what you're saying. İyi bir noktaya parmak bastın. Ne demek istediğini gayet iyi anladım. Ne demek istediğini gayet iyi anladım. Ne demek istediğini gayet iyi anladım. Two Weeks-1 2006 info-icon
We should probably dirty some plates, too. Bir kaç tabak da kirletmemiz lazım. Bir iki tane de tabak kirletsek fena olmaz. Bir iki tane de tabak kirletsek fena olmaz. Bir iki tane de tabak kirletsek fena olmaz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Good idea. Aklınla bin yaşa. Two Weeks-1 2006 info-icon
Gerald Henderson, three lips out of 10. He was not pleased. Gerald Henderson, 10 üzerinden 3 dudak. Hiç memnun olmamıştı. Gerald Henderson'ın öpüşmesi 10 üzerinden 3 alırdı. Çok matah değildi. Gerald Henderson'ın öpüşmesi 10 üzerinden 3 alırdı. Çok matah değildi. Gerald Henderson'ın öpüşmesi 10 üzerinden 3 alırdı. Çok matah değildi. Two Weeks-1 2006 info-icon
And? Ve? Hem... Hem... Hem... Two Weeks-1 2006 info-icon
He had a little dick, too. Oh, stop! Aleti de küçücüktü. Yeter artık. ...küçücük de çükü vardı. Dur güldürme! ...küçücük de çükü vardı. Dur güldürme! ...küçücük de çükü vardı. Dur güldürme! Two Weeks-1 2006 info-icon
Yes, he did. Aynen öyleydi. İster inan, ister inanma. İster inan, ister inanma. İster inan, ister inanma. Two Weeks-1 2006 info-icon
Stop! Tiny. Dur! Minnacıkdı. Yapma! Minnacık. Yapma! Minnacık. Yapma! Minnacık. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm so sorry, Neat. Çok üzgünüm Neat. Two Weeks-1 2006 info-icon
I've gotta drive back tonight. Bu gece dönmem gerek. Bu gece geri dönmem gerekiyor. Bu gece geri dönmem gerekiyor. Bu gece geri dönmem gerekiyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
I could only take the day off. Sadece bir gün izin alabildim. Yalnızca bugün için izin alabildim. Yalnızca bugün için izin alabildim. Yalnızca bugün için izin alabildim. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's always good to see you. Seni görmek her zaman güzel. Two Weeks-1 2006 info-icon
They don't make friends like us anymore, do they? Artık bizimki gibi dostluklar yok. Şimdiki arkadaşlıklar bizimkinin yanına yanaşamaz, değil mi? Şimdiki arkadaşlıklar bizimkinin yanına yanaşamaz, değil mi? Şimdiki arkadaşlıklar bizimkinin yanına yanaşamaz, değil mi? Two Weeks-1 2006 info-icon
No. Not anymore. Evet, artık yok. Hayır. Hiç alâkaları bile yok. Hayır. Hiç alâkaları bile yok. Hayır. Hiç alâkaları bile yok. Two Weeks-1 2006 info-icon
See you. Yeah, see you. Görüşürüz. Evet, görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Thanks for coming, Julia. Geldiğin için sağol Julia. Geldiğin için teşekkürler Julia. Geldiğin için teşekkürler Julia. Geldiğin için teşekkürler Julia. Two Weeks-1 2006 info-icon
What are you talking about? She'd come for me, I'd come for her. O da ne demek? O da benim için gelirdi. Lafı mı olur hiç? O da benim için aynını yapardı. Lafı mı olur hiç? O da benim için aynını yapardı. Lafı mı olur hiç? O da benim için aynını yapardı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, thanks. And the casserole, it was great. Yine de teşekkürler. Güveç de harikaydı. Teşekkürler. Bu arada güveç de bir harikaydı. Teşekkürler. Bu arada güveç de bir harikaydı. Teşekkürler. Bu arada güveç de bir harikaydı. Two Weeks-1 2006 info-icon
Is it gonna be in Syracuse? Syracuse'da mı olacak? Syracuse'te mi olacak? Syracuse'te mi olacak? Syracuse'te mi olacak? Two Weeks-1 2006 info-icon
After? Daha sonra yani? Şeyden sonra. Şeyden sonra. Şeyden sonra. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, that's where the relatives are. Evet, akrabaları orada. Evet, tüm akrabaları orada yatıyor. Evet, tüm akrabaları orada yatıyor. Evet, tüm akrabaları orada yatıyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'll be there. And I'll call every day. Orada olacağım. Her gün de arayacağım. Geleceğim. Her gün de arayacağım. Geleceğim. Her gün de arayacağım. Geleceğim. Her gün de arayacağım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Don't you remember your grandfather? I was five when he died, Dedeni hatırlamıyor musun? Ben 5 yaşımdayken öldü ya. Dedeni hatırlamıyor musun? Öldüğünde beş yaşımdaydım. Dedeni hatırlamıyor musun? Öldüğünde beş yaşımdaydım. Dedeni hatırlamıyor musun? Öldüğünde beş yaşımdaydım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Not at all? Hiç mi hatırlamıyorsun? Two Weeks-1 2006 info-icon
You tell me, Tell me about him, Sen anlat işte. Sen anlat işte. Bana ondan bahset biraz. Sen anlat işte. Bana ondan bahset biraz. Sen anlat işte. Bana ondan bahset biraz. Two Weeks-1 2006 info-icon
He was a tailor, He owned a dry cleaning shop, Terziydi. Kuru temizleme dükkanı vardı. Bir terziydi. Kuru temizleme dükkânı vardı. Bir terziydi. Kuru temizleme dükkânı vardı. Bir terziydi. Kuru temizleme dükkânı vardı. Two Weeks-1 2006 info-icon
And your mother? Ya annen? Büyükannem? Büyükannem? Büyükannem? Two Weeks-1 2006 info-icon
Nanna was a housewife, Büyükannen ev hanımıydı. Two Weeks-1 2006 info-icon
A great cook, Always entertaining, Çok iyi bir aşçıydı. Bizi hep eğlendirirdi. Harika yemekler yapardı. Çok neşeli bir kadındı. Harika yemekler yapardı. Çok neşeli bir kadındı. Harika yemekler yapardı. Çok neşeli bir kadındı. Two Weeks-1 2006 info-icon
This explains why you can't sew or cook, Exactly, Bu senin neden yemek yapamadığını ve dikiş dikemediğini açıklıyor. İşte bu senin neden yemek ve dikişten hiç anlamadığını açıklıyor. Aynen! İşte bu senin neden yemek ve dikişten hiç anlamadığını açıklıyor. Aynen! İşte bu senin neden yemek ve dikişten hiç anlamadığını açıklıyor. Aynen! Two Weeks-1 2006 info-icon
Luckily Nanna is still with us, so I don't have to, Şanslıyız ki büyükannen hala bizimle, yani yapmam da gerekmiyor. Şükür ki büyükannen hâlâ aramızda da, bana iş kalmıyor. Şükür ki büyükannen hâlâ aramızda da, bana iş kalmıyor. Şükür ki büyükannen hâlâ aramızda da, bana iş kalmıyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
What? Nothing, Ne oldu? Hiç. Two Weeks-1 2006 info-icon
All my grandkids are about five, Bütün torunlarım 5 yaşında filan. Tüm torunlarım beş yaş civarındalar. Tüm torunlarım beş yaş civarındalar. Tüm torunlarım beş yaş civarındalar. Two Weeks-1 2006 info-icon
Some of them younger, Bazıları daha bile genç. Kimisi daha da küçük. Kimisi daha da küçük. Kimisi daha da küçük. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, you guys! Hey! Daddy! Hey çocuklar. Baba! Hoş geldiniz güzeller! Babacığım! Hoş geldiniz güzeller! Babacığım! Hoş geldiniz güzeller! Babacığım! Two Weeks-1 2006 info-icon
How was your flight? Airplane! Nasıldı yolculuk? Uçak! Uçuş nasıldı? Uçak! Uçuş nasıldı? Uçak! Uçuş nasıldı? Uçak! Two Weeks-1 2006 info-icon
Airplane, was there an airplane? Really? Yes, Daddy. Uçak mı? Uçakla mı geldiniz sahiden? Evet baba. Uçak mı? Cidden uçakla mı geldiniz? Evet baba. Uçak mı? Cidden uçakla mı geldiniz? Evet baba. Uçak mı? Cidden uçakla mı geldiniz? Evet baba. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah? We slept on the airplane. Uçakta uyuduk. Hadi ya! Uçakta uyuduk. Hadi ya! Uçakta uyuduk. Hadi ya! Uçakta uyuduk. Two Weeks-1 2006 info-icon
Did you? No. Öyle mi? Hayır. Deme! Hayır. Deme! Hayır. Deme! Hayır. Two Weeks-1 2006 info-icon
No? No. Hayır mı? Hayır. Hayır. Hayır. Hayır. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey. Hi. Selam. Selam. Selam. Merhaba. Selam. Merhaba. Selam. Merhaba. Two Weeks-1 2006 info-icon
The redeye always seems like such a good idea, right? Gece uçuşu hep çok iyi bir fikir gibi geliyor değil mi? Gece uçuşları hep iyi bir fikir gibi gelir adama, değil mi? Gece uçuşları hep iyi bir fikir gibi gelir adama, değil mi? Gece uçuşları hep iyi bir fikir gibi gelir adama, değil mi? Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, yeah. That's why I'm gonna let you do it all by yourself next time. Evet, bu yüzden bir sonrakini tek başına yapmana izin veriyorum. Evet. Bu yüzden bir dahaki sefere, bunu tek başına yapmana izin vereceğim. Evet. Bu yüzden bir dahaki sefere, bunu tek başına yapmana izin vereceğim. Evet. Bu yüzden bir dahaki sefere, bunu tek başına yapmana izin vereceğim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, yeah. Come with me. Tamam o zaman. Hadi bakalım. Evet. Gel bakalım. Evet. Gel bakalım. Evet. Gel bakalım. Two Weeks-1 2006 info-icon
How you been, sweetie? So, how're you doing? Nasılsın tatlım? Sen nasılsın peki? Nasılsın tatlım? Söyle bakalım, nasılsın? Nasılsın tatlım? Söyle bakalım, nasılsın? Nasılsın tatlım? Söyle bakalım, nasılsın? Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm glad you're here. Geldiğin için mutluyum. Burada olduğunuz için çok mutluyum. Burada olduğunuz için çok mutluyum. Burada olduğunuz için çok mutluyum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Daddy, is Grandma sick? Yes, she is. Baba, büyükanne hasta mı? Evet öyle. Baba, nenem hasta mı? Evet öyle. Baba, nenem hasta mı? Evet öyle. Baba, nenem hasta mı? Evet öyle. Two Weeks-1 2006 info-icon
Will she be all better tomorrow? Yarın iyileşir mi? Yarına iyileşir mi? Yarına iyileşir mi? Yarına iyileşir mi? Two Weeks-1 2006 info-icon
I wish she were, Sarah, but I'm afraid she's pretty sick. Keşke iyileşse Sarah, ama korkarım ki çok hasta. Keşke iyileşebilse Sarah, ama korkarım hastalığı oldukça kötü. Keşke iyileşebilse Sarah, ama korkarım hastalığı oldukça kötü. Keşke iyileşebilse Sarah, ama korkarım hastalığı oldukça kötü. Two Weeks-1 2006 info-icon
Is she going to die? Ölecek mi? Two Weeks-1 2006 info-icon
What do you know about dying, sweetie? Ölümle ilgili ne biliyorsun tatlım? Ölmek hakkında ne biliyorsun bebeğim? Ölmek hakkında ne biliyorsun bebeğim? Ölmek hakkında ne biliyorsun bebeğim? Two Weeks-1 2006 info-icon
Hanna had a fish that died, but it got better. Hanna'nın bir balığı vardı. Öldükten sonra iyileşti. Hanna'nın ölü bir balığı vardı. Ama iyileşti. Hanna'nın ölü bir balığı vardı. Ama iyileşti. Hanna'nın ölü bir balığı vardı. Ama iyileşti. Two Weeks-1 2006 info-icon
I see. Demek öyle. Anlıyorum. Anlıyorum. Anlıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, Grandma's not feeling well, Şey, büyükanne pek iyi hissetmiyor, Büyükannen pek iyi hissetmiyor kendini... Büyükannen pek iyi hissetmiyor kendini... Büyükannen pek iyi hissetmiyor kendini... Two Weeks-1 2006 info-icon
but I know that she's gonna be very, very happy to see you guys. Okay? ama biliyorumki, sizi gördüğüne çok çok sevinecek. Tamam mı? ...ama sizi gördüğü için çok ama çok sevineceğinden eminim. Tamam mı? ...ama sizi gördüğü için çok ama çok sevineceğinden eminim. Tamam mı? ...ama sizi gördüğü için çok ama çok sevineceğinden eminim. Tamam mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 177815
  • 177816
  • 177817
  • 177818
  • 177819
  • 177820
  • 177821
  • 177822
  • 177823
  • 177824
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim