Search
English Turkish Sentence Translations Page 3201
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| We're just by ourselves here in this big lane. | Bizimki ekip parkuru zaten. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh, yeah, sure. That'd be fun. | Tabi tabi, eğlenceli olur. | All Relative-1 | 2014 | |
| Awesome. All right. | Harika. | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay, yeah, cool. | Evet, aynen. | All Relative-1 | 2014 | |
| Are you gonna buy us a drink if we win? | Kazanırsak bize içki ısmarlayacak mısınız? | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, we'll buy you a drink anyway, | Biliyor musun her halükarda size içki ısmarlayacağız. | All Relative-1 | 2014 | |
| Because chivalry is still alive, believe it or not. | Çünkü ister inan ister inanma ama centilmenlik daha ölmedi. | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh! Yeah! | Evet! | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay, okay! | Tamam tamam! | All Relative-1 | 2014 | |
| We can work with that. We can work with that. | Bu iyiydi, bu iyiydi. | All Relative-1 | 2014 | |
| All right, take a deep breath. | Tamam, derin bir nefes al. | All Relative-1 | 2014 | |
| Um, well, this is me. | Evim burası. Güzelmiş. | All Relative-1 | 2014 | |
| Thank you so much for walking me. | Benimle yürüdüğün için çok teşekkür ederim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah, no problem. | Önemli değil. | All Relative-1 | 2014 | |
| I had fun... tonight. | Eğlendim, bu gece. | All Relative-1 | 2014 | |
| We should definitely hang out again. | Bence mutlaka yine takılmalıyız. | All Relative-1 | 2014 | |
| I mean... ugh. | Yani... | All Relative-1 | 2014 | |
| I should have told you this earlier, but, um... | Bunu daha önce söyleseydim keşke ama... | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm seeing someone. | Görüştüğüm biri var. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, we've only been on two dates, | Sadece iki defa çıktık ama... | All Relative-1 | 2014 | |
| But, um, I did promise him a third. | Üçüncü kez çıkacağımıza söz verdim. | All Relative-1 | 2014 | |
| I I think we should go on a date. | Bence benimle çıkmalısın. En kötü ne olabilir ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| Come on. Just give me your phone. | Telefonunu versene. | All Relative-1 | 2014 | |
| Sure. Think about it. | Tabi. Bunu bir düşün. | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, bye. Bye. | Hoşçakal. Hoşçakal. | All Relative-1 | 2014 | |
| Dinner. | Akşam yemeği. | All Relative-1 | 2014 | |
| As friends. Yeah. | Arkadaşça. Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, what's funny is a month ago, | Komik olan ne biliyor musun. | All Relative-1 | 2014 | |
| This would have been a different story. | Bir ay önce olsa bambaşka bir hikaye olurdu. | All Relative-1 | 2014 | |
| She promised this guy a third date. | Adama üçüncü kez çıkma sözü vermiş. | All Relative-1 | 2014 | |
| Ugh. I'm unlucky. | Amma şanssızım ya. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's like every girl in this town, | Sanki bu şehirdeki bütün kızlar... | All Relative-1 | 2014 | |
| They're playing a game, you know? | ...bir oyun oynuyorlar. Anlasrın ya. | All Relative-1 | 2014 | |
| And the hotter the chick... pbht! | Hatun ne kadar iyiyse. | All Relative-1 | 2014 | |
| The crazier the game. | Oyun o kadar delirtici oluyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm good, man. | Bu kadar yeter adamım. Bunu bayan ısmarlıyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Thanks. 1 | Teşekkürler. | All Relative-1 | 2014 | |
| I, um... I usually don't drink alone. | Ben... | All Relative-1 | 2014 | |
| So don't. | İçme o zaman. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm harry. | Ben Harry. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm Maren. Hi, Maren. | Ben Maren. Merhaba, Maren. | All Relative-1 | 2014 | |
| So... Maren. | Ee... Maren. | All Relative-1 | 2014 | |
| Do you stay at this hotel? | Bu otelde mi kalıyorsun? | All Relative-1 | 2014 | |
| Yeah. I'm here for the weekend. | Evet, hafta sonu için geldim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Doing some open houses. | Bazı açık hava etkinlikleri düzenliyorum. 1 | All Relative-1 | 2014 | |
| I live in Westchester. | Westchester'da oturuyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Wow. That's pretty fancy. | Vay, bayağı havalı ha. | All Relative-1 | 2014 | |
| But I get to see my kids when I'm in town. | Ama şehre geldikçe çocuklarımı görmeye gidiyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| Your kids? | Çocuklarını mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| You don't have kids. | Çocuğun falan yok. | All Relative-1 | 2014 | |
| You have three kids. She has three kids. | Üç çocuğun var. Üç çocuklu. | All Relative-1 | 2014 | |
| One's in college here in the city. | Bir tanesi burada, üniversitede okuyor. | All Relative-1 | 2014 | |
| Were you pregnant in middle school? | Orta okulda mı hamile kaldın? | All Relative-1 | 2014 | |
| Oh. Cute. | Çok hoş. | All Relative-1 | 2014 | |
| I bet you say that to all the moms. | Eminim bunu bütün annelere söylüyorsundur. | All Relative-1 | 2014 | |
| You divorced? | Boşandın mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Hey, you know what? It's his loss. | Bence o herifin kaybı. | All Relative-1 | 2014 | |
| So, harry... why are you drinking alone? | Ee Harry... | All Relative-1 | 2014 | |
| Okay. I have a confession to make. | Pekala. Birşey itiraf etmem lazım. | All Relative-1 | 2014 | |
| Really? What? Yeah. | Gerçekten mi? Neymiş? Evet. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's been a year since I've had sex. | Bir yıldır sevişmedim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Whoa. You married? | Evli misin? | All Relative-1 | 2014 | |
| No, no. No. | Hayır hayır. | All Relative-1 | 2014 | |
| my fiancée cheated on me. | Nişanlım beni aldattı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Awhile back. | Bir süre önce. | All Relative-1 | 2014 | |
| We'll go slow. | Ağırdan alırız. | All Relative-1 | 2014 | |
| Want to hand me that glass? | Åu bardağı uzatır mısın? | All Relative-1 | 2014 | |
| I have a confession to make, too. | Benim de bir şeyi itiraf etmem lazım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm nervous, too. | Ben de gerginim. | All Relative-1 | 2014 | |
| You're nervous, too? That's good. | Sen de mi gerginsin? Bu iyi. | All Relative-1 | 2014 | |
| That's good. Nervous is good. | İyi bu, gerginlik iyidir. | All Relative-1 | 2014 | |
| You want to try something fun? | Eğlenceli bir şey denemek ister misin? | All Relative-1 | 2014 | |
| It's like in high school. Remember? | Liseliler gibi. Hatırladın mı? | All Relative-1 | 2014 | |
| I did not do that in high school. | Ben lisede böyle şeyler yapmazdım. | All Relative-1 | 2014 | |
| You didn't? | Yapmaz mıydın? | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, we went to different schools, probably. | Muhtemelen farklı liselere gidiyorduk. | All Relative-1 | 2014 | |
| I went on a date tonight. | Bu gece birisiyle çıktım. | All Relative-1 | 2014 | |
| My first in a really, really long time. | Gerçekten uzun bir aradan sonra ilk kez. | All Relative-1 | 2014 | |
| it was with this guy I hadn't seen since college. | Liseden beri görmediğim bir adamla. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know how things get built up over e Mail and text? | Hani her şey e mail ve mesaj üzerine kuruludur ya? | All Relative-1 | 2014 | |
| And... and we met. It was weird. | Sonrasında buluştuk. Tuhaftı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why was it weird? | Neden tuhaftı? | All Relative-1 | 2014 | |
| Well, let's start with... size. | Åeyden başlayayım... ebatlarından. | All Relative-1 | 2014 | |
| Was he, like... 50 pounds heavier than... | Nasıldı yani. | All Relative-1 | 2014 | |
| oh, I was thinking something completely different. | Benim aklımdan tamamen farklı bir şey geçiyordu. | All Relative-1 | 2014 | |
| That's when I should have left, right? | O anda gitmeliydim, değil mi? | All Relative-1 | 2014 | |
| But I stayed, | Ama kaldım. | All Relative-1 | 2014 | |
| And he started sucking my fingers at dinner. | O da yemekte benim parmaklarımı emmeye başladı. | All Relative-1 | 2014 | |
| Who does that? | Kim böyle bir şey yapar ki? | All Relative-1 | 2014 | |
| I want you to know | Åunu bilmeni isterim. | All Relative-1 | 2014 | |
| That not every guy out there is gonna be like him. | Bütün erkekler onun gibi değildir. | All Relative-1 | 2014 | |
| You know, we're not all flabby, dishonest... | Hepimiz onun gibi sarkık, sahtekar... | All Relative-1 | 2014 | |
| finger sucking at the dinner table weirdos. | ...yemek masasında parmak emmeyiz. | All Relative-1 | 2014 | |
| Let's not put any pressure on tonight. | Bu geceye fazla anlam yüklemeyelim. | All Relative-1 | 2014 | |
| Whatever it is is what it is. | Her neyse oluruna bırakalım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I'm so confused. I set it all up for you. | Kafam karıştı. Senin için her şeyi ayarladım. | All Relative-1 | 2014 | |
| I just can't believe you didn't nail her. | O karıyı götüremediğine inanamıyorum. | All Relative-1 | 2014 | |
| I walked her home. I actually liked her. | Onunla evine kadar yürüdüm, ondan gerçekten hoşlandım. | All Relative-1 | 2014 | |
| It's always about nailing somebody. | Olay neden hep götürmeye geliyor ki. | All Relative-1 | 2014 | |
| Why do you always have to nail somebody? | Neden illa birini götürmek zorundasın ki? | All Relative-1 | 2014 |