Search
English Turkish Sentence Translations Page 3282
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| to respond to the threat. | ...için tüm gayretiyle savaşıyor. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Ragnerok. | Ragnerok. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Ragnerok! | Ragnerok! | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Impossible. | İmkansız! | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| I sent you to hell! | Seni cehenneme gönderdim! | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| The power of that Hammer belongs to me. | Çekicin gücü bana ait. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| There is nothing left to fight for. | Savaşacak Hiçbir şey kalmadı. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Nothing is over. | Hiçbir şey bitmedi. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| We control our own fate. | Kendi kaderimizi kontrol ederiz. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Your heart shall beat as long as I live. | Ben yaşadığım sürece senin kalbin atacak. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| How dare you come here, son of Odin. | Odin'in oğlu. Ne cüretle buraya gelirsin? | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| You are an abomination. | Sen bir pisliksin. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Loki was meant to rule | Loki, evrenin bir sonraki aşamasındaki... | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| the next chapter of the universe | ...yönetimden bahsetmişti... | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| when this one is no more. | ...burası kalmadığı zaman. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| But you have killed him. | Ama sen O'nu öldürdün. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Dead! Gone! | Öldü! bitti! | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Against the will of fate, | Bu kadar dikkatle dokunmuş bu tezgahta... | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| so carefully woven in this loom. | ...Kaderin isteğine rağmen. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| We have chaos in the world. | Dünyada hala kaosun içindeyiz. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Shameful chaos! | Utanç verici kaos! | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| What have you to say for yourself? | Kendinize ne söylemelisiniz? | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| This world is now controlled by those who live here, | Bu dünya, burada yaşayanlarca yönetiliyor... | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| and it will be, for good or ill, | ...ve yönetilecek, hastalıkta ve sağlıkta... | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| what we ourselves make of it. | ...tümüne Kendi neden olduğumuz. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| That is true fate. | Gerçek kader budur. | Almighty Thor-1 | 2011 | |
| Our fate is upon us. | kaderimiz buna bağlı. | Almighty Thor-2 | 2011 | |
| Yes, father. 1 | Peki baba. 1 | Almighty Thor-2 | 2011 | |
| Coward, where are you? | Korkak, neredesin? | Almighty Thor-2 | 2011 | |
| Jarnsaxa cannot be trusted. | Jarnsaxa'ya güvenilmez.. | Almighty Thor-2 | 2011 | |
| She only wants the Hammer. | O sadece Çekicin peşinde. | Almighty Thor-2 | 2011 | |
| We are gathered here today | Bugün burada... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| to say goodbye to my father. | babama hoşça kal demek için toplandık. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's no secret that we didn't always see eye to eye, | Hiçbir zaman anlaşamadığımız ortadaydı, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but he was always there for me | ama o daima yanımdaydı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| even when I wasn't there for him. | benim onun yanında olmadığım zamanlarda bile. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll always love him for that. | Bu yüzden onu daima seveceğim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I know this is an unconventional place for a funeral. | Buranın bir cenaze için hiç de alışılmadık bir yer olduğunu biliyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But my father was an unconventional man... | Ama babam da alışılmadık bir adamdı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And my brother insisted. 1 | Ve kardeşim bunda ısrar etti. 1 | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Most people say that comic books | Çoğu insan, çizgi romanların... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| are for weird, out of touch losers | garip, dünyadan bir haber, büyümeyi reddeden, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| who refuse to grow up. | acizler için olduğunu söyler. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But I say... | Ama ben... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| My dad always gave those "losers" a home. | Babamın bu acizlere daima bir ev verdiğini söylüyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Stop calling them losers. | Onlara acizler demeyi kes. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And now my brother Peter would like to say a few words. | Ve şimdi de kardeşim Peter bir kaç söz etmek istiyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Let's keep this dignified. | Ağır başlılığımızı koruyalım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Obviously. | Elbette. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And now, a Klingon haiku of mourning. | Şimdi, bir Klingon ağıtıyla devam etmek istiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Dar lak! | Dar lak! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh dear God. | Aman Allah’ım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| My father is gone. | Babam artık yok. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I wish he could come back, | Keşke, geri gelebilseydi, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| but he can't, | ama yapamaz, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and even if he could, would I really want him to? | hem gelebilseydi bile, onu gerçekten ister miydim? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I mean, he'd clearly be a zombie, | Demek istediğim, açıkça bir zombi olurdu, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| or some form of undead monster. | ya da ölümsüz yaratıklardan biri gibi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The only way to stop his brain lust would be a bullet to the head. | Ve onu durdurmanın tek yolu kafasına bir kurşun sıkmak olurdu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I just don't think I could handle losing him twice. | Onu iki defa kaybetmeye dayanabileceğimi sanmıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Stop talking about zombies. | Zombiler hakkında konuşmayı kes. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Zombies. Zombies. Zombies. | Zombiler. Zombiler. Zombiler. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Zombie... | Zombiler... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| And that is why we had him cremated. | Ve bu onu yakmamızın nedenidir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Okay. Touching stuff. | Tamam. Acıklı şeyler işte. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Thank you all for coming. | Geldiğiniz için hepinize teşekkür ederiz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Refreshments will be served inside. | İçecek servisi içeride yapılacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But first... | Ama daha öncesinde... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do we have to do this? | Bunu yapmak zorunda mıyız? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's what he wanted. | Bunu o istedi. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, it's ridiculous. | Ama, bu çok saçma. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Friends, I invite you all to gaze in wonder | Dostlar, sizi, babamı iyonosfere, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| as my father's ashes are propelled | gökyüzüyle bir olacağı yere... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| into the Ionosphere, | gönderilirken, merak için de | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| where he will become one with the heavens, | izlemeye davet ediyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and perhaps be born again as life giving rain. | Belki de hayat veren yağmur gibi yeniden doğacak. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So beautiful. | Çok güzel. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Who's ridiculous now? | Şimdi kim saçmalıyormuş gördük? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh dear God! Run! | Aman Allah’ım! Kaçın! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Ow! He's in my eyes! | Gözüme kaçtı! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He went into my eyes! | Gözümün içine kaçtı! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's good to be home. | Evde olmak güzel. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Peter, I am so sorry I'm late. | Peter, geç kaldığım için çok özür dilerim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I want you to know whatever you need, | Neye ihtiyacın olursa olsun, yanında olduğumu... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm here for you. | bilmeni istiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Thank you. So where's Terry? | Teşekkür ederim. Pekala, Terry nerede? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, he's over there by the punch, | Orada, kokteylinin yanında, Keşke yapabileceğimiz daha fazla şey olsa diyorum, biliyor musun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| spiking it with alcohol, | içmekte olduğu... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| which he's been drinking! | alkolle konuşuyor! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| When he drinks he'll flirt with anything. | İçtiği zaman her şeyle flört eder. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, really? | Sahi mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I love your brow ridges. | Alın çizgilerin hoşuma gitti. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| A picture of your father? | Babanın bir resmi mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This? No. | Bu mu? Hayır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Uh, funny story. | Komik bir hikaye. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Dad always dreamed he'd get William Shatner's autograph, | Babam her zaman William Shatner'ın imzasını almayı hayal ederdi, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and one day there he was... | ve bir gün o oradaydı... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| William Shatner. TJ hooker himself... | William Shatner. TJ Hooker'ın ta kendisi... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Or so dad thought. | Ya da babam öyle sandı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Poor guy was blind as a bat without his glasses. | Zavallı adam, gözlükleri olmadan bir yarasa kadar kör. | Almost Heroes-1 | 2011 |