Search
English Turkish Sentence Translations Page 3289
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I'm definitely leaving, right? | kesinlikle ayrılacağımı düşünemedin değil mi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I hadn't thought that through. | Ben bu şekilde düşünmemiştim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| How much did you take? | Ne kadar aldın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| $1,500. | 1,500 dolar. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We have $1,500? | 1,500 dolarımız mı var? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow. Maybe I do know how to run a business. | Bir işletme nasıl çalıştırılır biliyorum sanırım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You do! | Biliyorsun! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We can actually pay rent! | Aslında kirayı da ödeyebiliriz! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We can! So give it back. | Evet! O halde parayı geri ver. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I can't! I spent it on a comic. | Yapamam! Bir çizgi romana harcadım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The Dark Badger, issue one. | The Dark Badger, tek baskı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's incredibly rare. | Ve bu son derece nadir bir şey. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No, but it's a comic I've already got a buyer for! | Hayır, çizgi roman için bir alıcı buldum bile! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He's going to give us three thousand dollars; | Bize 3 bin dolar verecek; | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That's double our money. | Bu bizim paramızın iki katı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Wow. Peter, I'm impressed. | Peter, çok etkilendim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You might even say you're so impressed, | Hatta o kadar etkilendin ki, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| you never want to leave. | gitmeyi bile istemeyebilirsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, let's not get ahead of ourselves. | Tamam, olabilir ama kesin değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| So where is this $3000 dollar comic? | Pekala, nerede bu 3000 dolarlık çizgi roman? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| It's on the counter. | Tezgahın üstünde. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This counter? Yeah. | Bu tezgah mı? Evet. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Right here. Mm hm. | Tam burası. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Next to the pile of other comics | Benim bedavaya verdiğim | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yes. This whole time. | Evet. Bütün bir zaman. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Indeed. | Gerçekten. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Do you see it now? | Şuanda burada görüyor musun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Huh. I just... I do not. | Şey... Göremiyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Where do you thnk it went? | Nereye gittiğini düşünüyorsun? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I don't know. Maybe I gave it away! | Bilmiyorum. Belki de birine vermişimdir! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh my God, Terry! | Aman Tanrım, Terry! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That was worth $3000 dollars! | O 3000 dolar değerindeydi! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey! Rayna, old buddy. | Hey! Rayna, eski dostum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hi... I want to say Sally? | Merhaba... Ben de şey demek istiyorum... Sally miydi? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie! It's Bernie. | Bernie! Adım Bernie. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Right. Sorry. Well... | Doğru. Kusura bakma. Şey... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. You can call me Sally, I don't mind. | Hayır. Sen bana Sally diyebilirsin, sorun değil. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I kind of look like a Sally. | Az çok Sally gibi görünüyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Glad to hear it... Sally. | Bunu duyduğuma memnun oldum... Sally. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That is hilarious! | Bu çok komik! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, how we laugh together over shared things. | Nasılda beraberce gülüyoruz paylaştığımız şeylere. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What's happening here? | Burada ne oluyor? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What? Are you on painkillers? | Ne? İlaç mı aldın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No. I I'm trying to prove to my boss | Hayır. Aslında, patronuma geçekten de... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| that I actually have girlfriends. | kız arkadaşlarım olduğunu kanıtlama çalışıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh. Is that your boss? | Patronun şu mu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Depends. | Duruma bağlı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Are you looking at a size two | Baktığın kişi, yılan kalpli... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| with the heart of a snake, tongue of a jackal, | çakal gibi bir dili olan, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and skin of a... | cildiyse bir... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, actually, her skin is pretty good. | Şey, aslında cildi oldukça hoş. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah. Can I buy you lunch? | Evet. Sana öğle yemeği ısmarlayayım mı? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Really? You'd buy me lunch? Why? | Gerçekten mi? Bana öğle yemeği mi ısmarlayacaksın? Neden? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Plus, I've shopped there before. | Artı, oradan daha önce alışveriş yaptım. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| She's a dick. | O tam bir çük. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Don't. Open. That. Bag! | O, poşeti, sakın, açma! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I need that comic, Francis! | Bu çizgi romana ihtiyacım var, Francis! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| No way! It's mine. That guy gave it to me! | Hiç uğraşma! O benim. Bana o adam verdi! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That was just a hilarious mix up! | O sadece komik bir karışıklık! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Not my problem! | Benim problemim değil! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'll give you twenty bucks. | Sana 20 dolar vereceğim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I said no! | Hayır dedim! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Look, Francis. | Bak, Francis. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This can go down the easy way | Bunu kolay yoldan halledebiliriz | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| or the hard way. | ya da zor olan yoldan... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| But either way, that comic is mine. | Ama her halükarda, bu çizgi roman benimdir. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| He bit me! He bit me! | Beni ısırdı! Beni ısırdı! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey, Terry. | Hey, Terry. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Bernie, thank God. | Bernie, Tanrıya şükür. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I need you to help me find a missing comic. | Kayıp bir çizgi romanı bulmamda yardımına ihtiyacım var. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| If we don't find it, there's no way we can pay our | Eğer bulamazsak, ödeme yapmamızın başka... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Our landlord! Hi! | Mülk sahibimiz! Selam! | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Problem? Nope. | Problem mi var? Hayır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You look great, but you know that. | İyi görünüyorsun, ama sen bunu biliyorsun zaten. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| What you might not know is that I have two tickets | Bilmediğinse, bu cuma gitmek isteyeceğin... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| to whatever it is you happen to like this Friday. | herhangi bir yer için iki tane biletim olduğu. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Sounds great. | Kulağa güzel geliyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Are you serious? No. | Cidden mi? Hayır. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Hey! Did you find the comic? | Çizgi romanı buldun mu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Can't talk. Must clean my wound. | Konuşamam. Yaramı temizlemeliyim. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| All right... You know what? | Pekala... Aslında konu şu? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Just help yourselves to uh... | Sadece kendinize... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I gotta... | Gitmem gerek... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| That was so cool how you did that? | Bu çok harikaydı, bunu nasıl yaptın? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Did what? | Neyi yaptım? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Before, when you shot Terry down | Az önce, Terry'e yüz vermedin | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| and he liked you more. | ve senden daha fazla hoşlandı. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Oh, yeah, that. | Evet, o. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Well, I'll let you in on my most closely guarded secret: | Benim en gizli sırrımı bilmene izin vereceğim: | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| The clothes, the attitude, | Elbiselerin, duruşun, | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| the way you say cool things like "I'm not interested"... | havalı cümleleri söyleme şeklin "İlgilenmiyorum." gibi... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| You've got it all. | Her şeye sahipsin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| I'm still stuck working at this crappy mall | Ben hala bu boktan alış veriş merkezinde... | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| for a boss I hate. | sevmediğim bir patron için çalışıyorum. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| We're so alike. | Biz çok benzeriz. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Yeah. He's always making me stay late, | Evet. Beni hep geç saatlere kadar çalıştırıyor. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Or calling you God's biggest mistake? | Ya da seni devamlı saçma isimlerle çağırıyor? | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| This is how you should get back at your boss. | Bunları yapmasına son vermelisin. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| Mail him a jar of bees. | Postayla bir kavanoz arı gönder. | Almost Heroes-1 | 2011 | |
| A jar of bees? | Bir kavanoz arı mı? | Almost Heroes-1 | 2011 |