Search
English Turkish Sentence Translations Page 3372
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| They do, though. | Aslında bulunurlar. | Alphas-2 | 2011 | |
| For them, it's their perfect move. | Onlara göre, yaptıkları onların mükemmel hareketidir. | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, now we're... | Şimdi ise... | Alphas-2 | 2011 | |
| We're getting to the heart of what we've been working on | ...şimdi ise tekrar bu çalışmalarımızın ana amacına döndük. | Alphas-2 | 2011 | |
| you believe that everything | Sana göre, hayatında olan... | Alphas-2 | 2011 | |
| that happens in your life has intent, | ...her şeyin, bir amacı olduğuna inanıyorsun... | Alphas-2 | 2011 | |
| that there are no accidents or no mistakes. | ...ortada hiç tesadüfün olmadığına, hiç hatanın olmadığına inanıyorsun. | Alphas-2 | 2011 | |
| Life isn't like that, Marcus. | Hayat böyle değildir, Marcus. | Alphas-2 | 2011 | |
| It's, uh, sometimes it's a flip of the coin. | Hayat, bazen paranın dönüşü gibidir. | Alphas-2 | 2011 | |
| The universe isn't random. | Evren, gelişigüzel değildir. | Alphas-2 | 2011 | |
| Things happen because people want them to. | Bazı şeyler insanlar istediği için gerçekleşir. | Alphas-2 | 2011 | |
| It's just moves... And forced moves. | Ortada sadece hamleler vardır, ya da zoraki hamleler. | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, what about you and me? | Peki bize ne diyorsun? | Alphas-2 | 2011 | |
| You didn't choose to be my patient, did you? | Benim hastam olmayı seçmedin sonuçta, değil mi? | Alphas-2 | 2011 | |
| Forced moves. | Zoraki hamle bu da. | Alphas-2 | 2011 | |
| My roommates don't like me, | Oda arkadaşlarım beni sevmediler... | Alphas-2 | 2011 | |
| so they throw a party right before finals. | ...bu yüzden de hemen finallerden önce bir parti yaptılar. | Alphas-2 | 2011 | |
| I get angry, and the police show up. | Ben kızdım, sonra da polisler geldi. | Alphas-2 | 2011 | |
| The judge makes me go to counseling, | Hâkim, psikolojik danışmanlığına gitmeme karar verdi... | Alphas-2 | 2011 | |
| and now I'm here with you. | ...bu yüzden de yanındayım. | Alphas-2 | 2011 | |
| It's a chain of events cause and effect. | Bu bir olaylar zinciridir, neden ve sonuç ilişkisi. | Alphas-2 | 2011 | |
| You don't really believe | Oda arkadaşlarının tüm bu şeyleri... | Alphas-2 | 2011 | |
| your roommates planned all of that, do you? | ...plânladığını düşünmüyorsun, değil mi? | Alphas-2 | 2011 | |
| I can see things... | Bazı şeyleri görebiliyorum... | Alphas-2 | 2011 | |
| How everything led to this. | ...olayların nasıl bu hâle gelebildiğini. | Alphas-2 | 2011 | |
| How couldn't they? Why can't you? | Onlar yapabiliyorsa, sen neden yapamıyorsun? | Alphas-2 | 2011 | |
| Because you're not like everyone else, Marcus. | Çünkü sen diğerleri gibi değilsin, Marcus. | Alphas-2 | 2011 | |
| Your brain scans revealed a... | Senin beyin taramaların... | Alphas-2 | 2011 | |
| A unique neuroanatomy. | ...benzersiz bir sinir anatomisini gösteriyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| That's why I took such an interest in your case. | Dosyanla sırf bu yüzden bu kadar ilgilendim. | Alphas-2 | 2011 | |
| I I'm calling people like you "Alphas." | Senin gibi insanlara Alfa diyorum. | Alphas-2 | 2011 | |
| Alpha, acceleration, the first variable | Alfa demek, ivme, ilk değişken. | Alphas-2 | 2011 | |
| Let me ask you... | Sana bir soru sorayım... | Alphas-2 | 2011 | |
| Is there anything out of the ordinary | ...senin yapabildiğin... | Alphas-2 | 2011 | |
| that that you can do? | ...olağandışı bir şey var mı? | Alphas-2 | 2011 | |
| We're on our way home now. | Tam da eve gidiyorduk. | Alphas-2 | 2011 | |
| Yeah. No, we're just leaving the office. | Evet. Hayır, ofisten şimdi çıktık. | Alphas-2 | 2011 | |
| Mom, I never said that I would marry him. | Anne, onunla evleneceğimi hiçbir zaman söylemedim ben. | Alphas-2 | 2011 | |
| I said that I would meet him. | Onunla buluşacağım dedim sadece. | Alphas-2 | 2011 | |
| Mom. Mom. | Anne. Anne! | Alphas-2 | 2011 | |
| Don't say anything. | Hiçbir şey söyleyeyim deme. | Alphas-2 | 2011 | |
| No, I thought you handled that well. | Hayır, iyi başa çıktın bence. | Alphas-2 | 2011 | |
| No, you didn't. | Hayır, öyle düşünmedin. | Alphas-2 | 2011 | |
| You you would've stood up to her. | Sen ona karşı çıkardın. | Alphas-2 | 2011 | |
| You would've been stronger. | Daha güçlü olurdun. | Alphas-2 | 2011 | |
| Look, I haven't talked to my mother in years... | Bak, annemle yıllardır konuşmadım... | Alphas-2 | 2011 | |
| or my father or my sister, | ...ya da babamla veya kız kardeşimle... | Alphas-2 | 2011 | |
| so... | ...bu yüzden de... | Alphas-2 | 2011 | |
| I wouldn't use me as a yardstick for anything. | ...bana bu konuda güvenme derim. | Alphas-2 | 2011 | |
| I don't know. Maybe you're better off. | Bilemiyorum. Belki böylesi daha iyidir. | Alphas-2 | 2011 | |
| That's what I keep trying to tell myself. | Ben de kendime bunu söyleyip duruyordum zaten. | Alphas-2 | 2011 | |
| Tough first day? | Zor bir ilk gün müydü? | Alphas-2 | 2011 | |
| It'll get better. | Daha iyi olacaktır. | Alphas-2 | 2011 | |
| You know, my drill sergeant used to tell me | Eğitim çavuşum da bana aynen... | Alphas-2 | 2011 | |
| the exact same thing. | ...öyle derdi. | Alphas-2 | 2011 | |
| Look, I know you're feeling pretty useless right now, but | Bak, şu anda bir işe yaramıyormuş gibi hissettiğini biliyorum, ama | Alphas-2 | 2011 | |
| You don't know anything about me, Nina. | Benim hakkımda hiçbir şey bildiğin yok, Nina. | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, I know you have excellent hand eye coordination. | Gözlerinle elin arasında harika bir uyum olduğunu biliyorum. | Alphas-2 | 2011 | |
| And Rosen thinks you belong here. | Üstelik Rosen buraya ait olduğunu düşünüyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| I'll see you, Hicks. | Görüşürüz, Hicks. | Alphas-2 | 2011 | |
| Nice car. | Güzel arabaymış. | Alphas-2 | 2011 | |
| I borrowed it. | Ödünç aldım. | Alphas-2 | 2011 | |
| Hi. I'm looking for Dr. Rosen. | Dr. Rosen'i arıyordum. | Alphas-2 | 2011 | |
| I don't know what Dr. Rosen told you | Dr. Rosen'in sana... | Alphas-2 | 2011 | |
| over cocktails last night, but it is not | ...geçen geceki kokteylde ne söylediğini bilmiyorum ama | Alphas-2 | 2011 | |
| Cocktails? | Kokteyl mi? | Alphas-2 | 2011 | |
| We all know Dr. Rosen's got some game | Dr. Rosen'in bir tür parti verdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz... | Alphas-2 | 2011 | |
| obviously. Oh, Bill Harken | ...orası açık gerçi. Bill Harken olmalısın. | Alphas-2 | 2011 | |
| I'd shake your hand, but don't want any broken bones. | Ellerini sıkardım ama kemiklerim kırılsın istemem. | Alphas-2 | 2011 | |
| Miss Theroux. | Bayan Theroux. | Alphas-2 | 2011 | |
| No eye contact, please. | Göz temasını keselim lütfen. | Alphas-2 | 2011 | |
| Rachel. Do we know you? | Rachel Tanışıyor muyuz? | Alphas-2 | 2011 | |
| Miss Sullivan, you're early. | Bayan Sullivan, erkencisiniz. | Alphas-2 | 2011 | |
| Oh, well, we were all just getting acquainted. | Biz de tam tanışıyorduk. | Alphas-2 | 2011 | |
| Your cell phone is encrypted. | Cep telefonun şifreli. | Alphas-2 | 2011 | |
| That's right, Gary. It is. | Aynen öyle, Gary. | Alphas-2 | 2011 | |
| Agent Sullivan is overseeing our group | Ajan Sullivan, Wilson görevdeyken... | Alphas-2 | 2011 | |
| while Wilson is on assignment. | ...bizim denetçimiz oluyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| I'm glad you're here. | Burada olduğunuza sevindim. | Alphas-2 | 2011 | |
| We need to gather in the conference room. | Toplantı odasında toplanın. | Alphas-2 | 2011 | |
| We've got a case. | Elimizde bir dava var. | Alphas-2 | 2011 | |
| This way, please. | Lütfen bu taraftan. | Alphas-2 | 2011 | |
| Uh, about that... | O konuya gelince... | Alphas-2 | 2011 | |
| You and I need to talk first... | ...öncelikle konuşmamız gerekiyor... | Alphas-2 | 2011 | |
| In private. | ...özel olarak. | Alphas-2 | 2011 | |
| According to Marcus' files, | Marcus'un dosyasına göre... | Alphas-2 | 2011 | |
| he blames you for his institutionalization, | ...oraya kapatıldığı için sizi suçluyor... | Alphas-2 | 2011 | |
| which he brought up repeatedly at Binghamton. | ...ki bunu da Binghamton'da sürekli tekrarladı. | Alphas-2 | 2011 | |
| And now you're saying you think he broke out | Şimdi ise size göre, oradan bir amacı... | Alphas-2 | 2011 | |
| with a specific goal in mind. | ...olduğu için kaçtı. | Alphas-2 | 2011 | |
| What's to say that goal's not you? | O amacın siz olmadığı ne malum? | Alphas-2 | 2011 | |
| Uh, I... | Ben... | Alphas-2 | 2011 | |
| I don't see it, frankly. | ...bence öyle değil. | Alphas-2 | 2011 | |
| Uh, Marcus left me a message... What? | Marcus bana bir mesaj bıraktı. Ne dediniz? | Alphas-2 | 2011 | |
| At the accident site, and I followed it. | ...hem de kaza yerinde, ben de o mesajı takip ettim. | Alphas-2 | 2011 | |
| And if Marcus wanted me dead, | Eğer Marcus ölmemi isteseydi... | Alphas-2 | 2011 | |
| I would be. Wait. | ...çoktan ölmüş olurdum. Bekleyin biraz. | Alphas-2 | 2011 | |
| He contacted you, and you didn't tell anybody about it? | Sizinle bağlantı kurdu ve siz bunu kimseye söylemediniz mi? | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, not contacted, not directly. | Bağlantı kurmadı aslında, en azından doğrudan değil. | Alphas-2 | 2011 | |
| He wanted to remind me of something, uh... | Bana bir şeyi hatırlatmak istedi... | Alphas-2 | 2011 |