Search
English Turkish Sentence Translations Page 3373
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| of a place and time. | ...bir zaman ve yeri. | Alphas-2 | 2011 | |
| Okay, so he doesn't want to kill you, | Tamam, demek sizi öldürmek istemiyor... | Alphas-2 | 2011 | |
| but apparently you still have a conflict of interest. | ...ama görünüşe bakılırsa ortada bir menfaat çatışması mevcut. | Alphas-2 | 2011 | |
| Forgive me, but I don't think we've known each other | Beni affedin, lakin bu varsayıma varacak... | Alphas-2 | 2011 | |
| long enough for you to make that presumption. | ...kadar birbirimizi tanıdığımızı sanmıyorum. | Alphas-2 | 2011 | |
| All right, this is not what I was aiming for | Pekâlâ, amacım... | Alphas-2 | 2011 | |
| between us. | ...bu değildi. | Alphas-2 | 2011 | |
| I have no interest in playing games. | Oyun oynamakla ilgilenmiyorum. | Alphas-2 | 2011 | |
| I won't withhold information from you without a good reason. | İyi bir nedenim olmadığı sürece, sizden bilgi saklamayacağım. | Alphas-2 | 2011 | |
| Look, uh, I wasn't all that happy | Bakın, bizi saha çalışmasıyla görevlendirdiklerinde... | Alphas-2 | 2011 | |
| when they started assigning us fieldwork. | ...o kadar da mutlu olmamıştım. | Alphas-2 | 2011 | |
| That's not what I had in mind for my for my group | Don Wilson'un emrinde çalışmak... | Alphas-2 | 2011 | |
| working under Don Wilson, | ...ya da Clay ve onun taktiksel takımı için insanları bulmak... | Alphas-2 | 2011 | |
| finding people for Cley and his tactical teams. | ...aklımda değildi bu grubu kurarken. | Alphas-2 | 2011 | |
| But apparently that's the reality now. | Görünüşe bakılırsa, bunlar gerçekler. | Alphas-2 | 2011 | |
| So let us do our work. | Bu yüzden bırakın da işimizi yapalım. | Alphas-2 | 2011 | |
| Marcus has the ability to predict and even control | Marcus fiziksel dünyada, neden ve sonucu önceden... | Alphas-2 | 2011 | |
| cause and effect in the physical world. | ...anlayabilmek, hatta kontrol edebilme yeteneğine sahip. | Alphas-2 | 2011 | |
| He can create elaborate chains of events | Marcus, ayrıntılı bir olaylar zinciri başlatabiliyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| drop a coin and cause a car to crash, | Örneğin para düşürüp, bir araba kazasına neden olabilmek... | Alphas-2 | 2011 | |
| pull one wire and ignite an entire building. | ...ya da sadece bir kabloyu çekmesi ile koca bir binanın yıkılmasını sağlamak. | Alphas-2 | 2011 | |
| Now you all know what I know. | Benim bildiklerimi şimdi siz de biliyorsunuz. | Alphas-2 | 2011 | |
| Just remember, Marcus' abilities make him unpredictable | Şunu unutmayın, Marcus'un yetenekleri onu öngörülemez yapıyor... | Alphas-2 | 2011 | |
| and potentially extremely dangerous, | ...hatta potansiyel bir tehlike... | Alphas-2 | 2011 | |
| so no unnecessary risks. | ...bu yüzden de gereksiz riskler almayın. | Alphas-2 | 2011 | |
| "Unnecessary risks." | Gereksiz risk ne oluyor? | Alphas-2 | 2011 | |
| How do you know if a risk is unnecessary? | Bir riskin gereksiz olup olmadığını nasıl anlayabiliriz ki? | Alphas-2 | 2011 | |
| What's a necessary risk? | Gerekli risk ne o zaman? | Alphas-2 | 2011 | |
| Gary, you're just gonna be scanning | Gary, senin tek yapacağın şey, cep telefonlarını ve... | Alphas-2 | 2011 | |
| cell phones and street cameras, okay? | ...sokak kameralarını taramak, tamam mı? | Alphas-2 | 2011 | |
| Yeah, but I get headaches if I go too long. | Evet, ama eğer gücümü çok kullanırsam başım ağırıyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, that's pretty standard. Is that a necessary risk? | Olur öyle şeyler. Gerekli risk bu mu yani? | Alphas-2 | 2011 | |
| You're gonna be okay, okay? Is that an unnecessary risk? | Sorun olmayacak, tamam mı? Bu mu gerekli risk? | Alphas-2 | 2011 | |
| Marcus has been on the loose for almost a day, | Marcus neredeyse bir gündür kayıp... | Alphas-2 | 2011 | |
| and you don't even tell me? | ...ve sen bana şimdiye kadar söylemeyi düşünmedin mi? | Alphas-2 | 2011 | |
| I know it always troubled you | Marcus'u Binghamton'a yollayarak... | Alphas-2 | 2011 | |
| the fact that I chose to send Marcus to Binghamton. | ...senin canını çok sıktığımı biliyorum. | Alphas-2 | 2011 | |
| Not as much as it bothered you. | Senin canını sıktığı kadar değil. | Alphas-2 | 2011 | |
| I always worried that, you know, I would be next. | Her zaman sıradakinin ben olacağını düşünmüşümdür. | Alphas-2 | 2011 | |
| You know what happened to my boyfriend | Erkek arkadaşıma ne olduğunu biliyorsun... | Alphas-2 | 2011 | |
| and what I made him do I hurt someone... | ...ona ne yaptırdığımı. İnsanlara zarar verdim... | Alphas-2 | 2011 | |
| and so has Hicks and Harken Never intentionally. | ...aynı Hicks ve Harken gibi. İsteyerek yapmadın ama. | Alphas-2 | 2011 | |
| Yeah, but you're the one who gets to make that choice... | Evet, ama o tercihi yapan sensin... | Alphas-2 | 2011 | |
| Who goes and who stays. | ...kimin gideceği, kimin kalacağı seçimini. | Alphas-2 | 2011 | |
| Nina, that's something I think about every day. | Nina, bu benim her gün düşündüğüm bir şey. | Alphas-2 | 2011 | |
| Cause. | Bu neden oluyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| Effect. | Bu da sonuç. | Alphas-2 | 2011 | |
| Uh, from now on, l let's avoid sharp objects. | Şimdiden itibaren, keskin objelerden uzak dursak iyi olur. | Alphas-2 | 2011 | |
| Learning anything? | Bir şeyler öğrenebildin mi? | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, I can tell you he's no lost little lamb. | Ne yaptığını çok iyi biliyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| That man's got a mean streak. Driven by paranoia. | Feci nişan alma yeteneği var. Paranoya yüzünden bu. | Alphas-2 | 2011 | |
| Since he can control so much in his environment, | Çevresindeki şeyleri o kadar çok kontrol edebiliyor ki... | Alphas-2 | 2011 | |
| he has a hard time understanding why others can't. | ...diğer insanların aynı şeyleri yapamadığını anlayamıyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| So, when people fail him, | İnsanlar onu yüzüstü bıraktığında... | Alphas-2 | 2011 | |
| he assumes malevolent purpose. | ...Marcus bunda art niyet arıyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| Yeah, I get that. | O kısmı anladım. | Alphas-2 | 2011 | |
| Precisely why I wanted you to take a look at this, | Buna özellikle senin bakmanı istedim... | Alphas-2 | 2011 | |
| because your neuroanatomy is quite similar to Marcus'. | ...çünkü senin sinir anatomin onunkine çok benziyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| You're telling me my mind is wired like a psychopath. | Aklımın bir psikopatınkine benzdiğini söylüyorsun yani. | Alphas-2 | 2011 | |
| No, I'm not saying that. | Hayır, öyle bir şey demedim. | Alphas-2 | 2011 | |
| Neuroanatomy and psyche are two very different things. | Sinir anatomisi ve psişizm çok farklı şeylerdir. | Alphas-2 | 2011 | |
| Marcus blames everyone else | Marcus, hayatında yanlış giden her şey için... | Alphas-2 | 2011 | |
| for the things that go wrong in his life, | ...başkalarını suçluyor... | Alphas-2 | 2011 | |
| whereas you turn the blame inward. | ...sense ruh hâlini suçluyorsun. | Alphas-2 | 2011 | |
| You obsess on every moment of past failure. | Sen geçmişte yaşanan kötü şeylere kafayı takmış durumdasın. | Alphas-2 | 2011 | |
| I don't know, Doc. | Bilemiyorum, doktor. | Alphas-2 | 2011 | |
| I mean, I look at this guy's face, and I think, | Yani bu adamın yüzüne bakınca, düşünüyorum da... | Alphas-2 | 2011 | |
| you know, he blames everything and everyone, | ...o herkesi ve her şeyi suçluyor... | Alphas-2 | 2011 | |
| but somewhere inside of him, | ...ama içinde bir yerde... | Alphas-2 | 2011 | |
| he is pointing that finger right at himself. | ...kendini suçluyor bir yandan. | Alphas-2 | 2011 | |
| What are you finding, Rachel? | Neler buldun, Rachel? | Alphas-2 | 2011 | |
| Well, there weren't any fingerprints, | Parmak izi yoktu... | Alphas-2 | 2011 | |
| but I did find a tiny smudge in the grooves. | ...lakin oluklarda kir buldum. | Alphas-2 | 2011 | |
| It's old, but I'm pretty sure it's | Eski ama bunun şey olduğuna eminim | Alphas-2 | 2011 | |
| Ash. | Kül mü? | Alphas-2 | 2011 | |
| Yeah. How'd you know that? | Evet. Bunu nereden bildin? | Alphas-2 | 2011 | |
| Past failures. | Geçmiş deneyimlerden. | Alphas-2 | 2011 | |
| Dr. Rosen! | Dr. Rosen! | Alphas-2 | 2011 | |
| What took you so long? | Neden bu kadar uzun sürdü? | Alphas-2 | 2011 | |
| Dr. Singh says you have a team. | Dr. Singh'e göre bir takımın varmış. | Alphas-2 | 2011 | |
| He says they're a bunch of misfits I'd fit right in. | Ona göre onlar uyumsuz insanlarmış, bir yere ait olmaya çalışan. | Alphas-2 | 2011 | |
| Are they here, huh? Are they gonna try to stop me? | Buradalar mı? Beni durdurmaya çalışacaklar mı? | Alphas-2 | 2011 | |
| Is that why you left a trail for me to follow? | Bu yüzden mi takip etmem için bir sürü kanıt bıraktın? | Alphas-2 | 2011 | |
| Would you like to meet them? | Onlarla tanışmak mı istiyorsun? | Alphas-2 | 2011 | |
| I think you'll find that they're not your enemies. | Tanışınca onların düşmanların olmadığını anlarsın. | Alphas-2 | 2011 | |
| So you're not my enemy? No. | Benim düşmanım sen misin yani? Hayır. | Alphas-2 | 2011 | |
| Your enemy has only ever been your thinking, Marcus. | Senin düşmanın, düşüncelerindir, Marcus. | Alphas-2 | 2011 | |
| You've got to understand that. | Bunu anla artık. | Alphas-2 | 2011 | |
| God, where have I heard that before? | Bunu daha önce nereden duydum acaba? | Alphas-2 | 2011 | |
| Oh, that's right from Singh and his staff for six years. | Aa, doğru! Singh ve ekibi bunu bana altı yıldır söylüyor. | Alphas-2 | 2011 | |
| You told me I was special. | Özel olduğumu söylemiştin. | Alphas-2 | 2011 | |
| Then you handed me over to people | Daha sonra da, tüm bu zaman boyunca... | Alphas-2 | 2011 | |
| that spent all their time telling me I'm broken. | ...bozuk olduğumu söyleyen insanlara verdin beni. | Alphas-2 | 2011 | |
| Mmm. God, that tastes good. | Tanrım! Bunun tadı harika resmen! | Alphas-2 | 2011 | |
| You know, Singh won't let me have any sugar. | Biliyor musun, Singh şekeri tatmama izin vermiyor bile. | Alphas-2 | 2011 | |
| Is that why you brought me here | Benim gelmemi bu yüzden mi istedin? | Alphas-2 | 2011 | |
| to tell me about all the horrible things | Binghamton'da başına gelen onca kötü... | Alphas-2 | 2011 | |
| that are happening to you at Binghamton? | ...şeyleri anlatmak için mi yani? | Alphas-2 | 2011 | |
| You're saying this is news to you... | Bu sana göre yeni bir şey mi ki? | Alphas-2 | 2011 | |
| That you don't know what's happening to me? | Orada bana neler olduğunu bilmiyor musun? | Alphas-2 | 2011 |