Search
English Turkish Sentence Translations Page 5172
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Among the many nervous disorders acquired during my early childhood | Erken çocukluk dönemimin üvey babamın bana bağırarak, kaşıntı ile... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| was a cold sore below my right nostril | ...oynamamı durdurmak için beni, yaramı kaşıdığımı her yakaladığında... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| with an itch that resulted in a bare knuckle backhand | ...elinin tersiyle arbede içinde sonuçlanan bir kaşıntı ile... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| He made a point of me sitting in visual sight of the review mirror | ...aynasından bana işaret yaptı ve onun yaralı boksör yumruklarının... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| and within easy range of his scarred boxer fists. | ...kolay silsilerin içinde oturmuş olmama dikkat etti. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| And then there was the twitch which drove him crazy. | Ve sonra onu çıldırtan kıpırtı vardı. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| In his presence my head seemed to spasm involuntarily from side to side. | Onun huzurunda başım bir taraftan diğer tarafa... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| He growled a warning, but as hard as I tried to control my nerves | Homurdanarak uyardı ama sinirlerimi kontrol etmeye çalışmam zordu. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I'd continue to jerk violently. | Şiddetle sarsılmaya devam ettim. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| The taste of knuckles is all the same to a ten year old boy. | Boğumların tadı on yaşındaki bir çocuk için hep aynıdır. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Did I cry? In the beginning, I did. | Ağladım mı? Başlarda evet ağladım. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| But with time I was his whimpering dog who cringed and flinched with fright | Ama zamanla korku ile çekinen ve büzülen onun inleyen köpeğiydim. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| each time his malevolent grey eyes fell on me. | Her zaman onun kindar gri gözleri üzerime inerdi. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Retreating from his presence, tail between my legs. | Kuyruğum bacaklarımın arasında, onun huzurundan çekilirim. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I remember one weekend in particular. | Özellikle bir hafta sonunu hatırlıyorum. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| My parents, brothers, sisters, and next door neighbors | Annem ve babam, erkek kardeşlerim, kız kardeşlerim ve... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| were all piled into a beat up Ford station wagon | ...komşularımız, hepimiz yolumuz üzerindeki kamp alanına doğru... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| on our way to the campsite. | ...külüstür bir Ford steyşın vagona tıkıştık. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I used to have an old dark blue wool cap I wore day and night | Dağınık kızıl kıvırcık saçlarımı saklamak için gece gündüz... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| to hide my mopper red curly hair. I even wore it to bed. | ...giydiğim eski koyu mavi yün bir kepim vardı. Yatakta bile takardım. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| It must have been the slow drive along the traffic jammed dirt road | Bu, gaz dumanlarının kokusu ve ısısıyla birleşen kamp alanına... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| leading up to the camp site combined with the heat and smell of gas fumes. | ...giderken trafiğin sıkışmış olduğu toprak yol boyunca... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I could tell my stepfathers breaking point was close | Üvey babamın kırılma noktasının yakın olduğunu söyleyebilirdim... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| by the way he choke the steering wheel. | ...bu arada o direksiyon simidini sinirden iyice bastırdı. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| A dog develops a keen sense for danger after a while. | Bir süre sonra bir köpek tehlike için keskin bir duyu geliştirir. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I hadn't scratched my cold sore, I wasn't twitching | Ağzımın ortasına ani ters vuruşu yakaladığım zaman... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| so when I caught the sudden backhand across my mouth | ...uçuğumu kaşımamıştım ve öyle seğirmiyordum. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I felt more surprise than pain. | Acıdan daha fazla sürprizi duyumsadım. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Even before my head snapped back from the slap he snatched my blue cap | Tokattan başımın geriye çarpmasından bile önce benim mavi kepimi... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| off my head cursing incoherently as he tossed it out the window. | kaptığı gibi tuttarsızca küfrederek onu pencereden dışarı attı. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Later, after reaching the campsite | Daha sonra, kamp alanına ulaştıktan sonra... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I walked back down the dirt road in search of my wool hat. | ...yün kepimi aramak üzere toprak yolda geri yürümeye başladım. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| A lonely walk...but I did find it. | Kasvetli bir yürüyüş... Ama ben onu buldum. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| The fucking bastard, I found it alright. | Lanet olası piç, Onu iyi bir şekilde buldum. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Back gate, please. | Arka kapı lütfen. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Thanks, have a good evening. | Teşekkürler, iyi akşamlar. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| After chow. | Yemek sonrası. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I'll get some more. All right. | Biraz daha getireceğim. Tamam. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Kool Aid. | Meyve tozlu içecek! | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| A giant sits at the edge of no universe hurling suns against time space | Bir dev oturur olmayan evrenin kenarında, fırlatır güneşleri... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| like handballs against the walls of 1 10th street. I go where the wind... | ...zaman mekâna karşı, el toplarının 110. sokağın... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Your call will be terminated in 2 minutes. | Aramanız 2 dakika içinde sona erdirilecektir. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I go were the wind hides when it's not blowing. | Rüzgârın saklandığı yere giderim esmediği zaman. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I watch the clouds gobble up the moon. | Ayı silip süpüren bulutları izlerim. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I see my thoughts, my feelings, my love, crash like seas on ships. | Düşüncelerimi, duygularımı, aşkımı görürürüm... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| This recorded call is from an inmate at a California state correctional... | Bu kaydedilen arama Kaliforniya eyalet ıslahevindeki bir tutukludan. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I stand on top of swords and spears. | Kılıçların ve mızrakların üstünde dikilirim. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I walk up endless staircases and mountains on the tips of giant nails | Devin tırnaklarının ucunda olan sonsuz merdivenleri ve dağları... | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| drinking spirits out of huge goblets. | ...yürüyerek çıkarım, devasa kadehlerden alkol içerim | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| My heart pounds against no chest. I know not what to tell it. | Kalbim olmayan göğüs kafesine çarpar. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Crowded in solitudes. Too many souls alone to be one body. | Yalnızlıklar içinde kalabalık. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| The moon's a defaced minted silver dollar. | Ay tahrif olmuş varlıklı bir gümüş dolardır. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| It sleeps alone in its own universe, no longer a star. | O, kendi evreninde yalnız uyur. Artık bir yıldız değildir | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| Today I died. I died yesterday and tomorrow. | Ben bugün öldüm. Dün ve yarın öldüm. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| And at night I fly. | Ve geceleri uçarım. | At Night i Fly-1 | 2011 | |
| I was afraid I'd never grow up | Asla büyümeyeceğim diye korkardım | At zije Republika-1 | 1965 | |
| and they'd call me Midget for my whole life. | ve bana tüm hayatım boyunca Minik derlerdi. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| It's high, maybe 2000 metres. Probably observing. | Orası yüksek, belki iki bin metre kadar. Muhtemelen gözcülük ediyor. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Yea, that's what you care about. Useless stuff. | Evet, tek ciddiye aldığın şey bu. Ivız zıvır işte, ne olacak. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Here. And don't go to Vitlich's, leave the dogs alone. | İşte. Vitlich'lere de gitme, köpekleri yalnız bırak. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| No. Tell him you want half a can. Ok. | Hayır. Ona yarım teneke istediğini söyle. Tamam. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Be careful. Don't fall down. | Dikkatli ol. Düşme. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Don't worry. I know how to ride this. | Endişelenme. Bunu nasıl süreceğimi biliyorum. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Good morning. 1 | Günaydın. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Kadera, Cumat, Rez and Vasak. Europe's biggest nitwits. | Kadera, Cumat, Rez ve Vasak. Avrupa'nın en büyük kuş beyinlileri. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Toot! Toot! | Düüt! Düüt! | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Midget, hey, Midget. Where're you going? | Minik, hey, Minik. Nereye gidiyorsun? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Hey guys. | Hey çocuklar. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Short legs, Midget! You can't reach the pedals! | Kısa bacaklı, Minik! Pedallara basamazsın bile! | At zije Republika-1 | 1965 | |
| I can. Easy. | Basarım. Kolay iş. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Is that you grandpa's bike? | Bu dedenin bisikleti mi? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Cumat the stupid, Kadera the crooked. Vasak, you hay sack. | Aptal Cumat, sahtekar Kadera. Vasak, seni ot çuvalı. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Rez lives in a smelly gas. | Rez pis kokulu bir gazın içinde yaşıyor. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| I always imagined great things. | Ben her zaman büyük şeyler hayal ettim. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| No, please, Midget... | Hayır, lütfen, Minik... | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Look at yourself! | Kendine bir bak! | At zije Republika-1 | 1965 | |
| He flew like an angel. Hey, Angel! | Bir melek gibi süzüldü. Hey, Melek! | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Morning, mister Kadera. | Günaydın, bay Kadera. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| He acts like all the roads belong to him. | Sanki tüm yollar onunmuş gibi davranıyor. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Mr.Petrzela. My dad says that what he doesn't steal, he doesn't have. | Bay Petrzela. Babam diyor ki, çalmadığı şeye sahip de olamazmış. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| And he has everything. | Ve onun her şeyi var. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Now you're in a hurry. | Åimdi acele et. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| You can sew a million of these flags, if you want to. | Bu bayraklardan bir milyon tane dikebilirsin, eğer yapmak istersen. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| People will be cross anyway. Can you hear me? | İnsanlar her halükarda geçiyor olacak. Beni duyabiliyor musun? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Oh yeah. I've got my ears. Morning. I'd like 2 crowns worth a whitewash. | Ah evet. Kulaklarım var. Günaydın. İki kronluk kireç alabilir miyim? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| For how much? Two crowns. | Kaç paralık dedin? İki kron. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| You might as well have gone to the pharmacy for that. | Bari bunun için eczaneye gitmiş olsaydın. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Is that Russian or German? Messerschmidt. | Bu Rus mu Alman mı? Messerschmidt. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Yeah? A fighter plane. | Yani? Bir savaş uçağı. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| The two crowns? | Åu iki kron? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Half of the can, my dad said. | Babam yarım teneke dedi. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| If your dad keeps saving like this, he'll be the next Rotschild. | Eğer baban böyle tasarrufa devam ederse, ikinci Rotschild olacak. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Business with you... | Seninle iş yapmak... | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Cyril! | Cyril! | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Come here, come... | Buraya gel, gel... | At zije Republika-1 | 1965 | |
| This village has fulfiled all its obligations towards the Reich | Bu köy Reich'e olan tüm borcunu ödedi. | At zije Republika-1 | 1965 | |
| You expecting a Russian? | Sen bir Rus mu bekliyorsun? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Where have you been? At a limestone pit? | Neredeydin? Bir kireçtaşı çukurunda mı? | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Petrzela wasn't home. I was looking for you there! | Petrzela evde değildi. Ben de orada seni arıyordum! | At zije Republika-1 | 1965 | |
| Don't beat him on the street. | Sokak ortasında dövme onu. | At zije Republika-1 | 1965 |