Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 5200
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| you like a different person | ...farklı biri gibi davranıyorsun. | ATM-1 | 2012 | |
| A different person that I don't like | Ben farklı insanlardan hoşlanmam. | ATM-1 | 2012 | |
| Where was I? | Nerede kalmıştık? | ATM-1 | 2012 | |
| You were talking about having pizza on new years eve | Gece yarısına 3 dakika kala pizza sipariş ettiğini söylüyordun. | ATM-1 | 2012 | |
| Right. So anyway 3 minutes passes | Değil mi? Neyse 3 dakika kala... | ATM-1 | 2012 | |
| the ball drop facing new years and behold 10 minutes later | ...sipariş ettiğimizde kapı çalındığında... | ATM-1 | 2012 | |
| there's a knock on the door | ...10 dakika sonra görüşürüz dedim. | ATM-1 | 2012 | |
| and it's the point of the story finally showing up | Evet sonunda hikayene noktayı koymuş oldun. | ATM-1 | 2012 | |
| Good one. Another good one from Jerry. Just you got a word count today Jerry | Bu güzeldi. Güzel olan başka bir şey ise Jerry, bugün kendini kelime konusunda geliştirdin. | ATM-1 | 2012 | |
| So you got to get at a certain level and so it is. | Yani belli bir seviye atladın. | ATM-1 | 2012 | |
| It's a pizza guy and I said you better not be charging me for this man. | Pizzacı adama bide geç kalmaması gerektiğini söyledim. | ATM-1 | 2012 | |
| I ordered the damn thing last year | Geçen yıl gerçekten lanet birşey yaptım. | ATM-1 | 2012 | |
| Right | Değil mi? | ATM-1 | 2012 | |
| Did you end up paying him? What? Luke | Sonunda pizzacıya parasını ödedin değil mi? Ne dedin? Luke. | ATM-1 | 2012 | |
| The pizza, did you pay for it? No I heard you the first time | Pizzacıya, parasını ödedin mi? Hayır ne dediğini duydum. | ATM-1 | 2012 | |
| I'm was saying what for emphasis | Dediğin şeyi tekrarlamanı istedim. | ATM-1 | 2012 | |
| I think you are naive to follow me along now. Alright | Beni uzun zamandır dinlemediğini düşünüyorum.Tamam. | ATM-1 | 2012 | |
| Anyway | Herneyse. | ATM-1 | 2012 | |
| Shit Come on man | Lanet olsun. Hadi adamım. | ATM-1 | 2012 | |
| What the hell? I'm sorry | Lanet olsun? Pardon. | ATM-1 | 2012 | |
| I just get some napkins over here | Ben gidip peçete getiriyim. | ATM-1 | 2012 | |
| I'll just um..Luke what's going on man | Sadece, Luke sana neler oluyor dostum. | ATM-1 | 2012 | |
| Oh, hey Emily Hi David | Selam Emily. Selam David. | ATM-1 | 2012 | |
| Do you want something? 1 | Birşey ister misin? | ATM-1 | 2012 | |
| Oh no, I'm good. I'm was just leaving | Hayır, böyle iyi. Sadece gidiyordum. | ATM-1 | 2012 | |
| Yes I heard that | Evet bunu duydum. 1 | ATM-1 | 2012 | |
| You heard I was leaving | İşten ayrıldığı mı kastediyorsun? | ATM-1 | 2012 | |
| Oh no, Corey told me you got a job at MPO or something | Hayır, Corey bana MPO'da bir iş bulduğunu söyledi. | ATM-1 | 2012 | |
| Oh right. No, I did and then I was leaving the | Doğru. Bende Gidiyordum. | ATM-1 | 2012 | |
| Whatever | Boşver. | ATM-1 | 2012 | |
| Well congratulations Thanks. | Tebrikler. Saol. | ATM-1 | 2012 | |
| Yeah Thanks | Evet. Teşşekürler. | ATM-1 | 2012 | |
| You need a change I guess | Değişikliğe ihtiyacın vardı, sanırım? | ATM-1 | 2012 | |
| Yeah, I guess I gone as far as I can handle and find it | Evet, galiba ne kadar uzağa gitsemde elimden geleni yapmalıyım. | ATM-1 | 2012 | |
| Yeah I know how that is Yeah | Bunun nasıl olduğunu bilirim. Evet. | ATM-1 | 2012 | |
| This is a fun party Yeah it's cool. It's really fun | Eğlenceli bir parti. Evet güzel. gerçekten eğlenceli. | ATM-1 | 2012 | |
| I better get going Well good seeing you | Gitsem iyi olacak. Seni görmek güzeldi. | ATM-1 | 2012 | |
| and you. Thanks for the drink, for the offer | Senide. İçki için teşşekürler, benimle konuştuğun içinde. | ATM-1 | 2012 | |
| that I already have | Daha ihtiyacım yok. | ATM-1 | 2012 | |
| Maybe I'll catch you later or something | Seni belki bir ara yakalarım. | ATM-1 | 2012 | |
| Alright | Tamam. | ATM-1 | 2012 | |
| Okay bye Bye | Tamam hoşçakal. Hoşçakal. | ATM-1 | 2012 | |
| Maybe I'll catch you later. That was pretty cool | Seni belki bir ara yakalarım. Gerçekten çok havalıydı. | ATM-1 | 2012 | |
| Emily | Emily. | ATM-1 | 2012 | |
| Hey you forgot your hat | Şapkanı unutmuşsun. | ATM-1 | 2012 | |
| .. Oh, you have a Yeah, that's not mine | Senin zaten varmış. Evet, bu benim değil. | ATM-1 | 2012 | |
| Shit. Did I steal a hat? I think you might've | Lanet olsun. Başkasının şapkasını mı çaldım? Olabilir. | ATM-1 | 2012 | |
| Well consider this a going away present from whoever it is that’s owns it | İstersen gideceğin yere bırakıyım. | ATM-1 | 2012 | |
| I'm really going not that far you know, | Gerçekten uzağa gidiyorum biliyorsun,... | ATM-1 | 2012 | |
| my office is only like a few block up town | ...ofisim sadece bir blok ötede. | ATM-1 | 2012 | |
| Did you want to grab lunch sometime? | Bir ara biryerlerde birşeyler yemek istermisin? | ATM-1 | 2012 | |
| Oh...It's cool I understand No no I would | Bu çok kötü fikirdi anlıyorum. Hayır kötü değil. | ATM-1 | 2012 | |
| I think I'm nervous Nervous? About what? | Sanırım biraz gerginim. Gergin misin? Neden? | ATM-1 | 2012 | |
| About this, about us talking | Bu yüzden, birlikte konuşurken. | ATM-1 | 2012 | |
| Really? Yeah | Gerçekten mi? Evet. | ATM-1 | 2012 | |
| Well we talk plenty of time before | Seninle daha öncede konuşmuştuk. | ATM-1 | 2012 | |
| Yeah, at work, you called me at my desk | Evet, işte beni masandan arıyordun... | ATM-1 | 2012 | |
| and asked me if I had a balance sheet | ...hesapları dengelemek hakkında sorular soruyordun. | ATM-1 | 2012 | |
| But that was a | Ama bu. | ATM-1 | 2012 | |
| I never care about the balance sheets | Hesapları dengelemek umrumda değil. | ATM-1 | 2012 | |
| Damn it. I keep missing that Hey why don't I give you a ride home | Kahretsin. Bunu kaçırdım. Seni evine neden ben bırakmıyorum. | ATM-1 | 2012 | |
| You know what. I live really far out in the city. It's really far away | Biliyorsun, şehrin dışında uzakta oturuyorum. Gerçekten çok uzak. | ATM-1 | 2012 | |
| Come on, it's freezing out here. I just giving you a ride. Okay? | Hadi ama, dışarı buz gibi. Sadece arabaya bin. tamam mı? | ATM-1 | 2012 | |
| That would've been great. Thank you | Bu harika. Teşşekür ederim. | ATM-1 | 2012 | |
| You're welcome. So I meet you here in a minute | Önemli değil. Beni burda bir dakika bekle. | ATM-1 | 2012 | |
| Okay I'll be right here.. | Tamam burda olacağım. | ATM-1 | 2012 | |
| and David, you should probably return that hat | David, bide bence şapkayı geri vermelisin. | ATM-1 | 2012 | |
| You don't like Purple on me? | Mor bana yakışmadı mı? | ATM-1 | 2012 | |
| Alright. I'll be back in a second | Tamam. Bir kaç saniye sonra geleceğim. | ATM-1 | 2012 | |
| Did you know that Tequila is a super food | Tekilanın meyvelerle süper gittiğini biliyor musunuz? | ATM-1 | 2012 | |
| Like blueberries | Yaban mersini gibi. | ATM-1 | 2012 | |
| I'm taking off so have a good weekends you guys | Ben gidiyorum iyi bir hafta sonu geçirin, çocuklar. | ATM-1 | 2012 | |
| Already? We were taking shots | Şimdi mi? Bizde bir fırt daha çekçektik. | ATM-1 | 2012 | |
| Yeah .. I'm giving Emily a ride home | Evet. Emily'yi evine bırakacam. | ATM-1 | 2012 | |
| See, you didn't even want to go tonight | Gördünmü, bide bu gece gelmek istemiyordun. | ATM-1 | 2012 | |
| Well I see you guys on Sunday Good luck man | Sizinle pazar günü görüşürüz. İyi şanslar adamım. | ATM-1 | 2012 | |
| Congrats playboy | Tebrikler playboy. | ATM-1 | 2012 | |
| Thanks there Luke | Teşşekürler Luke. | ATM-1 | 2012 | |
| What do you mean, What am I doing? We're leaving leaving | Ne demek istiyorsun, ne yapıyormuşum ben? Birlikte gidiyoruz. | ATM-1 | 2012 | |
| Well yeah I'm leaving Dave you're my ride home | Evet ama ben tek gidiyorum. Dave beni eve sen bırakcaksın. | ATM-1 | 2012 | |
| Can't you just take a cab? | Taksiye binemez misin? | ATM-1 | 2012 | |
| I don't have anymore cash on me | Yanımda nakit para yok. | ATM-1 | 2012 | |
| Here... | Al. | ATM-1 | 2012 | |
| Does have any cash I could borrow? | Nakit paranız varmı, borç olarak? | ATM-1 | 2012 | |
| I'll just go with you right now | Sadece seninle geleyim. | ATM-1 | 2012 | |
| I told you I'm going to give Emily a ride home | Sana söyledim. Emily'i evine bırakacam. | ATM-1 | 2012 | |
| Just drop me on the way Corey | Yolda bırakırsın beni. Corey. | ATM-1 | 2012 | |
| It would take ten minutes | Sadece on dakika sürer. | ATM-1 | 2012 | |
| You live like twenty minutes the other way | Diğer yoldan, yirmi dakikalık uzaklıkta yaşıyorsun. | ATM-1 | 2012 | |
| You're not going to make me walk right? | Beni yürütmeyeceksin değil mi? | ATM-1 | 2012 | |
| Let's go Okay | Hadi gidelim. Tamam. | ATM-1 | 2012 | |
| See you guys | Görüşürüz çocuklar. | ATM-1 | 2012 | |
| Just going to make sure this isn't poisonous | Sadece giderken zehirli olmadığından emin olayım. | ATM-1 | 2012 | |
| James you might wanna close your legs because I'm going to see your vagina | James bacaklarını kapatmak isteyebilirsin çünkü kukunu görebiliyorum. | ATM-1 | 2012 | |
| Oh it is? Check it on my seat | Bu mu? Koltuğa bak. | ATM-1 | 2012 | |
| No? What about a.. Check them at the table? | Hayır? Ya, Masaya bak? | ATM-1 | 2012 | |
| Yeah. Yeah it's about right | Evet. Tamam doğru. | ATM-1 | 2012 | |
| Leave it on my desk | Masamdan uzak dur. | ATM-1 | 2012 | |
| Just leave it on my desk Jerry | Sadece, masamdan uzak dur Jerry. | ATM-1 | 2012 | |
| Don't look at my photos. Hello | Fotoğraflarıma bakma. Alo. | ATM-1 | 2012 |